Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi Paris’te: Fransa ile ilişkilerimiz büyük Batılı ülkelerle olan bağların ön saflarında

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, üç Avrupa ülkesini kapsayan ziyaretinin ilk durağı olan Paris’e yerel saatle pazar günü öğleden sonra vardı. Paris’te Fransa Başbakanı Gabriel Attal tarafından karşılanan Xi, yazılı açıklamasında, geçtiğimiz 60 yıl boyunca Çin-Fransa ilişkilerinin uzun zamandır Çin’in büyük Batılı ülkelerle olan bağlarının ön saflarında yer aldığını ve farklı sistemlere sahip ülkeler arasında barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği konusunda uluslararası toplum için iyi bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Çin-Fransa ilişkilerinin gelişmesinin sadece iki halka fayda sağlamakla kalmadığını belirten Çin lideri, aynı zamanda çalkantılı dünyaya “istikrar ve pozitif enerji enjekte ettiğini” söyledi.

Fransız Le Figaro gazetesinde yayınlanan ayrı bir yazısında Çin Devlet Başkanı Fransa’ya üç mesajla geldiğini söyledi: Pekin’in Fransa ile ilişkilerinde “yeni ufuklar” açmaya, dünyaya “daha da geniş” bir şekilde açılmaya ve dünya barışını ve istikrarını korumaya kararlı olduğu mesajı.

Xi’nin Fransa ziyareti, bu yıl Çin ve Fransa arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 60. yıldönümünün kutlandığı bir döneme denk geliyor.

Xi bugün, 6 Mayıs’ta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüşmelerde bulunacak.

Macron salı günü Çin liderini ve eşini, çocukken büyükannesini görmek için düzenli olarak gittiği Pirene dağlarına götürecek. İki çiftin ayrıca karanlık bir gökyüzü rezervi olan 2,877 metrelik (9,439 ft) Pic du Midi’nin zirvesine teleferikle çıkmaları bekleniyor.

Çin lideri Fransa’nın ardından, Rusya ile yakın ilişkilerini sürdüren iki ülke olan Sırbistan ve Macaristan’a gidecek.

Kriz gündemleri

Elysee Sarayı geçen hafta ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada “Görüşmelerde başta Ukrayna’daki savaş ve Orta Doğu’daki durum olmak üzere uluslararası krizlere odaklanılacak” dedi.

Macron, Xi’den Ukrayna konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e baskı yapmasını isteyeceği düşünülüyor. Geçtiğimiz hafta Economist gazetesine verdiği bir mülakatta Fransa Cumhurbaşkanı, savaşın Avrupa için varoluşsal olduğunu savundu.

Ukrayna savaşının yanı sıra Avrupa, Çin’in ticari uygulamalarından da endişe duyuyor ve Çin’in elektrikli araç üreticilerine yönelik sübvansiyonları hakkında, bu tür ödemelerin rekabeti baltaladığı ve Avrupalı şirketlere zarar verdiği endişesiyle bir soruşturma başlattı.

Macron Economist’e verdiği demeçte Xi’ye Avrupa’nın kendi üreticilerini ve sanayilerini neden koruması gerektiğini de aktaracağını söylemişti.

Pazar gecesi Von der Leyen da, AB’nin “şu anda büyük sübvansiyonlarla üretim yaptığını” söylediği Çin’e karşı hoşnutsuzluğunun devam ettiğinin sinyalini verdi.

Stratejik özerkliği teşvik

Çin’in Fransa Büyükelçisi Lu Shaye ise, Çin’in ziyaret duyurusunu yapmasının ardından 29 Nisan’da düzenlediği basın brifinginde “Başkan Xi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Çin-Fransa ve Çin-Avrupa ilişkileri konusunda kapsamlı ve derinlemesine stratejik iletişim kuracak, Fransa’yı stratejik özerkliği ve işbirliğinde açıklığı korumaya teşvik edecek, böylece Avrupa’yı Çin’e karşı daha bağımsız, objektif ve dostane bir anlayış oluşturmaya ve Çin’e ‘riskten arınma’ ve ‘bağımlılığın azaltılması’ gibi olumsuz eğilimlere direnmeye yönlendirecek” demişti.

Ticaret anlaşmaları bekleniyor

Müzakereler hakkında bilgi sahibi olan kişiler, Çin’in Xi’nin ziyareti sırasında yaklaşık 50 Airbus uçağı siparişi açıklayabileceğini ancak bunun yeni bir anlaşma olup olmayacağının belirsizliğini koruduğunu söyledi.

Paris-VIII Üniversitesi’nden jeopolitik ve beşeri coğrafya uzmanı Pierre Picquart Global Times’a yaptığı açıklamada Xi’nin ziyaretinin üç açıdan önemli olduğunu söyledi:

“Ekonomik açıdan bu ziyaret ticaret anlaşmaları yapılmasının ve teknoloji, inovasyon, enerji ve altyapı gibi kilit sektörlerde karşılıklı fayda sağlayacak yatırımların teşvik edilmesinin önünü açabilir. Diplomatik açıdan ise bu ziyaret iklim değişikliği, uluslararası güvenlik ve kamu sağlığı gibi önemli küresel sorunlarda Çin ve Fransa arasındaki koordinasyon ve işbirliğini güçlendirmek için ideal bir platform sunmaktadır. Kültürel ve eğitsel düzeyde ise bu gezi eğitim, araştırma ve kültür alanlarında işbirliği için yeni fırsatlar yaratabilir, böylece halklarımız arasındaki değişimleri güçlendirebilir ve karşılıklı anlayışlarını derinleştirebilir.”

Xi’ye özel karşılama

Xi’yi karşılamak için Çin ve Fransa ulusal bayrakları Champs-Élysées Bulvarı’nın bir ucuna ve Les Invalides’in önündeki caddeye çekildi.

Pazar günü öğleden sonra, Paris’in merkezindeki Zafer Takı’nın yakınında, birçok Çinli öğrenci ve Fransız öğrenciler Xi Jinping’i karşılamak için Çin ve Fransa ulusal bayraklarını dalgalandırdı. Öğrenciler ellerinde, “Yaşasın Çin-Fransa dostluğu” ve “Başkan Xi’ye Fransa’ya başarılı bir ziyaret diliyoruz” yazılı pankartlar taşıdı.

Xi’nin ziyareti öncesinde hazırlık olarak ve Çin ile Fransa arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 60. yıldönümünü kutlamak için çeşitli etkinlikler düzenlendi.

Cuma günü “Çin ve Fransız Medeniyetleri Arasında Değişim ve Karşılıklı Öğrenme” konulu bir sempozyum düzenlendi. Pekin merkezli Çin Sosyal Bilimler Akademisi (CASS) ve Paris merkezli Ulusal Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Enstitüsü tarafından ortaklaşa düzenlenen sempozyuma iki ülkeden yaklaşık 100 araştırmacı, Çin ve Fransa arasındaki kültürler arası değişim uygulamaları, bilimsel ve teknolojik yenilikler ve uygarlığın geleceği konularında tartışmalar yürüttü.

Charles de Gaulle Vakfı Direktörü Antoine Broussy Global Times’a yaptığı açıklamada Paris’te başka pek çok özel etkinlik düzenlendiğini söyledi.

Xi bugün Macron tarafından Elysée Sarayında resmi olarak kabul edilecek. Ardından Fransa ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin 60. yılı münasebetiyle bir devlet yemeği düzenlenecek.

Macron’un çağrılarına Çin’den destek

Avrupa’nın “stratejik özerkliği” çağrısı Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan tekrar tekrar geliyor.

Daha önce hem Xi hem de Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin’in Avrupa’nın stratejik özerkliğini güçlendirmesini ve geleceğini kendi ellerinde tutmasını desteklediğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron geçen yıl Çin’e yaptığı ziyaret sırasında Avrupa’yı Tayvan konusunda ABD ile Çin arasında bir çatışmanın içine çekilmemesi konusunda uyardığında Amerikan Foreign Policy dergisi stratejik özerkliği “Fransızların boş bir hayali” olarak nitelendirmişti.

CASS Avrupa Çalışmaları Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan He Zhigao, Global Times’a verdiği demeçte ABD’nin Avrupa’yı Washington liderliğindeki Batı kampına bağlamak için sıkı kontrol altında tutmak istediğini söyledi.

“Eğer Avrupa Çin’e dünyanın yararına olabilecek küresel bir perspektiften bakarsa, Çin bir fırsattır. Ancak ABD’nin yanında duruyorsa, o zaman Çin bir meydan okuma olmalıdır,” diyen He, Çin’in Avrupa ile angajmanının ortak kalkınma için olduğunu sözlerine ekledi.

Business France tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2021 yılı itibariyle Çin, Fransa’da yatırım ve istihdam yaratma açısından üç yıl üst üste en büyük Asya ülkesi oldu. Havacılık, nükleer enerji ve ticaret gibi temel sektörlerdeki Çin-Fransa gelişirken, yenilenebilir enerji ve dijital ekonomi gibi gelişmekte olan alanların yeni büyüme motorları haline gelmesi muhtemel.

Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Avrupa Birliği Çalışmaları Merkezi direktörü ve kürsü profesörü Xin Hua, Çin-Fransa ilişkilerinin Çin-Avrupa ilişkilerinin temel taşı olduğuna inanıyor: “Fransa AB’nin en önemli çekirdek üyelerinden biridir ve stratejik yönelimleri AB’nin entegrasyon sürecinde ve Avrupa kıtasının stratejik ve güvenlik modelinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Çin ve Fransa olumlu etkileşimi sürdürdükleri sürece Çin-Avrupa ilişkileri istikrarlı kalacaktır.”

Bölünme tartışmaları

Başta Fransa ve Almanya olmak üzere AB’nin 27 üyesi Çin’e yönelik tutumları konusunda bölünmüş durumda.

The Guardian’a göre Almanya Başbakanı Olaf Scholz, daha önceki taahhütleri nedeniyle Paris’te Macron ve Xi’ye katılmayacak.

Macron herhangi bir ülke ismi vermeden “Avrupa’da bu konuda görüş birliği içinde değiliz çünkü bazı oyuncular Çin’i hala esasen bir fırsatlar pazarı olarak görüyor” dedi.

Yetkililer, Fransa’nın ayrıca Çin pazarını tarımsal ihracatına açma konusunda ilerleme kaydetmeye ve Fransız kozmetik endüstrisinin fikri mülkiyet hakları konusundaki endişelerini gidermeye çalışacağını söyledi.

Xi’nin ziyareti öncesi Batı basını ise Çin liderinin turunu “Avrupa’yı bölme girişimi” olarak nitelendirdi. Financial Times’a göre Xi Avrupa’daki “çatlaklara” oynayarak bölgedeki etkisini artırmaya çalışıyor.

Atlantik Konseyi Küresel Çin Merkezi Direktör Yardımcısı Matt Geracim’e göre Çin Devlet Başkanı Avrupa’ya üç hedefle gitti: “Çin’in Rusya’nın Ukrayna savaşına verdiği destek nedeniyle zarar gören Avrupa’daki ilişkileri onarmak, AB’nin Çin’e karşı ekonomik güvenlik gündemini köreltmek ve Pekin’in sadık ortakları Sırbistan ve Macaristan ile olan güçlü bağlarını sergilemek.”

Global Times’a konuşan Çinli uzmanlar ise bu iddiaları ‘paranoyakça’ olarak nitelendirerek, Xi’nin ziyaretinin ticaret başta olmak üzere Avrupa ile her alandaki karşılıklı alışverişi artırma amacı taşıdığını söylüyor.

Diplomasi

NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.

NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.

Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.

Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.

Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.

Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.

Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.

Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.

Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.

Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor

Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.

The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.

Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.

Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.

Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.

AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.

Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.

Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.

Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Yayınlanma

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.

Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.

Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.

Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.

Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak

Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.

Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.

BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.

Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.

Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.

Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor

Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.

Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.

İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.

Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak

Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.

Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.

Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.

Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak

Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.

Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.

Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.

Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.

İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.

7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.

Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.

Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.

NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.

Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.

Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.

Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.

Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.

Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.

Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.

Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.

NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.

Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.

Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.

Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.

NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.

Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.

Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.

Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English