Avrupa
Papa XIV. Leo, yapay zekanın “Tanrıyı oynamasını” engellemek istiyor

Katolik dünyasının yeni lideri Papa XIV. Leo, “kontrolsüz yapay zekanın” risklerini azaltmayı papalığının belirleyici misyonu haline getirdi.
Kardinallere yaptığı ilk resmi konuşmasında, yapay zekanın “insan onuru, adalet ve emek” için oluşturduğu tehlikelere karşı uyarıda bulunan yeni Papa, iki gün sonra gazetecilere verdiği demeçte, teknolojinin “muazzam potansiyelini” övgüyle bahsederken, “tüm insanların yararına kullanılmasını sağlamak” için sorumluluk gerektiğini de vurguladı.
İsmini aldığı, 19. Yüzyılın son çeyreğindeki sanayi devrimi sırasında işçilerle sermaye arasındaki ilişkileri “yeniden düzenleme” çağrısı yapan Papa XIII. Leo gibi, XIV. Leo da kontrolsüz modern teknolojiler karşısında “sosyal dokunun koruyucusu” olarak konumlanıyor.
Nitekim yeni Papa, ünlü “Rerum Novarum” papalık genelgesini yayımlayan selefinin “sosyal mesele”deki rolüne işaret ederek bu adı aldığını söylemişti.
Vatikan’ın yapay zeka etiği danışmanı Fransisken rahip Paolo Benanti, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Kilise bizden gökyüzüne bakmamızı, ama aynı zamanda zamanın gereği olarak yeryüzünde yürümemizi istiyor,” dedi ve kilisenin böylesine fütüristik bir alanda uzmanlık sunmasının olağandışı bir şey olmadığını ekledi.
Roma’daki Luiss Üniversitesi ve Sussex Üniversitesi’nde inovasyon ekonomisi profesörü ve AI uzmanı Maria Savona, “Vatikan, insan haklarına ve insan onuruna zarar verecek ve düşük vasıflı işçileri orantısız bir şekilde etkileyebilecek bazı AI gelişmelerinden kaçınmak istiyor,” dedi.
Vatikan’ın yapay zeka düzenlemelerinde kendine bir yer edinme çalışmaları, Leo’nun selefi ile başladı. 2020 yılında Papa Francis, IBM ve Cisco gibi teknoloji şirketlerinin yanı sıra dini ve siyasi liderleri bir araya getirerek, “hesap verebilir ve topluma fayda sağlayan” yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik bir taahhüt olan Roma Yapay Zeka Etiği Çağrısını imzaladı.
Ocak ayında Vatikan, yapay zekanın insanlığın “kendi işinin kölesi” haline gelmesine yol açabileceği uyarısında bulunan resmi bir bildiri yayınladı.
Silikon Vadisinin ve teknoloji devriminin vatanı olan ABD’den gelen ilk papa ve matematik mezunu olan Leo, POLITICO’ya göre bu bayrağı taşımak için “eşsiz bir konumda” bulunuyor.
Öte yandan Washington, AI alanında deregülasyon hamlesine öncülük ediyor. Başkan Donald Trump, selefi Joe Biden’ın belirlediği güvenlik kurallarını geri aldı ve önde gelen şirket OpenAI ile yarım trilyon dolarlık bir AI planını açıkladı.
Benanti’ye göre, kilisenin “insanlık uzmanı” rolü, özellikle Katolik ülkelerin liderlerini “insana değer veren ve sosyal adaletle uyumlu bir AI yaratmaya” teşvik edebilir.
Leo’nun İtalya lideri Giorgia Meloni ile yaptığı ilk görüşmede, ikili “etik ve insan merkezli bir yapay zeka gelişimi” için çalışmaya devam etme sözü verdi. Geçen yıl, Meloni’nin daveti üzerine Francis, G7 liderlerine yapay zeka etiği konusunda bir konuşma yapmıştı.
Savona, “[Vatikan’ın] yapay zekaya olan ilgisi garip değil. Francis, günümüzün önemli sorunlarından biri olan iklim değişikliğine de büyük ilgi gösterdi. Kilisenin misyonu, temel ilkelere sadık kalırken dünyaya uyum sağlamaktır,” dedi.
Savona, güç teknoloji devlerinin ve zengin ülkelerin elinde yoğunlaşırken Vatikan’ın “Küresel Güney”deki ağını kullanarak yapay zekaya ”daha demokratik erişim” sağlayabileceğini ve Avrupa’nın hakim olduğu düzenlemelerin küresel standartlara uyarlanması için baskı yapabileceğini savundu
Öte yandan Leo’nun kendisi de AI tarafından üretilen içeriğin gadrine uğradı. Papalığının ilk haftasında, Leo’nun Burkina Faso Cumhurbaşkanı İbrahim Traoré’yi Vatikan’ın zenginliği ile Afrika’daki yoksulluğu karşılaştırdığı için övdüğü iddia edilen bir YouTube videosu yayınlandı.
Vatikan, videonun “deep fake” olduğunu ve Traoré’yi pan-Afrika liderliğinin bir örneği olarak yücelten Afrika platformlarında son zamanlarda yayılan AI tarafından üretilen içeriklerin bir parçası olduğunu belirtti.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor










