Diplomasi
İtalya Başbakanı Meloni’nin bu ay Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor

Kaynaklar planlanan Çin ziyaretinin iptal edilmesinden on ay sonra İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin bu ay içinde Pekin’e gideceğini bildirdi.
South China Morning Post’un haberine göre, gezi hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar Meloni’nin 29 ve 30 Temmuz tarihlerinde Çin’i ziyaret edeceğini söylüyor.
İşletme Bakanı Adolfo Urso, İtalya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerine yönelik incelikli yaklaşımını sergilemek amacıyla yeniden başlatılan bu alışverişlere zemin hazırlamak için Pekin’de bulunuyor.
Gözlemciler, sağcı liderin İtalya’yı Kuşak Yol Girişimden çekerken dikkatli bir diplomasi yürüttüğünü, sadece bağları yok etmekten kaçınmakla kalmayıp aynı zamanda iki tarafın trilyon dolarlık ağın “ötesine geçebilecekleri” konusunda anlaşmalarına izin verdiğini söyledi.
Uluslararası Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Asya Merkezi’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Filippo Fasulo’ya göre, ABD eski başkanı Donald Trump’ın sert politikaları Batılı ülkelerin Pekin ile ilişkilerinde bir değişime yol açmadan önce İtalyan liderler Çin’i sık sık ziyaret ediyorlardı.
İki süper güç arasında tam anlamıyla bir ticaret savaşının patlak vermesinden bir yıl önce, 2017’de İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella Çin’de bir hafta kalmış, dönemin başbakanı Paolo Gentiloni ise dönüm noktası niteliğindeki Kuşak ve Yol Forumu’na katılmıştı.
Milano Katolik Üniversitesi’nde ders veren Fasulo, South China Morning Post’a yaptığı değerlendirmede, kısa bir süre sonra Batı’nın Çin ile güçlü siyasi bağları “hassas” olarak algılamaya başladığını ve Pekin’de Devlet Başkanı Xi Jinping’in yeniden seçildiği parti kongresi gibi siyasi olayların da bu düşünceye katkıda bulunduğunu söyledi.
Fasulo, “[Meloni’nin] gezisinin asıl önemi, inişli çıkışlı geçen yedi yılın ardından İtalya-Çin ilişkilerini ‘normalleştirmek’ ve istikrara kavuşturmaktır” dedi ve ekledi: “Başbakan Giuseppe Conte’nin 2019’daki ikinci foruma yaptığı ziyaretten sonra – mutabakat zaptının imzalanmasından birkaç hafta sonra – hiçbir İtalyan hükümet ya da devlet başkanı ziyarette bulunmadı.”
Meloni ve Xi Kasım 2022’de Endonezya’nın Bali kentinde düzenlenen G20 zirvesi çerçevesinde bir araya geldiklerinde Roma görüşmeyi “samimi” olarak nitelendirdi ve liderlerin gülümseyen bir fotoğrafını paylaştı. Görüşmede Xi’nin Meloni’yi Pekin’i ziyaret etmesi için davet ettiği kaydedilmişti.
Fasulo’ya göre, başlangıçta geçen sonbahar için planlanan gezi, Roma’nın aralık ayında sona eren beş yıllık anlaşmadan çekilmesi nedeniyle askıya alınmış olabilir.
Araştırmacı Fasulo, “Gezi muhtemelen ertelendi çünkü öncelikle [Kuşak ve Yol] konusundaki çıkmazı çözmek gerekiyordu… Bunu yaptıktan sonra ikili görüşmeleri yeniden başlatmak için koşullar hazırdı. İtalya artık büyük güç rekabeti ve ekonomik güvenlik bağlamının çok farkında olarak Çin ile istikrarlı bir [ilişki] kurmaya hazır” dedi.
Spor bakanı olduğu dönemde Meloni, Pekin’in Tibet’teki politikaları “gerekçesiyle” 2008 Olimpiyatlarının boykot edilmesi çağrısında bulunurken ayrılıkçılar lehine uluslararası bir seferberliği savunmuştu.
Ayrıca Roma’nın Kuşak ve Yol Programı’na katılmasının “ciddi bir hata” olduğunu söylemişti.
Ancak Pekin buna yönelik bir misilleme yapmadı, aksine Meloni ve aynı zamanda Dışişleri Bakanı olan Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani’nin yürüttüğü “normalleşme sürecinin” sonucu olarak ikili ilişkilerde belli ölçüde iyileşme bile sağlandı.
Fasulo, “[Roma] 2004 yılında Berlusconi hükümeti tarafından ikili ilişkilerin ana çerçevesi olarak imzalanan stratejik ortaklığın yeniden başlatılmasını teşvik etmekte başarılı oldu – bu karar İtalya-Çin ilişkilerinin [Kuşak ve Yolun] ötesine geçtiğini, 2019’da başlamadığını ve Mutabakat Zaptı’nın kaderiyle sınırlı kalamayacağını gösteriyor” dedi.
Tajani geçen yıl yaptığı açıklamada, dönemin başbakanı Silvio Berlusconi ve başbakan Wen Jiabao tarafından başlatılan Roma ve Pekin arasındaki “küresel stratejik ortaklığın” “ipek yolundan daha önemli” olduğunu söylemişti.
Meloni Çin’le ekonomik bağları sürdürme arayışında
Napoli l’Orientale Üniversitesi’nde doçent olan Enrico Fardella’ya göre Meloni, “Temmuz sonunda Pekin’e daha güçlü bir duruşla gidebilmek” için Haziran ayında İtalya’nın ev sahipliği yaptığı G7 toplantısına odaklandı.
Fardella’ya göre, Çin’den “ayrışmak” yerine “riskten arınmaya” odaklanan G7 zirvesi, İtalya’nın Kuşak ve Yol’dan çekilmesinden sonra bile Meloni’nin Çin ile güçlü ekonomik bağları sürdürme yaklaşımıyla uyumluydu.
Torino Üniversitesi tarafından geliştirilen bir araştırma platformu olan ChinaMed Projesi’ni de yöneten Fardella, “İki taraf da diplomasinin [Kuşak ve Yol] çerçevesinin ‘dışında’ ikili ilişkilerin sorunsuz ve verimli bir şekilde gözden geçirilmesi lehine işlemesine akıllıca izin verdi” dedi.
Fardella, Meloni’nin Pekin’i memnun eden ince hamleleri arasında nisan ayında Ticaret Bakanı Wang Wentao liderliğindeki yüksek profilli bir heyeti karşılaması, ocak ayında Taipei’de yapılan seçimleri sessiz bir şekilde tanıması ve İtalya’nın Kardeşleri partisinden parlamenterlerin yeni lider William Lai Ching-te’nin yemin törenine katılmasını görünüşte engellemesinin yer aldığını söyledi.
Fardella, Meloni’nin artık giyim, kimya, makine ve ilaç gibi kilit sektörlerde ikili ekonomik işbirliğine odaklanacağını ve Çinli otomobil üreticisi Dongfeng Motor’un İtalya’daki potansiyel yatırımının masadaki en önemli anlaşma olacağını öngördü.
Fardella, “[Dongfeng] yılda 100.000’den fazla hibrid ve elektrikli araç üretebilecek bir fabrika kurmayı ve Avrupa pazarına hizmet etmek için İtalya’nın otomotiv mirasından yararlanmayı planlıyor” dedi.
Fardella’ya göre Voyah lüks bölümünün İtalya’da faaliyete geçmesiyle Çin, “Avrupa otomotiv endüstrisindeki üretim kapasitesini ve pazar erişimini arttırmayı” hedefliyor.
İtalyan akademisyen, “Çinli şirketler, Çin’in otomobil üreticilerine yönelik AB tarifelerinin ortaya çıkışını atlatmak için üretimi Avrupa Birliği’ne taşımaya çalışıyor – Xi’nin Fransa ve Macaristan gezisi bu eğilimin güçlü bir şekilde sinyalini verdi” değerlendirmesini yaptı.
İskoçya’daki St Andrews Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında öğretim görevlisi olan Zhang Chi’ye göre Meloni, bir yandan Roma’nın ekonomik hedeflerini güçlendirirken diğer yandan da AB’nin Çin’in elektrikli araçlarına yönelik yeni uygulamaya koyduğu yüzde 38’lik gümrük vergisini de içeren Çin politikalarının karmaşıklığını aşmaya çalışıyor.
“Pekin şimdiden Fransız ithalatına karşı misilleme tedbirlerinin işaretlerini verdi ve İtalya da benzer zorluklarla karşılaşabilir” diyen Zhang, yine de ziyaretin olumlu bir havada geçmesi için zemin hazırlandığını sözlerine ekledi.
Zhang, “Meloni’nin gezisi Pekin’in misillemesini yönetmeyi ve muhtemelen sınırlamayı, İtalya’nın ekonomik çıkarlarının korunmasını sağlamayı amaçlıyor … [ve] muhtemelen bu tarifelerin etkisini hafifletme ve ilerlemenin yollarını keşfetme tartışmalarını içerecek” dedi.
Çin aralık ayında İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda, İspanya ve Malezya pasaportu sahiplerine yönelik vize zorunluluğunu kaldırarak bir yıl süreyle geçerli olacak bir imtiyaz tanıdı. Zhang önümüzdeki görüşmelerin Pekin ile Avrupa devletleri arasındaki gerilimi azaltma yönünde bir ivme yaratmasını bekliyor.
“Çin için Meloni’nin ziyareti, panda hediye etmek ve vize muafiyeti politikası ilan etmek gibi diplomatik jestler içeren Avustralya ile son dönemdeki çabalarına benzer şekilde, Batılı ülkelerle ikili ilişkileri onarmak ve geliştirmek için bir fırsat sunuyor” dedi.
Zhang’a göre İtalya’nın hamleleri, Meloni’nin “verimli bir ilişki” aradığı Çin ile angajmanlardan geri çekilmekten ziyade stratejik bir yeniden düzenlemeyi temsil ediyor.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









