Rusya
Kursk muharebeleri ve Rusya’nın askeri stratejisinin krizi

Herkes İran’ın İsrail’i vurmasını beklerken Ukrayna, Rusya’ya sınır bölgesi Kursk’ta yeni bir cephe açtı. 6 Ağustos sabah saatleri itibariyle Ukrayna ordusu, Kursk oblastının 10 ila 15 kilometre derinliğine kadar ilerledi, bazı yerleşim yerlerini ele geçirdi ve sivil hedeflere yoğun bombardıman düzenledi.
Aynı zamanda Ukrayna ordusunun Kursk nükleer santralini ve Sudja’daki doğalgaz istasyonunu ele geçirme planları olduğu yönünde söylentiler ortaya çıktı.
Saldırının ilk aşamalarında, yani saat 8’de, Rusya Savunma Bakanlığına göre Ukrayna ordusundan yaklaşık 300 asker, 11 tank ve 20’den fazla zırhlı araçla Kursk oblastı sınırına dayandı. Rusya ordusu ve sınır muhafızları (Rosgvardiya) başlangıçta saldırıyı püskürtmeyi başardı ve bazı tank ve zırhlı araçları imha etti.
Fakat çatışmalar gün boyunca devam etti ve şiddetlendi, sınıra yakın yerleştirilen hava savunma sistemleri Rus hava kuvvetlerinin işini zorlaştırdı, kuvvetler saldırıya geçti ve sonuçta üç Rus köyü Ukrayna birlikleri tarafından ele geçirildi.
Saldırının hemen akabinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saat 13.00’te Güvenlik Konseyini toplantıya çağırdı. Rusya makamları açısından her hassas anda olduğu gibi burada da, halk üzerindeki psikolojik etkiyi en aza indirmeyi amaçlayan, ancak uzun süre inkâr sınırında kalan bir terör eylemi söylemi öne çıktı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da bir istisna değildi ve resmi tutumu ortaya koydu: “Yeni bir terör eyleminden bahsediyoruz. Açıkça sivil nüfusa yöneliktir”.
Yüzlerce askeriniz, zırhlı araç ve tanklarınız, hava savunma sistemleriniz ve binlerce yabancı parlaı askeriniz hazır bekletiliyorsa, bu basit bir “terör” değil, bir savaş eylemidir. Somut olarak, bu savaşta yeni bir cephenin açılması söz konusu. Belki başarısız olacak ama şimdilik Kursk’taki köyleri tutuyorlar.
Kiev’in hedefinde bir enerji ve ticaret güzergahının olması da üzerinde durulması gereken bir başka konu.
Daha önce Rusya’dan gelen doğalgaz Avrupa Birliği ülkelerine iki gaz ölçüm istasyonu aracılığıyla ulaştırılıyordu: Sohranovka ve Sudja. Ukrayna’nın devlete ait doğalgaz şirketi Naftogaz, 2022 yılında Sohranovka üzerinden gelen gazı Avrupa’ya sevk etmeyi reddetti, zira burası Lugansk Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içinde kalıyordu. Kalan tek güzergah Sudja, burası da halihazırda saldırı altında. Dolayısıyla amaç, Sudja istasyonunu kontrol altına almak ve ardından yok etmek gibi görünüyor.
Mevcut konfigürasyonda başka bir amaç daha görmek mümkün: Kursk’a karşı Harkov. Kiev, Moskova’yı Kursk oblastında kaybettiği toprakları geri alma karşılığında birliklerini Harkov’dan geri çekmeye zorlama niyetinde. Rusya cephede inisiyatifi elinde tutsa da, böyle bir durumda kaybeden pozisyonunda olacaktır.
Sahada güncel durum
Kommersant‘ın aktardığına göre Sağlık Bakanı Mihail Muraşko, 11 Ağustos’ta Kursk oblastındaki bombardımanın 69 kurbanının hastaneye kaldırıldığını ve 17’sinin durumunun ağır olduğunu bildirdi. Ayakta tedavi edilen 29 kişiden 8’i taburcu edildi.
Pazar günü erken saatlerde Kursk’a yapılan bir roket saldırısı, dokuz katlı bir binanın yıkılması ve ikisi ağır olmak üzere 13 kişinin yaralanmasına neden oldu.
Yerel yetkililere göre, Ukraynalı sabotaj ve keşif birliklerinin saldırısının ardından sınır bölgelerindeki durum gerginliğini koruyor. Ancak şu anda Belyovskiy ve Oboyanskiy bölgelerinde aktif bir çatışma yok.

Kaynak: Kommersant
Rusya Savunma Bakanlığı, 11 Ağustos gecesi Kursk üzerinde 14 insansız hava aracı ve dört Toçka-U taktik füzesinin durdurulduğunu bildirdi.
Bu arada Federal Nükleer Enerji Kurumu Rosatom’un başkanı Aleksey Lihaçov, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Rafael Grossi ile Kursk nükleer santraline yönelik tehdidi görüştü ve durumun yarattığı küresel risklerin altını çizdi.
Bölgede tahliyeler devam etmekte olup 76 binden fazla kişi yerinden oldu ve 4 bin 400’den fazlası geçici barınaklarda.
Resmi söylem ve güven kaybı
Rusya Savunma Bakanlığı, en başından itibaren kamuoyuna sunduğu bilgileri minimumda tuttu. Başta 300 askerle bir saldırı başlatıldığı söylendi, bu sonra bin oldu ve geri püskürtüldükleri söylendi. Fakat ikinci günün akşamında Ukrayna birlikleri ilerlemeye devam ederken, akşam haberlerinde yetkililerin gerçeklikten tamamen uzak açıklamalar yaptığı gerçek dışı sahneler gösterildi. Aslında, 7 bin ila 17 bin arasında askerden müteşekkil en az 5 tugayın Rusya topraklarına girmesi mevzu bahisti.
Fakat duruma kendi gözleriyle şahit olan Kursk sakinleri ve Rıbar Telegram kanalının sahibi Mihail Zvinçuk ile Yuriy Podolyak gibi savaş muhabirleri bambaşka görüşteydi:
“[Genelkurmay Başkanı Valeriy] Gerasimov’un çok iyi iş çıkardığı doğrudur, o kadar ki kendisine bu iyimserliğin hangi nesnel faktörlere dayandığını sormak isteriz? Patronu memnun etme zarureti mi? Kalbi temiz insanları uyutma zarureti mi? Yoksa durumun gerçekliği ve sonuçlarıyla yüzleşememeye dayalı bir inkar mı?”
Ana akım basında da aynı oyunu oynadı; İzvestiya gazetesi, Sudja’nın Ukrayna ordusunun Sudja’dan defedildiğini iddia eden bir haber yayımlayacak kadar ileri gitti. Kasabanın tamamını ellerinde tutmuyor olsalar da, sadece doğuda Rus askerlerinin çatışma halinde olduğu bir direniş cebi var. Podolyak şunu söylüyor:
“Televizyon ekiplerimizin dikkatini, insanları kandırmaya ve İzvestiya‘nın ayın 6’sındaki haberini ayın 7’sinde çekilmiş gibi göstermeye gerek olmadığına çekmek istiyorum. Bu neden bu kadar önemli? Evet, Moskovalıları ve tüm ülkeyi yanlış yönlendiriyor ama aynı zamanda sahadaki insanların kendilerini doğru yönlendirmelerine ve tahliye kararı da dahil olmak üzere doğru kararları vermelerine de izin vermiyor. Ve sonra insanlar bu yalanlar yüzünden ölüyor.”
Eğer savaş zamanlarında tüm gerçekler lehinize değilse, tamamen sanal bir dünya yaratmak bilhassa tehlikelidir; yönetici elit, gerçekte neler olup bittiğini anlamayan ama tehlikeli bir şeyler olduğunu gayet iyi bilen halkın güvenini kaybedebilir.
