Bizi Takip Edin

Diplomasi

Politico: Britanya, ABD’siz bir istihbarat dünyasına hazırlanıyor

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ın ABD ile olan “özel ilişkisi”nin en önemli başlıklarından biri de istihbarattı. Donald Trump ile birlikte birçok konuda başlayan gerilimden istihbarat alanının etkilenmeyeceği düşünülüyordu fakat Birleşik Krallık’taki bazı yetkililer bu durumun da değişmesi gerektiğini düşünmeye başladı.

Politico’da yer alan habere göre, ilk olarak Trump geçen ay Amerikan istihbaratının ne kendi casusluk teşkilatları ne de Beş Göz güvenlik ittifakındaki diğer ülkeler tarafından Ukrayna ile paylaşılmaması talimatını verdi.

Ardından ABD ulusal güvenlik danışmanı Michael Waltz, şifreli mesajlaşma uygulaması Signal’de ABD’nin Yemen’deki askeri harekatını açıkça tartışan bir sohbete yanlışlıkla bir gazeteciyi ekleyerek mevcut yetkililerin devlet sırları konusunda ne kadar gevşek davrandığını gözler önüne serdi.

Trump’ın Ukrayna ile istihbarat paylaşımına ilişkin kararı Kiev’in Avrupa’daki müttefikleri tarafından kınanırken, İngiltere misilleme yapmadı ve Başbakan Keir Starmer’ın sözcüsü ülkesinin ABD ile “savunma, güvenlik ve istihbarat konularındaki ilişkisinin ayrılmaz bir şekilde iç içe geçtiğini” vurguladı.

Londra, ‘daha önce düşünülmeyeni düşünmek’ için düğmeye bastı

Mevcut ve eski istihbarat yetkililerine göre, Britanya ve Amerika’nın istihbarat ağları arasındaki bağlantılar o kadar derin ki, bunları çözmek ya da ABD’nin katkısının yerine geçmek imkansız olabilir.

Fakat uzmanlar, ilişkinin karmaşık yapısına rağmen, Trump’ın ABD’sinin en eski ittifaklarından ve bir zamanlar paylaşılan uluslararası hedeflerden uzaklaşmaya devam etmesi halinde, Londra’nın daha önce düşünülemeyenler için plan yapmaya başlamasının gerekli olabileceğini söylüyor.

Eski bir üst düzey Birleşik Krallık istihbarat yetkilisine göre İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan istihbarat ittifakı Beş Göz, eski NSA çalışanı Edward Snowden’ın tüm dünyaya duyurduğu faaliyetlerin ardından “sızıntılardan” kurtuldu, ama Snowden ittifakın pek çok kabiliyetini ve erişimini ortaya çıkardı; ayrıca istihbarat toplama şeklini ve bazı teknoloji şirketlerinin hükümetlere karşı davranışlarını değiştirdi.

ABD’de FBI ve CIA, Britanya’da ise MI5 ve MI6 tarafından yönetilen ajanları ve varlıkları kapsayan ve genellikle “HUMINT” olarak adlandırılan insan istihbaratının toplanmasında son birkaç on yılda göreceli bir düşüş yaşandı. 

Fakat bu düşüş, İngiltere’nin GCHQ’su ve ABD’nin NSA’i tarafından yürütülen çalışmaları kapsayan ve SIGINT olarak adlandırılan dijital sinyal istihbaratında büyük bir yükselişle paralel ilerledi.

Aynı eski istihbarat kaynağı, insan istihbaratının “aynı şekilde ölçeklenmediği” göz önüne alındığında, bu dijital istihbaratın otomatik toplu paylaşımının daha önemli hale geldiğini söyledi.

Kaynak, “Bu çok ama çok derin bir şekilde bütünleşmiş durumda ve bunu birbirinden ayırmak son derece yıkıcı,” diye ekledi.

Çözülmesi gereken sorunlar yumağı: Amerikan ve İngiliz istihbaratları iç içe

Öte yandan Britanya da hâlâ Amerika’nın işine yarayacak önemli varlıklara sahip ve bunların başında da dinleme noktaları geliyor.

Bunlar genellikle denizaşırı ülkelerde bulunan ve iletişimi izlemek için kullanılan askeri ve istihbarat tesisleri. Dinleme merkezlerinin ayrıntıları, yerleri, kapasiteleri ya da hangi ülkeleri izledikleri ulusal güvenlik nedeniyle gizli tutulur.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü’nde (RUSI) uluslararası güvenlik direktörü Neil Melvin’e göre, topladıkları kritik veriler ABD’nin Beş Göz’den ayrılmasını pek olası kılmıyor.

