Bizi Takip Edin

Amerika

Yeni ticaret savaşları yolda: Trump, “korumacı” Lighthizer’a teklif götürdü

Yayınlanma

Donald Trump’ın Çin ile ticaret savaşını başlattığı ilk döneminde ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) olarak görev yapan Robert Lighthizer’a yine aynı görev için teklif gitti.

Trump’ın geçiş ekibi içindeki tartışmalara aşina olan kişilerin Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Lighthizer’ın ticaret bakanlığı da dahil olmak üzere farklı bir pozisyon için lobi yapmasına rağmen göreve geri dönmesinin istendiğini söyledi.

Lighthizer aynı zamanda Hazine Bakanı olarak görev yapmak istediğini de ifade etmişti, fakat bu pozisyon büyük olasılıkla bir finansçıya teklif edilecek ve adaylar arasında hedge fon yöneticileri Scott Bessent ve John Paulson da bulunuyor.

Lighthizer’ın Trump’ın ilk dönemindeki ticaret savaşları sırasında ne kadar etkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, iktisat politikalarında “korumacı” olarak bilinen bu figürün ticaretle ilgili önemli bir göreve yeniden atanma olasılığının Pekin’de ve ABD’nin müttefikleri arasında endişelere yol açması muhtemel görülüyor.

Trump, başta Çin malları olmak üzere ABD’ye ithal edilen tüm mallara yüksek gümrük vergileri uygulama sözü vermişti.

Yeni başkan, Lighthizer’ı ticaret bakanlığı için düşünmüştü fakat personel görüşmelerine aşina olan kişiler, seçilmiş başkanın bu görevi büyük olasılıkla Trump’ın başkanlık geçiş ekibinin milyarder eş başkanı Linda McMahon’a teklif edeceğini söyledi.

WSJ: Biden, Trump’çı bir ticaret politikası izliyor

Demokratlar da bu atamadan memnun kalabilir

Temsilciler Meclisinin bütçe komitesinin en üst düzey Demokrat üyesi ve ticareti denetleyen yol ve yöntemler komitesinin kıdemli bir üyesi olan Philadelphia kongre üyesi Brendan Boyle, Lighthizer’ın atanmasını memnuniyetle karşılayacağını söyledi.

Boyle, “Bob Lighthizer USTR iken [ABD-Meksika-Kanada Anlaşması] üzerinde onunla birlikte çalıştım. Yaklaşımında partiler üstüydü ve [siyasi] koridorun her iki tarafında da saygı görüyordu,” dedi.

Lighthizer otuz yılını Wall Street hukuk firması Skadden Arps’ta avukat olarak geçirdi ve burada US Steel de dahil olmak üzere ABD çelik endüstrisi adına Çin’den yapılan ithalatla mücadele etti.

Lighthizer, yakın zamanda yayınlanan bir kitabında Biden’ın ticaret politikasını övüyor ve “Başarımız, Biden yönetiminin ABD ticaret politikasında Başkan Trump ve benim başlattığımız birçok değişikliği neden devam ettirdiğini açıklıyor,” diyordu.

Politico: Biden, Çin konusunda Trump’ın bile yapamadığını yaptı

Japonya’yı dize getiren adam

1980’li yıllarda Reagan yönetimini Japonya ile ticaret savaşına girmeye ikna eden kişinin de Lighthizer olduğu biliniyor. O dönemde Japonya ile yapılan hararetli ticaret görüşmeleri sırasında, Başkan Reagan’ın üst düzey müzakerecisi olan Robert Lighthizer, Japonya’nın yazılı tekliflerinden birini alıp kağıttan bir uçak şeklinde katlayarak karşı tarafa fırlattıktan sonra “füze adam” lakabını kazanmıştı.

Reagan 1983 yılında Lighthizer’ı USTR yardımcısı olarak atadığında, ABD Japonya ile damping, kilit endüstrileri sübvanse etme ve Amerikan teknolojisine el koyma iddiaları nedeniyle sert bir ticaret çatışmasına girmişti.

ABD’nin yoğun baskısı ve yerel kaygılar nedeniyle Japonya 1980’lerin ortalarında çelik, otomobil ve diğer malların ihracatını gönüllü olarak sınırlandırmayı kabul etti. Bu, Lighthizer’ın yakın zamanda NAFTA’yı yeniden müzakere ederken ve diğer ülkelerle ilişkilerinde kullandığı bir “gözetimli ticaret” stratejisi.

Trump yanlısı düşünce kuruluşu, ‘Önce Amerika’ dış siyasetini açıkladı

Sanayideki istihdam kaybından serbest ticareti sorumlu tutuyor

2000’li yılların başında George W. Bush yönetiminin ABD sanayisini korumak için çelik ithalatına gümrük vergisi koymaya ikna edilmesine yardımcı oldu.

ABD seçimlerinden hemen önce Financial Times’a bir makale yazan Lighthizer, Amerikan imalat sektöründeki istihdam kaybından serbest ticareti sorumlu tutmuş ve ABD’nin ticaret açığını “endişe verici” olarak nitelendirmişti.

Lighthizer, “Ülkemizi ciddi şekilde başarısızlığa uğratan bir sistemle karşı karşıya olan Trump, harekete geçilmesi gerektiğine karar verdi,” diye yazmıştı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English