Bizi Takip Edin

Avrupa

Yatırımcıların AB borçlarına olan ilgisi arttı

Yayınlanma

Donald Trump’ın gümrük vergileri ve savaşla sonuçlanan dış politikası, tedirgin yatırımcıları daha fazla AB tahvili almaya itiyor.

POLITICO’ya göre bu, savunma harcamaları ve Ukrayna savaşını desteklemek gibi yeni görevleri üstlenmek için planlanan tahvil ihracını artıran Avrupa Komisyonu için sevindirici bir haber.

Habere göre Brüksel’in “satış konuşması” şöyle: “AB’nin yavaş, konsensüs odaklı karar alma süreci, küresel düzeni altüst eden Trump’ın dünyasında bir istikrar kalesi. Eurobondlara yatırım yaparak bu istikrara ortak olabilirsiniz.”

POLITICO’nun elde ettiği verilere göre Birleşik Krallık, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Okyanusya’dan gelen fon yöneticileri, 2026 yılının başından bu yana Komisyonun ihaleye çıkardığı Eurobondların yüzde 43’ünü satın aldı.

Bu, son altı yılın ortalamasına göre yüzde 8’lik bir artış anlamına geliyor ve AB Bütçe Komiseri Piotr Serafin’i, nisan ortasında Hong Kong, Malezya ve Singapur’daki yatırımcılara Eurobond satmak üzere düzenleyeceği tanıtım turu öncesinde avantajlı bir konuma getiriyor.

Komisyon, 2026 yılının başından bu yana 52 milyar avroluk tahvil ihraç etti; bu rakam, 2025 yılının aynı döneminde 44 milyar avro idi.

POLITICO’ya konuşan üst düzey bir AB yetkilisi şunları söyledi:

“Kurallara dayalı uluslararası düzen ve değerlere uyumu nedeniyle Avrupa’ya olan talep artıyor. Dolayısıyla AB tahvillerine olan talep de artıyor.”

Avuro bölgesinin kurtarma fonu ve onun öncülleri olan Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) ile Avrupa Finansal İstikrar Mekanizması da benzer bir eğilimle karşılaştı.

Ocak ayında sunulan ESM verilerine göre, bu kurumlar 2010 yılından bu yana toplam 566 milyar avroluk tahvil ihraç etti ve 2025 yılında AB dışı ülkelere rekor düzeyde borç sattı.

ABD ve İsrail’in Şubat ayı sonlarında İran’ı bombalamaya başlamasından bu yana, merkez bankaları, hükümetler ve uluslararası yatırımcılar net 80 milyar dolardan fazla ABD Hazine tahvili sattı.

Atlantik’in bu tarafında ise AB, endişeli yabancı yatırımcılar için güvenli liman olarak itibarını pekiştirmek amacıyla bu olayları kendi lehine kullanıyor.

KBRA kredi derecelendirme kuruluşundan Ken Egan, “AB liderleri, Avrupa’nın politika açısından öngörülebilir olduğunu ve bugünün küresel jeopolitik ortamında bunun birçok yatırımcı ve piyasa katılımcısı tarafından fark edileceğini vurguluyorlar,” dedi.

ABD’deki satış dalgası, bir kaçış dalgasından çok uzak. ABD Hazine piyasası yaklaşık 31 trilyon dolar büyüklüğündeyken, Avrupa Komisyonu tarafından ihraç edilen tahvillerin piyasası zar zor 1 trilyon avroyu buluyor.

Fakat bu Eurobondlara yönelik artan talep, sağlam bir kredi notuyla birleştiğinde, Komisyonun borçlu birçok AB hükümetinden daha düşük maliyetle borçlanmasına olanak tanıyor.

Piyasadaki güvenin arttığının bir işareti olarak, Komisyon tahvillerinin, uzun süredir Avro bölgesinde en güvenli olarak kabul edilen Alman devlet tahvillerine göre ekstra getirisi, yaklaşık 40 baz puana geriledi. Bu rakam, 2022’deki 70 baz puandan çok daha düşük. Bir baz puan, yüzde birinin yüzde biri kadar.

Bu arada, ABD Hazine tahvilleri, yatırımcılara Alman devlet tahvillerine göre 130 baz puanın üzerinde bir prim sunuyor.

Elbette, Trump’ın politikalarına ilişkin endişelerden başka faktörler de devreye giriyor. Bazı yatırımcılar, AB tahvillerini çok düşük riskli oldukları için satın alırken, ihraç hacminin artması piyasanın likiditesini artırdı; bu da yatırımcıların bu tahvilleri alıp satmalarını kolaylaştırdı.

Ortak borç olmasaydı, hükümetler arka arkaya gelen krizlerle tek başlarına mücadele etmekte zorlanırlardı.

AB borcu, 650 milyar avroluk pandemi sonrası kurtarma fonunu, blok genelinde askeri harcamaları artırmak için 150 milyar avroluk ucuz kredileri ve Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savunmasına yardımcı olmak için 90 milyar avroluk bir paketi finanse etti ama şu anda Macaristan tarafından engelleniyor.

Eurobondlara olan artan ilgi, AB’nin dünya rezerv para birimi olarak dolara rakip olma hedefini de cesaretlendiriyor.

ABD, 1944’teki Bretton Woods anlaşması ile resmileştirilen ve doları küresel finans sisteminin dayanağı haline getirerek Washington’un ucuz borçlanmasına yardımcı olan bu statüyü on yıllardır elinde tutuyor.

Dolar, tüm küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 56’sını oluştururken, ikinci sıradaki avro ise yüzde 20 civarında sabit kaldı.

Fakat Komisyon, yabancı yatırımcıları çekmek ve küresel etkisini genişletmek için bu fırsatı değerlendiriyor.

Bu bağlamda üst düzey AB yetkilisi, “Yatırımcılar, iktisadi istikrar nedeniyle ekonomilerini dolardan kademeli olarak koparmaya çalıştıklarında, gözlerini avroya çeviriyorlar,” dedi.

AB’nin ortak borç ihracı konusundaki uzun süredir devam eden tabusu, pandeminin ardından, avro krizi sırasında Kuzey Avrupa hükümetlerinin yıllarca süren direnişinin ardından kırıldı.

Fransa ve İtalya gibi ülkeler, son krizlerle tek başlarına başa çıkamayacak kadar borçlu olduklarını fark ettikçe, Eurobond ihraçları sonraki yıllarda artmaya devam etti.

İran savaşının iktisadi etkileri ve Trump’ın Avrupa’dan ABD’nin güvenlik şemsiyesini çekme yönündeki tekrar eden tehditleri ile uğraşan blok için bu mali sorunların hafiflemesi pek olası görünmüyor.

AB liderleri ayrıca ABD ve Çin ile ayak uydurmak için ekonomiyi hızlandırmaya kararlılar. Avrupa Merkez Bankası’nın eski başkanı Mario Draghi’ye göre bu, yılda yaklaşık 800 milyar avro gerektirecek maliyetli bir girişim.

Bu ölçekte bir yatırım henüz çok uzak olsa da, çeşitli derecelendirme kuruluşlarına göre Kanada ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü AAA derecelendirmeli tahvil ihraççısı haline gelen Komisyon, önümüzdeki yıllarda da borç ihraç etmeye devam edeceğini belirtti.

ABD Hazine tahvillerinin derecelendirmesi, kuruluşlara göre AAA ile biraz daha düşük olan AA arasında değişiyor.

Brüksel, 2028’den itibaren geçerli olacak yeni yedi yıllık bütçe teklifinde, Ukrayna’nın yeniden inşasını finanse etmek, krizlere müdahale etmek ve ülkelerin AB önceliklerine yatırım yapması için kredi sağlamak amacıyla Eurobondlara başvuracağını belirtti. 

Ne var ki, kendi adlarına borçlanarak Komisyondan daha düşük faiz oranları ödeyen Almanya ve Hollanda gibi tutumlu Kuzey ülkeleri, devam eden müzakerelerde daha fazla AB ortak borcuna karşı çıkıyor.

Yeni bütçe üzerinde anlaşmaya varılana kadar, yatırımcılar AB yürütme organının faaliyetlerine devam etmesini bekliyor. AB, bu yıl 160 milyar avroluk Eurobond satmayı planlıyor; bu, 2025’e göre 10 milyar avroluk bir artışa denk geliyor.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English