Orduda çözülmekten çok uzak işlev sorunları
Yeni Savunma Bakanı Andrey Belousov’un itibarı çok yüksek ama asker değil ve yolsuzluk davaları giderek artıyor. Öyle ki, 2023’te Ukrayna ordusunun Zoporojye’deki ilerleyişini durduran ve şu anda ev hapsinde tutulan General İvan Popov örneğinde görüldüğü üzere, bazen iç hesaplaşma sorusunu gündeme getiriyorlar. Bazıları Popov’un neden şu anda Kursk’ta olmadığını soruyor. Bu sorular, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmayın sadece yolsuzluk davalarıyla kendini yenilemesinin ne kadar zor olacağını gösteriyor. Ve daha pek çok soru var. En azından savaş zamanındaki bir ordu için; askeri stratejiden kim sorumlu? Ve Kursk oblastından kim sorumlu?
Açıkçası, savaş zamanında ordunun lejyonlaşması süreci sınırlarına ulaşıyor. Ücretli sözleşmeli askerler, farklı bir ücret skalasına sahip kariyer subayları ve başka bir statüye sahip mobilize askerlerle karşı karşıyayız ve hepsi de savaşıyor. Dahası, askere alınanlar savaş bölgelerinin dışında kalıyor… Ve burada sorun ideolojik.
Ve tüm bunlar toplumda saatli bombalar yaratıyor. Belki de savaşı kazanmak için “özel harekat” mantığına son vermek gerekiyordur.
Hâlâ tavrını değiştirmemiş olan Moskova, meşhur “uluslararası toplumu” Kursk’taki “terörü” net bir dille kınamaya ve bunu BM nezdinde yapmaya çağırıyor. Mali’de Wagnercilere yönelik pusunun tartışıldığı aynı toplantıda, sanki aynı nitelikte olaylarmış gibi Kursk hakkında da birkaç söz söylendi.
Mali, Wagner’e karşı istihbarat faaliyeti yürüten Ukrayna ile diplomatik ilişkilerini kesti
Dahası Rus basını UAEK’nın Kursk santralindeki durumdan haberdar olduğu konusunda güvence veriyor. Halkın saldırıya maruz kaldığı, topraklarının işgal edildiği ve pogromla karşı karşıya olduğu Kursk oblastında olağanüstü hal rejimi uygulamaya konuldu. Tıpkı büyük yangınlar ya da sel felaketlerinde olduğu gibi. Fakat bu bağlamda, bölgede savaş hali ilan edilmesi gerekirken bu olmadı.
Başka bir deyişle Moskova hala “özel askeri harekat” çerçevesi içinde. Diğer yandan Rusya, hala resmi olarak savaş olarak addetmediği bu savaşta zaman ve güç kaybediyor. Müzakereleri merkeze alan bir uluslararası söyleme sarıldığında, karşılığında Sivastopol’un bombalanmasını ve Kursk’taki saldırıları alıyor.
Bu arada, “kurtarılmayı bekleyen” ve Ukrayna’ya bağlanacak bir Kursk Halk Cumhuriyeti’nin kurulması söylemi de yükselişte. Bu, bu fantezinin gerçekleşeceği anlamına gelmiyor, ancak niyet belli.
Rusya şu anda işgal ettiği toprakları geri almak zorunda, aksi takdirde teslimiyetini müzakere etmeye itilecek ve bu da kaçınılmaz olarak mevcut yönetici eliti tarihin derinliklerine sürükleyecektir.
2022’deki Harkov’dan farklı olarak, sınır geçildiği için bir “stratejik geri çekilme” olamaz. Bir geri çekilme durumunda, vatana ihanet konusunu gündeme getirmemek imkansız olacak ve Putin şemsiyesi bu “büyük stratejistleri” halkın intikamcılığından pek de koruyamayacaktır. Yönetici elit önlem alıyor gibi görünüyor ve iki tepki görülüyor.
Dmitriy Medvedev şunu yazmış:
“Şu andan itibaren özel askeri harekat açıkça bölge dışı bir karaktere bürünmelidir. Bu artık sadece resmi topraklarımızı geri alma ve Nazileri cezalandırma harekatı değildir. Ukrayna’nın hala var olan topraklarına gidebiliriz ve gitmeliyiz. Odessa’ya, Harkov’a, Dnipropetrovsk’a, Nikolayev’e, Kiev’e ve ötesine. Ukrayna İmparatorluğunun tanınmış sınırları anlamında hiçbir kısıtlama olmamalıdır. Artık bu konuyu utanmadan ya da diplomatik yalakalık yapmadan açıkça konuşabiliriz ve konuşmalıyız.”
Medvedev haklı, ancak bunu yapmak için durumu gözden geçirmek ve zaferi tasavvur etmek gerekir. Bu da ideolojik çerçevenin dönüşümünü ve siyasi cesareti gerektirir. Şimdilik buna dair bir emare yok.
Rusya
Rusya: Saldırıya uğrayan rafinerilerin yüzde 10’unda onarım sürüyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırıları sonrası rafinerileri daha hızlı devreye aldığını ve hasarın azaldığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı bir gecede 646 İHA’nın düşürüldüğünü duyururken dört rafinerinin hedef alındığı bildirildi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, petrol şirketlerinin Ukrayna saldırılarının ardından rafinerileri işletmeye alma süresini kısalttığını ve tesislerdeki hasarın belirgin ölçüde azaldığını öne sürdü.
TASS haber ajansının aktardığına göre Novak, bu durumun şirketler, Enerji Bakanlığı ve Savunma Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü savunma önlemleri sayesinde sağlandığını söyledi.
Novak, rafinerilere yönelik tehdit modellerine uygun pasif koruma sistemleri kurulduğunu ve hava savunma araçlarıyla aktif korumanın güçlendirildiğini belirterek “Tesislerimize yönelik sürekli akınlardan kaynaklanan hasarın son dönemde çok daha düşük olduğunu gözlemliyoruz” dedi.
Novak ayrıca petrol şirketlerinin, üretimin durmasından kaynaklanan yüksek zararlar sebebiyle güvenlik önlemlerini kendi bütçelerinden finanse ettiğini kaydetti.
Dört rafineriye saldırı düzenlendi
Novak, 2 Ekim gecesi Ukrayna ordusunun Rusya topraklarındaki dört petrol rafinerisini hedef aldığını, saldırıların tümünün püskürtüldüğünü iddia etti. Teknolojik ekipmanın zarar görmediğini savunan Novak, yalnızca bir tesiste hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı ise aynı gece Rusya bölgeleri, Kırım, Karadeniz ve Azak Denizi üzerinde toplam 646 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Volgograd Bölge Valisi Andrey Boçarov da gece saatlerinde bir sanayi altyapısına yönelik saldırı gerçekleştiğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1 Eylül’de yaptığı açıklamada hasar gören rafinerilerin yaklaşık yüzde 10’luk kısmının onarılmayı beklediğini bildirmişti.
Novak ise bu açıklamanın hemen ertesinde, bakımdan çıkan tesislerin tedariki artırmasıyla yakıt piyasasının daha istikrarlı hale geldiğini savunmuştu.
Başbakan Birinci Yardımcısı Denis Manturov da rafinerilerdeki onarım ve restorasyon sürelerini asgariye indirmeye çalıştıklarını, çalışmaların hasarın boyutuna ve parça ihtiyacına göre değiştiğini fakat önceliğin tesisleri hızla devreye almak olduğunu ifade etmişti.
Manturov, kapasitelerin korunması, yedeklenmesi ve onarım sürelerinin kısaltılması talimatını vermişti.
Putin, rafinerilerin güvenliğini ağustos ayı sonunda sanayi ve enerji tesisleri dahil kritik altyapıların korunmasına yönelik imzaladığı kararnameyle ilişkilendirmişti.
Tesislerin teçhizat ve korunması için on milyarlarca ruble ayrıldığını kaydeden Putin, kararnamede yer alan geçici yönetim uygulamasının bir kamulaştırma anlamına gelmediğini vurgulamıştı.
Novak, şirketlerin savunma önlemlerini Savunma Bakanlığı ve Ulusal Muhafızlar (Rosgvardiya) ile koordineli yürüttüğünü aktardı.
Rusya
Schröder Rusya’da 22 mağazalı hipermarket zincirinin yönetimine geçti

Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik yönetimini üstlendi. Ülkede sekiz bölgede 22 hipermarketi kapsayan ağda görev alan Schröder, gıda tedarikinde ekonomik bağların korunması gerektiğini savundu.
Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder, Rusya’da faaliyet gösteren perakende zinciri Globus’un stratejik gelişim süreçlerini yönetecek.
Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan şirket temsilcisi, OOO Giperglobuş Genel Kurulu kararıyla Schröder’in denetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu.
Temsilcinin verdiği bilgiye göre Schröder, Rusya pazarındaki genel yönetim süreçlerine dahil olacak ve şirketin uzun vadeli planlamasına katkı sunacak.
Globus Holding hissedarı ve OOO Giperglobuş’un sahibi Thomas Bruch, basın servisi aracılığıyla yaptığı değerlendirmede, atamanın şirketteki uzmanlık desteğini artırma ihtiyacından kaynaklandığını bildirdi.
Bruch, eski başbakanın Rusya’nın siyasi ve iktisadi hayatındaki uzun yıllara dayanan tecrübesinin, mevcut koşullarda “diyalog odaklı bir yaklaşım” izlemeyi ve yapıcı çözümler geliştirmeyi kolaylaştıracağını kaydetti.
Gerhard Schröder ise ekonomik temasların ve yatırımların sürdürülmesinin önemini vurgularken, gıda tedarik sektörünü temel bir işbirliği alanı olarak niteledi.
Basın servisinin aktardığına göre Schröder, “Kriz dönemlerinde bu bağlar birbirini dinlemeyi ve geleceğe dönük yollar belirlemeyi mümkün kılması açısından ayrı bir değer taşıyor” ifadesini kullandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Avrupa tarafından Rusya ile yürütülecek diyalog zemini için Schröder’in tercih edilen bir müzakereci olduğunu dile getirmiş ve bu öneriyi kendisine duyduğu yüksek güvenle gerekçelendirmişti.
Putin, 2026 yılında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) marjında uluslararası haber ajanslarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda, Schröder’in tutumunu savunma cesaretine sahip bir siyasetçi olduğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı, eski başbakanın Kuzey Akım gibi altyapı projelerini hayata geçirerek Almanya sanayisine uygun maliyetli ve güvenilir sevkiyat sağlamayı amaçladığını da anımsatmıştı.
Rusya’daki perakende yapısı OOO Giperglobuş, Ocak 2025’te Almanya merkezli Globus Holding bünyesinden ayrıldı.
Rusya’nın Merkez Federal Bölgesi’ndeki sekiz bölgede faaliyet gösteren ağın bünyesinde, 2025 yılı sonu itibarıyla 22 hipermarket yer alıyor. Şirket, faaliyetlerini doğrudan ana şirketin finansmanına bağlı kalmaksızın kendi öz kaynaklarıyla yürüttüğünü açıklıyor.
Almanya kökenli zincir, gıda odaklı hipermarket segmentinde orta ve üst gelir grubuna hitap ediyor.
Rusya pazarına 2006 yılında Moskova bölgesindeki Şçyolkovo kentinde açtığı ilk mağazayla giren Globus, 2022 yılı sonrasında ülkeden ayrılmayan az sayıdaki yabancı perakendeci arasında yer alıyor.
Ülkedeki varlığını sürdüren yabancı şirketler arasında Alman Metro Cash & Carry, Fransız Auchan ve eski adı Leroy Merlin olan Lemana PRO da bulunuyor.
Rusya’da yabancı şirketlerin mülkiyet yapısına dönük idari adımlar ise genişliyor.
Vladimir Putin, eylül ayı ortasında imzaladığı kararnameyle Auchan, Lemana PRO, lojistik şirketi FM Logistic ve Nestle’nin Rusya operasyonlarının yönetimini L.E.V. Management şirketine devretti. 28 Eylül’de ise Metro’nun ülkedeki ticari varlıkları UK Torg Rus yönetiminin idaresine verildi.
Rusya
RFKP lideri Zyuganov ekonomik güce işaret etti: Batı’nın potansiyeli 10 kat fazla

Rusya Komünist Partisi lideri Gennadiy Zyuganov, Avrupa ülkelerinin 2029-2030 yıllarında Rusya’ya karşı doğrudan bir taarruza hazırlandığını ifade etti. Batı’nın ekonomik kapasitesinin Rusya’dan on kat daha yüksek olduğunu vurgulayan Zyuganov, Moskova’nın uzun süreli bir yıpratma savaşına hazırlanması gerektiğini belirtti.
Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP) Genel Başkanı Gennadiy Zyuganov, alt parlamento kanadı Duma’da milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada, Rusya’nın geniş çaplı bir askeri çatışmanın eşiğinde olduğunu ifade etti.
Avrupa ülkelerinin 2029-2030 yıllarında doğrudan bir askeri taarruza geçebileceğini kaydeden Zyuganov, Moskova yönetiminin ekonomi politikasını bu ihtimale göre yeniden şekillendirmesi gerektiğini belirtti.
Zyuganov, 1 Ekim’de parlamentoda yaptığı konuşmada olası bir askeri çatışmanın süresi ile Rus ekonomisinin mevcut kaynakları arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Gelecekteki bir savaşın uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dönüşebileceğini belirten RFKP lideri, “Büyük ve uzun bir savaşı kazanmak için bunun bir yıpratma savaşı olduğunu ve daha yüksek potansiyele sahip olanların galip geleceğini unutmamak gerekir. Bize, Rus dünyasına savaş açanların mali ve ekonomik potansiyeli bizimkinin on katı büyüklüğünde” ifadelerini kullandı.
Mevcut uluslararası sistemin çöktüğünü kaydeden Zyuganov, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Nürnberg yargılamalarına atıfta bulundu.
Yargılamaların üzerinden 80 yıl geçtiğini hatırlatan Rus siyasetçi, “O dönem suçlular en ağır şekilde cezalandırıldı. Bazıları asıldı, bazıları hapsedildi. Ancak bize savaş açanlar durulmadı. Kapımızda büyük bir savaş olduğunu kabul etmek zorundayız” dedi.
Avrupa ülkelerinin asıl hedefinin Rusya’nın doğal kaynaklarını ele geçirmek olduğunu dile getiren Zyuganov, Batı’nın geçmişte Asya, Afrika ve Latin Amerika’yı sömürdüğünü, şimdi ise benzer bir yaklaşımı Rusya’ya yönelttiğini de sözlerine ekledi.
Savaş süreçlerinin “karalama”, “zayıflatma” ve son olarak “taarruz” aşamalarından meydana geldiğini vurgulayan RFKP lideri, Avrupa’nın son aşamaya hazırlandığını belirterek, “Sıcak taarruzu 2029-2030 yılları için planlamış durumdalar” diye konuştu.
Moskova’daki siyasi ve askeri çevreler, 2029-2030 dönemini daha önce de NATO ile gerilimin tırmanabileceği olası bir takvim olarak dile getirmişti.
Viyana’da yürütülen askeri güvenlik ve silahların kontrolü müzakerelerindeki Rus heyetinin başkanı Yuliya Jdanova, eylül ayında yaptığı açıklamada NATO ülkelerinin Rusya ile gerilimi en geç 2029-2030 yıllarına kadar sıcak çatışma aşamasına taşımayı planladığını ifade etmişti.
Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Direktörü Sergey Narışkin de benzer şekilde Avrupa’daki silahlanma programlarını ve savunma hazırlıklarını gerekçe göstererek 2030 yılına işaret etmişti.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak







