Asya
Küresel su krizinin aşılmasında Duşanbe Su Konferansı kritik rol oynayabilir mi?

Firdavs Jalily, Gazeteci, Duşanbe
Dünyamızdaki yaşam için sudan ve su kıtlığının üstesinden gelmek için ise birlikte çalışma becerisinden daha önemli bir şey yok. Asya’dan Güney ve Orta Asya’ya, Avrupa’dan ABD’ye ve Avustralya’dan Sahra altı Afrika’ya kadar tüm dünyada su kıtlığı yaşanırken, insanlar temiz suya erişmek için mücadele ediyorlar.
Küresel olarak yaklaşık 2.2 milyar insanın içilebilir sudan yoksun olduğu tahmin edilmektedir. Her gün 800’den fazla çocuk kirli su içmekten, yetersiz su, sanitasyon ve hijyenden kaynaklanan ishal nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu, dünyanın dört bir yanındaki farklı toplumlar arasında yaşanan bir sorundur. Gerçekten de su kıtlığının etkileri aileleri ve toplulukları etkilemekte ve onları yoksulluğa daha fazla itmektedir. Bunlar arasında kadınlar ve çocuklar, kirli sudan kaynaklanan hastalıklara karşı daha savunmasız oldukları için bu kötü koşullara en çok maruz kalanlardır.
Bu arada Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de küresel su kıtlığı dikkate alınarak suyla ilgili konularda önemli bir konferans düzenlendi. Aralarında Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) üyesi ülkelerin de bulunduğu dünya liderleri 3. Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferans için Duşanbe’de bir araya geldi. “Sürdürülebilir Kalkınma için Su” 2018-2028 teması altında düzenlenen üç günlük konferans, Birleşmiş Milletler işbirliğiyle Duşanbe Su Süreci çerçevesinde 10 yıllık bir eylem planının parçası.

Dünyada ve bölgede su sorunları
Dünya Su Günü, milyarlarca insanın güvenli suya erişimden yoksun yaşadığı ve buna bir son verilmesi gerektiği konusunda farkındalık yaratmak amacıyla her yıl 22 Mart tarihinde kutlanmaktadır. Temiz suyun temel bir insan hakkı olduğuna dair yaygın bir inanış olmasına rağmen, bunun sağlanması için yeterli çalışma yapılmamaktadır. Su yaşam için kritik öneme sahiptir ve insan su olmadan sadece üç gün hayatta kalabilir, ancak yine de birçok paydaş bu değerli kaynağa büyük önem vermemekte. Suya sahip ülkeler başka bir bölgedeki su kıtlığını ele alma konusunda isteksiz görünmekte ve dünya liderleri bile bu konuyla ilgilenmemektedir. Örneğin, Duşanbe Su Konferansı su ile ilgili sorunların sona erdirilmesi için çok önemli görülmüştür, ancak bu konferansın neden küresel çapta ilgi görmediği sorusu sorulmalıdır. Bu durum, milyarlarca insanın susuz olduğu gerçeğine rağmen dünya liderlerinin bu konuda ciddi olmadıklarını göstermektedir.
BM-Su Programı’nın Dünya Su Kalkınma Raporu’na göre 2050 yılına gelindiğinde, dokuz milyar insanın 4,8 milyarı ile 5,7 milyarı her yıl en az bir ay su kıtlığı çeken bölgelerde yaşayacak ve sel riski altındaki insan sayısı bugün 1,2 milyardan 1,6 milyara yükselecek. Ayrıca kişi başına düşen tatlı su miktarının azaldığı ve son kırk yılda üçte bir oranında düştüğü bildirilmektedir.
Beş Orta Asya ülkesinde yaşayan 79 milyon kişi arasında 22 milyon kişinin güvenli suya erişimi olmadığı tahmin ediliyor. Yani, her 10 Orta Asyalıdan üçü, içmek için bir bardak temiz su bulabileceklerinden emin olmadan yaşamaktadır. Ve bu durum önlem alınmazsa çok daha kötüleşebilir.
Dünya Bankası, bölge nüfusunun 2050 yılına kadar 90-110 milyona ulaşacağını tahmin etmekte ve kitlelere temiz su sağlamak ve suyun israf edilmesini kontrol altına almak için somut bir çözüm bulmak amacıyla hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerektiğinin altını çizmektedir.
Bölge toplu olarak yaklaşık 127 milyar metreküp su tüketmekte ve bunun yaklaşık %80’i yani 100 milyar metreküpü tarım için kullanılmaktadır. Ancak, tarım için ortaya çıkan suyun sadece %50’si kullanılmakta, geri kalanı ise sulama sisteminin kötü durumu nedeniyle yolda kaybolmaktadır.
Neden Duşanbe seçildi?
Bol su kaynakları Tacikistan’ı bir bolluk ülkesi haline getirmektedir. Tacikistan’ın yaklaşık 947 nehri ve Karakul, İskandarkul, Sarez, Kulikalon, Bahri Tojik rezervuarı, Nurek rezervuarı ve Sari Khosor Şelalesi gibi 13.000’den fazla doğal gölü olduğu ve ülkedeki su kaynaklarının şaşırtıcı manzaralar yarattığı bilinmektedir.
Ayrıca Tacikistan, Orta Asya ülkelerindeki nehirlerin (Aral Denizi Havzası) su kaynaklarının %60’ının Tacikistan’da oluşması nedeniyle bölgesel düzeyde su sorunlarının çözümünde de önemli bir oyuncu olmuştur.
Aralık 2016’da Tacikistan Devlet Başkanı Emomali Rahmon’un girişimiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, suyla ilgili uluslararası kabul görmüş hedeflere ulaşmak amacıyla 2018-2028 dönemini “Sürdürülebilir Kalkınma için Su” Uluslararası Eylem On Yılı olarak ilan etmiştir.
Rahmon tarafından başlatılan bu süreçte Tacikistan, küresel, bölgesel ve ulusal düzeyde politika diyaloğu, ortaklık ve eylem için bir platform sağlamaya devam etmeye kararlıdır.
AB, Rusya ve Çin ile iyi ilişkilere sahip olan Tacikistan, aynı zamanda Aral Denizi’ni Kurtarma Uluslararası Fonu’nun ve bölgedeki acil sınıraşan su sorunlarının tartışılması için platform sağlayan tek kuruluş olan iki komisyonun, Devletlerarası Su Koordinasyon Komisyonu ve Devletlerarası Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu’nun kurucularından biridir.
Küresel Stratejik Araştırmalar Merkezi, Tacikistan’ın etkili su yönetişimi ve yönetimi stratejileri için büyük finansman, yatırım ve mevcut altyapının modernizasyonu, yeşil büyümeye geçiş, tüm paydaşların aktif katılımı, yeni barajların inşası, su kaynakları kapasitesinin rehabilitasyonu ve sınır aşan su anlaşmazlıklarının çözümü gibi konular üzerinde çalıştığını bildirdi.
Bu arada, su kaynakları bakımından zengin olan Tacikistan, 2032 yılına kadar elektriğinin yüzde 100’ünü hidroelektrikten üreterek sürdürülebilir enerji alanındaki lider konumunu pekiştirmeyi planlamaktadır.
Bu şekilde Tacikistan, sürdürülebilir kalkınmanın suyla ilgili amaç ve hedeflerine ulaşmanın yolunu açacaktır.

Duşanbe Su Konferansı’nın amacı nedir?
Farklı ülkelerden liderler, bakanlar, devletlerin üst düzey temsilcileri, uzmanlar, büyükelçiler, SADC üyesi devletler ve politika yapıcılar Uluslararası Eylem On Yılı Üçüncü Üst Düzey Uluslararası Konferansı’nda su sorunlarının ele alınması için acil eylem çağrısında bulundu ve Duşanbe Konferansı, Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin suyla ilgili hedeflerine yönelik eylemin hızlandırılmasında kritik bir bileşen olarak kabul edildi.
Katılımcıları selamlayan Rahmon, iklim değişikliğinin yol açtığı su sorunları konusunda küresel işbirliği çağrısında bulundu ve uluslararası toplumu su eylemi etrafında birleştirmek için ülkesinin suyu küresel kalkınma müzakerelerinin merkezine koyma girişimlerinin altını çizdi.
Rahmon, Duşanbe Su Süreci’nin 2026 ve 2028’deki Birleşmiş Milletler Su Konferansı’na kapsamlı hazırlık için hayati bir platform sağladığını belirterek Tacikistan’ın 2037 yılına kadar “yeşil ekonomi” geliştirerek “yeşil ülke” olma yönündeki iddialı hedefini özetledi.
Konferans, beş kritik eylem alanının altını çizen bir deklarasyonla sona erdi; 1. insan sağlığı için su yönetiminin iyileştirilmesi, 2. evrensel su ve sanitasyon erişimi için politikalar oluşturulması, 3. ulusal iklim uyum planlarının hazırlanması, 4ç entegre su kaynakları yönetiminin güçlendirilmesi, 5. kamu ve özel finansmanın artırılması.
Suyun tüm SDG’lerin gerçekleştirilmesi için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan katılımcılar, su, ekosistemler, enerji, sağlık, gıda güvenliği ve gelişmiş beslenmenin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve su ve sanitasyonun insani kalkınma için bir ön koşul olduğunun altını çizdiler.
Sonuç bildirgesine göre, kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi ile yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılması, birbiriyle bağlantılı olan iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kirlilik sorunlarının ele alınması için vazgeçilmezdir.
Ayrıca, konferansın 2026 Su Konferansı’na hazırlık konusunda uluslararası topluma yardımcı olacağını ve 2026 ve 2028 yıllarında Duşanbe’de yapılacak konferansların Su Eylem On Yılı ve Gündemi’ni desteklemeye devam edeceğini vurguladılar.
Katılımcıları bilgilendiren Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario, herkes için güvenli su sağlamak üzere bütüncül ve işbirliğine dayalı çözümlere duyulan ihtiyacı vurguladı. “BM-Su Başkanı olarak, SDG6’ya ilişkin süreci hızlandırmak üzere BM çapında ilk Su ve Sanitasyon Stratejisini yakında başlatacak olmaktan heyecan duyuyorum” dedi.
Buzulların erimesi büyük bir endişe kaynağı
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Tacikistan bol miktarda nehir ve doğal gölle kutsanmıştır, ancak aynı zamanda iklim değişikliği büyük tehditler oluşturmaktadır. En büyük tehditlerden biri, sıcak hava nedeniyle Tacikistan’daki buzulların erimesi ve aynı zamanda iklim değişikliğinin buz göllerinin patlamasından kaynaklanan ani sel riskini artırmasıdır.
Rahmon konuşmasında Tacikistan’daki buzulların hızla erimesinin yol açtığı riskleri ve artan tehditleri görerek çabaların artırılması gerektiğini vurguladı.
Rahmon, “Geçtiğimiz birkaç on yıl içinde, Orta Asya’nın su kaynaklarının yüzde 60’ına kadarının ana oluşum kaynağı olan ülkemizdeki 13.000 buzuldan 1.000’i tamamen eridi” dedi.
UNESCO’ya göre, bölgenin ana nehir sistemleri mevsimsel kar ve buz erimesine bağlı olduğundan, daralan kriyosfer Orta Asya için özellikle endişe vericidir. İklim değişikliğiyle birlikte buzullar bir yıldan diğerine küçülüyor. Eriyen bu buzullar başlangıçta daha büyük miktarlarda su sağlayacak, ancak hacimleri azaldıkça akış kademeli olarak düşecektir.
UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, nehirlerin etkin kullanımı ve barışçıl yönetimi için bölgesel diyalog, işbirliği ve güvenin şart olduğunu belirterek, iklim değişikliğinden kaynaklanan ortak risklerin algılanmasına dayalı olarak su, enerji ve çevresel kaynaklara yönelik ortak ve uzun vadeli yanıtlar bulmak üzere yeni açılımlar ve fırsatlar için ortak girişimler üzerinde durdu.
Tacikistan’ın su sektörüne beşinci katılımı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından özel bir karar kabul edilerek tanındı. Bu karara göre, 2025 yılı Uluslararası Buzulların Korunması Yılı olarak ilan edildi ve 2025 yılının başından itibaren her yıl 21 Mart Uluslararası Buzullar Günü olarak kutlanacak.
Tacikistan’ın sanayileşmiş bir ülke olmadığı için toplam sera atığı miktarındaki payının önemsiz olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Rahmon, Tacikistan’ın 2025 yılını Uluslararası Buzul Koruma Yılı ilan etme girişiminin temel nedeninin de bu olduğunu söyledi.

Asya
Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.
Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.
Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.
Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.
İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.
Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.
Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.
Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.
Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.
Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.
CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.
Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.
Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.
The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.
Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.
Asya
Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.
Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.
Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.
Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.
Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi
Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.
Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.
Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.
Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.
Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.
Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.
İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı
İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.
Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.
İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.
İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.
Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.
Asya
SoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak

SoftBank, yatırımcılara satılan en büyük yüksek getirili tahvil işlemlerinden biri olacak şekilde 11 milyar dolardan fazla borçlanmayı hedefliyor.
Yatırımcılara sunulan şartlara göre, Japon şirketi, önümüzdeki ay tamamlanması beklenen OpenAI yatırımının üçüncü dilimini finanse edecek bir anlaşmanın parçası olarak, kredi yatırımcılarına 10 milyar dolarlık ve 1 milyar avroluk tahvil satışı gerçekleştiriyor.
Tahvillerin fiyatının perşembe günü belirleneceği tahmin ediliyor.
SoftBank’ın bu son işlemi, yapay zeka alanında dünyanın en büyük yatırımcılarından biri olan şirketin halihazırda biriktirdiği borç yığınına ekleniyor.
Şirket, OpenAI’a ve daha geniş kapsamlı yapay zeka patlamasına yönelik yatırımlarını desteklemek için milyarlarca dolar borçlanmıştı.
Bu işlem, bu yıl büyük teknoloji grupları tarafından gerçekleştirilen ve kurumsal kredi piyasalarının sınırlarını zorlayan tahvil ihraç seline bir yenisini ekliyor.
Fakat bu ihraçlar çoğunlukla daha güvenli yatırım notu seviyesindeki borçlanma araçlarıyla sınırlı kalmıştı.
Konuya yakın kaynaklar, yatırımcılarla yapılan ilk görüşmelerin, vade süreleri 3,5 ila 7,5 yıl arasında değişen dolar cinsinden tahvillerin yüzde 9 ile 10 arasında getiri sunacağını gösterdiğini belirtti.
Finans direktörü Yoshimitsu Goto da dahil olmak üzere SoftBank’ın üst düzey yöneticileri, geçen hafta New York’taki Citi genel merkezinde yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi.
Kaynaklardan biri, işlemin pazartesi günü resmi olarak başlamadan önce 8 milyar dolardan fazla ön sipariş topladığını belirtti.
SoftBank, bu yılın başlarında OpenAI’a yapılacak yatırımları finanse etmek üzere Japon Mizuho Bankası da dahil olmak üzere çeşitli kredi kuruluşlarından 40 milyar dolara kadar köprü kredisi almak üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Yatırımların Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç taksitte gerçekleştirilmesi planlanıyordu.
Anlaşma, SoftBank’ın sektörü desteklemek için kendi belirlediği borçlanma sınırlarını zorlamaya hazır olduğunun bir göstergesiydi.
Grup, normal koşullarda kredi-değer oranını yüzde 25’in altında tutmayı hedeflediğini belirtmişti; fakat FT’ye verdiği demeçte, bu sınırın gelecekte geçici olarak aşılabileceğini de ifade etmişti.
Bu ayın başlarında SoftBank, 15 Eylül’de köprü kredilerindeki 25,9 milyar dolarlık bakiyeyi geri ödeyeceğini ve anlaşmayı daha uzun vadeli borçlarla yeniden finanse edeceğini açıklamıştı.
Grup, yatırımcılara, Ekim ayında tamamlanması planlanan ve tahvil ihracıyla finanse edilecek olan OpenAI’a yönelik üçüncü yatırım diliminin, köprü kredi anlaşması kapsamında kalan 10 milyar dolarlık yedek kapasitenin iptal edilmesiyle birlikte gerçekleşeceğini bildirdi.
FT’nin haberine göre, OpenAI, bilgi işlem gücüne erişimini genişletmek için agresif yatırımlar yaptığı için 2030 sonuna kadar yaklaşık 280 milyar doları harcamayı bekliyor ve yatırımcılardan bu agresif harcama planlarını desteklemelerini istiyor.
Şirketin finansman sağlama kabiliyeti, çip üreticisi Nvidia ve Oracle dahil olmak üzere diğer teknoloji gruplarıyla imzaladığı anlaşmalar ağı için hayati önem taşıyor.
SoftBank’ın veri merkezi işinin gelecekteki gelirleri de OpenAI ile yapılan sözleşmelere bağlı.
Ocak ayında OpenAI ve SoftBank, yapay zeka girişiminin veri merkezleri kurulumunu desteklemek amacıyla yapılan bir başka anlaşma kapsamında, Japon holdingin kısmen sahibi olduğu altyapı şirketi SB Energy’ye 1 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiklerini duyurdu.
SoftBank’ın tahvil ihraçının dolar cinsinden kısmı üç vadeye, avro cinsinden kısmı ise iki vadeye yayılacak.
Citi, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley gibi kredi kuruluşları bu ihraçın pazarlanmasını üstleniyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Rusya2 hafta önceWSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı












