Diplomasi
AB ile ABD’den tarife anlaşması

ABD ve AB, otomobil dahil olmak üzere ihracatının çoğuna %15 gümrük vergisi uygulanmasını öngören bir anlaşmaya vardı ve küresel ekonomiye ağır bir darbe vurabilecek bir ticaret savaşını şimdilik önledi.
Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha yüksek gümrük vergilerinin yürürlüğe girmesi için belirlenen cuma günkü son tarihten bir haftadan az bir süre önce imzalandı.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de dahil olmak üzere birçok Avrupa lider, anlaşmayı “sürdürülebilir” olarak nitelendirilerek övdü.
Trump ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, anlaşmayı pazar günü İskoçya’nın Turnberry kentindeki golf kulübünde duyurdu fakat anlaşmanın tüm ayrıntılarını açıklamadı ve herhangi bir yazılı belge yayınlamadı.
Bloomberg’e konuşan bir ABD yetkilisine göre, %15’lik gümrük vergileri 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek.
Trump, “Bu, tüm anlaşmaların en büyüğü” derken, von der Leyen ise anlaşmanın “istikrar” ve “öngörülebilirlik” getireceğini ekledi.
Anlaşma, AB’nin ABD’den ithal ettiği ürünlere uygulayacağı gümrük vergilerinden çok daha yüksek gümrük vergileri ile karşı karşıya kalmasına neden olacak. Von der Leyen, bunun amacının ABD ile ticaret fazlasını dengelemek olduğunu söyledi.
Ne var ki anlaşmadaki bu tür tavizler bazı Avrupa sanayi gruplarını öfkelendirdi. Almanya’nın ana lobi grubu, bunun “Atlantik’in iki yakasındaki birbiriyle yakından bağlantılı ekonomilere ölümcül bir sinyal gönderdiğini” söyledi.
Von der Leyen ve Trump, açıkladıkları anlaşmanın bazı önemli şartları konusunda da farklı görüşlere sahip. ABD başkanı, gümrük vergisi seviyesinin “otomobiller ve diğer her şey” için geçerli olacağını, fakat ilaç ve metaller için geçerli olmayacağını söyledi.
AB yürütme organının şefi ise daha sonra düzenlediği basın toplantısında, %15’lik oranın her şeyi kapsayacağını, sektöre özgü gümrük vergilerinin üzerine eklenmeyeceğini ve ilaç, çip ve otomobilleri de kapsayacağını söyledi.
Von der Leyen, metal gümrük vergilerinin düşürüleceğini ve kota sistemi getirileceğini belirtti.
Von der Leyen, “İlaçlar için %15 oranında bir anlaşma sağladık. ABD başkanının daha sonra ilaçlarla genel olarak nasıl başa çıkılacağına dair vereceği karar ne olursa olsun, bu ayrı bir konu,” dedi ve genel oranın “hafife alınmaması gerektiğini, fakat elde edebileceğimizin en iyisi olduğunu” ekledi.
ABD’li üst düzey yetkililer daha sonra, iki tarafın AB’nin ilaç ihracatına %15’lik bir gümrük vergisi uygulanması konusunda anlaştığını açıkladı.
Yetkililer, ilaçlarla ilgili ayrı bir 232. Madde soruşturmasının önümüzdeki üç hafta içinde devam edeceğini, fakat AB’nin gümrük vergisi oranının %15’te kalacağını da ekledi.
Trump, AB’nin 750 milyar dolarlık Amerikan enerji ürünü satın almayı, mevcut harcamalara ek olarak 600 milyar dolarlık yatırım yapmayı, ülkelerin pazarlarını ABD ile sıfır gümrük vergisiyle ticarete açmayı ve “büyük miktarda” askeri teçhizat satın almayı kabul ettiğini söyledi.
Von der Leyen, Avrupa’nın Trump’ın görev süresinin geri kalanında Rus gazını ABD’den yıllık 250 milyar dolarlık enerji alımıyla ikame edeceğini de sözlerine ekledi.
Başkan ayrıca Avrupalı şarap ve alkollü içecekler konusunda henüz bir karar alınmadığını fakat konunun yakında çözüleceğini belirtti.
Konuya yakın kaynaklara göre, ilaç ve yarı iletkenlere %15 oranının uygulanmasının anahtarı, bloğun ABD’ye yatırım yapma sözüydü.
