Bizi Takip Edin

Amerika

Büyük Teknoloji şirketlerinin veri merkezleri kavgası

Yayınlanma

Büyük Teknoloji şirketleri veri merkezleri hakkında eyalet düzeyinde yürüttükleri kavgayı şimdi federal boyuta taşımak istiyor.

OpenAI ve Google gibi şirketlerin yapay zeka yarışını kazanma çabaları, 50 eyaletin tamamındaki topluluklarda bilgisayar sistemleri için dev depolar olan veri merkezlerinin yaygınlaşmasına yol açtı.

Bu “sunucu çiftliklerinin” yükselişi, şehir ve ilçe yönetimlerinin veri merkezlerinin su ve enerji kaynakları üzerindeki yükü ile istihdam yaratma ve yeni gelir kaynakları arasında denge kurmaya çalışırken, Virginia banliyölerinden Arizona’nın Tucson kentine ve ötesine kadar şiddetli çatışmalara yol açtı.

POLITICO’da yer alan analize göre eyalet Kongre üyeleri yeni gelişen bir sektörü regüle etmek için yarışıyor, valiler yeni bir iktisadi patlamayı kucaklamak için acele ediyor ve bu sırada büyük teknoloji şirketleri yapay zeka büyümesine büyük yatırımlar yapıyor.

Fakat bu tartışma oy pusulalarına da yansımaya başlıyor.

Veri merkezleri federal sahnede patlamaya hazır olsa da, etrafındaki siyasi tartışmalar parti sınırlarını net bir şekilde aşmıyor. Bu tesisler, iş dünyası ile sendikalar arasındaki tipik bir “partizan ayrışmanın” kesiştiği noktada bulunuyor.

Örneğin Virginia Eyalet Meclisinde veri merkezlerini düzenleme çabaları iki partinin desteğini aldı ama yerel kontrol ve aşırı bürokrasiye ilişkin endişeler nedeniyle büyük ölçüde başarısız oldu.

Bazı Demokrat yetkililer, eyaletlerinin ekonomisini güçlendirmek için veri merkezlerini çekmek konusunda Cumhuriyetçi meslektaşları kadar istekli görünüyor.

Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketleri, yapay zeka alanındaki genişlemelerini desteklemek için veri merkezlerine güveniyor ve ABD halihazırda bu tesislerden diğer tüm ülkelerden daha fazlasına sahip.

Başkan Donald Trump da “yapay zeka yarışını kazanma” sözü verdi ve federal arazilerde tesisler inşa etmek için Biden döneminden kalma bir başkanlık kararnamesini uygulamaya koydu.

Ayrıca, Stargate olarak bilinen büyük teknoloji şirketleriyle 500 milyar dolarlık bir yapay zeka ve veri merkezi projesi başlattığını duyurdu.

Fakat bu artış, özellikle dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen veri merkezi pazarına sahip olan ve bu konuda öncü olarak kabul edilen kuzey Virginia’da kutuplaşmaya neden oluyor.

Enerji Bakanlığı, veri merkezlerinin 2028 yılına kadar neredeyse üç kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını öngörüyor ve bu da teknoloji sektörünün enerji ihtiyacını karşılamak için kömür ve doğal gaz gibi kirletici kaynaklara yöneleceği endişelerini artırıyor.

Veri merkezleri sektörünün Virginia ekonomisine yıllık 9,1 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasıla katkısı olması bekleniyor.

Virginia’nın Loudoun County ilçesinde bu, 250 milyon dolarlık bütçe fazlası ve emlak vergisi indirimi anlamına geliyor. Büyük teknoloji şirketlerinin kapılarını çaldığı bölgeler için bu, göz ardı edilmesi zor bir olasılık.

İlçe denetim kurulu üyesi Demokrat Juli Briskman, “Parayı nereye yatıracağımızı bilmiyoruz,” diyor.

Gelgelelim, Virginia’nın Ortak Yasama Denetim ve İnceleme Komisyonunun raporuna göre, bu eyaletteki tipik bir konut sahibi, 2040 yılına kadar aylık elektrik faturasında 14 ila 37 dolarlık bir artışla karşı karşıya kalabilir. Bunun nedeni, maliyetleri tüm müşterilere yayılabilecek altyapı iyileştirmelerine duyulan ihtiyaç.

Yeni veri merkezlerine büyük ölçüde karşı çıkan Demokrat Loudoun County Başkan Yardımcısı Michael Turner, “Yeter artık. Bir sonraki denetim kurulu seçimleri veri merkezlerine bağlı olacak,” diyor.

Turner, iki hafta geçmeden ülke çapındaki diğer ilçe yetkililerinden tavsiye isteyen telefonlar aldığını da sözlerine ekliyor.

Arizona’da Tucson şehir meclisi, iş ve milyonlarca dolarlık vergi geliri vaat eden ama su ve enerji tüketimi konusunda endişeleri artıran Amazon’un devasa veri merkezi projesini oybirliğiyle reddetti.

Diğer bazı durumlarda ise her iki partinin kamu görevlileri, yapay zekanın vaatlerinden ve getireceği vergi gelirlerinden yararlanmak için acele ediyor.

Cumhuriyetçi Ohio Temsilcisi Mike Carey’nin sözcüsü John Chambers yaptığı açıklamada, Columbus bölgesinin büyümesini “Amerika’nın yapay zeka inovasyon yarışını kazanmasına yardımcı olacak teknoloji işleri ve veri merkezlerine” bağladığını ve “bölgedeki aileler ve işletmeler için elektriğin uygun fiyatlı ve erişilebilir olmasını sağlamak için yukarıdakilerin tümünü içeren bir enerji stratejisini” desteklediğini söyledi.

Üçüncü dönem valilik için aday olan ve 2028’de Demokratların başkan adayı olabileceği düşünülen Illinois Valisi JB Pritzker ise bu patlamayı kaçırmamak için veri merkezlerini eyaletine çekmeye çalışıyor.

Güneyde ise Mississippi Kamu Hizmetleri Komisyonunun Demokrat üyesi De’Keither Stamps, veri merkezlerinin “ihtiyatlı bir şekilde düzenlenirse” olumlu iktisadi gelişme ve gerekli elektrik sistemi iyileştirmelerini finanse etme fırsatı getirebileceğini söyledi.

Herkes aynı fikirde değil. Indiana merkezli tüketici ve çevre hakları savunucusu Citizens Action Coalition’ın program direktörü Ben Inskeep, bu konunun tartışmaya açık olduğunu ve taban muhalefetinin şekillenmesiyle bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyor.

Inskeep, “Her iki siyasi partimiz de tamamen büyük teknoloji şirketlerinin kontrolüne girmiş durumda ve her şekilde bu şirketlerin emirlerini yerine getiriyor. Bu, yeni ve ilginç siyasi koalisyonlar oluşturabilecek bir konunun tüm özelliklerini taşıyor,” diyor.

Virginia Eyalet Meclisinde, veri merkezlerinin hızlı genişlemesine sınırlar getirme çabaları (örneğin, enerji faturalarını kimin ödeyeceğinin belirlenmesi) başarısız olsa da iki partinin desteğini aldı.

Cumhuriyetçi vali Youngkin, veri merkezleri için tam saha değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılan iki partinin ortak tasarısını, “gereksiz bürokrasi” yaratmak istemediğini gerekçe göstererek veto etti.

Veri merkezlerini geliştirmek için sektörün çabaları da her iki partiyi hedef alıyor. Veri Merkezi Koalisyonunun Virginia’daki eyalet yasama kampanyalarına aktardığı yaklaşık çeyrek milyon dolar, iki parti arasında paylaştırıldı.

Grup, federal lobicilik faaliyetlerine de neredeyse aynı miktarda para harcadı ve bu yıl şimdiye kadar 50.000 dolar harcadığı Kaliforniya gibi eyaletlerde aktif olarak faaliyet gösteriyor. Sektördeki diğer oyuncular da kuzey Virginia yetkililerini hedef alıyor.

Sektör grubu Data Center Coalition’ın eyalet politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Dan Diorio, “Veri merkezleri eyaletler genelinde iki partinin desteğini alıyor, fakat eyaletler genelinde iki partinin endişelerini de duyuyoruz. Üyelerimizin aktif olduğu tüm eyaletlerde, eyaletlerin veri merkezlerinin ekonomik faydalarını görmeye devam etmesini ve aynı zamanda önceliklerini ele almasını sağlamak için her iki partiden milletvekilleriyle birlikte politikalar üzerinde çalışmak için çok aktif bir paydaşız,” diyor.

Veri merkezleri seçim kampanyalarının gündemine girerken, her iki partinin adayları için karmaşık durumlar gerçek zamanlı olarak ortaya çıkıyor.

İktisadi nedenlerle partilerinin ülke çapında seçmen kaybına uğrayan Demokratlar, enerji maliyetlerinin fırlamasını önlerken istihdam ve gelir artışı arasında bir denge kurmak için çabalıyor.

Bazı durumlarda ise, parti liderleri yenilenebilir enerjiye karşı sert önlemler alan Cumhuriyetçiler, enerji fiyatlarını düşük tutmak için enerji üretiminde “yukarıdakilerin hepsi” yaklaşımını savunuyor.

Böylece, fosil yakıtların kullanımını teşvik eden başkanın izinden giderken, Trump’ın yok etmeye çalıştığı bir sektöre örtülü destek veriyorlar.

Bu dinamik, veri merkezi düzenlemelerinin odak noktası haline geldiği Virginia valilik seçimlerinde açıkça görülüyor. Demokratların adayı eski milletvekili Abigail Spanberger, veri merkezleri için yerel ve yenilenebilir enerji üretimini artırmayı ve tüketicilerin artan enerji maliyetlerini telafi etmek için büyük teknoloji şirketlerinden ücret almayı öngören “eyalet çapında bir strateji” öneriyor.

Spanberger yaptığı açıklamada, “Virginia, veri merkezlerinin burada bulunmasından faydalanabilir, fakat bu faydadan yararlanmak için, veri merkezlerini desteklemek için gerekli enerji üretimi, su ve diğer kaynakları hesaba katıp planlamamız gerekiyor,” diyor.

Cumhuriyetçi rakibi Vali Yardımcısı Winsome Earle-Sears ise artan talebi karşılamak için eyaleti “her türlü enerjiye” açmak ve enerji projeleriyle ilgili bürokratik engelleri azaltmak istiyor.

Demokrat valiler ve adaylar elektrik şebekesi yöneticisi PJM’yi tüketicilerin yüksek faturalarından sorumlu tutarken ve New Jersey vali adayları bu maliyetleri nasıl düşürecekleri konusunda çatışırken, orta batı ve orta Atlantik bölgelerinde siyasi ortamı karıştırıyor.

Tartışma, gelecek yıl yapılacak valilik seçimlerine de sıçrayabilir, zira Pritzker’in yanı sıra Pennsylvania’dan Josh Shapiro ve Maryland’dan Wes Moore dahil olmak üzere birçok vali yeniden seçime hazırlanıyor ve Demokratlar, seçmenlerin yaşam maliyeti endişelerini “anladıklarını” kanıtlamak istiyor.

Veri merkezleriyle ilgili sorunlar federal siyasete de sıçrıyor, fakat nihai kararlar imar ve elektrik tarifeleri konusunda büyük ölçüde eyalet ve yerel yönetimlerin kontrolünde kalacak.

Kongredeki Cumhuriyetçiler, “büyük ve güzel” yasa tasarısının bir parçası olarak, veri merkezlerinin izinleri de dahil olmak üzere eyalet düzeyindeki yapay zeka düzenlemelerine 10 yıllık moratoryum getirilmesini savunmuşlardı ama bu girişim Senatodan geçmedi.

Aynı zamanda, artan enerji talebini dengelemeye yardımcı olabilecek Demokratların 2022 iklim yasasındaki temiz enerji projeleri için kredilerin geri alınmasını oyladılar.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English