Ortadoğu
Gazze’deki yardım dağıtımında görevli ekip lideri, aşırı sağcı motor kulübü üyesi çıktı

Gazze İnsani Yardım Vakfının (GHF) tartışmalı gıda dağıtım noktalarında güvenlik hizmeti veren bir şirketin lideri konumundaki Johnny “Taz” Mulford’un, “radikal cihatçı harekete” karşı olduğunu ilan eden Haçlı temalı bir motosiklet kulübünün üyesi olduğu anlaşıldı.
ABD savaş gazileri ve Blackwater gibi özel askeri şirket çalışanları için kurulan Infidels (Kâfirler) adlı motorcu grubunun Florida şubesine üye olan Mulford, mayıs ayında Facebook’taki çevresinden “hâlâ ateş edebilen, hareket edebilen ve iletişim kurabilen” kişilerin kendisiyle temasa geçmesini isteyerek eleman aramaya başlamıştı.
Cuma günü telefonla ulaşılan Mulford, The Intercept‘e yaptığı açıklamada şu anda İsrail’de olduğunu ve “bir kontrol noktasına gitmekte olduğunu” teyit etti.
UG Solutions’ın Gazze operasyonlarına doğrudan aşina olan ve aralarında eski şirket çalışanı Anthony Aguilar’ın da bulunduğu iki kaynak, Mulford’un şirkette çalıştığını doğruladı. Mulford’un motosiklet kulübüyle olan bağlarını ilk olarak Zeteo haberleştirmişti.
UG Solutions, Trump yönetimi ve İsrail tarafından desteklenen Gazze’deki yardım çabası GHF tarafından yönetilen yardım dağıtım noktalarında güvenlik sağlayan bir yüklenici firma.
“Silah eşliğinde yemek dağıtıyorlar”
Mulford’un Infidels üyeliği ve Haçlı seferleri ile günümüz aşırı sağ hareketleriyle yaygın olarak ilişkilendirilen çok sayıda dövmesi, GHF misyonundaki rolü hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Mulford, Facebook’taki diğer paylaşımlarının yanı sıra, İsrail’i “Tanrı’nın seçilmiş ulusu” olarak nitelendiren bir gönderiyi ve Filistin yanlısı protestocularla alay eden bir videoyu paylaşarak Hristiyan Siyonizmine de gönderme yapıyor.
GHF’yi kamuoyunda ifşa eden eski bir Yeşil Bereli ve UG Solutions çalışanı olan Aguilar, Mulford’un dövmeleri ve Infidels üyeliğiyle ilgili endişelerini dile getirerek, “Eğer İsrail’e kolumda Nazi gamalı haçıyla girip ‘Heil Hitler’ deseydim, insanlar benim hakkımda ne düşünürdü? Onlar, ağırlıklı olarak Arap Müslüman bir nüfusun içinde, silah eşliğinde yemek dağıtıyorlar,” diye konuştu.
UG Solutions sözcüsü Drew O’Brien ise yaptığı açıklamada, “Johnny Mulford, ABD hükümeti ve müttefik çabalarını destekleyen 30 yılı aşkın bir hizmet geçmişine sahip, sektörde saygın bir yüklenicidir. Aksini iddia eden her türlü suçlama kategorik olarak yanlış ve karalayıcıdır. İş performansı veya güvenlik standartlarıyla ilgisi olmayan kişisel hobiler veya üyelikler için tarama yapmıyoruz. Her ekip üyesi kapsamlı geçmiş kontrollerinden geçirilir ve yalnızca nitelikli, soruşturulmuş kişiler UG Solutions operasyonlarında görevlendirilir,” ifadelerini kullandı.
Haçlı simgeleri
Kulübün internet sitesine göre Infidels, 2006 yılında Irak’ta “Slingshot” lakaplı bir Amerikalı paralı asker tarafından kuruldu ve ilk üyeleri güvenlik görevlileri ile askeri gazilerden oluşuyordu.
Sitede, “Infidels Motosiklet Kulübü, Vatansever Amerikalılar ve destekleyici müttefiklerimiz için gaziler tarafından kurulmuş ve onlara dayanan bir kulüptür,” deniliyor.
Ulusal çatı grubunun bir Facebook gönderisinde ise şu ifadeler yer alıyor:
“Teröre karşı savaşı desteklediğimizi ve birçok kulüp üyemizin Irak’ta ve dünya çapındaki diğer yerlerde ya ordu mensubu ya da sivil yüklenici olarak hizmet ettiğini ve etmekte olduğunu göz önünde bulundurarak, siyasi görüşlerimiz herkes tarafından paylaşılmayabilir. Cihatçı hareketi ve onu destekleyenleri ne destekliyoruz ne de hoş görüyoruz. Eğer siz de ülkenin İslami aşırıcılığa karşı çabalarını destekliyorsanız, o zaman yerel Infidels MC’nizi destekleyin!”