Toplantı öncesinde AB, ithalatına uygulanan %15’lik verginin çoğu ilaçlara da uygulanmasını bekliyordu. Bu ürünler, müzakerelerin ana pürüzlerinden biriydi.
Anlaşma sağlanamasaydı, Bloomberg’in tahminlerine göre, ABD’nin toplam ortalama efektif gümrük vergisi oranı, mevcut politikalar kapsamında %13,5’ten 1 Ağustos’ta %18’e yükselecekti. Yeni anlaşma ile bu oran %16’ya düşürüldü.
Anlaşma, ABD’li üst düzey yetkililere göre, %50 gümrük vergisine tabi olmaya devam edecek olan AB’nin çelik ve alüminyum ihracatını kapsamıyor.
Yetkililer, havacılık ve uzay sektörüne uygulanan gümrük vergilerinin ise 232. Madde soruşturmasının sonucuna kadar %0’da kalacağını ekledi.
Yetkililer, çelik ve alüminyum ithalatına yönelik bir kota sistemi için şartları görüşmüştü. Bu sistemde, belirli bir eşik değerin altındaki ithalatlara daha düşük bir ithalat vergisi uygulanacak, bu eşiğin üzerindeki ithalatlara ise normal %50 oranında vergi uygulanacaktı. AB de kota ve gelecekte sektörlere özel gümrük vergilerine bir üst sınır getirilmesini talep ediyordu.
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, gazetecilere verdiği demeçte, yeni sektörel gümrük vergilerinin uygulanmasına yol açabilecek yarı iletken endüstrisiyle ilgili soruşturmanın sonucunun yaklaşık iki hafta içinde açıklanmasının beklendiğini söyledi.
Transatlantik anlaşma, piyasalara ve küresel ekonomiye yönelik büyük bir riski ortadan kaldırıyor: yaklaşık 1,7 trilyon dolarlık sınır ötesi ticareti içeren bir ticaret savaşı. Fakat nihai anlaşma da, AB’den ABD’ye yapılan sevkiyatların sınırda daha yüksek bir vergiye tabi tutulacağı anlamına geliyor.
Trump, hedeflerin ABD’de üretimin artırılması ve Amerikan ihracatçılarının Avrupa pazarına daha geniş erişimini sağlamak olduğunu söyledi. Von der Leyen, müzakerelerin arkasındaki itici gücün bir kısmının ticaretin yeniden düzenlenmesi olduğunu kabul etti, fakat bunun her iki taraf için de yararlı olduğunu belirtti.
Von der Leyen, “Başlangıç noktası bir dengesizlikti. Ticaretimizi yeniden dengelemek istedik ve bunu, iki büyük ekonomi arasında ticaretin devam edeceği bir şekilde yapmak istedik, çünkü iki büyük ekonomi arasında iyi bir ticaret akışı olmalı,” dedi.
AB, anlaşma sağlanamaz ve Trump tehdidini yerine getirirse, ABD’nin AB’ye ihracatının yaklaşık üçte birini oluşturan 100 milyar avro (117 milyar dolar) tutarında vergi uygulamaya hazırlanmıştı.
AB, haftalarca Avrupa ekonomisi için kritik öneme sahip sektörlere uygulanan vergilerin hafifletilmesini talep ederken, yaklaşık %15’lik bir indirim içeren dengesiz bir anlaşmayı kabul etmeye hazır olduğunu belirtmişti. ABD başkanı ayrıca otomobillere %25, çelik ve alüminyuma ve bakıra ise iki katı gümrük vergisi uygulamaya koydu.
Tüm AB üyeleri pazar günü varılan anlaşmadan memnun değildi. Fransa’nın Avrupa işlerinden sorumlu bakan yardımcısı Benjamin Haddad, sosyal medyada anlaşmayı “dengesiz” olarak nitelendirdi ve bloğun ABD’li teknoloji şirketlerine misilleme yapmasına olanak tanıyan zorlama önlemlerini devreye sokması gerektiğini söyledi.
Hollanda Dış Ticaret Bakanı Hanneke Boerma, anlaşmanın “ideal olmadığını” belirterek komisyonu ABD ile müzakereleri sürdürmeye çağırdı.
