Bizi Takip Edin

Asya

Volkswagen’den Nissan’a otomobil üreticileri Çin teknolojisiyle Çin’de üretime yatırım yapıyor

Yayınlanma

Yabancı otomobil markaları, Çin’in düşük maliyetli üretim ve araç içi teknolojisini ihracat için kullanmayı hedefliyor.

Yabancı otomobil markaları, Çin’deki en büyük otomobil fuarına, Çin teknolojisiyle üretilen yeni modellerini tanıtmak için hızla hazırlanıyor.

Ülkedeki satışların yıllarca düşmesinin ardından, yerli üreticilerle rekabet etmek isteyen köklü otomobil üreticileri arasında, “Çin’de, küresel için” yaklaşımı hızla yayılmaya başlıyor. Volkswagen ve Nissan Motor gibi şirketler, sadece yerel müşterileri geri kazanmayı değil, aynı zamanda Çin’deki son teknolojiye dayalı araçlarla yurtdışı pazarlarına açılmayı da hedefliyor.

Volkswagen, Çinli elektrikli araç girişimi Xpeng ile yaptığı ortaklıkları, Alman şirketin %5 hissesine sahip olduğu, ve otonom sürüş yongası üreticisi Horizon Robotics ile işbirliklerini kullanarak daha fazla yazılımla tanımlı araç eklemeyi hedefliyor. Bu araçlar, güç aktarma sistemi ve eğlence sistemleri gibi özellikleri kontrol eden sistemlere sahip olacak.

Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi, cuma günü başlayan Pekin otomobil fuarında, Xpeng ile ortaklaşa geliştirilen ID. UNYX 09 sedan ve Horizon Robotics ile ortaklıkları sayesinde otonom sürüş özelliklerine sahip ID. AURA T6 spor-utility aracını da içeren dört yeni model tanıttı.

Volkswagen, Çin’deki “en büyük” ürün atağını başlatarak, bu yıl içinde 20’den fazla elektrikli aracı piyasaya sunmayı ve bu sayıyı 2030 yılına kadar 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Bu modeller arasında Audi ve Jetta markalarının araçları da yer alacak.

Ancak, bu iddialı geri dönüş planına rağmen, Volkswagen’in Çin’deki devam eden satış düşüşü, şirketin yöneticileri için bir gerçeklik kontrolü oldu.

Grubun Çin anakarasındaki satışları, bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,9 düşerek 548.000 adede geriledi. Volkswagen’in Çin iş biriminin başkanı Ralf Brandstaetter, şirketin 2030 yılına kadar Çin’de yıllık 3,2 milyon araç satmayı beklediğini ve önceki hedef olan 4 milyonun %20 altına indiğini belirtti.

“Yüksek kâr dönemi sona erdi,” diyen Brandstaetter, Volkswagen’in Çin’deki hedeflerinin 2030 yılına kadar %4 ile %6 arasında bir işletme marjı olacağını, bu oranların bir zamanlar elde ettikleri çift haneli marjlardan çok daha düşük olduğunu ekledi.

Ancak şirket, Çin’e yaptığı sürekli yatırımların bazı yan faydalarını da belirledi. Bunlar arasında daha kısa bir ürün geliştirme süreci ve küresel rekabet gücünü artırabilecek daha düşük üretim maliyetleri yer alıyor.

Volkswagen, Çin’de üretilen yeni elektrikli araçlarının geliştirme sürecini %30 oranında kısaltmış ve bazı Çin’de üretilen modellerin maliyetlerini, Almanya’da üretilen elektrikli araçların 2023 üretim maliyetlerinin yarısına düşürmüş durumda.

“Çin’deki yüksek yenilik hızından [yararlandık] … bu deneyimi dünyadaki diğer süreçlere de taşıyabiliriz,” diyen Volkswagen CEO’su Oliver Blume, bu hafta yerel Çin medyasına açıklamalarda bulundu.

2023’te “Çin’de, Çin için” yaklaşımını benimseyen Volkswagen, şimdi bu sınırları daha da ileriye taşıyor.

“Burada geliştirilen platformlarımız, [ve] yazılım çözümlerimiz … diğer pazar fırsatlarını açıyor,” diyen Blume, şirketin Çin’de üretilen araçları Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarına ihraç etme planlarını anlattı.

Bir diğer yabancı oyuncu Nissan ise, Çinli şirketlerin teknolojilerini absorbe etmeyi ve Çin’i bölgesel bir ihracat merkezi olarak yeniden konumlandırmayı amaçlayan “Çin’de, Çin için, küresel için” stratejisini benimsedi.

Nissan CEO’su Ivan Espinosa, cuma günü Pekin otomobil fuarının yanındaki açıklamalarında, “İhracat işimizi hızlandırıyoruz çünkü çok fazla potansiyel görüyoruz,” dedi. “Çin ekosisteminde elde ettiğimiz teknoloji, hız ve maliyet bizim için çok önemli bir rol oynayabilir” diye ekledi.

Nissan’ın, devlet destekli ortak girişimi Dongfeng Motor ile ortaklaşa geliştirdiği elektrikli araç altyapısını kullanan N6 ve N7 sedanları, otonom sürüş işlevlerini Momenta’dan alarak, Nissan’ın Çin operasyonlarında %24,5’lik bir satış artışı sağladı. Geçen yıl, Nissan’ın Çin satışları, 2018’deki zirveye kıyasla yarıdan fazla azaldı.

Dongfeng-Nissan, Pekin otomobil fuarından önce NX8 SUV’sini, ilk menzil genişletmeli modelini tanıttı ve ayrıca, Huawei’nin yapay zeka sesli asistanı ve akıllı telefon bağlantılı işletim sistemi ile güncellenmiş Teana sedanını da piyasaya sürdü.

Nissan, Dongfeng’in elektrikli araç alt markası Voyah tarafından üretilen araçları parçalara ayırarak mühendislik tasarımlarını incelediğini söyledi, Voyah’ın başkanı Lu Fang’a göre.

Japon otomobil üreticisi, Çin’de toplam 10 elektrikli ve hibrit model geliştirmeyi planlıyor ve bu modellerin tamamı ihracat için de mevcut olacak. Bu ayın başlarında, Çin fabrikasından Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu’ya ihraç edilecek Frontier Pro hibrit pikap kamyonunun ilk partisini sevk etti.

Nissan, yıl sonuna kadar Çin’e 10 milyar yuan (1,46 milyar dolar) yatırım yapmayı ve 2030 yılına kadar Çin satışları ve ihracatını toplam 1 milyon araca çıkarmayı taahhüt etti. Geçen yıl şirket, Çin’de 653.024 araç sattı.

Honda Motor ve Hyundai Motor da Çin’deki zorluklarını aşma yolunda.

Geçen hafta, Honda, Japon tüketicilerine Çin’de üretilen Insight elektrikli aracını tanıttı – bu, Japon otomobil üreticisinin Dongfeng ile ortak girişimi kapsamında geliştirdiği e:NS2 modelinin ilk örneği.

Güney Koreli Hyundai ise, Çin’in küresel satışlarındaki payını 2030 yılına kadar %9’a çıkarmayı hedefliyor. Şirket CEO’su Jose Munoz, cuma günü medya etkinliğinde bu hedefini açıkladı. Bu hedefi gerçekleştirmek için Hyundai, fuarda sergilenen Çin’e özgü Ioniq Venus ve Earth modelleri dahil 20 yeni model sunmayı planlıyor. Hyundai, Baidu, ByteDance ve Momenta ile otonom sürüş teknolojileri üzerinde çalışıyor.

Üç yıllık bir aranın ardından, Fransız şirketler Peugeot ve Citroen, bu yıl Pekin’e geri dönerek dört konsept araç sergilediler. Bu, Çin’deki pazar paylarını kolayca kaybetmeyeceklerini gösteriyor – Dongfeng’den aldıkları destekle.

“Otuz yıl önce Batılı otomobil üreticileri, Çin’e ürün geliştirme ve tedarik zincirlerinde derin bir bilgi birikimi getirerek öğretmen olarak girdiler,” diyen AlixPartners’ın otomotiv araştırma biriminin Shanghai’daki lideri Stephen Dyer, “Bugün, bu dinamik temelden değişmiş durumda,” diye ekledi.

Asya

Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Yayınlanma

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.

Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.

Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.

ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.

Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.

Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.

Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.

Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.

SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.

Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.

Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.

Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’de lüks tüketim ve inşaat patlaması yaşanıyor

Yayınlanma

Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’da Rusya ile derinleşen ilişkilerin ve ekonomik büyümenin etkisiyle lüks tüketime talep arttı. Ülke genelinde inşaat hamlesi hız kazanırken mağazalarda Batılı lüks markalar ve kayıt dışı IKEA ürünleri satılıyor. Ancak Financial Times gazetesine konuşan analistler, gelir artışına rağmen yapısal sorunların ve gıda yetersizliğinin sürdüğüne dikkat çekiyor.

Financial Times’ın haberine göre Kuzey Kore, analistlerin öncelikle Rusya ile derinleşen işbirliğine bağladığı belirgin bir inşaat ve tüketim patlaması yaşıyor.

Başkent Pyongyang’da son yıllarda yeni yerleşim bölgeleri, mağazalar ve eğlence merkezleri kuruldu. Büyük mağazalarda Omega marka saatler ve Chanel kozmetik ürünleri dahil olmak üzere lüks markalar satılırken alışveriş merkezlerinden birinde resmi olmayan bir IKEA mağazası faaliyet gösteriyor.

Şehirde ayrıca taksi çağırma ve QR kodla ödeme yapma imkanı sunan yaklaşık 500 dolar değerinde akıllı telefonlar bulunuyor.

Pyongyang’da altyapı alanında da gelişmeler yaşanıyor. Taksi çağırma hizmetleri, yeni mağazalar ve QR kodlu ödeme sistemlerinin yanı sıra internet kafeler ile BMW marka araçların da satın alınabildiği otomobil galerileri açıldı.

Güney Kore merkezli Kore Bankası (Bank of Korea), 1965 yılından bu yana düzenli resmi ekonomik veri açıklamayan Kuzey Kore’nin reel gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) 2025 yılında yüzde 3,5 büyüdüğünü tahmin etti. Bu veriyle birlikte ülke ekonomisi üst üste üçüncü yılı da yüzde 3’ün üzerinde büyümeyle tamamladı.

Dış ticaret verileri de toparlanmaya işaret ediyor. Kore Bankası verilerine göre 2025 yılında ülkenin ithalatı yüzde 14 artışla 2,66 milyar dolara, ihracatı ise yüzde 30 yükselişle 470 milyon dolara ulaştı.

Stimson Center düşünce kuruluşunun verileri de ocak-mayıs döneminde Çin’e yapılan ihracatın yüzde 68 artarak 287 milyon dolara çıktığını gösterdi. Bu artıştaki temel payı volfram sevkiyatı oluşturdu.

Ülkenin bir diğer gelir kaynağı ise kripto para hırsızlıkları oldu. TRM Labs’in değerlendirmesine göre Kuzey Kore yönetimiyle bağlantılı korsanlar, 2026 yılının ilk yarısında 643 milyon dolarlık kripto para çaldı.

Buna karşın analistler, yaşanan ekonomik büyümenin Kuzey Kore ekonomisinde henüz köklü ve yapısal bir dönüşüm anlamına gelmediğini savunuyor.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün tahminlerine göre ülke, Rusya ile yürüttüğü işbirliği kapsamında Ağustos 2023 ile Aralık 2025 döneminde nakit para ve mal olarak 7,7 milyar dolar ile 14,4 milyar dolar arasında kaynak elde etti.

Ekonomik hareketlilik sürerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ekonomi üzerindeki devlet denetimini artırıyor. Salgın sonrasında devlet dağıtım sistemini güçlendirmeyi hedefleyen yönetim, kayıt dışı piyasalar ile özel ticaret üzerindeki kontrolleri genişletti.

Wall Street Journal haziran ayı başında yayımladığı haberde, uluslararası yaptırımlara rağmen yönetici elit tabakanın zenginleşmesini “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirmişti.

Gazete, ekonomik büyümeyi Pyongyang’ın enerji ve malzeme ithalatını artırmasını ve yaptırımların bir kısmını aşmasını sağlayan Rusya ve Çin desteğiyle ilişkilendirmişti.

Kuzey Kore’nin 2006 yılındaki ilk nükleer denemesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından uygulamaya konulan ve sonrasında defalarca genişletilen yaptırımlar; finansal varlıkları, ülkeye takım tezgahı, mineral, çelik ve demir sevkiyatını ve bazı malların ihracatını kısıtlıyor.

Kuzey Kore, uygulanan yaptırımları paravan şirketler, dost ülkelerdeki aracılar, korsanlar ve kripto paralar vasıtasıyla aşmayı öğrendi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı 2023 yılında, yaptırımların farklı bir jeopolitik ortamda alındığını belirterek Moskova ve Pekin’in Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlardan vazgeçeceğini açıklamıştı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Rus tarafının Pyongyang ile askeri-teknik işbirliğine ilişkin yürürlükteki BM kısıtlamalarına uymayı sürdüreceğini ifade etmişti.

Bloomberg, 2025 yılındaki haberinde Kuzey Kore ekonomisinin 2024 yılında ağır sanayi, kimya sanayisi ve inşaat sektöründeki üretim artışının etkisiyle yüzde 3,7 büyüyerek 2016’dan bu yana en yüksek büyüme hızına ulaştığını bildirmişti.

Bununla birlikte Bloomberg, Kuzey Kore’nin yoksul bir ülke olmayı sürdürdüğünü vurgulamıştı. Ülkenin 2024 yılı gayrisafi milli geliri (GSMG) Güney Kore’nin yüzde 1,7’sine denk gelerek yaklaşık 33,3 milyar dolar, kişi başına düşen geliri ise Güney Kore seviyesinin yüzde 3,4’ü düzeyinde kalarak yaklaşık 1,24 bin dolar oldu.

Birleşmiş Milletler verilerine göre ise 26 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yarısı yetersiz beslenme sorunu yaşıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin ve Endonezya savunma ilişkilerini derinleştirme konusunda anlaştı

Yayınlanma

Çin ve Endonezya, üst düzey görüşmelerde ikili savunma bağlarını derinleştirme konusunda anlaştı.

Çin ve Endonezya, cuma günü Cakarta’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerde askeri, denizcilik ve teknoloji alanlarındaki işbirliğini derinleştirme konusunda anlaşmaya vardı. Bu gelişme, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizliğin yeniden arttığı bir dönemde Pekin’in bölgedeki etkisinin arttığına işaret ediyor.

Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, Çinli mevkidaşı Dong Jun ile yaptığı görüşmenin ardından, iki ülkenin askeri kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla personel değişimlerini ve savunma sanayii işbirliğini artıracağını söyledi. Saatler sonra Dışişleri Bakanı Sugiono ile Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Endonezya’nın önemli ihraç ürünleri için pazara erişimin genişletilmesi olanaklarını araştırma ve yapay zekâ, haberleşme uyduları, enerji ve mineraller alanındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Wang, iki ülkenin balıkçılık alanındaki işbirliğini yeniden başlatacağını, Güney Çin Denizi’nde ortak kalkınmayı teşvik edeceğini ve bölgesel bir davranış kurallarına ilişkin müzakerelerin sonuçlandırılması için çalışacağını söyledi. Sugiono ise tarafların, sürdürülebilir finansman yöntemlerinden yararlanarak ve yolcu sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek Cakarta-Bandung yüksek hızlı demiryolu projesini sürdürme konusunda da anlaştığını belirtti.

Görüşmeler, cuma günü ilerleyen saatlerde yapılması planlanan ikinci dışişleri ve savunma bakanları toplantısı, yani “2+2” diyaloğu öncesinde gerçekleşti. Bu temaslar, geçen yıl yaklaşık 155 milyar dolarlık ikili ticarete dayanan ilişkilere yeni bir stratejik boyut kazandırıyor. Aynı zamanda, Devlet Başkanı Prabowo Subianto’nun bölgede nüfuz için rekabet eden hem Pekin hem de Washington ile ilişkileri derinleştirme çabasını da ortaya koyuyor.

Endonezya ile ABD, nisan ayında askeri modernizasyon, eğitim, tatbikatlar ve operasyonel işbirliğini kapsayan “Büyük Savunma İşbirliği Ortaklığı”nı kurmuştu. Buna rağmen Asya’da birçok kişi, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yapılan tatbikatları ani bir kararla kısıtlamasının ardından Washington’ın bölgeye bağlılığını sorguluyor.

Endonezya’nın Çin ile yakınlaşması, Cakarta ile Pekin’in güvenlik ve denizcilik işbirliğini derinleştirme konusunda anlaştığı Nisan 2025’te Pekin’de gerçekleştirilen ilk 2+2 diyaloğunun da devamı niteliğinde. O görüşmelerde istihbarat paylaşımı, koordineli operasyonlar ve sahil güvenlik güçleri arasındaki bağların güçlendirilmesi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda anlaşmaya varılmıştı.

Dışişleri bakanları cuma günü ayrıca ilk Endonezya-Çin Kapsamlı Stratejik Diyaloğu’nu başlattı ve 2027-2031 dönemini kapsayacak beş yıllık bir eylem planına ilişkin görüşmeleri memnuniyetle karşıladı.

Çin, iki ülke arasındaki ortaklığın daha geniş bir stratejik rol üstlenmesini istiyor. Dong, ülkelerin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçeveleri üzerinden güvenlik işbirliğini derinleştirmesi ve Küresel Güney ülkeleri arasındaki savunma ilişkilerine örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Eş zamanlı çeviriye göre Dong ayrıca taraflara “dış güçlerin kötü niyetlerini” boşa çıkarma çağrısında bulundu.

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Güvenlik alanındaki yakınlaşma, Güney Çin Denizi konusunda iki ülke arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarına rağmen ilerliyor. Prabowo ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 2024 yılında yayımlanan ortak bildiride “örtüşen hak iddialarının bulunduğu bölgelerde ortak kalkınma” ifadesine yer verilmesi, Cakarta’nın Pekin’in geniş kapsamlı deniz yetki alanı iddialarına yönelik muhalefetini yumuşattığı yönünde yorumlanmıştı.

Savunma ilişkileri, silah tedariki alanına da daha fazla yayılabilir. Endonezya, Çin yapımı Chengdu J-10 savaş uçaklarını satın almayı değerlendiriyor ancak henüz herhangi bir sözleşme sonuçlandırılmış değil.

Ekonomik işbirliği ise ilişkilerin merkezindeki yerini koruyor. Sugiono, iki ülkenin yerel para birimleriyle yapılan işlemleri ve finansal işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığını söyledi. Wang ise Endonezya’nın Çinli şirketler için adil, şeffaf ve elverişli bir iş ortamı sağlamayı taahhüt ettiğini belirtti.

Bununla birlikte şirketler düzeyinde bazı gerilimler de yaşanıyor. Çinli şirketler, Endonezya’nın nikel sektöründeki daha sıkı politikalarının maliyetleri artırdığından ve yatırımları tehdit ettiğinden şikâyet ederken, Çin Büyükelçiliği söz konusu politika değişikliklerinin mevcut ve planlanan yaklaşık 50 milyar dolarlık yatırımı riske atabileceği uyarısında bulundu.

Malezya, ABD destekli Filipin askeri üssü konusunda endişeli

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English