Bizi Takip Edin

Amerika

Büyük Teknoloji şirketlerinin veri merkezleri kavgası

Yayınlanma

Büyük Teknoloji şirketleri veri merkezleri hakkında eyalet düzeyinde yürüttükleri kavgayı şimdi federal boyuta taşımak istiyor.

OpenAI ve Google gibi şirketlerin yapay zeka yarışını kazanma çabaları, 50 eyaletin tamamındaki topluluklarda bilgisayar sistemleri için dev depolar olan veri merkezlerinin yaygınlaşmasına yol açtı.

Bu “sunucu çiftliklerinin” yükselişi, şehir ve ilçe yönetimlerinin veri merkezlerinin su ve enerji kaynakları üzerindeki yükü ile istihdam yaratma ve yeni gelir kaynakları arasında denge kurmaya çalışırken, Virginia banliyölerinden Arizona’nın Tucson kentine ve ötesine kadar şiddetli çatışmalara yol açtı.

POLITICO’da yer alan analize göre eyalet Kongre üyeleri yeni gelişen bir sektörü regüle etmek için yarışıyor, valiler yeni bir iktisadi patlamayı kucaklamak için acele ediyor ve bu sırada büyük teknoloji şirketleri yapay zeka büyümesine büyük yatırımlar yapıyor.

Fakat bu tartışma oy pusulalarına da yansımaya başlıyor.

Veri merkezleri federal sahnede patlamaya hazır olsa da, etrafındaki siyasi tartışmalar parti sınırlarını net bir şekilde aşmıyor. Bu tesisler, iş dünyası ile sendikalar arasındaki tipik bir “partizan ayrışmanın” kesiştiği noktada bulunuyor.

Örneğin Virginia Eyalet Meclisinde veri merkezlerini düzenleme çabaları iki partinin desteğini aldı ama yerel kontrol ve aşırı bürokrasiye ilişkin endişeler nedeniyle büyük ölçüde başarısız oldu.

Bazı Demokrat yetkililer, eyaletlerinin ekonomisini güçlendirmek için veri merkezlerini çekmek konusunda Cumhuriyetçi meslektaşları kadar istekli görünüyor.

Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketleri, yapay zeka alanındaki genişlemelerini desteklemek için veri merkezlerine güveniyor ve ABD halihazırda bu tesislerden diğer tüm ülkelerden daha fazlasına sahip.

Başkan Donald Trump da “yapay zeka yarışını kazanma” sözü verdi ve federal arazilerde tesisler inşa etmek için Biden döneminden kalma bir başkanlık kararnamesini uygulamaya koydu.

Ayrıca, Stargate olarak bilinen büyük teknoloji şirketleriyle 500 milyar dolarlık bir yapay zeka ve veri merkezi projesi başlattığını duyurdu.

Fakat bu artış, özellikle dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen veri merkezi pazarına sahip olan ve bu konuda öncü olarak kabul edilen kuzey Virginia’da kutuplaşmaya neden oluyor.

Enerji Bakanlığı, veri merkezlerinin 2028 yılına kadar neredeyse üç kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını öngörüyor ve bu da teknoloji sektörünün enerji ihtiyacını karşılamak için kömür ve doğal gaz gibi kirletici kaynaklara yöneleceği endişelerini artırıyor.

Veri merkezleri sektörünün Virginia ekonomisine yıllık 9,1 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasıla katkısı olması bekleniyor.

Virginia’nın Loudoun County ilçesinde bu, 250 milyon dolarlık bütçe fazlası ve emlak vergisi indirimi anlamına geliyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kapılarını çaldığı bölgeler için bu, göz ardı edilmesi zor bir olasılık.

İlçe denetim kurulu üyesi Demokrat Juli Briskman, “Parayı nereye yatıracağımızı bilmiyoruz,” diyor.

Gelgelelim, Virginia’nın Ortak Yasama Denetim ve İnceleme Komisyonunun raporuna göre, bu eyaletteki tipik bir konut sahibi, 2040 yılına kadar aylık elektrik faturasında 14 ila 37 dolarlık bir artışla karşı karşıya kalabilir. Bunun nedeni, maliyetleri tüm müşterilere yayılabilecek altyapı iyileştirmelerine duyulan ihtiyaç.

Yeni veri merkezlerine büyük ölçüde karşı çıkan Demokrat Loudoun County Başkan Yardımcısı Michael Turner, “Yeter artık. Bir sonraki denetim kurulu seçimleri veri merkezlerine bağlı olacak,” diyor.

Turner, iki hafta geçmeden ülke çapındaki diğer ilçe yetkililerinden tavsiye isteyen telefonlar aldığını da sözlerine ekliyor.

Arizona’da Tucson şehir meclisi, iş ve milyonlarca dolarlık vergi geliri vaat eden ama su ve enerji tüketimi konusunda endişeleri artıran Amazon’un devasa veri merkezi projesini oybirliğiyle reddetti.

Diğer bazı durumlarda ise her iki partinin kamu görevlileri, yapay zekanın vaatlerinden ve getireceği vergi gelirlerinden yararlanmak için acele ediyor.

Cumhuriyetçi Ohio Temsilcisi Mike Carey’nin sözcüsü John Chambers yaptığı açıklamada, Columbus bölgesinin büyümesini “Amerika’nın yapay zeka inovasyon yarışını kazanmasına yardımcı olacak teknoloji işleri ve veri merkezlerine” bağladığını ve “bölgedeki aileler ve işletmeler için elektriğin uygun fiyatlı ve erişilebilir olmasını sağlamak için yukarıdakilerin tümünü içeren bir enerji stratejisini” desteklediğini söyledi.

Üçüncü dönem valilik için aday olan ve 2028’de Demokratların başkan adayı olabileceği düşünülen Illinois Valisi JB Pritzker ise bu patlamayı kaçırmamak için veri merkezlerini eyaletine çekmeye çalışıyor.

Güneyde ise Mississippi Kamu Hizmetleri Komisyonunun Demokrat üyesi De’Keither Stamps, veri merkezlerinin “ihtiyatlı bir şekilde düzenlenirse” olumlu iktisadi gelişme ve gerekli elektrik sistemi iyileştirmelerini finanse etme fırsatı getirebileceğini söyledi.

Herkes aynı fikirde değil. Indiana merkezli tüketici ve çevre hakları savunucusu Citizens Action Coalition’ın program direktörü Ben Inskeep, bu konunun tartışmaya açık olduğunu ve taban muhalefetinin şekillenmesiyle bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyor.

Inskeep, “Her iki siyasi partimiz de tamamen büyük teknoloji şirketlerinin kontrolüne girmiş durumda ve her şekilde bu şirketlerin emirlerini yerine getiriyor. Bu, yeni ve ilginç siyasi koalisyonlar oluşturabilecek bir konunun tüm özelliklerini taşıyor,” diyor.

Virginia Eyalet Meclisinde, veri merkezlerinin hızlı genişlemesine sınırlar getirme çabaları (örneğin, enerji faturalarını kimin ödeyeceğinin belirlenmesi) başarısız olsa da iki partinin desteğini aldı.

Cumhuriyetçi vali Youngkin, veri merkezleri için tam saha değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılan iki partinin ortak tasarısını, “gereksiz bürokrasi” yaratmak istemediğini gerekçe göstererek veto etti.

Veri merkezlerini geliştirmek için sektörün çabaları da her iki partiyi hedef alıyor. Veri Merkezi Koalisyonunun Virginia’daki eyalet yasama kampanyalarına aktardığı yaklaşık çeyrek milyon dolar, iki parti arasında paylaştırıldı.

Grup, federal lobicilik faaliyetlerine de neredeyse aynı miktarda para harcadı ve bu yıl şimdiye kadar 50.000 dolar harcadığı Kaliforniya gibi eyaletlerde aktif olarak faaliyet gösteriyor. Sektördeki diğer oyuncular da kuzey Virginia yetkililerini hedef alıyor.

