Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump, Putin’e Ukrayna müzakereleri için iki hafta ‘süre tanıdı’

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi amacıyla bir buçuk ila iki hafta süre tanıdığını açıkladı. Trump, Rusya’nın tutumuna bağlı olarak Washington’un sonraki adımlarını belirleyeceğini ve Putin’in samimi olmaması durumunda farklı bir tepki verileceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, dün Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Washington’un Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerdeki sonraki taktiklerine bir buçuk ila iki hafta içinde karar vereceğini söyledi.

Trump, bu kararın büyük ölçüde Rusya’nın tutumuna bağlı olacağını ve Moskova’nın ciddiyetinden şüphe duyulması halinde farklı bir karşılık verileceğini belirtti.

‘Putin bizi aldatırsa farklı tepki veririz’

Trump, “Putin’in bizi aldatıp aldatmadığını iki hafta içinde söyleyebileceğim. Eğer öyleyse, farklı tepki vereceğiz. Bay Witkoff şu anda onlarla aktif olarak çalışıyor, olağanüstü bir iş çıkarıyor. Bir tür anlaşmaya hazır oldukları izlenimi var. Ancak henüz hiçbir şey imzalanmadığı için konuşmak için erken,” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in çatışmayı sona erdirmekle gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini kesin olarak söyleyemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Saldırılar hayal kırıklığı yarattı

Trump, “(Ukrayna şehirlerine yönelik) Birkaç gece önce insanların öldürüldüğü kitlesel saldırılar nedeniyle büyük hayal kırıklığına uğradım. Bu durum beni çok ama çok hayal kırıklığına uğrattı,” diye konuştu.

Diplomatik çabalar bağlamında Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve Vladimir Putin ile potansiyel bir görüşmeye hazır olduğunu belirtti.

Trump, “Bu görüşmenin birkaç ay önce gerçekleşmesini isterdim. Şimdi Putin ile çalışıyoruz ve bunun neye yol açacağını göreceğiz,” diye ekledi.

Devam eden çatışmalara rağmen Rusya’ya karşı neden yeni yaptırımlar uygulanmadığı sorusuna Trump, “Bir anlaşma yapmaya yakın olduğumu hissediyorum. Her şeyi mahvetmek istemiyorum,” yanıtını verdi.

ABD, Medinskiy’nin Ukrayna müzakerelerinden çekilmesini istiyor

Rusya’dan Ukrayna’ya yoğun saldırılar

Rusya, 25 Mayıs gecesi, askeri müdahalenin başlangıcından bu yana Ukrayna topraklarına yönelik en büyük saldırılarından birini gerçekleştirdi. Ukrayna ordusu Genelkurmay Başkanlığı’nın verdiği bilgiye göre, saldırıda yaklaşık 300 saldırı İHA’sı ve balistik füzeler de dahil olmak üzere çeşitli tiplerde 70 füze kullanıldı.

Bu olaylar, ABD Başkanı’nın söyleminin tonunu keskin bir şekilde değiştirmişti. Trump, Putin’i “deli” olarak nitelendirerek sivillerin ölümünden sorumlu tutmuş ve yeni yaptırımlarla tehdit etmişti. Trump, “Eğer Rusya Ukrayna’yı ele geçirme girişimlerini durdurmazsa, onu bir felaket bekliyor,” demiş ve kendisi olmasaydı Rusya’nın başına “gerçekten çok kötü şeyler geleceğini” öne sürmüştü.

İstanbul’daki sonuçsuz müzakereler

Moskova ile Kiev arasında üç yılı aşkın bir süredir yapılan ilk doğrudan müzakere turu 16 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşmişti. Fakat görüşme, herhangi bir somut ilerleme kaydedilemeden sona ermişti.

The Economist‘in haberine göre, Rus heyetinin başkanı Vladimir Medinskiy, Kiev’den kısmen Rus güçlerinin kontrolünde bulunan Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporojye oblastlarından tamamen vazgeçmesini talep etmişti.

Aksi takdirde Moskova, Sumi ve Harkov oblastlarını ele geçirmekle ve savaşı “sonsuza kadar” sürdürmekle tehdit etmişti.

Putin, 19 Mayıs’ta Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ateşkesi reddetmiş, bunun üzerine ABD Başkanı, Vladimir Zelenskiy ve bazı Avrupa ülkelerinin liderleriyle istişarelerde bulunmuştu.

Financial Times‘ın yazdığına göre, Trump Avrupalılara Ukrayna çözümünde artık arabuluculuk rolü oynamaya niyetli olmadığını belirtmişti.

The Guardian ise Trump’ın daha önce defalarca söz vermesine rağmen Rusya’ya karşı yaptırımları sıkılaştırmayı reddettiğini ortaya çıkarmıştı.

Lavrov, Ukrayna müzakerelerini değerlendirdi: Hayallere kapılmamak önemli

Diplomasi

FBI Direktörü Patel Çin ve Rusya ile ortaklık kurduklarını açıkladı

Yayınlanma

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, Çin ve Rusya ile sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadelede ortaklık ilişkileri kurduklarını duyurdu. Patel, geleneksel olmayan bu ortaklarla yürütülen girişimlerin seçici ve belirli suç türleriyle sınırlı olduğunu, personel değişimleri ve ortak operasyonları içerdiğini belirtti.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, sınır ötesi suçlar, siber dolandırıcılık ve çocuklara yönelik suçlarla mücadele kapsamında Çin ve Rusya ile ortaklık ilişkileri kurduklarını bildirdi.

Patel, söz konusu ortaklığın karşılıklı personel ziyaretlerini kapsadığını belirtti. Bu süreç dahlinde Çinli kolluk kuvvetleri ABD’yi ziyaret ederken, FBI ajanları da ortak çalışma yürütmek ve istihbarat paylaşımında bulunmak amacıyla Çin’e gitti. Taraflar ayrıca ortak baskınlar ve tutuklamalar da gerçekleştirdi.

FBI Direktörü, “geleneksel olmayan ortaklar” ile yürütülen bu girişimleri seçici olarak nitelendirdi ve bunların belirli sınır ötesi suç türleriyle sınırlandırıldığını vurguladı. Bu suç kategorilerinin arasında siber dolandırıcılık ve çocuklara karşı işlenen suçlar yer alıyor.

Reuters’ın aktardığına göre, ABD’li yetkililer uzun süredir Rusya ve Çin’i suçla mücadelede olası müttefikler olarak değil, aksine suçun ihracatçıları olarak tanımlıyordu. Patel ise bu tür risklerin kontrol altına alınabileceğini savundu.

Patel konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Bu yeni ve dinamik bir şekilde gelişen bir ilişki ve onların birçok konudaki düşmanca yaklaşımına karşı son derece dikkatliyiz. Durmaya niyetleri yok, ancak Amerika için zaferler elde edebileceksek diyalog kurmalıyız.”

Rusya ile 15 aydır süren temaslar

Patel, ABD kolluk kuvvetlerinin şiddet içeren suçlara müdahale etmeksizin aylardır Rusya ile işbirliği yaptığını açıkladı. Sürecin zaman aldığını belirten Patel, “Bu durum bir gecede gerçekleşmiyor. Bunun üzerinde zaten 15 aydır çalışıyoruz” dedi.

FBI, geçtiğimiz haziran ayında Çin kolluk kuvvetleriyle ortaklaşa hareket ederek çocuk pornografisi yayan uluslararası bir ağı çökertti. Yürütülen operasyon kapsamında 16 şüpheli gözaltına alındı.

Patel, Çin ve Rusya ile yürütülen çalışmalarda uygulanan metodolojinin diğer ülkelere de uyarlanabileceğini ifade etti. Patel, “Herkesin ‘bunu yapmayın’ ve ‘bunu yapamazsınız’ dediği bir dönemde bunu Çin ile başarmış olmamız, neredeyse herkesle neler yapabileceğimizi gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Pekin ziyareti tamamlandı, sıra Moskova’da

Reuters’ın yine FBI çalışanlarına dayandırdığı bilgilere göre Patel, temmuz ayı sonlarında gerçekleştirdiği Pekin gezisinden döndü. Direktörün Rusya ziyaretinin ise ön hazırlıklar kapsamında ekim ayı için planlandığı kaydedildi.

Diğer yandan Politico dergisi, bir kaynağa dayandırdığı temmuz tarihli haberinde, Patel’in yıl sonunda Rusya’yı ziyaret etmeyi planladığını duyurmuştu. Ancak FBI Direktörü’nün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşüp görüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise yaptığı açıklamada Patel’in Rusya ziyareti hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtti.

FBI düzeyinde Rusya’ya yapılan son ziyaret 2013 yılında gerçekleşmişti. O dönemki FBI Direktörü Robert Mueller, Boston Maratonu bombalı saldırılarına ilişkin soruşturma çerçevesinde Moskova’ya gelmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Infantino, FIFA personelini acil toplantıya çağırdı

Yayınlanma

Gianni Infantino, üzerindeki baskıların artmasıyla birlikte çarşamba günü (5 Ağustos) Fas’ın Rabat kentinde FIFA personeli için acil bir toplantı çağrısında bulundu.

PA’nın edindiği bilgilere göre, toplantı hafta sonu sonrasında çağrıldı ve toplantıya genel sekreter Mattias Grafstrom ile birlikte, organizasyonun genel sekreter yardımcısı Daniel O’Toole, hukuk başkanı Emilio Garcia Silvero, üye federasyonlar başkanı Elkhan Mammadov, insan kaynakları başkanı Kimberly Morris, medya direktörü Bryan Swanson ve iletişim direktörü David Farrelly’nin de yer aldığı FIFA yönetim kurulu da katılacak.

Eski Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, FIFA’nın küresel futbol geliştirme başkanı olarak, salı günü yaptığı açıklamada, Dünya Kupası’nı düzenleyecek bir şirkete özel yatırım çekme planında “yer almadığını” belirtti. Fakat bu planın geri çekilme kararının “kesinlikle gerekli ve tartışmasız” olduğunu vurguladı.

Infantino’dan sonra organizasyondaki en kıdemli ikinci isim olan Grafstrom’un da, geçen hafta yaşanan ve “neyse ki projenin kalıcı olarak rafa kaldırılmasıyla sonuçlanan” “üzücü ve kınanması gereken olaylar dizisi”ne değinerek FIFA personeli ile iletişime geçtiği anlaşılıyor.

FIFA turnuvalarının ticari ve operasyonel yönlerini yönetecek bir şirket olan FIFA Forward Enterprise’ın (FFE) kurulmasına yönelik plan geçen hafta gündeme gelmişti.

En tartışmalı husus, FFE’nin %20’sinin özel yatırımcılara satılması fikriydi.

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Plan, Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA’nın yanı sıra Kuzey ve Orta Amerika ile Karayipler’deki ülkeleri temsil eden CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) tarafından kesin bir dille reddedildi.

UEFA ayrıca, plan iptal edilene kadar Dünya Kupası dahil olmak üzere FIFA turnuvalarını boykot etmekle tehdit etti.

UEFA, planın iptal edildiğinin açıklanmasına rağmen Infantino’ya olan “güvenini yitirdiğini” belirtti ve İngiltere ve Galler’inkiler de dahil olmak üzere bir dizi üye federasyon o günden bu yana Infantino’ya verdikleri desteği resmen geri çekti.

İskoçya Futbol Federasyonu’nun da UEFA’nın tutumuna katıldığı anlaşılıyor.

FIFA Konseyi üyeleri arasında, Infantino’yu bu planlar ve Folarin Balogun davasını ele alış biçimi konusunda hesap vermesi için bir toplantı talep etmek üzere 19 kişilik çoğunluğu sağlamak amacıyla çalışmaların sürdüğü bildiriliyor.

PA’nın edindiği bilgilere göre, çoğunluk sağlanamazsa veya Infantino bu talebi reddederse, ona karşı çıkan konsey üyeleri bir “yönetim boykotu” düzenlemeyi ve FIFA’yı fiilen işlevsiz hale getirmeyi planlıyor.

Wenger, son günlerde FFE planları konusundaki sessizliği nedeniyle eleştirilere maruz kalmıştı ancak salı günü yaptığı açıklamada projenin geri çekilmesini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “Oyuna bağlılık, şeffaflık ve dürüstlükle hizmet eden bağımsız bir FIFA’ya sarsılmaz bir inancım var,” dedi.

Grafstrom’un, Dünya Kupası sırasındaki çabaları için FIFA personeline teşekkür eden bir e-posta gönderdiği ancak onların şu anda “anlaşılması ve kabul edilmesi zor bir kargaşanın ortasına atıldıklarını” kabul ettiği belirtiliyor.

UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Grafstrom, personelin “şu anda yaşadığımız siyasi ortamdan korunacağını ve kollanacağını” vaat etti ve şu anlamlı sözleri ekledi:

“Bireyler, istikrarsız anlar ve talihsiz olaylar gelir geçer. Kurum, misyonu ve dünya futboluna karşı sorumluluğu ise devam eder.”

Bu açıklamalar, geçen hafta Infantino’nun kıdemli danışmanı Carlos Cordeiro’nun istifasının ve FIFA operasyon müdürü Kevin Lamour’un Associated Press’e yaptığı, kuruluşun personelinin Infantino tarafından “aldatıldığını” söylediği sert açıklamanın ardından geldi.

Afrika, Güney Amerika ve Okyanusya’nın büyük ölçüde Infantino’ya destek vereceği öngörülürken, Asya federasyonları onun geleceğinin anahtarını elinde tutabilir.

Aralarında Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Sri Lanka ve Lübnan’ın da bulunduğu bazı federasyonlar Infantino’ya destek verdiklerini açıkladı.

Fakat Ürdün, tam tersi bir tutum sergiledi. Ürdün Futbol Federasyonu Başkanı Prens Ali Bin el-Hüseyin, FIFA’yı şantajla suçladı.

X’te paylaştığı bir gönderide, Prens Ali, FIFA’nın Dünya Kupası sırasında kendisine, Infantino’ya oy vermesi halinde federasyona ödenmesi gereken parayı alacağını söylediğini iddia etti.

FIFA, Prens Ali’nin açıklamalarından haberdar ancak şu ana kadar yanıt vermekten kaçındı.

UEFA da Infantino’ya, FFE planı konusunda hukuki işlem başlatmayı “aktif olarak değerlendirdiğini” bildirdi ve Avrupa futbolu organı adına hareket eden avukatlar, Infantino ile diğer FIFA çalışanlarına projeyle ilgili tüm belgeleri tespit etmelerini, yerlerini belirlemelerini ve muhafaza etmelerini emretti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Brezilya büyükelçisinin vizesini iptal etti

Yayınlanma

Trump yönetimi, Luiz Inácio Lula da Silva hükümetiyle tırmanan diplomatik gerginlik kapsamında Brezilya’nın ABD Büyükelçisinin vizesini iptal etti.

Washington’un bu hamlesi, geçen ay Brezilya’nın iki üst düzey ABD temsilcisinin seyahat belgelerini reddetmesi ve Başkan Donald Trump’ın bu Güney Amerika ülkesine atamak istediği büyükelçi adayına onay vermeyi geciktirmesine misilleme olarak geldi.

Salı günü isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Brezilya hükümetinin Trump’ın büyükelçi adayını kabul etmesi halinde Maria Luiza Ribeiro Viotti’nin ABD vizesinin derhal iade edileceğini belirtti.

Yetkili, Viotti’nin ABD’den sınır dışı edilmediğini de ekledi.

ABD’li, “Bunun her zaman tek taraflı olamayacağını vurgulamak amacıyla, buradaki bir Brezilyalı diplomatla ilgili olarak karşılıklı bir önlem aldık,” diye ekledi.

Bu gelişme, ticaret, Washington’un Latin Amerika’ya yönelik politikası ve Brezilya’nın ABD’li sosyal medya platformlarına uyguladığı düzenlemeler konusunda çatışan, Amerika kıtasının en kalabalık iki ülkesi arasındaki gerilimi artırıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu’ndan iki yetkilinin, ekim ayında yapılacak seçimlere olası müdahale endişesi nedeniyle geçen ay Brezilya’ya girişine izin verilmedi.

Brezilya hükümeti, bu yetkililerin ülkenin oy kullanma sistemine şüphe uyandırmayı amaçladıklarına inanıyordu.

Washington ise bu iddiaları “asılsız bir yalan” olarak reddetti ve heyetin amacının seçimlerin dürüstlüğü, din ve ifade özgürlüğü konularını görüşmek olduğunu vurguladı.

İki ülke arasındaki ilişkilerde kriz, bir yıldan fazla bir süre önce Trump’ın, müttefiki eski başkan Jair Bolsonaro’ya darbe planlamak suçlamalarının düşürülmesi için yaptığı başarısız bir girişimde Brezilya’ya yüzde 50’lik bir gümrük vergisi uyguladığında patlak vermişti.

Bu vergi daha sonra ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi ama Washington geçen ay birçok Brezilya ürününe yüzde 25’lik yeni bir vergi uyguladı.

Ekim ayındaki seçimlerde arka arkaya dördüncü dönem için aday olan Lula, ABD’nin ana rakibi olan Jair Bolsonaro’nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro’nun lehine hareket etmeye çalışabileceğini öne sürdü.

Trump’ın Brezilya büyükelçisi olarak seçtiği Florida Eyalet Meclisi Başkanı Daniel Perez, haziran ayında bu göreve aday gösterilmişti. 

Fakat ABD’li yetkili, Brezilya’nın ülkedeki seçimler sona erene kadar bu süreci devam ettirmeyeceğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English