Melvin, “Örneğin, Kıbrıs’taki [Ayios Nikolaos merkezi]; ABD, İsrail nedeniyle çok önemli olan Doğu Akdeniz için buna güveniyor,” dedi.

Uzmana göre ABD ittifaktan ayrılırsa, İngiltere’nin sahip olduğu bazı çok pahalı varlıkları ve Yorkshire’daki RAF Menwith Hill gibi Birleşik Krallık’ta bulunan ve yerel halk tarafından ‘golf topları’ olarak adlandırılan ABD sinyal ve istihbarat üslerini de değiştirmek zorunda kalacak.

Birleşik Krallık istihbarat camiasında yer alan ve şu anda özel sektörde çalışan bir isim, dinleme noktalarının en iyi internet, telefon ve radyo trafiği gibi “büyük miktarda ham veriyi toplayan” ve daha sonra “makine öğrenimi ya da yapay zeka kullanarak sinyali gürültüden ayıran” yapılar olarak anlaşıldığını söyledi.

İngiliz hükümetinden eski bir güvenlik yetkilisi, izleme sorumluluklarının Birleşik Krallık ve Amerika tarafından paylaşıldığını, bunun da istihbaratın da paylaşıldığı anlamına geldiğini sözlerine ekledi. Yetkili, “Bir gün ya da bir hafta sonra sıra Birleşik Krallık’a gelecek, bir sonraki sefer ise ABD’ye,” dedi.

Amerikalı meslektaşlarıyla yakın çalışmış olan bir başka eski üst düzey Birleşik Krallık istihbarat yetkilisi, sinyal istihbarat topluluğunun Beş Göz’e özellikle iyi entegre olduğunu belirtti.

İstihbaratçı, “Bazıları İngilizler tarafından yönetilen ABD ekipmanlarını kullanıyor, bazıları ise tam tersi; Avustralya ve Kanada’da da durum aynı. GCHQ’da (Devlet İletişim Genel Müdürlüğü) çalışan Amerikalılar ve NSA’da çalışan İngilizler bulabilirsiniz,” diye konuştu.

Washington, Londra ile ittifaktan ayrılırsa…

Politico’ya göre son dönemde yaşanan olaylar ABD’nin müttefiklerine istihbarat kapasitesinin rakipsiz olduğunu hatırlattı. ABD’nin Ukrayna’ya uyguladığı istihbarat paylaşımı yasağı, Ukrayna’nın Rusya ile mücadele kabiliyetini önemli ölçüde etkiledi, özellikle de düzgün çalışması için Amerikan istihbaratına ve girdisine ihtiyaç duyan ABD teknolojisini kullanması nedeniyle.

Trump yönetiminin Ukrayna’nın ABD hükümeti tarafından kullanılan ticari uydu görüntülerine erişimini askıya alma kararının “oldukça endişe verici” bir gelişme olduğunu belirten aynı eski üst düzey Birleşik Krallık istihbarat yetkilisi, “Bu sistem için bir şok olmalı ama herkes bunu görmezden gelmiş görünüyor,” dedi.

Yetkili, Britanya’nın ABD’nin uzaydan topladığı görüntülerin analiz edilmesine yardımcı olabileceğini ama kendisinin bu görüntüleri toplama kapasitesine sahip olmadığını söyledi ve ABD’den gelen herhangi bir paylaşımın “elbette açılabilir ya da kapatılabilir” olduğuna işaret etti.

ABD’nin “gözünden düşmenin” sonuçlarına ilişkin endişeler, Britanya da dahil olmak üzere müttefiklere satılan F-35 jetlerinin etkinliğini bir tür “kill switch” (acil kapama anahtarı) yoluyla engelleme kabiliyetine sahip olduğuna dair uzun süredir devam eden korkularda ortaya çıkıyor.

Bu korkular, Trump’ın Amerika’nın yeni nesil F-47 uçaklarının sözleşmesini açıklarken yaptığı yorumlarla daha da şiddetlendi. Müttefiklere satıldığında, uçağın yeteneklerinin “yaklaşık yüzde 10” azaltılabileceğini söyledi ve neden olarak da “Bir gün, belki de müttefikimiz değiller, değil mi?” diye konuştu.

ABD, istihbarat sektöründe İngiltere’yi satın alıyor

Birleşik Krallık’ın güvenlik ve savunma alanındaki pek çok inovasyonu ABD tarafından finanse edilerek Amerika ve Beş Göz müttefikleri için sivil ve askeri uygulamaları olan “çift kullanımlı” teknolojilerin geliştirilmesine destek sağlanıyor.

Eski bir İngiliz istihbarat yetkilisi, “ABD bugünlerde İngiltere’nin bir icadını istiyorsa, onu satın alıyor,” diyor ve GPS ve internet gibi teknolojik ilerlemelerin gerçekleşmesine yardımcı olan ABD devlet kurumu Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (DARPA) İngiltere üniversitelerini doğrudan finanse ettiğini ve görevlendirdiğini ekliyor.

CIA için bir risk sermayesi şirketi olarak faaliyet gösteren Amerikan şirketi In-Q-Tel, çeşitli İngiliz teknoloji ve savunma şirketlerine en az 29 yatırımda erken aşama fon sağlayıcısı olmuş durumda.

Adını James Bond’un casus ustası “Q ”dan aldığı söylenen şirket, ABD, İngiltere, Avustralya ve müttefiklerinin ulusal güvenliğine katkıda bulunabilecek yeni ticari teknolojileri tespit etmeyi amaçlıyor.

Politico bu yatırımlardan en az 15 tanesini tespit etti; bunlar arasında insansız hava aracı üreticilerinden tutulsun da grafenden (çelikten 200 kat daha güçlü karbon bazlı bir malzeme) yapılan elektronik cihazlara, yapay zeka çözümlerinden deniz robotlarına kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.

Birleşik Krallık, kendi ülkesinde yetişen bazı kabiliyetlerin Amerikan sermayesi tarafından kapıldığını görmüş olsa da (en son geçen yıl, bir zamanlar İngiliz teknoloji sahnesinin gözdesi olan Darktrace’in 5,3 milyar dolar karşılığında satın alınması olayı) teknolojiyi müttefiklerden bile korumak için bazı önlemler var.

Şubat ayında hükümet, ABD’li mühendislik grubu ESCO Maritime Solutions’ın İngiliz deniz savunma tedarikçisi Ultra PMES Limited’i satın alması için güvenlik izni verdi.

Bu onay, İngiliz hükümetinden bir direktör ve baş güvenlik görevlisi atanması ve gerektiğinde şirketleri Birleşik Krallık’ın savunma ve güvenliğini desteklemeye zorlama yetkilerinin saklı tutulması gibi uyarılarla birlikte geldi.

Amerikan şirketleri İngiliz istihbarat ve güvenlik sektöründen ayrı düşünülemiyor

Bununla birlikte, ABD şirketlerinin Britanya’nın savunma, istihbarat ve sivil altyapısına entegrasyonu, bazen kamuoyuna açıklanmış benzer korumalar olmaksızın, önemli boyutlarda.

In-Q-Tel’in en başarılı ilk yatırımlarından biri olan veri analitiği şirketi Palantir’in İngiltere’de merkezi hükümet verileri, NHS (Ulusal Sağlık Sistemi), silahlı kuvvetler ve polis dahil olmak üzere sözleşmeleri bulunuyor.

Diğer büyük ABD şirketleri de benzer şekilde yerleşik durumda. Örneğin, Elon Musk’ın Starlink uyduları Birleşik Krallık’ın kırsal kesimlerine internet erişimi sağlamaya yardımcı oluyor ve Savunma Bakanlığı’nın Amerikan savunma teknolojisi girişimi Anduril ile sözleşmeleri var.

“İstihbarat servisleri Palantir’i kullanıyor” diyen aynı eski istihbarat yetkilisi, GCHQ’nun 2021’de verilerinin bulutta depolanması için Amazon’la bir anlaşma yaptığını çünkü “her şey kadar güvenli olacaklarını ve bunu yapmanın daha ucuz olacağını düşündüklerini” sözlerine ekledi.

İngiltere’nin on yıllar boyunca Amerikan teknolojisini kullanmanın “çok akıllıca bir işbirliği” olduğunu düşündüğünü söyleyen yetkililer, iki ülke arasındaki ilişkinin “güvenebileceğimiz kalıcı bir ilişki olduğunu ve çeşitli bağları olan AB’ye güvenmekten daha etkili olduğunu düşündük. Yanılmışız,” diyorlar.

Eski bir istihbaratçı, “Musk ve Thiel, Starlink, Palantir, Anduril, benim görüşüme göre bu türden her şeyin ne pahasına olursa olsun sistemlerimizden temizlenmesi gerekiyor, çünkü oligarşik, otoriter bir sistem ortaya çıkıyor ve bu insanlar da bunun tam ortasında yer alıyor,” ifadelerini kullandı.

Eski bir bakan: Tüm kartlar ABD’de değil, ortada bir boyun eğme ilişkisi yok

İstihbaratçılar en kötüsüne hazırlanılması, ABD’nin NATO’dan çekilmesi gibi ihtimaller için değerlendirmeler yapılması gerektiğini düşünüyor.

Fakat Beş Göz ilişkisinin “derinlere gömülü ve farklı şekilde yönetilen” bir ilişki olduğunu ve “politikacılar tarafından değil, profesyonel istihbarat başkanları” tarafından yönetildiği için “transatlantik ilişkide çözülecek en son şey” olacağını da ekliyorlar.

İstihbaratçılar, “Amerika’yı Beş Göz’den atamazsınız. Bu İngiltere’yi Birleşik Krallık’tan atmak gibi bir şey olur; işe yaramaz, tüm konsept dağılır,” diyorlar.

Bazıları ise Birleşik Krallık’ın beklentileri konusunda daha iyimser.  Güvenlikle ilgili eski bir İngiliz bakan Politico’ya verdiği demeçte, “Amerika tüm kartları elinde tutmuyor ve ben bunu hükümette olduğum süre boyunca gördüm: Halkımız Amerika’nın gücü konusunda o kadar şartlandırılmış ki, kendi kaslarımızı onlara karşı kullanmayı çok uzun zaman önce bıraktık. İnsanlara bunun bir ortaklık olduğunu, bir boyun eğme ilişkisi olmadığını hatırlatmak zorunda kaldım. Bunu yeniden tanımlamaya ya da çözmeye gerek yok, sadece eşit bir ortak olarak kendimizi ortaya koymamız gerekiyor,” dedi.

Britanya, ABD’nin yerini alabilir mi?

Tüm İskandinav ve Doğu Avrupa ülkelerinde Amerika’nın itibarının yok olduğuna işaret eden eski bir istihbaratçı, eski NATO’nun artık geride kaldığını savunuyor ve “NATO ülkelerinin sayısal çoğunluğunun gözünde Birleşik Krallık, Amerika’nın yerini alabilecek tek ülke,” diyor.

Bunun NATO’nun bir kurum olarak öldüğü ya da değersiz olduğu anlamına gelmediğini kaydeden istihbaratçılar, bununla birlikte “Rusların feci bir saldırısı” durumunda ABD’nin gelip Avrupa’yı kurtaracağına güvenerek kurulan eski NATO yapısının artık hiçbir inandırıcılığı bulunmadığına işaret ediyorlar.

Eski yetkili, Ukrayna için NATO’nun da tartışmaların merkezinde yer aldığı bir “istekliler koalisyonu” kurma çabasının, Starmer ve Savunma Bakanı John Healey’nin NATO’nun bir kurum olarak değerini anladıklarını gösterdiğini söyledi.

İstihbaratçılara göre NATO’nun asıl değeri, ülkelerin “istihbarat ve sır alışverişinde bulunmaları” için “hem gerçek hem de mecazi bir alan” yaratmasında yatıyor.

Yetkililer, “AB’de böyle bir şey yok ama NATO bunu yapıyor; sadece üyeleriyle değil, Japonya ve Avustralya gibi ortaklarıyla da. NATO aslında zaten küresel bir örgüt, sadece bunu resmileştirmesi gerekiyor,” diyorlar.

Birleşik Krallık halihazırda NATO içindeki bağları güçlendirmek için çalışıyor ve Fransa ile Ukrayna’nın geleceği ve Avrupa’nın savunma yeteneklerinin geleceği üzerine neredeyse haftalık zirvelere öncülük ediyor.

Diplomasi

Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Yayınlanma

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.

Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.

Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.

Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.

Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.

Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.

Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.

Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.

Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

Yayınlanma

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.

ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.

Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.

Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.

Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.

Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.

Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.

Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.

Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.

Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.

Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.

Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.

Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.

Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.

Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:

“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Yayınlanma

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.

Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.

Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.

Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.

Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.

Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.

Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.

Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.

Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.

Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.

Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:

“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”

Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı. 

Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.

Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı. 

Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.

Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.

Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı. 

Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.

Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English