Diplomasi
İran: ABD ile geçici barış anlaşmasının yeniden canlandırılmasında ilerleme yok

Üst düzey bir İranlı kaynağa göre İran ile ABD, Körfez’deki savaşa kalıcı bir son verme çabalarında karşı karşıya gelmeye devam ediyor.
Reuters’a konuşan kaynak, haziran ayında varılan geçici anlaşmanın yeniden yürürlüğe konulması ve uygulanması için bir takvim belirlenmesine yönelik görüşmelerde hiçbir ilerleme sağlanmadığını söyledi.
Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın salı günü bölgede deniz taşımacılığına yönelik yeni saldırıların ardından İran liderlerine karşı bir kez daha sert ifadeler kullanmasıyla geldi. Bu durum, krizin çözüme kavuşturulmasına yönelik umutlara bir darbe daha vurdu.
Haziran ayında varılan anlaşmada, “tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiği” ilan edilmişti. Ancak anlaşma kısa sürede çöktü. Trump, 7 Temmuz’da anlaşmanın “sona erdiğini” söylerken, İran Dışişleri Bakanlığı bir hafta sonra anlaşmanın “askıya alındığını” açıkladı.
ABD, İran’ı anlaşma kapsamında hayati önemdeki Hürmüz Boğazı deniz ulaşımını yeniden açma taahhüdünü yerine getirmemekle suçluyor. Tahran ise Washington’ın İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması da dahil olmak üzere kendi taahhütlerinden geri adım attığını söylüyor.
İranlı kaynak, “Arabulucular üzerinden görüşülen konulardan biri, ABD’nin geçici anlaşmaya geri dönmesi ve taahhütlerin uygulanması için bir takvim belirlenmesi. Bu konuda kesinlikle hiçbir ilerleme sağlanmadı,” dedi.
Trump çarşamba günü ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu iddia etti.
Ancak İran’ın su yolunu yönetmek üzere kurduğu Basra Körfezi Boğaz İdaresi, boğazın kapalı kalmaya devam ettiğini ve İran’ın koşulları kabul edilene kadar yeniden açılmayacağını açıkladı.
Trump, Truth Social platformunda, “İran sadece konuşuyor, icraat yok; artık Ortadoğu’nun Zorbası Değil,” ifadelerini kullandı.
Trump, çatışma boyunca bir yandan gerilimi tırmandırma tehditlerinde bulunurken diğer yandan bir barış anlaşmasının yakın olduğunu öne süren açıklamalar yaptı.
‘Uzatma söz konusu değil’
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları başlatmasından bu yana, çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi çatışmalarda hayatını kaybetti.
İran ise Umman, Ürdün, Kuveyt, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dahil çeşitli ülkelerdeki ABD varlıklarını ve altyapısını hedef aldı.
Hazirandaki geçici ateşkes anlaşması, tarafların karşılıklı mutabakatıyla uzatılabilecek 60 günlük bir süre öngörüyordu. Bu süre içinde İran ile ABD’nin, Tahran’ın nükleer programını sınırlandıracak ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını sağlayacak nihai bir anlaşmaya ulaşması bekleniyordu.
İranlı kaynak, çarşamba günü Anadolu Ajansı’nın Pakistan hükümet kaynaklarına dayandırdığı ve tarafların söz konusu 60 günlük süreyi uzatma konusunda anlaştığını belirten haberi reddetti.
Kaynak Reuters’a, “Bir uzatma söz konusu değil çünkü İran’ın bakış açısına göre başlamış bir süre yok ve dolayısıyla uzatılacak bir şey de yok. ABD, geçici anlaşmayı varılmasından 48 saat sonra ihlal etti ve birkaç gün sonra anlaşmadan çekildi,” dedi.
Deniz taşımacılığına saldırılar
İran ile Umman arasında yer alan ve Körfez’in girişini oluşturan dar Hürmüz Boğazı, savaştan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birine ev sahipliği yapıyordu.
Gösterge niteliğindeki Brent petrol vadeli işlemleri, savaşın şubat ayında başlamasından bu yana sert yükseliş kaydetti ve varil başına 126 dolarla savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 75 üzerine çıktı. Dalgalı işlemler, Körfez’den petrol arzında yaşanabilecek kesintilere ilişkin endişeleri ve barış görüşmelerinden gelen değişken sinyalleri yansıttı.
Salı günü iki ayrı olayda, Babülmendep Boğazı’nda küçük bir yük gemisine yönelik Husiler tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelenilen saldırıda dört mürettebat hayatını kaybetti. ABD ordusuna göre ayrıca bir ABD Donanması MH-60 helikopteri, Panama bayraklı bir yük gemisinin dümen tertibatını devre dışı bırakmak için iki Hellfire füzesi ateşledi.
Petrol fiyatları yükseldi ancak tahmin kuruluşlarının 2026 yılı petrol talebi beklentilerini aşağı çekmesinin ardından çarşamba günü dalgalı işlemlerde yataylaştı. Brent petrol vadeli işlemleri varil başına yaklaşık 88 dolardan, ABD Batı Teksas tipi ham petrolü (WTI) ise yaklaşık 83 dolardan işlem görüyordu.
Diplomasi
Putin, Britanya ve Fransa’yı “korsanlık” konusunda uyardı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Britanya ve AB’nin Rusya’nın “gölge filosu” olarak adlandırılan petrol tankerlerine yönelik baskılarına yanıt olarak İngiliz gemilerini ele geçirme uyarısında bulundu.
Pasifik Filosu tatbikatı sırasında bir savaş gemisinde açıklama yapan Rusya lideri, beş Rus ticari gemisine yönelik Batı operasyonlarını “korsanlık” ve “soygun” olarak nitelendirdi.
Hem Britanya hem de Fransa, “gölge filosu” gemilerine çıkarma yapıp bunları alıkoyma operasyonlarına katılmıştı.
Geçen ay kabul edilen yaptırımlar, AB üye devletlerine durdurulan Rus gemilerinden el konulan petrol ve yükü satma izni vererek gerginliği daha da tırmandırdı.
Putin şöyle konuştu:
“Bazı ülkelerin yetkililerinin, uluslararası deniz hukukunu ihlal ederek, iktisadi operatörlerimize ait gemilerin hareketini kısıtlamaya çalıştıklarını ve son zamanlarda gemilerimize el koyma ve bizden yağmaladıkları malları satma olasılığını bile değerlendirmeye kadar vardıklarını görüyoruz.
Elbette bu, korsanlık ve soygunun ta kendisidir. Ve eğer bu uygulamaya geçilirse, biz de aynı şekilde karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu, gemilerimize ve teknelere baskınların planlandığı sularda olmak zorunda değil; bizim gerekli ve uygun gördüğümüz her yerde olabilir.”
AB, alıkoyduğu “gölge filo” tankerlerinin petrolüne de el koyacak
Bu açıklamalar, Britanya ve AB’nin, Moskova’nın yaptırımları atlatmaya yönelik tanker operasyonlarına karşı yoğunlaştırılan yaptırımlar kapsamında beş Rus ticari gemisini el koymasının ardından geldi.
Rusya’nın Pasifik Filosu Komutanı Amiral Viktor Liina, füze kruvazörü Varyag’da Putin’e verdiği brifing sırasında, misilleme amaçlı deniz harekatı için potansiyel hedefler olarak Britanya ve Fransa’yı işaret etti.
Amiral, kuvvetlerinin Asya-Pasifik bölgesindeki deniz ticaret rotaları hakkında istihbarat topladığını, kargo gemilerini takip ettiğini ve bu gemilerin sahiplik yapılarını haritalandırdığını bildirdi.
Liina’ya göre, Güney Kuril Adaları yakınlarında Rusya’nın hak iddia ettiği sulardan yaklaşık 1.001 gemi geçti.
Bunların 379’u Moskova’nın “düşman” olarak nitelendirdiği ülkelere kayıtlıydı; 26’sı İngiliz bayrağı, 9’u ise Fransız bayrağı taşıyordu.
Amiral, “Düşman devletlere ve onların gölge filosuna ait gemileri denetleme ve alıkoyma yeteneğine sahibiz; kurumlar arası koordinasyon sağlanmış durumda ve bu görevleri yerine getirmeye hazırız,” dedi.
Hem Moskova’da hem de Kiev’de görev yapmış eski bir İngiliz savunma ataşesi olan John Foreman, Batı donanmalarının “gölge filo” tankerlerini durdurmaya başladığından beri Rusya’nın misilleme yapma tehlikesinin var olduğunu söyledi.
Foreman, Savunma Bakanlığı ve Kraliyet Donanması’nın bu tehdidin farkında olduğunu ve gemi sahipleriyle koruma önlemleri konusunda koordinasyon içinde olduklarını belirtti.
