Avrupa
AB, Macaristan’ın vetosunu aşmak için Ukrayna ile yeni bir müzakere formatı başlattı

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ilgili bakanları, Macaristan’ın itirazlarını aşarak Ukrayna ile yeni teknik müzakereler başlatma kararı aldı.
Ukrayna’nın Lviv kentinde düzenlenen iki günlük gayri resmi toplantının ardından yapılan açıklamada, Budapeşte’nin süreci engellemesini önlemek amacıyla “frontloading” (ön yükleme) olarak adlandırılan bir formatın devreye sokulacağı belirtildi.
Danimarka’nın AB Bakanı Marie Bjerre, “Bugün bu yeni yaklaşımı teyit ettik ve bir sonraki dönem başkanı Kıbrıs da bunu sürdürebilecek. Bu, Ukrayna’nın katılımıyla genişleme sürecinin durmadığı anlamına geliyor” diye konuştu.
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Marta Kos da Ukrayna ve AB’nin Macaristan’ın veto tehlikesi olmadan teknik bir sürece geçtiğini teyit etti.
Kos, “Bugün AB üyesi ülkeler net bir çalışma yönü belirledi. Bir reform listesi var ve hiç kimse Ukrayna’nın bu reformları uygulamasını veto edemez” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, savaşın başlamasının ardından Şubat 2022’de ülkesinin AB’ye üyelik başvurusunu imzalamıştı. Aynı yılın haziran ayında Ukrayna ve Moldova aday ülke statüsü almış, Gürcistan’ın başvurusu ise reddedilmişti.
Kasım 2023’te Avrupa Komisyonu, Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını, Gürcistan’a ise “gerekli uyum derecesine ulaşıldığında” aday statüsü verilmesini tavsiye etmişti.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, katılım sürecinin aday ülkelerin liyakatine dayanacağını ve “kısa yol” olmayacağını belirtmişti.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ise Ukrayna’nın 2030 yılına kadar AB üyesi olabileceğini dile getirmişti.
Barış planında ‘2027’ye kadar AB üyeliği’ hedefi
Ukrayna’nın AB’ye garantili üyeliği, halihazırda geliştirilen barış planının maddelerinden birini oluşturuyor.
The Washington Post‘un 10 Aralık’ta Amerikalı ve Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, plan Kiev’in 2027 yılına kadar AB’ye katılmasını öngörüyor.
Köşe yazarı David Ignatius, “Üyelik, ticaret ve yatırımın gelişmesine katkıda bulunacaktır. Ama belki de en önemlisi, Ukrayna’yı kamu işletmelerindeki zararlı yolsuzluk kültürünü kontrol altına almaya zorlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Ukrayna’da yayımlanan Zerkalo Nedeli gazetesi de 11 Aralık’ta, Trump’ın barış planını oluşturan dört belgeye atıfta bulunarak benzer bilgiler aktardı.
Gazete, “İşte size müjde: Ukrayna 1 Ocak 2027’ye kadar AB üyesi olacak. En azından Washington’dan böyle görünüyor” diye yazdı.
Haberde, “AB’nin kendisinin bu konuda ne düşündüğü, özellikle de Trump’ın dostu Orbán’ın bu adıma hazır olup olmadığı belgede belirtilmiyor. Fakat Ukrayna’nın AB üyeliğini beklerken birliğin bu süre için Avrupa pazarına kısa vadeli tercihli erişim sağlayacağı vaat ediliyor” ifadeleri yer aldı.
Kiev, üyeliği güvenlik garantisi olarak görüyor
Vladimir Zelenskiy, AB üyeliğini Batılı ortakların barışçıl bir çözüm çerçevesinde Kiev’e sunabileceği güvenlik garantilerinden biri olarak nitelendirmişti. Bu pozisyon Brüksel’de de karşılık buluyor.
Komisyon Üyesi Kos, Lviv’de yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın bloğa katılımının kaçınılmaz olduğunu ve bunu “güvenlik garantilerinin siyasi temeli” olarak gördüğünü söyledi.
Brüksel ‘reforma bağlı’ diyor, Kiev ‘hızlanabilir’
Ukrayna yönetimi, uzun süredir Brüksel’in ülkenin birliğe kabulü için somut bir takvim belirlemesi konusunda ısrar ediyor.