Sektör grubu Data Center Coalition’ın eyalet politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Dan Diorio, “Veri merkezleri eyaletler genelinde iki partinin desteğini alıyor, fakat eyaletler genelinde iki partinin endişelerini de duyuyoruz. Üyelerimizin aktif olduğu tüm eyaletlerde, eyaletlerin veri merkezlerinin ekonomik faydalarını görmeye devam etmesini ve aynı zamanda önceliklerini ele almasını sağlamak için her iki partiden milletvekilleriyle birlikte politikalar üzerinde çalışmak için çok aktif bir paydaşız,” diyor.

Veri merkezleri seçim kampanyalarının gündemine girerken, her iki partinin adayları için karmaşık durumlar gerçek zamanlı olarak ortaya çıkıyor.

İktisadi nedenlerle partilerinin ülke çapında seçmen kaybına uğrayan Demokratlar, enerji maliyetlerinin fırlamasını önlerken istihdam ve gelir artışı arasında bir denge kurmak için çabalıyor.

Bazı durumlarda ise, parti liderleri yenilenebilir enerjiye karşı sert önlemler alan Cumhuriyetçiler, enerji fiyatlarını düşük tutmak için enerji üretiminde “yukarıdakilerin hepsi” yaklaşımını savunuyor.

Böylece, fosil yakıtların kullanımını teşvik eden başkanın izinden giderken, Trump’ın yok etmeye çalıştığı bir sektöre örtülü destek veriyorlar.

Bu dinamik, veri merkezi düzenlemelerinin odak noktası haline geldiği Virginia valilik seçimlerinde açıkça görülüyor. Demokratların adayı eski milletvekili Abigail Spanberger, veri merkezleri için yerel ve yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve tüketicilerin artan enerji maliyetlerini telafi etmek için büyük teknoloji şirketlerinden ücret almayı öngören “eyalet çapında bir strateji” öneriyor.

Spanberger yaptığı açıklamada, “Virginia, veri merkezlerinin burada bulunmasından faydalanabilir, fakat bu faydadan yararlanmak için, veri merkezlerini desteklemek için gerekli enerji üretimi, su ve diğer kaynakları hesaba katıp planlamamız gerekiyor,” diyor.

Cumhuriyetçi rakibi Vali Yardımcısı Winsome Earle-Sears ise artan talebi karşılamak için eyaleti “her türlü enerjiye” açmak ve enerji projeleriyle ilgili bürokratik engelleri azaltmak istiyor.

Demokrat valiler ve adaylar elektrik şebekesi yöneticisi PJM’yi tüketicilerin yüksek faturalarından sorumlu tutarken ve New Jersey vali adayları bu maliyetleri nasıl düşürecekleri konusunda çatışırken, orta batı ve orta Atlantik bölgelerinde siyasi ortamı karıştırıyor.

Tartışma, gelecek yıl yapılacak valilik seçimlerine de sıçrayabilir, zira Pritzker’in yanı sıra Pennsylvania’dan Josh Shapiro ve Maryland’dan Wes Moore dahil olmak üzere birçok vali yeniden seçime hazırlanıyor ve Demokratlar, seçmenlerin yaşam maliyeti endişelerini “anladıklarını” kanıtlamak istiyor.

Veri merkezleriyle ilgili sorunlar federal siyasete de sıçrıyor, fakat nihai kararlar imar ve elektrik tarifeleri konusunda büyük ölçüde eyalet ve yerel yönetimlerin kontrolünde kalacak.

Kongredeki Cumhuriyetçiler, “büyük ve güzel” yasa tasarısının bir parçası olarak, veri merkezlerinin izinleri de dahil olmak üzere eyalet düzeyindeki yapay zeka düzenlemelerine 10 yıllık moratoryum getirilmesini savunmuşlardı ama bu girişim Senatodan geçmedi.

Aynı zamanda, artan enerji talebini dengelemeye yardımcı olabilecek Demokratların 2022 iklim yasasındaki temiz enerji projeleri için kredilerin geri alınmasını oyladılar.

Amerika

OpenAI, yapay zeka güvenlik kuralları konusunda Beyaz Saray ile farklı görüşte

Yayınlanma

Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin düzenlenmesine yönelik yeni bir OpenAI önerisi, Başkan Donald Trump’ın yakın zamanda yayınladığı başkanlık kararnamesinden en az iki önemli noktada ayrılıyor.

Yeni bir politika belgesinde OpenAI, federal hükümetten gelişmiş yapay zeka modellerinin potansiyel risklerine yönelik zorunlu değerlendirmeler yapılmasını talep ediyor ama bu süreci denetleme sorumluluğunu sivil kurumlara bırakıyor.

Bu, salı günü Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) liderliğinde siber güvenlik riskleri açısından gelişmiş yapay zeka sistemlerinin değerlendirilmesi için gönüllü bir çerçeve oluşturan yeni Beyaz Saray kararnamesinden önemli bir ayrılık teşkil ediyor.

OpenAI’ın planına göre, bu tür çabalar Ticaret Bakanlığına bağlı Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsünün bir birimi olan Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) tarafından yönetilecek.

OpenAI’ın yeni önerisi, CEO Sam Altman’ın çarşamba günü Beyaz Saray yetkilileri ve her iki siyasi partiden önemli Kongre üyeleri ile bir dizi toplantı yapmak üzere Washington’a gelmesiyle ortaya çıktı.

Trump, yapay zeka kararnamesini imzaladı

Çarşamba sabahı gazetecilerle yaptığı bir sohbette, OpenAI’ın üst düzey yöneticisi Chris Lehane, Trump’ın yeni başkanlık kararnamesini genel olarak övdü ve bunu, şirketinin gelişmiş yapay zeka için bir düzenleyici çerçeve geliştirme çabalarının “doğrulaması” olarak nitelendirdi. 

Fakat Lehane, kendisinin, Altman’ın ve şirket içindeki diğer kişilerin, Trump yönetimi ve Kongre’yi, CAISI’ye yapay zeka değerlendirme sürecinde daha büyük bir rol vermesi için zorlayacaklarını da ima etti.

Lehane, “Ayrıca, bir yapıya dönüşen ve gerçekten bu tür sofistike testleri yapma kapasitesine sahip CAISI de var,” dedi.

OpenAI, Anthropic ve diğer önde gelen şirketlerin yeni AI modelleri hakkındaki bilgileri CAISI ile paylaşmayı zaten kabul ettiklerini belirtti.

Lehane, “Bu şirketlerle bir tür ilişki kurdular, yani bu zaten var,” diye ekledi.

NSA’in şu anda önde gelen AI şirketleriyle böyle bir ilişkisi bulunmuyor.

OpenAI yöneticisi ayrıca, şirketinin, gelişmiş AI modelleri için gizli bir “karşılaştırma” süreci geliştirme ve sürdürme yönündeki yeni Beyaz Saray planına ilişkin endişeleri olduğunu belirtti.

Bu emirdeki bir hüküm, şirketlerin yeni modellerinin ne zaman ve NSA ile diğer istihbarat kurumlarının denetimine gireceğini belirlemesini zorlaştırabilir.

Lehane, “Bence buradaki konulardan biri, yetenek eşiğine ne zaman ulaşılacağı. Bence bu, görüşmenin büyük bir bölümünü oluşturacak: bunun ne olduğuna dair bazı kriterler belirleyebilir misiniz?” diye sordu.

Lehane, Altman’ın Beyaz Saray ile yapılacak toplantılarda “kesinlikle bu konudaki fikirlerimizi ve düşüncelerimizi dile getireceğini” beklediğini söyledi.

Trump’ın yeni kararnamesinin kurumlara ayrıntıları belirlemek için 60 gün süre tanıdığını (bu da OpenAI’nin nihai sonucu şekillendirmek için zamanı olduğunu ima ediyor) ve Kongredeki kilit üyelerin de CAISI’nin AI değerlendirmeleri yapma yeteneğini güçlendirme ve genişletme planlarını değerlendirdiğini belirtti.

OpenAI yöneticisi, şirketin Washington’daki politika yapıcıları, gelişmiş sistemler geliştiren AI şirketleri için zorunlu değerlendirme süreçleri oluşturmaya zorlamayı planladığını da ekledi. 

Lehane, “Herhangi bir laboratuvarın bu kararı tek taraflı olarak alması gerektiğini düşünmüyoruz,” dedi.

Fakat Lehane, sağlam bir değerlendirme çerçevesi oluşturulana kadar daha agresif düzenlemeleri tartışmak için henüz çok erken olduğunu savunarak, AI şirketlerinin yeni modelleri piyasaya sürmeden önce hükümetten onay alması gibi potansiyel bir gereklilik de dahil olmak üzere diğer zorunlu düzenlemelerden kaçındı.

Lehane, “Ek parçaları belirlemeye başlamadan önce bu ilk adımları atmanız gerektiğini düşünüyorum,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Petrol fiyatlarındaki artış Pentagon bütçesini zorluyor

Yayınlanma

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan ABD Savaş Bakanlığı, askeri seyahat ve eğitim bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kara Kuvvetleri onlarca eğitim programını iptal edip helikopter uçuş saatlerini düşürürken, Deniz ve Hava Kuvvetleri de Ortadoğu’daki operasyonel maliyetler sebebiyle bütçe sınırlarına yaklaşıyor.

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD Savaş Bakanlığında (Pentagon) mali baskıyı artırarak bütçe planlamalarını zorlaştırıyor. Ordu genelinde oluşan bütçe açığı nedeniyle askeri eğitimlerin iptal edildiği, helikopter uçuş saatlerinin düşürüldüğü ve birliklerin seyahat faaliyetlerinin kısıtlandığı bildirildi.

ABC News’in Savaş Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı verilere göre, ordunun benzin ve jet yakıtı dahil 24 farklı yakıt türü için ödediği ortalama varil fiyatı, geçen yılın ekim ayında 154,14 dolar iken nisan ayında 195,72 dolara yükseldi. Altı ay içinde gerçekleşen yaklaşık yüzde 27’lik bu artış, yılda ortalama 80 milyon varil yakıt tüketen Pentagon’a bu yıl en az 1 milyar dolarlık öngörülemeyen ek mali yük getirdi.

Komutanlar, yakıt fiyatlarının yanı sıra personelin eğitim alanlarına taşınmasında kullanılan sivil akaryakıt ve ticari uçak bileti maliyetlerindeki artışla da mücadele ediyor. Bütçe baskısı nedeniyle nisan ayından bu yana birliklerin seyahatleri incelemeye alınırken, birçok birimin eğitim seyahatlerini azalttığı veya iptal ettiği belirtildi.

ABD Kara Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Orlando Howard, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, enerji piyasasındaki dalgalanmaların nakliye maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Howard, “Kritik operasyonları ve savaşa hazırlık seviyesini koruyabilmek adına personel ve ekipman seyahatlerinde tasarruf tedbirlerine öncelik veriyoruz” dedi.

Bütçe açığı askeri eğitim programlarını durdurdu

Sızan iç yazışmalar ve ABD’li yetkililerin verdiği bilgilere göre, 30 Eylül’de sona erecek mali yıl için 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Kara Kuvvetleri, eğitim programlarında kesintiye gitti. Bütçe açığının nedenleri arasında Orta Doğu’daki operasyonlar, ABD’nin güney sınırındaki askeri misyonlar ve yaz aylarında asker sayısının iki katına çıkarılarak 5 bine ulaştırılması planlanan Washington’daki Ulusal Muhafız görevleri gösterildi.

Bu durumun bir sonucu olarak, aralarında sağlık personeli, istihkam birlikleri ve topçu sınıflarının da bulunduğu onlarca eğitim programı ve kurs iptal edildi. Helikopter uçuş saatlerinde kısıtlamaya gidilirken, iç yazışmalar birçok uçuş mürettebatının artık sadece yasal olarak zorunlu olan asgari uçuş sınırında kalabildiğini gösteriyor.

Yapılan iç değerlendirmeler, bütçe kesintilerinin önümüzdeki yıl Avrupa’ya konuşlandırılması planlanan ve Teksas’ta konuşlu 70 bin askerden oluşan 3. Zırhlı Kolordu gibi büyük birliklerin yetersiz eğitimle konuşlanmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Hazırlanan raporda, etkilenen birliklerin savaş öncesi eğitim seviyesine dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceği uyarısı yapıldı.

Deniz ve Hava Kuvvetleri de bütçe sınırlarına yaklaşıyor

Bütçe darboğazı sadece Kara Kuvvetleri ile sınırlı kalmıyor. Deniz Operasyonları Şefi Amiral Daryl Caudle, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği brifingde, Orta Doğu’daki yoğun askeri varlık nedeniyle donanmanın bütçesinin temmuz veya ağustos aylarında tükenmeye başlayacağını duyurdu. Caudle, “Orta Doğu’da büyük bir deniz gücümüz var. Çok güçlü şekilde operasyon yürütüyoruz ama bunun operasyonel bir maliyeti var. Yaz aylarında bütçe tükeneceği için temmuz ayından itibaren eğitim, operasyon ve sertifikasyon süreçlerini değiştirmek zorunda kalacağım” ifadelerini kullandı.

Hava Kuvvetleri de bütçe tahminlerinin üzerinde yakıt tüketimi kaydediyor. Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Kenneth Wilsbach, mayıs ayında senatörlere yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonel hareketlilik sebebiyle uçakların öngörülenden yüzde 10 daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da ek yakıt maliyeti anlamına geldiğini belirtti.

Yıllık ortalama 227 milyon galon dizel ve 2,2 milyar galon jet yakıtı tüketen Pentagon, federal hükümetin en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunuyor. Diğer askeri birimlere kıyasla daha küçük bir ölçeğe sahip olan Deniz Piyadeleri (Marines) ise şu an için dikkate değer bir bütçe açığı yaşamadıklarını ve eğitim kesintisine gitmediklerini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, kömür sektörüne 700 milyon dolarlık yeni destek planlıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kömür santrallerini desteklemek üzere yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kaynak aktarmak için Soğuk Savaş döneminden kalma ulusal savunma yetkilerini kullanmayı planlıyor.

Konu hakkında bilgi veren bir ABD’li yetkili, Trump’ın bugün (4 Haziran) başkanlara ulusal güvenlikle ilgili endüstriler üzerinde geniş yetki veren 1950 tarihli Savunma Üretim Yasasını yürürlüğe koyacağını duyurabileceğini söyledi.

Yetkili, bu yasa kapsamında bir düzineden fazla kömür santralinin modernizasyonu, Batı Kıyısında devasa bir kömür ihracat terminali inşa edilmesi ve yeni santrallerin inşası için kurumsal fonlarla eş finansman sağlanmasının planlandığını belirtti.

700 milyon doların yarısından fazlası 13 kömür santralinin modernizasyonuna ayrılacak, 185 milyon dolar Alaska, Maryland ve Batı Virginia’daki kömür tesisleri için kurumsal fonlara eş finansman sağlayacak ve 75 milyon dolar ise uzun süredir gündemde olan Kuzey Kaliforniya’daki West Gateway ihracat terminalini destekleyecek.

Söz konusu kişi, başkanın açıklamasını önceden bozmamak için isminin açıklanmaması şartıyla konuştu ve ayrıntıların hâlâ değişebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Trump yönetimi, enerji tüketimi yüksek yapay zeka veri merkezlerini ayakta tutmak için iç talebi göz önünde bulundururken ve büyük fosil yakıt rezervlerine sahip yabancı rakipleri marjinalize etmeyi hedefliyor.

Fakat kömürün ABD’deki kullanımı sürekli bir düşüş eğiliminde. ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, bir zamanlar ABD’deki elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan kömür, son yıllarda bu oranın beşte birinin altına düştü.

Elektrik üreticileri, fosil yakıtların küresel ısınmaya olan etkisinden ve kırılgan küresel tedarik zincirlerine artan bağımlılıktan endişe duyarak, büyük ölçüde daha ucuz doğalgaza ve yenilenebilir kaynaklara geçiş yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English