Avrupa
Yunanistan 13 saatlik çalışma gününü uygulamaya koymaya hazırlanıyor

Yunanistan’da fabrika işçileri, kasiyerler ve otel personeli yakında daha uzun vardiyalarda çalışmaya başlayabilir, çünkü ülke özel sektör için resmi olarak 13 saatlik çalışma gününü uygulayan ilk AB üyesi ülke olmaya hazırlanıyor.
Parlamento, ülke çapında grevleri planlanırken, bugün (15 Ekim) tartışmalı yasa tasarısını oylamaya hazırlanıyor. Sendikalar ve muhalefet partilerinin artan direnişine rağmen, yasa tasarısının iktidardaki Yeni Demokrasi (ND) partisinin oylarıyla geçmesi bekleniyor.
2019’da iktidara geldiğinden bu yana, merkez sağ hükümet ülkenin işgücü piyasasını Avrupa’nın en “esnek” piyasalarından biri haline getirdi.
Temmuz 2024’ten itibaren, sanayi, perakende, tarım ve bazı hizmet sektörlerinde çalışanlar, yeni bir altı günlük çalışma programına tabi tutulabilecek ve altıncı çalışma günü için normal ücretlerinin üzerine yüzde 40 ek ödeme alacaklar.
Bazı Avrupa ülkelerinde çalışma haftasının kısaltılması eğilimine ters düşen bu adım, Yunanistan’ın “yaşlanan ve azalan nüfusu ve vasıflı işçi eksikliği” gerekçesiyle gündeme getirildi.
Yunanistan salı günü, sendikaların yeni yasanın geri çekilmesini talep etmesiyle bu ayki ikinci genel grevle sarsıldı. Kitlesel protestoların ortasında çoğu toplu taşıma ve kamu hizmeti durma noktasına geldi.
Kamu sektörü sendikası ADEDY, yaptığı açıklamada, “esnek çalışma saatleri”nin pratikte “sekiz saatlik çalışma gününün kaldırılması, aile ve sosyal yaşam kavramlarının yok edilmesi ve aşırı sömürünün yasallaştırılması” anlamına geldiğini belirtti.
Yeni yasa, çalışanların yılda en fazla 37,5 gün, günde 13 saate kadar çalışabileceğini, dört aylık ortalama ve en fazla 150 saat fazla mesai ile haftada en fazla 48 saat çalışabileceğini öngörüyor.
Fakat 40 saatlik çalışma haftası kural olarak devam edecek ve genel olarak fazla mesai, yüzde 40’lık bir prim ile ücretlendirilecek.
Çalışma Bakanlığı, 13 saatlik çalışma gününün gönüllü olması ve hiçbir çalışanın fazla mesai yapmaya zorlanmaması gerektiğini belirtti.
Fakat sendikalar, özellikle işyeri denetimlerinin neredeyse hiç yapılmadığı bir ülkede, bu müzakerede işverenlerin üstünlük sağladığını savunuyor.
Taslak yasaya göre, yasa ayrıca “acil şirket ihtiyaçlarını” karşılamak için yıllık iznin yıl boyunca iki parçaya bölünmesi, esnek haftalık çalışma programları, iki günlük sözleşmeler ve bir uygulama aracılığıyla hızlı işe alım seçeneklerini de getirecek.
Yunanistan ekonomisi, 2009 borç kriziyle başlayan ve 2018’e kadar süren üç kurtarma programının ardından, on yıl süren finansal krizden sonra toparlanmaya başladı.
Kriz sırasında %28 gibi bir düzeye ulaşan işsizlik oranı, en son verilerin mevcut olduğu ağustos ayında %8,1 olarak gerçekleşti. AB ortalaması ise %5,9.
Öte yandan ücretler AB içinde en düşükler arasında yer almaya devam ediyor; bu da birçok Yunanın artan yaşam maliyetlerini, özellikle de yüksek konut maliyetlerini karşılamak için iki işte birden çalışmak zorunda kaldığı anlamına geliyor.
Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’nin 2024 raporuna göre, ülke satın alma gücü açısından AB’de sondan ikinci sırada yer alıyor ve hanelerin neredeyse yarısı temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Bu ayın başlarında yayınlanan Eurostat verilerine göre, her beş Yunandan biri haftada 45 saatten fazla çalışıyor ve bu oran AB’de en yüksek oran.
OECD verilerine göre, Yunanistan 2023 yılında yıllık çalışma saatleri açısından Kolombiya, Meksika, Kosta Rika ve Şili’nin ardından dünya beşincisi.
ND’den Çalışma Bakanı Niki Kerameus, yeni yasanın “özel sektöre ivme kazandıracağını” ve “çalışanları güçlendireceğini” savunarak güçlü bir şekilde destekliyor.
Kerameus, “13 saatlik çalışma günü” ifadesinin, herkesin tüm yıl boyunca her gün 13 saat çalışacağı anlamına gelmediğini, bunun “yılda 37 güne kadar, yani ayda üç gün” olabileceğini ve “çalışanın rızasının gerekeceğini” savundu.
Kerameus, bir çalışanın yeni kuralları kabul etmediği için işten çıkarılamayacağını defalarca vurguladı ve işsizlik oranının “17 yılın en düşük seviyesinde […] olduğunu, bunun çalışanın konumunu ne kadar güçlendirdiğini anlayabilirsiniz,” diye ekledi.
Fakat ana muhalefet partisi Pasok’un milletvekili Dimitrios Mantzos da dahil olmak üzere yeni yasanın muhalifleri, salı günü parlamentoda hükümeti iş ilişkilerini deregüle etmek, iş güvencesini azaltmak ve iş-yaşam dengesini bozmakla suçladı.
Yeni Sol Partisi milletvekili Efi Achtsioglou, “Böyle bir tasarıyı burada tartışıyor olmamız bile kabul edilemez, utanç verici ve geri kalmış bir durum. 2025 yılında hala 13 saatlik çalışma gününü yasallaştırıp yasallaştırmamayı tartışıyor olmamız düşünülemez,” dedi.
İşgücü piyasası uzmanları, bu adımın işverenler tarafından fazla mesai konusunda işlenen işçi hakları ihlallerini yasallaştıracağını ve tükenmişliğe ve kazaların artmasına yol açacağını söyledi. Yasa tasarısı, işçi temsilcileri tarafından defalarca kınandı.
Yunanistan’ın en büyük özel sektör sendikası Yunanistan Genel İşçi Konfederasyonu, eylül ayı sonunda Kerameus’a gönderdiği mektupta, “Bu düzenlemeler iş güvencesizliğini artırıyor ve esnek ve korumasız çalışma modelini pekiştiriyor,” demişti.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












