Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İsrail yönetiminde “ertesi gün” kamplaşması

Yayınlanma

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ilk kez Başbakan Binjyamin Netanyahu’nun Hamas yenilene kadar “ertesi gün” tartışmalarının “anlamsız” olduğunu savunan politikasına karşı açıkça meydan okudu.

Gallant, Tel Aviv’de düzenlediği basın toplantısında, uzun zamandır Gazze’de Hamas’a alternatif bir yönetim bulma yönünde çalışmanın gerekli olduğunu söylediklerini ancak herhangi bir yanıt alamadıklarını kaydeden Gallant, “Ordunun planı tartışmaya açılmadı, daha da kötüsü yerine hiçbir alternatif getirilmedi. Gazze’de askeri-sivil bir rejim, İsrail için kötü ve tehlikeli bir alternatiftir” dedi. Gazze’de askeri bir yönetimin kurulmasını kabul etmeyeceğini ifade eden Gallant, Netanyahu’ya, konuya ilişkin bir karar vermesi ve İsrail’in Gazze Şeridi’nde sivil-askeri bir rejimin olmayacağını ilan etmesi ve Hamas’a alternatif bir yönetimi teşvik etmesi çağrısında bulundu.

Netanyahu, sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı videoda Gallant’ın eleştirilerine yanıt verdi. Ordunun Hamas’a karşı savaşmaya devam ettiğine işaret eden Netanyahu, “Hamas var olduğu sürece başka hiçbir aktör Gazze’yi yönetemeyecek, kesinlikle Filistin Yönetimi değil” ifadelerini kullandı.

Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, tartışmaya dahil olarak Gallant’ın görevden alınması çağrısında bulundu. Gallant’ın, Netanyahu ve kabinenin geri kalanıyla Gazze’nin idaresi konusunda ayrışma yaşadığını kaydeden Smotrich, Savunma Bakanı’nın planının Gazze’de “bir Arap terör devletinin” kurulmasının önünü açacağını iddia etti. Ben-Gvir de savaşın hedeflerine ulaşabilmesi için Savunma Bakanı’nın değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz ise Gallant’a desteğini açıkladı. Gantz, ulusal bir televizyonda yaptığı konuşmada, “Savunma Bakanı doğruyu söylüyor; liderliğin sorumluluğu, ne pahasına olursa olsun ülke için doğru olanı yapmaktır” dedi.

Gallant en son geçen yılın mart ayında Netanyahu’ya karşı açıkça cephe almıştı. O zamanki gerekçe savunma bakanının yargıdaki revizyonun IDF ve İsrail’in güvenliği üzerinde olumsuz bir etkisi olacağına dair endişeleriydi. Netanyahu buna Gallant’ı görevden alarak yanıt vermiş ancak yüz binlerce İsrailli protesto için sokaklara döküldüğünden karar hiçbir zaman uygulanamamıştı.

IDF’ten Netanyahu’ya “Sisifos” isyanı

Öte yandan üst düzey IDF ve Şin Bet güvenlik servisi yetkililerinin de yakın zamanda yapılan toplantılarda Netanyahu’ya benzer uyarılarda bulunduğu basına yansımıştı. Gallant’ın açıklamaları, son birkaç aydır siyasi ve savunma liderliği arasında giderek büyüyen çatlağın bir göstergesi.

Haaretz’den Amos Harel meselenin sadece “ertesi gün” ve hükümetin askeri hedeflerine ek siyasi bir hedef belirlemesi tartışması olmadığını söyledi, “Rehine müzakerelerinin durması, Refah’taki çatışmaların devam etmesi, Mısır ve ABD ile giderek büyüyen anlaşmazlıklar da sorgulanıyor” dedi.

Refah’a yapılacak herhangi bir operasyonun Kahire ile karmaşık anlaşmalar gerektireceğinin açık olmasına rağmen krizin patlak verdiğine dikkat çeken Harel, şöyle yazdı: “Refah sınır kapısına İsrail bayrağı çekilmesine öfkelenen Mısır, İsrail’e karşı önlemlerini artırdı. Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na savaşı durdurmak için tedbir kararı alınması talebiyle yaptığı başvuruya katıldı. Çarşamba günü bir güvenlik heyeti krizi çözmek üzere Kahire’yi ziyaret etti. Mısırlılar ayrıca Sina Yarımadası’ndan Gazze’ye insani yardım girişine engeller koyarak İsrail’in ABD’ye verdiği taahhütleri ihlal etmesine yol açıyor.”

Refah saldırısının da Biden yönetimi ile İsrail arasında krize yol açtığını hatırlatan Harel, Gazze’de son günlerde yoğun çatışmalar yaşandığına ve İsrail’in kayıplarının arttığına dikkat çekti, “Geçmişte olduğu gibi tehlike, herhangi bir siyasi karar alınmadan sahadaki olayların bir tırmanışı dikte etmesidir” dedi.

Harel, yazısına şöyle devam etti: “Bu zor koşullar altında Netanyahu’nun felç geçirdiği görülüyor. Çabalarının çoğunu kişisel olarak hayatta kalmaya, iktidarı elinde tutmaya ve aşırı sağ ve ultra-Ortodokslarla koalisyonunu sürdürmeye harcıyor. Sonuç ise şaşırtıcı derecede pasif bir politika. Mevcut Netanyahu doktrini, savaş halindeki bir ülkeyi önemli kararlar almadan yönetmektir. Başbakan halka saçmalık ve uydurma şeyler pazarlamaya devam ediyor. Tam zafer vaatlerine ve zaferden sadece bir adım uzakta olduğumuz iddialarına şimdi de Refah’a girmenin şişirilmiş önemi eklendi.”

“Başbakan ne pahasına olursa olsun iktidarı elinde tutmayı planlıyor. Bu, yaptığı açıklamalardan, yavaş yavaş yeniden etrafında toplanan destekçilerinin tepkilerinden ve Kanal 14 ile diğer bazı sözcüler tarafından neredeyse 24 saat boyunca onun için yürütülen kampanyadan anlaşılıyor. Netanyahu sıfır diplomatik eylem politikasına sadık kalırken, konu kendi siyasi bekası olduğunda çok daha proaktif davranıyor.”

Ortadoğu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Washington’a gitti

Yayınlanma

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geliyor. Ziyaret, Sana güçlerinin temmuz ayından bu yana Suudi Arabistan tarafından Yemen’e 1085 hava ve füze saldırısı düzenlendiğini açıkladığı sırada gerçekleşiyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, mevkidaşı Marco Rubio ile temaslarda bulunmak üzere ABD’nin başkenti Washington’a gitti.

Resmi haber ajansı SPA, Bin Ferhan’ın ziyareti kapsamında Rubio ile ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını duyurdu.

Görüşme trafiği, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hava operasyonlarını sürdürdüğü bir süreçte gerçekleşiyor.

Ensarullah kontrolündeki Sana yönetimine bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri, Suudi Arabistan’ın temmuz ayından bu yana Yemen topraklarına 1.085 hava ve füze saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Yapılan açıklamada, Hamis Muşayt Hava Üssü’nden havalanan F-15 savaş uçaklarının son 24 saat içinde 26 hava saldırısı gerçekleştirdiği kaydedildi.

Taiz, Cevf, Marib, Zamar ve Saada vilayetlerini hedef alan bombardımanda onlarca sivilin yaşamını yitirdiği ya da yaralandığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan’a ait bir keşif insansız hava aracının düşürüldüğü bildirilerek olaya ilişkin görüntüler paylaşıldı.

Yemen ordusu, 27 Eylül’de ülkenin güneybatısındaki Taiz Merkez Çarşısı’na düzenlenen hava saldırısında ilk belirlemelere göre en az yedi sivilin öldüğünü, 40 kişinin de yaralandığını duyurdu.

Sana güçleri, Suudi hava saldırılarına karşı krallık sınırları içindeki askeri noktaları ve enerji altyapısını hedef aldıklarını belirtiyor. Bu misillemelerin Suudi enerji sektöründe kayıplara yol açtığı öne sürülüyor.

Yemen yönetiminin son dönemdeki karşı saldırıları, Suudi Arabistan’ın temmuz ayında Sana Uluslararası Havalimanı’nı vurmasıyla hız kazandı. Söz konusu havalimanı, Riyad liderliğindeki koalisyonun askeri müdahaleyi başlattığı 2015 yılından bu yana abluka altında tutuluyor.

Yemen ordusu, Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonu ülke topraklarından bütünüyle çıkarmayı hedeflediğini dile getiriyor.

Yönetim, Riyad’a karşı tırmanmaya karşı tırmanma ve ablukaya karşı abluka politikasını sürdüreceğini savunuyor.

Çatışmalar sürerken Riyad yönetiminin ABD’den doğrudan askeri müdahale talebinde bulunduğu aktarılıyor.

Washington yönetimi şimdiye dek Suudi Arabistan’a yalnızca istihbarat paylaşımı ve hedef belirleme safhasında destek sağladı.

İngiltere ise krallığa tümüyle savunma amaçlı yardım taahhüt etti. İsrail basınında yer alan bir iddiaya göre Riyad, İsrail’den de dolaylı yoldan istihbarat desteği talep etti.

Sahadaki askeri dengelerde de değişim gözleniyor. Sana güçleri bu ay Yemen’in batı kıyı şeridinin büyük kısmında hakimiyet kurdu; daha önce Birleşik Arap Emirlikleri denetiminde olan Kızıldeniz’deki bazı adaları ve stratejik Babülmendep Boğazı’nı kontrolü altına aldı.

Çatışmalarda Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri destekli grupların zayiat verdiği aktarılıyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Netanyahu, gizlice BAE’ye giderek bin Zayed ile görüştü

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pazar günü Abu Dabi’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan ile bir araya geldi.

Bu bilgiyi Reuters’a üst düzey bir İsrailli yetkili verdi.

Ziyaret, İsrail gazetesi Haaretz’in, Şeyh Muhammed’in 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce Netanyahu’yu Hamas’ın İsrail’e karşı büyük çaplı bir operasyon planladığı konusunda uyardığını bildirmesinin ardından gerçekleşti.

Haaretz‘in haberine göre İsrail başbakanı bu uyarıyı İsrail istihbarat kurumlarına veya ordusuna iletmedi.

Haberi yalanlayan ve gazeteye karşı yasal işlem başlatmakla tehdit eden Netanyahu, zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya.

Muhalefet liderleri, başbakanı Hamas’ın 7 Ekim saldırısı öncesindeki güvenlik zaaflarından sorumlu olmakla suçluyor.

BAE, Haaretz’in haberine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı ama BAE ile İsrail’in 2020’de diplomatik ilişkiler kurduğundan bu yana “açık ve doğrudan iletişim kanalları” sürdürdüğünü belirtti.

Bir BAE kaynağı daha önce Reuters’a, BAE’nin güvenlik konularını ülkelerle “ilgili kurumlar” aracılığıyla görüştüğünü ama “ulusal liderler düzeyinde” görüşmediğini söylemişti.

Bu yılın başlarında, İsrail başbakanlığı ofisinin Mayıs ayında Netanyahu’nun Körfez ülkesini “gizlice ziyaret ettiğini” ve cumhurbaşkanıyla görüştüğünü açıklamasının ardından BAE, Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed’in Netanyahu ile görüştüğünü yalanlamıştı.

Toplantıya yakın bir kaynak, o dönemde Netanyahu ve Şeyh Muhammed’in 26 Mart’ta, Abu Dabi’de Umman sınırında bulunan bir vaha kenti olan El Ayn’de bir araya geldiğini söylemişti.

İran savaşı sırasında saldırıya uğradığından beri BAE, 2020 İbrahim Anlaşmaları sonucunda ilişkiler kurduğu ABD ve İsrail ile bağlarını güçlendirdi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Irak’tan ucuz petrol alan Vitol eylülde 25 milyon varil taşıdı

Yayınlanma

Irak yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik maliyetlerini gerekçe göstererek ham petrolde yüzde 20’ye varan indirime gitti. Ucuzlatılmış petrolden en az 25 milyon varil alan ABD merkezli Vitol, aynı zamanda İsrail ordusuna yakıt sağlayan sevkiyat zincirinde yer alıyor.

Irak, ham petrol satışlarında yüzde 20’ye varan indirime giderek ihracatını savaş öncesi seviyelere yaklaştırdı. İndirimli petrolden en büyük payı alan şirketler arasında, İsrail’e petrol tedarik eden ve ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle yakın bağları olan enerji devi Vitol öne çıkıyor.

Bağdat yönetimi, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle ağır bir bütçe krizi yaşamıştı.

Gelirlerinin ve sevkiyatının yaklaşık yüzde 90’ını kaybeden Irak; Türkiye hattı ve Suriye’ye kara yoluyla taşımacılık gibi alternatifleri devreye soksa da açığı kapatamadı.

Tahran’ın ağustos ayında Irak tankerlerine geçiş izni vermesiyle akış yeniden hızlandı.

Irak Federal Meclisi Maliye Komisyonu Başkanı Uday Avad, 27 Eylül’de Rudaw’a yaptığı açıklamada indirim uygulamasını doğruladı.

Avad, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri ile kabaran nakliye ve sigorta maliyetlerini telafi etmek için alıcıya göre yüzde 10 ile 20 arasında fiyat kırıldığını duyurdu.

İndirim hamlesiyle birlikte Irak’ın günlük ihracatı yaklaşık 3 milyon varile ulaştı. Bu veri, savaş öncesindeki 3,4 milyon varillik seviyeye oldukça yakın.

Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre Bağdat, geçen ay yalnızca güney limanlarından günde ortalama 2,35 milyon varil ham petrol sevk etti.

Pazardaki en büyük alıcılar Birleşik Arap Emirlikleri’nin kamu şirketi ADNOC ve ABD merkezli Vitol oldu.

Vitol, eylülde ucuzlatılmış Irak petrolünden en az 25 milyon varil satın aldı. ADNOC ise ağustosta 32 milyon varil olan alımını eylülde 40 milyon varile yükseltti.

Irak’tan yüksek hacimli alım yapan Vitol, küresel enerji ağındaki operasyonlarıyla dikkat çekiyor. Ulusal üreticilerden ham petrol alıp nakliye, sigorta ve finansman süreçlerini yöneterek dünya rafinerilerine dağıtan şirket, Venezuela petrolünün ihracatında da kritik rol oynuyor.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırarak ülke petrolünü denetimine almasının ardından Vitol yöneticisi John Addison, Ocak 2026’da Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmişti.

Trump yönetimi Venezuela ham petrolünün satışı için Vitol ve Trafigura’yı yetkilendirdi; Vitol yaklaşık 250 milyon dolarlık ilk sevkiyatı yürüttü. Reuters, iki şirketin günlük 600 bin varillik sevkiyatla Venezuela ihracatının yarısından fazlasını üstlendiğini aktarmıştı.

Vitol aynı zamanda İsrail’in temel enerji sağlayıcıları arasında yer alıyor. Oil Change International (OCI) verilerine göre Vitol ile Heritage Petroleum, Ekim 2023 ile Haziran 2026 arasında İsrail’e yaklaşık 22 milyon varil ham petrol teslim etti.

Bu hacim, ülkenin toplam ithalatının yaklaşık yüzde 11’ini kapsıyor.

Sevkiyatlar Eilat-Aşkelon Boru Hattı Şirketi ile Hayfa’daki Bazan ve Aşdod’daki Paz rafinerilerine yapıldı.

OCI, İsrail tesislerinde işlenen bu petrolün ordunun yakıt ihtiyacını karşıladığını ve Gazze’deki Filistinlilere yönelik saldırılarda doğrudan kullanıldığını vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English