Foreman, Rusya’nın açık denizde gemileri durdurmak için hangi hukuki gerekçeye dayanabileceğini de sorguladı:
“Putin’in uluslararası sularda gemilere çıkmak için hangi hukuki dayanağı kullanabileceği net değil ama uluslararası hukuk daha önce de Rusya’yı durdurmamıştı.”
Batı ülkeleri, operasyonlarını Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 110. maddesi kapsamında meşrulaştırıyor.
Bu madde, savaş gemilerinin sahte bayrak altında seyrettiğinden şüphelenilen gemilere çıkmasına izin veriyor. Bu, gölge filo tankerleri arasında yaygın bir uygulama.
Foreman, Rusya’da önümüzdeki ay yapılacak parlamento seçimleri göz önüne alındığında, Rusya Devlet Başkanı’nın bu “savaş çığırtkanlığının” temel nedeninin iç politika olduğunu öne sürdü:
“Bence Putin’in bu havalı sözleri büyük ölçüde seçimlere odaklanmış durumda; kendisini, kötü niyetli Batı’ya karşı koymaya hazır, sert bir lider olarak göstermeye çalışıyor.”
Diplomasi
Polonya-Musk gerilimi yeniden alevlendi

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Varşova’nın Elon Musk’ın Starlink ağına yaptığı yıllık 50 milyon dolarlık harcamayı yeniden gözden geçirme tehdidinde bulundu.
Sikorski, X’te, “Hey, @elonmusk, koca adam, Starlink’in Polonyalı kullanıcılarına ayrımcılık yapmayı bırak, yoksa hizmetlerin için sana yıllık 50 milyon dolar ödemeyi yeniden gözden geçirebiliriz,” diye yazdı.
Dışişleri bakanının öfkesi, Starlink’in Polonya’yı Almanya, Çekya, Slovakya ve Litvanya dahil 30’dan fazla ülkeyi kapsayan ortak Avrupa dolaşım bölgesinden dışarıda bırakma kararının ardından geldi.
Bu bölge içindeki müşteriler, uluslararası kullanım kısıtlamalarını tetiklemeden terminallerini sınır ötesine götürebiliyor.
Fakat Polonyalı kullanıcılar artık seyahat ederken ek şartlarla karşı karşıya kalacak.
“Not: Polonya, yukarıdaki Avrupa bölgesine dahil değildir. Polonya’da kayıtlı hesaplar, yalnızca Polonya’da kullanım amaçlı olarak değerlendirilir,” ifadesi Starlink’in güncel kılavuzunda yer alıyor.
Polonya Dijital İşler Bakanı Krzysztof Gawkowski de Musk’a yüklendi. Starlink’in ana şirketi SpaceX’i Polonyalıları ikinci sınıf müşteriler olarak muamele etmekle suçladı ve bu değişikliğin yasal dayanağını açıkça belirtmesini istedi.
Gawkowski, X platformunda, “Polonya ikinci sınıf bir pazar değildir. Polonyalı müşteriler de ikinci sınıf müşteriler değildir” diye yazdı.
SpaceX’in “yerel düzenleyici gereklilikleri” gerekçe göstermesi halinde, Varşova’nın şirketten “genel açıklamalar” sunmak yerine spesifik kurallara işaret etmesini beklediğini de ekledi.
Yeni kurallar, 14 Temmuz 2026 tarihinden itibaren Starlink’e kaydolan yeni müşteriler için geçerli ve 17 Ağustos’ta mevcut Polonyalı kullanıcılara da uygulanacak.
Şirket, Polonya’nın sistemden hariç tutulmasına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.
Bazı haberlerde, bunun nedeninin Polonya’da kayıtlı terminallerin Ukrayna’da kullanılması olduğu öne sürüldü. Fakat Ukrayna, Starlink’in Avrupa “Roam” bölgesine dahil değil.
Sikorski ve Musk’ın Starlink konusunda çatışması bu ilk kez olmuyor.
Geçen yıl, Sikorski, Varşova’nın Ukrayna için finanse ettiği uydu hizmeti için alternatif sağlayıcılar arayabileceği konusunda uyarıda bulunduktan sonra, Musk Polonyalı bakana “sus, küçük adam” demişti.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu3 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit











