Diplomasi
AB, hava savunma ve uzay alanlarında İsrail ile daha yakın ilişkiler kurmayı hedefliyor

AB, yüksek teknolojili hava savunma ve uzay yeteneklerine yönelik yeni girişimlerini desteklemesi için İsrail’e yöneliyor.
İsrail Uzay Ajansı Başkanı Shimrit Maman bu hafta Brüksel’e gitti ve salı günü, yapay zeka ve robotik gibi kilit alanlarda görüşmek üzere, girişimcilik, araştırma ve inovasyondan sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi Ekaterina Zaharieva ile bir araya geldi.
Bu ziyaret, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in perşembe günü Paris’teki bir zirvede uzay konusunda yapacağı ilk önemli konuşmasından önce gerçekleşti.
Von der Leyen’in bu konuşmada, artan düşmanlıklara karşı uyarıda bulunması ve Avrupa’nın uzaydaki varlığını güçlendirmesi gerektiği konusunda vurgu yapması bekleniyor.
Maman, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Her şeyi tek başına yapmak çok zor” diyerek, uzayın militarizasyonunun “zaten gerçekleşmekte olduğunu, sadece bunun boyutunun ne kadar büyük olduğunun farkında olmadığımızı” belirtti ve müttefiklerin hem sivil hem de savunma amaçlı “çift kullanımlı” teknolojilere olan ilgisinin arttığını ekledi:
“Üzerinde çalıştığımız konulardan biri de erken uyarı sistemleri. Örneğin İran’la yaşadığımız son [füze saldırıları] dalgasında bunu çok net gördük. İsrail’deki tüm sivillere nasıl uyarıları ulaştırdığımızı ve bu sayede kayıpların bu kadar az kalmasını sağladığımızı. Bu, o sistemin bir parçası. Önceden uyarıda bulunabileceğiniz, sistemin vatandaşları uyarabileceği çok kapsamlı bir bakış açısı üzerinde çalışıyoruz.”
Gazze işgalinin ardından yaşanan siyasi gerilimler nedeniyle birkaç yıl boyunca fiilen ilişkilerin kesilmesinin ardından, AB son dönemde bir dizi anlaşma imzalayarak İsrail ile daha yakın askeri ve teknolojik ilişkiler kurmaya başladı.
Fakat Washington’dan gelen rekabet ve Moskova ile Pekin’le yaşanan stratejik çekişmeler, gelişmiş endüstriyel kapasiteye sahip müttefiklere duyulan ihtiyacı ortaya çıkardı.
2024 yılında, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis’in AB tarafından finanse edilen bir hava savunma kalkanı oluşturulması yönündeki çağrılarını destekledi.
Ne var ki, görüşmelere katılan üç üst düzey yetkili, Komisyon ve birkaç başkent yetkilisinin, Gazze çatışmasının başlamasından bir yıl sonra çok hassas olduğu değerlendirilen İsrail hava savunma teknolojisine güvenmek zorunda kalınacağı sonucuna varmasının ardından planların ilerlemediğini söyledi.
Fakat şimdi, Avrupa’daki faaliyetlerini önemli ölçüde genişleten İsrailli Rafael, Almanya’daki eski bir Volkswagen fabrikasında Demir Kubbe hava savunma sistemini üretecek bir fabrika açacağını doğruladı.
Bir hafta önce Yunanistan, İsrail Savunma Bakanlığı ile 3 milyar avroluk bir anlaşma imzaladı.
Bu anlaşma, insansız hava araçlarını, düşman jetlerini ve roketleri düşürmek üzere tasarlanmış yeni bir çok katmanlı hava savunma ağı kurulmasını öngörüyor.
“Her şeyin, bu çok katmanlı savunma yaklaşımının birbiriyle bütünleştiğini görüyoruz,” diyen Maman, ortak geliştirme çalışmalarının ana odak noktası olarak uydu görüntüleme ve yapay zeka modellemesini gösterdi:
“Savunmayı sadece İran’dan gelen balistik füzelerle sınırlı görmüyorum… bir yangın, ani sel ya da hatta uzun süreli bir kuraklığı düşünün… kanıtlanmış bir geçmişimiz var ve gerçekten çok iyi sonuçlar elde ediyoruz.”
Diplomasi
İsrail’den İngiltere’ye sert tepki

İsrail, İngiltere’nin Batı Şeria yerleşimcilerine ticaret yasağı getirmesine ve “etnik temizlik” yapıldığını söylemesine sert tepki gösterdi.
İsrail, yasadışı yerleşim yerlerinden gelen mallara yönelik Birleşik Krallık’ın kapsamlı yaptırımlarına yanıt olarak, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunun kapatılmasını emretti.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın işgal altındaki Batı Şeria’daki şiddet içeren Yahudi yerleşimci faaliyetlerini “Netanyahu hükümetinin zımni desteğiyle yürütülen etnik temizlik” olarak nitelendirmesine tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, konsolosluğun kapatılması ve bazı İngiliz milletvekillerine giriş yasağı getirilmesi dahil olmak üzere misilleme tedbirlerini açıkladı.
Şehrin Şeyh Cerrah bölgesinde bulunan konsolosluk Gazze, Batı Şeria ve Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki topraklardaki Filistin meselelerine odaklanıyor.
Tel Aviv’deki büyükelçilik ise Birleşik Krallık’ın İsrail büyükelçisinin görev yaptığı yer.
Çoğu ülke, Doğu Kudüs’ü 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan bu yana İsrail tarafından yasadışı olarak işgal edilmiş olarak kabul ederken, İsrail ise Kudüs’ün bölünmemiş başkenti olduğunu savunuyor.
Sa’ar, “Birleşik Kudüs, İsrail’in başkentidir ve tam egemenliği altındadır. Bölgedeki her türlü yabancı faaliyet, kabul edilmiş ve üzerinde mutabık kalınmış kanallar aracılığıyla ve İsrail’in egemenliğini ihlal etmeden yürütülmelidir,” dedi.
Sa’ar ayrıca, eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Your Party milletvekili Zarah Sultana, İşçi Partisi milletvekilleri Diane Abbott, Naz Shah, John McDonnell ve Richard Burgon ile Yeşiller Partisi milletvekilleri Hannah Spencer, Carla Denyer, Siân Berry ve Ellie Chowns’un da aralarında bulunduğu, çoğunluğu sol görüşlü bir dizi milletvekiline giriş yasağı uygulandığını duyurdu.
İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki Filistin güvenlik güçlerinin eğitimine yönelik uzun süredir devam eden İngiliz katılımının sonlandırılacağını da ekledi.
İngiltere ayrıca, İsrail’de üslenmiş olan ABD liderliğindeki Gazze koordinasyon misyonundan da dışlanacak.
İngiltere’nin uyguladığı yaptırımlar, Fransa ve Kanada dahil olmak üzere 11 ülkeyle koordineli olarak gerçekleştirildi.
Sa’ar şunları söyledi:
“İngiltere’nin bu hamlesi ahlaki açıdan çarpık bir tutumdur ve egemen bir devletin iç işlerine ve seçim sürecine açık bir müdahale teşkil etmektedir. İsrail’in İngiliz halkına karşı hiçbir garez yoktur. İngiltere’de birçok dostumuz olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki, şu anda iktidarda olan düşmanca tutum sergileyen İşçi Partisi hükümeti, sistematik olarak İsrail Devleti’ne karşı hareket etmekte ve bize, bu düşmanca eylemlere nihayetinde karşılık vermekten başka bir seçenek bırakmamaktadır.”
Sa’ar, İsrail’in tepkisini Başbakan Binyamin Netanyahu ile koordine ettiğini söyledi. İsrail, Ekim ayı sonunda bir seçim düzenleyecek.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, yasağı “ciddi bir yanlış hesaplama, tarihin yanlış tarafında yer alacak bir karar” olarak nitelendirdi ve şöyle devam etti:
“Mevcut bağlamda bu, egemen bir ulusun demokratik seçimlerine yönelik ağır bir müdahale olur. Yaptırımlar çözüm değildir; çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere şunu söylüyorum: Durun. Yaptırımlar ve boykotların çıkmazından uzaklaşın ve yapıcı diyaloga ve işbirliğine yönelin.”
Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı İsrailli bakanların himayesinde, yerleşim yerlerinin inşası ve yerleşim yerleriyle ilgili şiddet olayları arttı.
Bu bakanlar, eylemleriyle “iki devletli çözümü ortadan kaldırmayı” hedeflediklerini kamuoyuna açıkça belirtiyorlar.
İsrail’in sert çizgideki kamu güvenliği bakanı ve bir yerleşimci lideri olan İtamar Ben-Gvir, Netanyahu’dan, Güney Atlantik’te bulunan ve Arjantin’de “Islas Malvinas” olarak bilinen bir İngiliz denizaşırı toprağı olan Falkland Adaları üzerindeki Arjantin’in hak talebini tanımaya çağırdı.
Yerleşim yerlerinin uzun süredir destekçisi olan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İngiltere’nin uyguladığı yaptırımların “Yahudi halkına karşı ayrımcılık” olduğunu söyledi.
Fakat çok daha ılımlı bir tepki veren ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un İngiltere, Fransa ve Kanada’nın izinden giderek Filistin topraklarındaki İsrail yerleşim yerlerinden yapılan ithalatı engellemeyeceğini ve Batı Şeria’yı istikrarsızlaştıracak adımların atılmasını istemediğini belirtti.
Rubio, salı günü gazetecilerin sorusu üzerine Birleşik Krallık’ın bu hamlesini kınamadı ve şöyle dedi:
“Başkan bu konuda yorum yapmadı, ben de yapmadım. Bu kararı alacakları konusunda bilgilendirildik. Neden böyle bir karar aldıklarına dair gerekçelerini dinledik. İstikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgedeki durumun hassas olduğu bir dönemde Batı Şeria’da şiddet veya gerginliklerin artmasını istemiyoruz.”
Öte yandan ABD’li yetkililer ve Batılı diplomatlar, Trump yönetiminin, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerine yeni yaptırımlar getirilmesini öngören Birleşik Krallık öncülüğündeki girişime karşı çıkmadığını belirtiyor.
Axios’a göre Beyaz Saray’ın, 11 diğer Batılı ülkenin de katıldığı bu Birleşik Krallık girişimine karşı çıkmama kararı, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’daki politikasına duyduğu hoşnutsuzluğun bir göstergesi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, yaptırımların açıklanmasından önce Trump’a bilgi verdi.
Görüşme hakkında bilgi sahibi iki kaynak, Trump’ın itiraz etmediğini veya Burnham’dan politikasını değiştirmesini istemediğini belirtti.
Kaynaklara göre, ABD’li yetkililer İngiliz meslektaşlarına, bu spesifik yaptırımlara katılmasalar da Netanyahu hükümetinin Batı Şeria politikasına ilişkin endişelerini paylaştıklarını söylediler.
Beyaz Saray ayrıca Mike Huckabee’nin yaptığı ve yeni yaptırımları eleştiren açıklamalardan da uzak durdu.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, Axios’a yaptığı açıklamada, bu açıklamaların “ne Beyaz Saray ne de Dışişleri Bakanlığı ile koordine edildiğini” belirtti.
Diplomasi
12 ülke, İsrail yerleşim yerlerinden yapılan ticarete yaptırım uygulayacak

İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 12 ülke, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete yaptırım uygulayacaklarını açıkladı.
Bu üç ülkenin yanı sıra Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in dışişleri bakanları, ortak bir açıklamada bu ülkelerin de yerleşim yerleriyle ticareti kısıtlamayı planladıklarını belirtti.
İrlanda ve İspanya, İsrail yerleşim yerleriyle ticarete karşı önlemleri çoktan uygulamaya koymuş durumda.
Fransa ise haftalardır İsrail’in en önemli ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’nden benzer bir karar alınmasını ısrarla talep ediyordu fakat bazı üye ülkeler tarafından engellendi.
12 bakan, “İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki eylemleri, iki devletli bir çözüm olasılığını baltalıyor,” diyerek iki devletin barış içinde yan yana yaşayacağı plana atıfta bulundu.
İngiltere, İsrail’deki yasadışı yerleşimlere ticaret yasağı getiriyor
Açıklama şöyle devam etti:
“Yerleşimcilerin şiddetinin ve yerleşim yerlerinin genişlemesinin eşi görülmemiş boyutlara ulaşmasıyla durum hızla kötüleşiyor. İsrail hükümeti, yerleşim yerlerinin genişlemesini ve sivil idari yetkilerin yayılmasını derhal durdurmalı, yerleşimcilerin şiddet eylemlerinin hesap sorulmasını sağlamalı ve İsrail güçlerine yönelik iddiaları soruşturmalıdır.”
Bakanlar, 12 ülkenin “uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine ilişkin ulusal kısıtlamalar getirme ve/veya Avrupa düzeyinde kısıtlamaları destekleme niyetlerini teyit ettiklerini ya da ulusal prosedürlerine uygun olarak bu ve diğer önlemleri aktif olarak değerlendirdiklerini” belirttiler.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise bugün yaptığı açıklamada İsrail hükümetini, Batı Şeria’daki yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen ve kendisinin “etnik temizlik” olarak nitelendirdiği olaya “göz yummakla” suçladı.
Miliband, Parlamento’da yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık hükümetinin diğer ülkelerle koordineli bir şekilde “işgal altındaki topraklardaki yasadışı yerleşim yerlerinden gelen mallara yönelik bir ithalat yasağı” getireceğini belirtti.
İngiltere’den ABD’ye İsrail garantisi: Yaptırımlarımız sembolik
Diplomasi
İngiltere’den ABD’ye İsrail garantisi: Yaptırımlarımız sembolik

İngiltere’nin bugün açılayacağı İsrail karşıtı yaptırımlar karşısında ABD’nin tepkisi çekmemek için perde arkasında görüşmeler yaptığı ileri sürüldü.
Bloomberg’de yer alan habere göre, Andy Burnham hükümetinin, bugün Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklaması bekleniyor.
Burnham, iktidardaki İşçi Partisi için önemli olan ama ABD Başkanı Donald Trump’ı kızdırabilecek bu konuda daha sert bir politika izlemeye çalışıyor.
Konuya yakın kaynaklara göre, Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail’i hedef alan ama Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim yerleriyle sınırlı yeni bir yaptırım rejimini açıklayacak.
Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Burnham ve Trump pazartesi günü telefonla görüştü. Açıklamada, iki liderin İsrail ve Filistin toprakları için iki devletli bir çözümü ele aldıkları belirtildi.
Bu durum, Burnham’ın bu görüşmeyi, İsrail’e yönelik yaptırımların yolda olduğunu Trump’a bildirmek için kullandığını gösteriyor.
Değerlendirilen öneriler arasında, İsrail yerleşim yerleriyle mal ve hizmet alışverişini engelleyecek önlemleri içeren yeni bir yaptırım rejimi de yer alıyordu.
Miliband ayrıca, Gazze’deki insani krizi daha da şiddetlendirdiği gerekçesiyle eleştirilen yardımların engellenmesini de kapsayacak şekilde mevcut insan hakları yaptırımlarının genişletilmesini değerlendirdi.
İngiltere, İsrail’deki yasadışı yerleşimlere ticaret yasağı getiriyor
Dışişleri Bakanı, İngiltere’nin şu anda Filistin Devleti olarak tanıdığı topraklarda İsrail’in işgalinin hukuka aykırı olduğuna dair Uluslararası Adalet Divanı’nın bağlayıcı olmayan 2024 tarihli görüşünü açıkça desteklemeyi de gündemine aldı.
Buna rağmen Birleşik Krallık yetkilileri, bu açıklamanın Burnham’ın Trump ile ilişkilerinde erken bir aksilik yaratabileceğinden endişe duyuyor.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, İngiliz diplomatlar, Trump yönetiminin tepkisini yatıştırmak amacıyla ABD’ye, yaptırımların büyük ölçüde sembolik olduğunu ve Birleşik Krallık’ın İsrail ile ticaret veya güvenlik alanındaki genel ilişkileri üzerinde somut bir etkisi olmayacağını özel olarak ilettiler.
Bu öneriler, İsrail’in Batı Şeria’nın bir bölgesinde 1.200 yerleşim konutunun inşası için ihale açma kararının ardından hazırlandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimlerde koltuğunu korumak için zorlu bir mücadele vermesi nedeniyle, İsrailli yerleşimciler ile Filistinliler arasındaki anlaşmazlıklar son aylarda daha da alevlendi.
Burnham, Kanada ve Fransa, Almanya ve İtalya dahil olmak üzere beş Avrupa hükümetinin liderleriyle birlikte, konut planını “kabul edilemez” olarak kınayan ve Netanyahu’dan ihaleyi geri çekmesini isteyen bir bildiriye de imza attı.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise ayrı bir açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Gazze’de “her gece suikastlar” düzenlenmesi çağrısını kınadı.
Burnham, İşçi Partisi’ne, selefi Keir Starmer’dan daha eleştirel bir bakış açısıyla İsrail’e yaklaştığını erkenden göstermeye hevesli.
Starmer, görevde bulunduğu iki yıl boyunca Filistin devletini resmen tanımak da dahil olmak üzere İsrail’e karşı tutumunu sertleştirmiş olsa da, Netanyahu’dan Gazze’deki askeri harekatını durdurmasını talep etmeyi başlangıçta reddetmesi partiyi böldü.
Bu durum, İşçi Partisi’nin anketlerdeki popülaritesinin düşmesine yol açtı ve ülke genelinde Yeşil Parti’nin seçimlerdeki kazanımlarını artırdı.
Geçen ay Burnham’ın Parlamento’ya geri dönmesi Starmer’ın istifasına yol açmıştı. Burnham, selefi döneminde İşçi Partisi’nin İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtına ilişkin tutumundan dolayı özür dileyerek, partinin “doğru bir tutum sergilemediğini” söyledi.
Geçen ay, son genel seçimlerde kendi kuzeydoğu Londra seçim bölgesinde Müslüman bir bağımsız adaydan gelen yoğun rekabetle karşı karşıya kalan Burnham’ın yeni savunma sekreteri Wes Streeting, İsrail’in uluslararası standartların “gerisinde kaldığını” belirtmişti.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, BBC’nin “Newsday” programına verdiği demeçte, ABD’den “şüphesiz” bir yanıt geleceğini söyledi.
İşçi Partisi’ni “İsrail hükümetine karşı ayrımcılık yapmakla” suçlayan Huckabee, “Bu, bir taş atıp nereye düşeceğini bilmemek gibi bir şey. Birleşik Krallık egemen bir ülkedir, istediklerini yapabilirler ama ABD de öyledir,” dedi.
Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Randy Fine da yaptırımlar uygulanırsa İngiliz şirketlerinin eyaletteki yerel yönetimlerle iş yapmalarının yasaklanacağı konusunda uyarıda bulundu.
X’te yaptığı paylaşımda Fine, “Florida tavrını açıkça ortaya koydu. İsrail’i boykot eden herhangi bir şirket –ya da ülke– Florida tarafından boykot edilecektir,” dedi.
İşçi Partisi milletvekilleri ve Yahudi gruplar, hükümete yerleşim yerlerine yönelik herhangi bir yaptırımın İsrail mallarına yönelik “fiili bir boykot” anlamına gelebileceği ve İngiliz Yahudilerinin güvenliğini tehlikeye atabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa2 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Avrupa2 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Pettifor: Tarihte görülmemiş borç seviyeleri nedeniyle sistem çökecek
Avrupa1 gün önceKoçbaşı olarak AfD










