Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiliz muhafazakârlar yeni Trump dönemine hazırlanıyor

Yayınlanma

ABD’de bu sene yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olma ihtimali gitgide güçlenen Donald Trump’ı ‘bekleyenler’ arasında belki de ilk sırayı İngiliz muhafazakârları alıyor.

Politico’da yer alan değerlendirmeye göre, aralarında eski başbakanların da bulunduğu muhafazakâr siyasetçiler, son zamanlarda eski ABD Başkanına ‘ihtiyatlı övgüler’ yağdırmaya başladı.

Başbakan Rishi Sunak liderliğindeki Birleşik Krallık hükümeti, görevdeki Joe Biden’ı veya muhtemel rakibi Trump’ı rahatsız etmekten kaçınmaya çalışarak tarafsız kalsa da Britanya’daki muhafazakâr çevrelerde, kasım ayında ‘Trump 2.0’ın gelmesi ihtimali artık canlı bir konu.

‘Trump, tehlikeli bir dünyada güç göstermeye hazır’

Muhafazakâr Parti’ye yakın ConservativeHome’un editörü Paul Goodman’ın bu haftaki bir köşe yazısı, Westminster’ın ikinci bir Trump döneminin artılarını ve eksilerini özetlemeye çalışırken, “Yaklaşan yarışmada, bir zevzek ile bir ceset arasında seçimden daha fazlası olabilir mi?” diye sordu.

Goodman, Trump’a ‘egomanyak bir narsist, komplo teorisyeni, etik açıdan meydan okuyan bir işadamı, kadın düşmanı, olağanüstü sert ve eski bir Demokrat’ derken, pek çok Muhafazakâr Partilinin, Kuzey İrlanda konusunda Brexit sonrası kavgalar söz konusu olduğunda Birleşik Krallık’a ‘daha az meyilli’ olduğundan şüphelendiği Biden ile keskin karşıtlıklar çizdi.

‘Çin, Rusya ve İran’ın birbirine yaklaşıyor gibi göründüğü tehlikeli bir dünyada’ Trump’ın güç göstermeye ve gerekirse onu kullanmaya daha hazır olacağını savunan muhafazakâr yazar, eski Başbakan Boris Johnson’ın kullandığı argümanlara benzer şeyler söyledi.

Sönük Davos: Trump’ı beklerken

Johnson ve Truss da eski başkanı istiyor

Zamanında eski ABD Başkanı tarafından ‘Britanya’nın Trump’ı’ olarak övülen Johnson, cuma günü yaptığı açıklamada, ‘küresel duyarcılığın [wokerati] şiddetle titremesine rağmen’, ‘Trump başkanlığının dünya için büyük bir kazanç olabileceğini’ savundu.

ABD’li Cumhuriyetçileri Ukrayna’ya destekten vazgeçmemeye ikna etmek için bir hayli lobi yapan Johnson, Daily Mail’deki makalesinde de ‘pohpohlamaya’ çalıştı ve Trump’ı görevdeyken Ukrayna’yı özgür tutmak için ‘zaten açıkça yardım eden’ bir adam olarak övdü.

2022’de kısa bir süre için Johnson’ın yerine başbakan olan Liz Truss da aday kim olursa olsun 2024’te Cumhuriyetçilerin kazanmasını umduğunu açıkça belirtmişti.

Eski bakan ve Politico’nun yazdığına göre ‘muhafazakâr sağın sevgilisi’ Jacob Rees-Mogg ise geçtiğimiz günlerde BBC’ye verdiği demeçte, “’Başkan Biden yerine Donald Trump’ı tercih edeceğini’ söyledi.

Önde gelen bir Muhafazakâr Parti milletvekili ve eski bakan Jake Berry de, bir ITV programının arasında eski başkanın bir fotoğrafını görünce, “Onu [Trump’ı] geri getirin!” dedi.

Bloomberg: Dünya liderleri yeni Trump dönemine hazırlanıyor

Her Muhafazakâr Parti üyesi aynı görüşte değil

Muhafazakâr Parti saflarındaki bir Trump destekçisi, Trump’ın diğer birçok Muhafazakâr hayranını tanıdıklarını söyledi. 

Öte yandan her muhafazakâr aynı görüşte değil. Eski bakanlardan David Gauke, Politico’ya verdiği demeçte, “Herhangi bir ana akım İngiliz politikacının Trump’ı desteklemesinin oldukça sıra dışı olduğunu düşünüyorum. Hukukun üstünlüğüne ve demokratik kurumlara saygısı yok,” dedi.

Parlamento Dış İlişkiler Komitesi Başkanı ve muhafazakârların ‘merkezci’ isimlerinden Alicia Kearns de, ‘insanların 2024 yılında, yanlış bir biçimde son seçimin kendisinden çalındığını iddia eden birinin ABD Başkanını olmasını ciddi ciddi istemelerini’ eleştirdi.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English