Mulford’un Facebook’taki bir fotoğrafında, sağ ön kolunda alevler içinde bir Amerikan bayrağı ve üzerine Tapınak Şövalyeleri’nin Hristiyan askeri düzeninden esinlenerek kırmızı bir haçla süslenmiş bir kalkan olan Tapınakçı sembolü görülüyor. Sol pazısında başka bir Tapınakçı kalkanı bulunuyor. Sağ ön kolundaki bir başka dövmede ise her köşesinde daha küçük haçlar bulunan Kudüs veya Haçlı haçı yer alıyor.

Virginia Tech’te ortaçağ çalışmaları profesörü ve Haçlı ikonografisi uzmanı olan Matthew Gabriele’ye göre, Kudüs haçı ve Tapınakçı kalkanı, ırkçı ve aşırı sağcı kesim tarafından sıkça benimseniyor.
Gabriele, bu durumun Orta Çağ’da “İslam ve Hristiyanlık arasında varoluşsal bir çatışma” olduğu yönündeki hayali bir düşünceye gönderme yaptığını söyledi. Bu tür Haçlı ikonografisinin tarihsel kayıtları yansıtmadığını, daha çok bir tür Hristiyan intikam fantezisi olduğunu belirtti.
Gabriele, “Bu semboller, İslam’ın kuruluşundan bu yana devam eden ve Hristiyanlığı her zaman savunmada bırakan İslam ve Hristiyanlık arasındaki varoluşsal çatışmanın yaşandığı nostaljik bir versiyona gönderme yapıyor. Haçlar ve kalkanlar, Haçlı seferleri sırasında Hristiyanlığın olumlu bir şekilde karşılık verdiğini simgeliyor. Bu gerçekten de İslam’a ve Orta Doğu’ya karşı belirli bir duruşu ifade ediyor,” dedi.
Mulford tarafından paylaşılan diğer Facebook fotoğraflarında, kollarında Haçlı tarzı haçlar ve göğsünde Papa 2. Urbanus’un Birinci Haçlı Seferi için çağrı yaptığı yıl olan 1095 sayısı görülüyor.
Gabriele, 1095 tarihinin, Norveçli toplu katliamcı Anders Breivik’ten Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Müslüman karşıtı katliamın faili Brenton Tarrant’a kadar şiddet yanlısı aşırı sağcı aktörler tarafından sembolik olarak önemli görüldüğünü söyledi.
Gabriele’e göre 1095 tarihi, Müslümanların “öldürülmesi gereken bir tehdit” olduğu ve Kutsal Topraklar’dan sürülmesi gerektiği bir dünya görüşünü temsil ediyor.
Tartışmalı ortaklıklar
Mulford’u istihdam eden şirket, Gazze’de İsrail’in onayıyla gıda dağıtan kâr amacı gütmeyen GHF için çalışan en az üç ABD’li yükleniciden biri.
Vakıf, şimdiye kadar 108 milyondan fazla öğün dağıttığını belirtirken, lojistik ve silahlı özel güvenlik sağlamak için biri eski bir CIA yetkilisi, diğeri ise bir Yeşil Bereli gazi tarafından yönetilen iki ABD’li şirketle anlaştı. Diğer yardım kuruluşları, yardım dağıtım noktalarını silahlı görevlilerle donatma fikrinin temel tarafsızlık ilkelerini ihlal ettiğini belirterek GHF ile çalışmayı reddetti.
UG Solutions’ın ortak kuruluşlarından biri, liderinin İslam ve Filistinliler hakkındaki görüşleri nedeniyle daha önce de mercek altına alınmıştı.
Temmuz ayında bağımsız gazeteci Jack Poulson, UG Solutions ile bu yılın başlarında Gazze’de yardım dağıtmak için ortaklık kuran Sentinel Vakfı adlı küçük bir yardım kuruluşunun başkanı Matthew Murphy’nin genel olarak Müslümanlara ve özel olarak Filistinlilere karşı bağnaz ifadeler kullandığını bildirmişti.
Murphy, geçen yıl bir podcast mülakatında Filistin’i “küçük bir b** çukuru” olarak nitelendirmişti.
Birleşmiş Milletlere göre, vakfın Gazze’de çalışmaya başlamasından bu yana gıda arayışında olan en az 1373 Filistinli öldürüldü; bunların 859’u dağıtım noktaları yakınında, 514’ü ise gıda konvoyu güzergahları boyunca hayatını kaybetti. Filistinliler, ölümlerin birçoğunun İsrail ordusunun ateşi sonucu meydana geldiğini söylüyor.
Geçen hafta dört Demokrat Kongre üyesi, UG Solutions ve başka bir GHF yüklenicisine mektup yazarak, savaş suçları işlenmesi durumunda şirket çalışanlarının sorumlu tutulabileceği uyarısında bulundu.
Üyeler, İsrail ordusuyla yakın çalışmanın şirket personelini büyük hukuki riske maruz bıraktığını belirtti. UG Solutions ise Gazze’deki Filistinlilere kötü muamelede bulunduğu iddialarını reddederken, çalışanlarının kalabalığı dağıtmak için biber gazı ve “uyarı ateşi” kullandığını kabul etti.
Ortadoğu
ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisini gönderiyor

ABD ordusu, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni saldırıların ufukta olabileceği uyarısında bulunmasının ardından, Orta Doğu’ya üçüncü bir uçak gemisi saldırı grubunu sevk ediyor.
Özel bir amfibi saldırı grubunu da içeren bu sevkiyat, ABD’deki ara seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte İran’a karşı Trump’ın savaşının hızla değişen dinamiklerini vurguluyor.
Trump, savaşın birkaç hafta süreceği yönündeki ilk vaatlerine rağmen, ara seçimlerden sonra gerginliğin tırmanmasının hâlâ geçerli bir seçenek olduğunu belirtti.
Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7.000’den fazla denizci ve 2.000 Deniz Piyadesi’ni taşıyor.
Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubu da dahil.
Hassas askeri operasyonlar hakkında konuşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bu durum Ekim ayı sonuna kadar bölgede üç uçak gemisinin bulunacağı anlamına gelebilir.
Orta Doğu’da halihazırda bulunan personel de hesaba katıldığında, bu hamle ABD’nin deniz kuvvetleri varlığını 20.000’den fazla denizci ve deniz piyadesi ile yüzlerce uçağa ulaşacak şekilde alışılmadık derecede yüksek bir seviyeye çıkaracak.
Donanma, Nisan ayında 2003 yılından bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç uçak gemisi saldırı grubu bulundurmuştu.
USS George HW Bush ve USS George Washington uçak gemileri, USS Boxer amfibi hazırlık grubu ile birlikte şu anda bölgede bulunuyor.
USS George Washington genellikle Pasifik Okyanusu’nda görevlendirilir fakat zorlu görev süresi boyunca mürettebatın 260 günden fazla süreyle aralıksız denizde kalmasına neden olan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Orta Doğu’ya sevk edildi.
Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu bölgeye ulaştığında, Washington’un Japonya açıklarına kaydırılması muhtemel.
Perşembe günü Time dergisinde yayınlanan bir röportajda Trump, yeni saldırı olasılıklarına değindi ve 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’a yönelik bombardımanı yoğunlaştırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.
Israrla sorulunca Trump, stratejisi hakkında daha fazla ayrıntıya giremeyeceğini söyledi.
Trump, “Bunu size söyleyemem çünkü bakın, siz ‘nereyi bombalayacaksınız?’ diye soruyorsunuz,” dedi.
Pazartesi günü yapılan röportajda, İran’dan gelen son ateşkes teklifini reddettiğini belirterek, “bir yıl önce onaylamayacağı şeyleri bugün de onaylamayacağını” söyledi.
Trump, örnek olarak İran’ın önemli bir enerji nakil koridoru olan Hürmüz Boğazı’nı “açma” teklifini gösterdi ama teklifin genel olarak “yeterince iyi olmadığını” belirtti.
Giderek daha fazla tepki çeken bu savaşın Kasım ayında Cumhuriyetçilerin şansını zora sokup sokmayacağu sorulduğunda Trump, ilk başta “Mümkün” diye yanıt verdi. Fakat ardından, “İran’ın nükleer silahı olmayacağı için bu durum yardımcı olmalı,” diye ekledi.
Başkan, “dünya çapında da dahil olmak üzere” “halkın %100’ünün” İran’ın nükleer saldırı kapasitesine sahip olmasına karşı olduğunu söyledi ve “Yani, bu şekilde ifade ederseniz, faydası olur. Bunu söylemezseniz, zararı olabilir,” diye konuştu.
Ortadoğu
Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.
Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.
Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.
Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.
Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.
Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.
Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.
Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.
Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.
Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.
Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.
Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.
Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.
Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.
Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.
Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.
Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.
Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.
Ortadoğu
Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.
CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.
Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.
Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.
Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.
Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.
İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.
İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.
Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.
Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.
Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.
CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.
Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.
Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.
CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.
Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.
Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