Zelenskiy, 2 Aralık’ta İrlanda’da düzenlediği basın toplantısında, “Ukrayna’yı Avrupa Birliği’nde gördükleri için Avrupa’ya minnettarız ve bizim için bu, güvenlik garantilerinin bir parçası. Mesele, bu yüzyılda mı yoksa gelecek yüzyılda mı AB’de olacağımızdır. Ukrayna halkı için kesinlik, işte gereken bu” demişti.
Buna karşılık Avrupa Komisyonu, 10 Aralık’ta yaptığı açıklamada, AB’ye katılım için önceden belirlenmiş bir takvim olmadığını, her şeyin yalnızca reformların uygulanmasına ve bu alanda sürdürülebilir sonuçlar elde edilmesine bağlı olduğunu belirtti.
Komisyon Sözcüsü Guillaume Mercier, “Ukrayna hükümeti, katılım müzakerelerini 2028 sonuna kadar tamamlama niyetini açıkladı. Komisyon bu iddialı hedefi desteklemeye kararlıdır ancak bu hedefe ulaşmak için başta hukukun üstünlüğü olmak üzere temel konularda reform hızının artırılması gerektiğine inanıyor” diye konuştu.
Mercier, her adayın “hazır olduğunda, koşulları ve Kopenhag kriterleri dahil AB anlaşmalarında yer alan kriterleri yerine getirdiğinde katılabileceğini” vurguladı.
Ukrayna’nın Avrupa ve Avrupa-Atlantik Entegrasyonundan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Taras Kaçka ise Lviv’deki toplantının ardından, teknik müzakerelerin önünün açılmasının süreci Avrupa Komisyonu’nun önerdiğinden daha hızlı tamamlamayı sağlayacağını söyledi.
Kaçka, “Bu sonbaharda Avrupa Komisyonu müzakerelerin 2028’de tamamlanması gerektiğini bildirdi. Bu, tüm ev ödevlerimizin önümüzdeki 24 ay içinde yapılması gerektiği anlamına geliyor. Üyeliğin gelecekteki barış müzakerelerinin ve güvenlik garantilerinin temel taşlarından biri olduğu düşünüldüğünde, bu süre 24 aydan bile daha kısa olabilir” dedi.
Brüksel, Ukrayna’nın hazırlık seviyesini nasıl görüyor?
Avrupa Komisyonu, düzenli olarak yayımladığı raporlarla AB’ye katılmak isteyen on ülkenin (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna, Karadağ ve kısmen tanınan Kosova Cumhuriyeti) ilerlemesini altı başlık altında değerlendiriyor. Komisyon, 1’den 5’e kadar bir ölçek kullanıyor; 1 başlangıç, 5 ise ileri seviyeyi temsil ediyor.
4 Kasım 2025’te yayımlanan son raporda Brüksel, Ukrayna’nın ilerlemesini pek çok alanda 5 üzerinden 2, yani “bir miktar hazırlık seviyesi” olarak değerlendirdi. Yolsuzlukla mücadele konusunda ise bu alandaki başarıların oldukça sınırlı olduğu kaydedildi.
Raporda, Temmuz 2025’te Zelenskiy’nin girişimiyle Rada’nın, yolsuzlukla mücadele kurumları NABU ve SAP’ın bağımsızlığını sınırlayan ve onları devlet başkanı tarafından atanan başsavcıya bağlayan bir yasayı kabul ettiği hatırlatıldı.
O dönemde AB temsilcileri, Ukrayna makamlarından açıklama talep etmiş ve ülkeye “şeffaflık, yargı reformu ve demokratik yönetişim alanlarında ilerleme kaydedilmesi koşuluyla önemli mali yardım” sağlandığını belirtmişti.
Bunun üzerine Rada, iki gün sonra devlet başkanının sunduğu ve NABU ile SAP’ın bağımsızlığını yeniden tesis eden yasayı kabul etmişti.
Geçen ayki raporda, “Bu gelişmeler, Ukrayna’nın yolsuzlukla mücadele programına olan bağlılığını sorgulatıyor. Ukrayna, yolsuzlukla mücadele sistemini iyileştirmeli ve reformlardaki kayda değer başarılarından geri adım atmamalıdır” denildi.
Enerji ve savunma alanındaki yolsuzluk skandalı
Avrupa Komisyonu’nun raporu, Ukrayna’da enerji ve savunma alanlarında ortaya çıkan büyük yolsuzluk skandalından önce yayımlandı.
Skandal, 10 Kasım’da Zelenskiy’nin eski bir iş ortağı ve Kvartal 95 stüdyosunun kurucularından Timur Mindiç’in evinde yapılan aramalarla başladı.
Yolsuzlukla mücadele kurumlarına göre Mindiç, üç nükleer santralin işletmecisi olan devlet şirketi Energoatom’da büyük bir yolsuzluk şebekesi kuran suç örgütünü yönetiyordu.
Yayımlanan belgelere göre, grup üyeleri devlet şirketinin yüklenicilerinden, onlarla yapılan sözleşmelerin değerinin yüzde 10 ila 15’i oranında rüşvet alıyordu.
NABU ve SAP, 10 Kasım’da yaptıkları açıklamada, “Toplamda, sözde aklama mekanizmasından yaklaşık 100 milyon dolar geçti” bilgisini paylaştı.
Skandal kapsamında eski Başbakan Yardımcısı Aleksey Çernişov ve eski Enerji Bakanı Danışmanı İgor Mironyuk’un da aralarında bulunduğu en az beş kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı German Galuşçenko ve Enerji Bakanı Svetlana Grinçuk’un yanı sıra daha sonra Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andrey Yermak da istifa etti.
Macaristan, Ukrayna’nın AB üyeliğine neden karşı çıkıyor?
Ukrayna’nın AB yolundaki en büyük engel şimdiye kadar Macaristan’ın tutumu oldu. Budapeşte, bu yılın baharından bu yana Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonunun yeni aşamalarının başlatılmasını sürekli olarak engelliyor.
Lviv’deki toplantıya katılmayı reddeden Macaristan AB Bakanı János Bóka, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Macaristan hükümetinin Ukrayna’nın AB üyeliğini desteklemediğini yazdı.
Bóka, mevcut zirvenin “Macar hükümetinin katılmak istemediği siyasi bir şov” olduğunu belirtti.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, daha önce Ukrayna’nın yolsuzluk nedeniyle Avrupa Birliği’ne üye olma hakkı olmadığını söylemişti.
Orbán, “Ukrayna’nın altın illüzyonu çöküyor. Başkan Zelenskiy ile sayısız bağlantısı olan savaş zamanı mafya şebekesi ortaya çıkarıldı. Teşekkürler, ama biz buna katılmak istemiyoruz” demişti.
Orbán, Ukrayna’nın birliğe katılmasının AB ile Rusya arasında bir savaş durumuna yol açacağını da pek çok kez dile getirmişti.
Komisyon Üyesi Kos ise Lviv’de yaptığı açıklamada, Macaristan’ın artık Ukrayna’nın AB’ye katılım sürecini engelleyemeyeceğini söyledi.
Kos, “Genişleme prosedürleri, müzakere kümelerinin açılması için oybirliği gerektiriyor. Bu blokajı kaldıramadık ama farklı bir yaklaşım seçtik. Resmi olarak bir abluka olsa bile, yapılması gereken teknik çalışmalara devam edebiliriz. Ve sonra, abluka kaldırıldığında, müzakere kümelerini çok hızlı bir şekilde açıp kapatabiliriz” diye açıkladı.
Politico dergisinin ekim ayında aktardığına göre, Avrupa Komisyonu, Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonu sürecinin önünü açmak için birlikteki üyelik kurallarını değiştirmeyi de değerlendiriyor.
Bu değişikliğe göre, yeni üyeler ilk aşamada tam oy hakkına sahip olamayacak ve birliğin kararlarını veto edemeyecek. Avrupalı yetkililere göre bu durum, Orbán’ı Ukrayna’nın birliğe katılması konusunda daha uzlaşmacı hale getirebilir.
Lviv’deki toplantıda Ukrayna ile yeni müzakere planının duyurulmasının ardından Bóka, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın AB üyeliğinin barış getirmeyeceğini, aksine birliğin Rusya ile savaşa girmesine yol açacağını yazdı.
AB’ye katılım süreci hangi aşamalardan oluşuyor?
- Aday statüsü alınması: Avrupa Komisyonu’nun bir ülkenin AB üyeliği başvurusu hakkında görüşünü sunmasının ardından birliği tüm üyeleri tarafından onaylanıyor.
- Resmi üyelik müzakereleri: Bu aşama, aday ülkenin mevzuatının taranmasını ve mevcut AB mevzuatına uyarlanmasını, ayrıca birliğin gerekliliklerini (Kopenhag kriterleri) karşılamak için gerekli olan adli, idari, iktisadi ve diğer reformların uygulanmasını içeriyor. Tüm süreç, 35 başlığa ayrılan altı müzakere kümesinden oluşuyor.
- Katılım: Müzakereler ve ilgili reformlar tamamlandığında ve sonuç her iki tarafı da tatmin ettiğinde, aday ülke AB’ye katılabilir. Yeni devletin üyeliğini onaylayan anlaşma, Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun desteğini almak zorunda. Belge, aday ülke ve tüm AB üyesi ülkelerin temsilcileri tarafından imzalanıyor ve her üye ülke tarafından anayasal kurallara göre ayrı ayrı onaylanıyor. AB, müzakereleri tek taraflı olarak askıya alma veya sonlandırma hakkına sahip.
Avrupa
Doğu sınırındaki AB ülkeleri hava savunma desteği istiyor

Avrupa Birliği’nin doğu sınırındaki üye ülkeler, hava savunması ve insansız hava araçlarına karşı koruma projelerine ayrılacak bütçenin hızlandırılmasını talep ediyor. Proje onaylarının kasım ayına bırakılmasına tepki gösteren sınır ülkeleri, gecikmenin güvenlik açıklarına yol açabileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği’nin doğu sınırında yer alan üye ülkeler, hava savunması ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı koruma projelerine yönelik fonların Brüksel tarafından daha hızlı serbest bırakılmasını talep ediyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sınır ülkeleri savunma projelerinin onaylanma sürecindeki gecikmelerden rahatsızlık duyuyor.
Projeler kasım ayına kadar onay bekliyor
Estonya, Finlandiya ve AB’nin doğu sınırında yer alan diğer ülkeler, alçaktan uçan taarruz amaçlı insansız hava araçlarını tespit edip etkisiz hale getirecek sistemlerin kurulmasını öngören projeler için fon başvurularını yılın başında gerçekleştirdi.
Ancak bu başvurulara ilişkin karar sürecinin kasım ayına kadar uzaması bekleniyor.
Söz konusu takvime itiraz eden Estonya İçişleri Bakanı İgor Taro, Avrupa Komisyonunun fonları bir sonraki uzun vadeli AB bütçesini beklemeden daha erken tahsis etmesi gerektiğini ifade etti.
Taro, bütçenin öne çekilmemesi halinde finansmanın 2028 yılına kadar ertelenebileceğini belirterek, “Tehdit gerçek, bu varsayımsal bir senaryo değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Taro, Estonya’nın gelecek yılın sonuna kadar Rusya ile olan yaklaşık 300 kilometrelik sınır hattı boyunca insansız hava araçlarını tespit ve imha etmeye yönelik sistemleri kurmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.
NATO hava savunma yetersizliğini kabul ediyor
Geçen yılın sonunda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupalı ittifak üyelerinin hava savunma sistemlerinde eksiklikler olduğunu ve mevcut kapasitenin yaklaşık beş kat artırılması gerektiğini açıklamıştı.
İttifak üyelerinin mevcut durumda “iyi korunduğunu” ifade eden Rutte, Rusya’dan gelebilecek olası bir saldırıya karşı “yıkıcı bir yanıt” verileceğini de dile getirmişti.
Son aylarda Baltık ülkelerinin topraklarına insansız hava araçlarının düşmesiyle ilgili vakalarda artış kaydediliyor. Mayıs ayında Letonya’da benzer vakalar rapor edilmiş; bu araçlardan biri Dridza Gölü’ne düşerek infilak ederken, diğeri Rezekne’deki bir petrol deposunun arazisine düşmüştü.
Aynı ay içinde Estonya, hava sahasını ihlal eden bir insansız hava aracını ilk kez imha ettiğini duyurmuş, benzer bir sınır ihlali vakası Finlandiya’da da yaşanmıştı.
The Economist’ye yayımlanan analizde ise Avrupa’daki NATO hava savunma sisteminin çeşitli yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu bildirilmişti.
Analizde, mevcut sistemlerin bir kısmının Ukrayna’ya gönderildiği, modern ve düşük maliyetli İHA’ların tespit edilmesinin zor olduğu, bunları yüksek maliyetli füzelerle vurmanın ekonomik açıdan verimsizlik yarattığı ve Avrupa savunmasının ABD’ye olan bağımlılığının sürdüğü kaydedilmişti.
Avrupa
AB zirvesinde Rusya çatlağı: Liderler Costa’ya tepkili

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın Kremlin ile kurduğu temaslar Brüksel’deki liderler zirvesinde derin bir çatlağa yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz girişime sert şekilde karşı çıkarken, Baltık ülkelerinin temsilcileri duruma tepki gösterdi.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın ekibinin yakın zamanda Kremlin ile gerçekleştirdiği temaslar, Avrupalı liderler arasında huzursuzluğa yol açtı.
Politico’nun diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB zirvesinin başlangıcında, birçok üye ülke hükümetinin bu girişimden haberdar olmadığı ve bazılarının duruma tamamen karşı çıktığı anlaşıldı.
Haberde, bu görüş ayrılıklarının, ABD ile İran arasında geçici bir anlaşma imzalanmasının ardından olumlu bir atmosferde başlayan zirveye gölge düşürme riski taşıdığı aktarıldı.
Bir diplomatın aktardığına göre, Letonya, Litvanya ve Estonya, AB ile Rusya arasındaki bu temaslar nedeniyle büyük bir rahatsızlık duyuyor.
Diğer üç diplomat ise bazı liderlerin bu telefon görüşmelerini ancak basından öğrendiklerini ve duruma tepki gösterdiklerini belirtti.
Costa’nın ekibinin süreçten önceden yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edilse de diğer iki diplomat Berlin’e de önceden haber verilmediğini öne sürdü.
Politico’nun haberine göre, Costa’nın özel kalem müdürü Pedro Lortie, AB büyükelçilerine yaptığı açıklamada, Moskova ile yapılan görüşmelerin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Avrupa’yı barış sürecine dahil etme çağrısına bir yanıt olduğunu savundu.
Lortie, yeni telefon görüşmelerinin yapılıp yapılmayacağına dair bir teyitte bulunmadı ancak böyle bir gelişme yaşanırsa büyükelçileri bilgilendirme sözü verdi.
Lortie ayrıca, görüşmelerin Vladimir Putin’in “ulusal güvenlikten sorumlu” danışmanıyla yürütüldüğünü bildirdi. Haberde, Rusya’da resmi olarak böyle bir kadronun bulunmadığı, ancak bu role en yakın görevleri Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov ve Putin’in yardımcısı Nikolay Patruşev’in yürüttüğü kaydedildi.
Zirvedeki kapalı oturumda, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Costa’nın Moskova ile temas kurma kararını eleştirdi.
Beş diplomatın aktardığına göre, tartışma sırasında diğer bazı liderler ise AB Konseyi Başkanına destek verdi.
Estonya Başbakanı Kristen Michal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği bu müzakerelerde arabulucu rolü üstlenemez. Alternatif kanallara veya arka kapı diplomasisine ihtiyaç duyulduğu yönündeki varsayımlar yanlıştır” ifadesini kullandı.
Sürece vakıf bir diplomat, Merz’in zirvede meslektaşlarına Costa’nın AB’yi temsil etmesine rağmen bir arabulucu gibi hareket etmemesi gerektiğini ilettiğini aktardı.
Aynı kaynak, Rusya ile temasların boyutunu gizleyen ve bu bilgilerin ancak basına sızmasıyla ortaya çıkmasına neden olan Costa’nın yaklaşımını profesyonellikten uzak olarak nitelendirdi.
Macron ve Merz, Putin ile diyalog kurma zamanının henüz gelmediğini, zamanı geldiğinde ise müzakerelerin Fransa, Almanya ve İngiltere’den oluşan “üçlü” tarafından yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Fransız hükümetinden bir yetkili, Macron’un bu duruşu zirvede bizzat Costa’ya ilettiğini belirterek, “Cumhurbaşkanının her şeyi yerli yerine koyduğunu ve doğru bir çerçeve çizdiğini düşünüyorum” dedi.
Belçika Başbakanı Bart De Wever ise konuya dair, “İlk soru Putin’in müzakere etmek isteyip istemediğidir. Eğer müzakereye hazır olduğunu gösterirse, o zaman nasıl hareket edeceğimize yeniden karar vermemiz gerekeceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Costa’nın Kremlin ile temasları ilk olarak Bloomberg tarafından kaynaklara dayandırılarak haberleştirilmişti. Haberde, AB Konseyi Başkanının Moskova ile resmi olmayan bir iletişim kanalı kurmaya çalıştığı belirtilmişti.
Costa, mayıs ayında yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Putin ile müzakere potansiyeli olduğunu dile getirmiş ve 27 AB ülkesinin lideriyle Rusya Devlet Başkanı arasındaki olası temasın detaylarını görüştüğünü ifade etmişti.
Buna karşın, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, haziran ayında yaptığı açıklamada, Rusya ile AB arasında müzakere zamanının henüz gelmediğini belirtti.
Kallas, Moskova’yı müzakerelere zorlamak amacıyla AB’nin 21. yaptırım paketi üzerinde çalıştığını vurguladı.
Diğer taraftan, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova ile diyaloğu yeniden başlatmak için Avrupa ülkelerinin sadece telefonu kaldırıp bilinen numarayı aramasının yeterli olacağını ifade etti.
Peskov, Kremlin’in AB liderleriyle diyaloğa açık olduğunu defalarca dile getirdiğini ancak ortaklardan bu yönde bir girişim gelmediğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce AB kanadından Rusya ile müzakere yürütebilecek en uygun ismin eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder olduğunu söylemişti.
Avrupa
Fransa’da Ukrayna’ya İHA üreten fabrikaya saldırı

Fransa’nın Toulouse kenti yakınlarında bulunan ve Ukrayna ordusuna insansız hava aracı tedarik eden Delair firmasına ait fabrika molotofkokteylli saldırıya uğradı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kundaklama şüphesiyle Belarus vatandaşı bir kişi gözaltına alındı.
Fransa’nın Toulouse kenti yakınlarındaki Labege bölgesinde yer alan ve Ukrayna’ya insansız hava aracı (İHA) tedarik eden savunma sanayi şirketi Delair’e ait fabrika, molotofkokteylli saldırının hedefi oldu.
Le Parisien gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, olay haziran ayının başında meydana geldi.
Toulouse Savcılığı, ceza kanununun “mülke insanların yaşamını tehlikeye atacak şekilde zarar verilmesi” maddesi uyarınca soruşturma başlattı.
Toulouse Savcısı David Charmatz, işletmenin stratejik önemi ve faaliyet alanı göz önünde bulundurularak soruşturmanın Toulouse Jandarma Araştırma Dairesine devredildiğini açıkladı.
Saldırıdan birkaç gün sonra yerel kolluk kuvvetleri olayla ilgili şüpheli bir kişiyi gözaltına aldı. Yakalanan şüphelinin Belarus vatandaşı olduğu bildirildi.
Fransa’nın hem sivil hem de askeri İHA endüstrisinin önde gelen temsilcilerinden biri olan Delair, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Kiev yönetiminin ana tedarikçilerinden biri haline geldi ve şirketin sipariş hacminde ciddi artış kaydedildi.
İngiltere, Ukrayna’ya 150 bin insansız hava aracı gönderecek
Fransa, Ukrayna’ya askeri teçhizat ve silah desteğini sürdürüyor. Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu, 2024 yılında Kiev’e teslim edilmesi planlanan yeni kamikaze insansız hava araçlarının geliştirildiğini duyurmuştu.
Paris yönetimi halihazırda Ukrayna’ya SCALP füzeleri, Caesar obüsleri, AMX-10 RC zırhlı araçları ve AASM mühimmatı sevk ediyor.
Ayrıca Franceinfo televizyon kanalının geçen yılki haberine göre, Fransız otomotiv üreticisi Renault da Ukrayna’da cephe hattından uzak bölgelerde İHA üretimi gerçekleştirmek üzere bir tesis kurmayı planlıyor.
Amerika3 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya4 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor










