Bizi Takip Edin

Diplomasi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran’da etnik çatışma tüm bölge için en tehlikeli senaryo

Yayınlanma

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Toplantısı’na İstanbul’da ev sahipliği yaptı. Toplantının ardından basına açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Fidan, “Türkiye kolay kolay provokasyona gelen bir ülke değildir. Bir provokasyona kapılıp bir savaşın içine çekilmenin ne anlama geldiğini de gayet iyi biliyoruz” dedi. İsrail’in yayılmacı politikalarına işaret eden Fidan, “İsrail’in bölgedeki Kürt grupları kullanma stratejisi bir sır değil, bu çok büyük bir hata olur” dedi. İran’da etnik çatışma ve bölünme çıkarmaya yönelik planların ise tüm bölge için en tehlikeli senaryo olduğunu vurguladı.

İstanbul’da düzenlenen “Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı”nın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Azerbaycan’a destek mesajı

Bölgesel ve küresel sorunlar karşısında TDT üyesi ülkelerin birlikte hareket etmesinin önemine işaret eden Fidan, bu hassas süreçte TDT üyesi ülkeler olarak savaşın yayılmasını istemediğimiz konusunda hemfikiriz dedi.

Fidan, “Bu hafta içinde ülkemizin ve Azerbaycan’ın hedef alınması karşı karşıya bulunduğumuz riskin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha göstermiştir” diyerek, benzer hadiselerin tekrarlanmaması gerektiğini tekrar tekrar hatırlattıklarını aktardı.

TDT üyesi ülkelerin Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında güçlü destek ve dayanışma sergilediklerini bildirdi.

İsrail yayılmacılığı vurgusu

İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına vurgu yapan Fidan, şunları söyledi:

“İsrail, tüm bölgede istikrarsızlık olmasını, çatışmalar ve iç savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise dost ve kardeş ülkelerle beraber İsrail’in bu tutumuna karşı barıştan yana bir politika benimsemiş durumdayız. Bugün de savaşın sona ermesi için her türlü diplomatik çabayı sürdürmekteyiz.”

Üçüncü ülkeleri hedef alan saldırıları da kınadıklarını belirten Fidan, “Hava sahasını başka ülkelere kullandırmayan, kendi ülkelerinde bulunan diğer askeri üslerin kullanılmasına izin vermeyen ülkelerin sivil altyapılarına saldırmak, enerji altyapılarına saldırmak doğru bir strateji değil” dedi.

Bakan, “Bu, bölgede cereyan etmekte olan İsrail yayılmacılığının da biraz da ekmeğine yağ sürmek olur. Bunun doğru bir strateji olmadığını söyledik” ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın bugünkü açıklamalarına da değinen Fidan, “(İran Cumhurbaşkanı) Sayın (Mesud) Pezeşkiyan’ın bugün bu şekilde yaptığı açıklama, tam da bizim oturttuğumuz bağlamda” dedi. Bu açıklamaya yönelik İran’da çeşitli şerhler düşüldüğünü ancak bunun İran’ın kendi içindeki bir durum olduğunu kaydetti.

‘Provokasyona gelmeyiz’

Fidan, Türkiye hava sahasında vurulan füze ile ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Bu füze hava sahamıza girerken vuruldu. Yaptığımız istişareler neticesinde Cumhurbaşkanımız da ifade ettiler, biz de kendilerine ifade ettik: Türkiye kolay kolay provokasyona gelen bir ülke değildir. Kendi güvenliğimizi savunma konusunda çok şükür hiçbir sıkıntımız yoktur. Ancak bir provokasyona kapılıp bir savaşın içine çekilmenin ne anlama geldiğini de gayet iyi biliyoruz.”

“İranlı yetkililerle bu konuyu görüştük. Kendilerine, eğer bu yolunu kaybetmiş bir füze ise bunun ayrı bir mesele olduğunu söyledik. Ancak bunun devamı gelecekse bunun kabul edilemeyeceğini ifade ettik. Tavsiyemiz şudur: Böyle bir maceraya İran’da hiç kimse atılmamalıdır. Çünkü Türkiye bugüne kadar defalarca dostluğunu, ilkeli duruşunu ve barışa yaptığı katkıyı ortaya koymuştur. İran yıllardır yaptırımlar altında olan ve birçok uygulamaya maruz kalan bir ülkedir. Ancak Türkiye, bölgede prensipleri ve ilkeleri doğrultusunda, şeffaf ve dengeli bir politika izleyen ender ülkelerden biri olmuştur.”

‘İsrail bölgedeki Kürt grupları kullanmaya çalışıyor’

İran’a karşı Kürt grupların devreye sokulması ile ilgili çıkan haberlere de değinen Fidan, bu konuyu yakından takip ettiklerini vurguladı:

“Bu konuyu ABD Dışişleri Bakanı Rubio ile yaptığım görüşmede ele aldım. Bu konuda emareler var, söylentiler var. Ancak kendilerinin böyle bir çabası, böyle bir niyetlerinin olmadığını söylediler. Fakat İsrail’in bu konudaki niyeti bir sır değil.”

“İsrail yıllardır bölgedeki Kürt grupları bir vekil güç olarak kullanma stratejisi izliyor” diyen Hakan Fidan, şu anda da bunu istiyor olabileceklerine dikkat çekti. ABD’nin ise bu stratejiyi ne kadar benimsediği ya da bu konuda İsrail’e ne kadar destek verdiği konusunun belli olmadığını belirten Fidan, bu konuda ABD’li yetkililerle de görüştüklerini ve İsrail’in bu stratejisinin ne kadar yanlış olduğunu anlattıklarını ifade etti.

“İran’da etnik çatışma, iç çatışma çıkarmaya yönelik senaryo en kötü senaryodur” diyen Fidan, “bu konuda hem Batı’yı hem Doğu’yu uyardık” ifadelerini kullandı.

“Umarız bölgedeki Kürt liderler de böyle bir yanlışa düşmezler” diyen Bakan Fidan, Barzani ve Talabani’ye bunu ilettiklerini söyledi. Böyle bir krizin hem İran hem de bölge için çok kötü olacağını söyleyen Bakan, “bu kimsenin yararına olmaz” değerlendirmesini yaptı.

Diplomasi

Sudan’dan çalınan 1,5 ton altın BAE’ye kaçırıldı

Yayınlanma

Sudan’da Nisan 2023’te başlayan iç savaşın ilk haftalarında Merkez Bankasından çalınan en az 1,5 ton altın, Çad ve Güney Sudan üzerinden Birleşik Arap Emirlikleri’ne kaçırıldı. Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Sudan ordusuyla çatışan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri, altınla birlikte ticari bankalardaki kasalardan mücevherleri de gasp etti.

Financial Times gazetesi, konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, Sudan ordusuna karşı savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetlerinin (RSF) Nisan 2023’te başlayan iç savaşın başında Sudan Merkez Bankasından en az 1,5 ton altın çaldığını bildirdi.

Habere göre piyasa değeri yaklaşık 100 milyon doları bulan altın rezervinin bir kısmı Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) nakledildi.

Sudan ordusu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmalar sırasında başkent Hartum’daki devlete ait altın tasfiye tesisi ele geçirildi. Saldırganlar ardından Sudan Merkez Bankasına girdi.

Baskında 1,5 ton altının yanı sıra ticari bankaların kasalarında bulunan mücevherler de gasp edildi.

Gazeteye konuşan ve operasyon hakkında bilgi sahibi üç kişinin ifadeleriyle doğrulandığı belirtilen bir kaynak, Hızlı Destek Kuvvetlerinin altını sınırlar üzerinden Çad ve Güney Sudan’a çıkardığını söyledi.

Haberde, Güney Sudan’daki havalimanında yüklenen altınların uçaklarla BAE’ye sevk edildiği kaydedildi.

Sudan’da Nisan 2019’da başlayan kitlesel protestoların ardından ordu, Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’i görevden uzaklaştırarak yönetime el koymuştu. Geçiş sürecinde ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan ile Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo (Hamiyti) kilit konumları paylaştı.

Ekim 2021’de Burhan ve Hemedti ortak bir darbe yaparak sivil hükümeti devirdi. Ancak iki isim arasında Hızlı Destek Kuvvetlerinin düzenli orduya katılım takvimi nedeniyle anlaşmazlık çıktı. Bu gerilim, 15 Nisan 2023’te taraflar arasında silahlı çatışmaya dönüştü.

Hızlı Destek Kuvvetleri güncel durumda Omdurman kentinin yalnızca doğu ve batı dış mahallelerinde kontrolü elinde tutuyor. Buna karşın paramiliter güçler, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan askeri hükümetin konuşlandığı Port Sudan’daki altyapı tesislerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlemeyi ve Kordofan bölgesinde hükümet birliklerinin ilerleyişini durdurmayı sürdürüyor.

BM verilerine göre, iç savaş nedeniyle yaklaşık 14 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı; bu kişilerin 4,4 milyonu ülke dışına kaçtı. BM hesaplamalarına göre en fazla mülteciyi 1,3 milyon kişiyle Çad kabul etti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD Senatosunda Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar için hızlandırılmış oylama engeli

Yayınlanma

ABD Senatörlerinden Demokrat Raphael Warnock, Rusya’ya yönelik yeni yaptırım tasarısının hızlı bir prosedürle kabul edilmesini engelledi. Georgia Senatörü Warnock, tasarıyla ABD Başkanı Donald Trump’a verilmesi öngörülen yeni gümrük vergisi koyma yetkilerinin fiyat artışlarına yol açacağını savunarak usul anlaşmasına karşı çıktı.

ABD Senatosunda Georgia eyaletini temsil eden Demokrat Senatör Raphael Warnock, Rusya’ya yönelik yeni yaptırımları içeren kanun tasarısının hızlandırılmış prosedürle görüşülmesini engelledi.

Gelişmeyi Punchbowl News muhabiri Laura Weiss, X sosyal medya platformundaki paylaşımında duyurdu.

Weiss’ın aktardığı bilgilere göre Warnock, tasarı üzerindeki tartışma süresini kısaltmayı ve belgenin nihai olarak kabul edilmesini hızlandırmayı amaçlayan usul anlaşmasını bloke etti.

Demokrat Senatör, Ukrayna’ya destek verilmesinin ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarına uygun olduğunu düşündüğünü belirtti. Bununla birlikte Warnock, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük vergileri koyma yetkilerinin genişletilmesine karşı olduğunu, bu durumun fiyatların yükselmesine yol açacağını savundu.

ABD Senatosu, Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlar içeren tasarıyı 28 Temmuz’da, belgenin hazırlayıcılarından biri olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın cenaze gününde görüşmeye başladı.

Tasarı aynı gün yapılan ilk usul oylamasını 12 “hayır” oyuna karşı 86 “evet” oyuyla geçti. Senato ertesi gün de tasarının ilerletilmesini 12 “hayır” oyuna karşı 84 “evet” oyuyla bir kez daha onaylayarak tartışmaların ve değişiklik önergelerinin incelenmesinin önünü açtı.

Tasarı, Trump yönetimiyle yapılan istişarelerin ardından önemli ölçüde revize edildi. Rus enerji kaynaklarını satın alan ülkelere uygulanması öngörülen azami ikincil gümrük vergisi oranı yüzde 500’den yüzde 100’e düşürüldü. Ayrıca belgeye, İran’a yönelik yaptırım rejiminin 2031 yılına kadar uzatılmasına ilişkin hükümler dahil edildi.

Punchbowl News’un haberine göre Cumhuriyetçi parti yönetimi, Senatonun ağustos ayındaki tatiline girmesinden önce tasarıyı nihai oylamaya sunabilmek amacıyla tartışma süresinin kısaltılması konusunda bu hafta içinde anlaşmaya varmayı hedefliyordu.

Tasarı; Rus yetkililere, bankalara, şirketlere ve “gölge filo” olarak adlandırılan gemilere yönelik yaptırımlar öngörüyor. Belge bunun yanı sıra, Rus enerji kaynaklarını almaya devam eden ülkelere karşı yüzde 100’e varan oranlarda ikincil gümrük vergisi uygulanmasına imkan tanıyor. Tasarının Senatoda kabul edilmesinin ardından Temsilciler Meclisinde görüşülmesi, sonrasında ise imza için ABD Başkanı’na sunulması gerekiyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

BP net kârını Ortadoğu’daki savaşla ikiye katladı

Yayınlanma

İngiliz enerji devi BP, Ortadoğu’daki savaşın petrol ve doğalgaz piyasalarını sarsmasıyla ikinci çeyrek net kârını iki katından fazla artırdı. Şirket, nisan-haziran döneminde 3,91 milyar dolar net kâr elde ederken Kuzey Denizi’ndeki varlıklarını ve ABD’deki biyogaz işini satmayı planladığını duyurdu. ABD-İran savaşıyla fosil yakıt fiyatlarının yükselmesi, Batılı beş büyük enerji devinin toplam kârını 47 milyar dolara yaklaştırdı.

İngiliz enerji devi BP, nisan-haziran dönemini kapsayan ikinci çeyrekte net kârını iki katından fazla artırarak 3,91 milyar dolara çıkardığını duyurdu.

Şirket, geçen yılın aynı döneminde 1,62 milyar dolar net kâr açıklamıştı. Fosil yakıt fiyatlarının yıllık bazda keskin yükseliş kaydetmesi, BP’nin mali sonuçlarına doğrudan yansıdı.

ABD ile İran arasındaki savaşın etkisiyle kazançlarını katlayan Batılı en büyük beş enerji şirketi BP, Chevron, ExxonMobil, Shell ve TotalEnergies, ikinci çeyrekte toplam yaklaşık 47 milyar dolar net kâr bildirdi.

Nisan ayında göreve gelen BP Üst Yöneticisi (CEO) Meg O’Neill, bilanço açıklamasında son finansal dönemin “küresel enerji piyasasındaki en çalkantılı dönemlerden biri olarak kaydedildiğini” belirtti.

Dünya genelindeki enerji devleri, Ortadoğu’daki savaşa dair son haberlerle petrol ve doğalgaz vadeli işlem sözleşmelerinin sert dalgalanmalar yaşamasından ve ticaret hacimlerinden yüksek kazanç sağlıyor.

Küresel fosil yakıt arzındaki aksamalarla birlikte BP’nin toplam geliri ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 47 artarak 70 milyar dolara ulaştı.

Performansı son yıllarda rakiplerinin gerisinde kalan BP, O’Neill’ın atanması öncesinde temiz enerji yatırımlarında kesintiye gitmiş ve daha kârlı olan petrol ile doğalgaz faaliyetlerine yeniden ağırlık vermeye başlamıştı.

Ancak şirket, İngiltere’deki Kuzey Denizi operasyonlarını bu geleceğin parçası olarak görmüyor. Cuma günü yapılan duyuruda, Kuzey Denizi’ndeki işlerin satılmasının planlandığı bildirilmişti.

O’Neill, bilançoyla birlikte yaptığı açıklamada, “Potansiyelimizin tamamını kullanamıyoruz. Son birkaç yıldaki performansımız, hissedarlarımızın beklentilerini bir kenara bırakın, kendi beklentilerimizi bile karşılamadı” ifadelerini kullandı.

Salı günü çeyreklik temettü ödemesini yüzde 4 artıracağını duyuran BP’nin hisseleri, bilanço açıklamasının ardından Londra piyasasındaki ilk işlemlerde yüzde 0,5 değer kazandı.

Şirket, belirli kalemleri dışarıda bırakan temel kâr göstergesinin de beklentileri aşarak iki katından fazla artışla 5,7 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

Bilanço yapısını güçlendirme konusunda iyi bir ilerleme kaydettiklerini belirten O’Neill, şu bilgileri verdi:

“Son haftalarda Almanya’daki Gelsenkirchen rafinerimizi sattık, Avusturya’daki perakende işimizi satmak için anlaşmaya vardık ve İngiltere’deki Kuzey Denizi faaliyetlerimizi satma niyetimizi duyurduk. Bugün ise ABD’deki biyogaz şirketimiz Archaea’yı satma niyetimizi açıklıyoruz.”

O’Neill, şirketi son dönemde yaşanan iç çalkantılardan uzaklaştırmayı da hedefliyor.

BP, nisan ayındaki yıllık genel kurul toplantısında yatırımcıların iklim raporlama gerekliliklerini azaltacak karar tasarısını reddetmesiyle hissedar tepkisiyle karşılaşmıştı.

Bu gelişmeden bir ay sonra şirket, kurumsal yönetim standartları, denetim ve yürütülen faaliyetlere ilişkin “ciddi endişeleri” gerekçe göstererek BP Yönetim Kurulu Başkanı Albert Manifold’u beklenmedik şekilde görevden aldı. Manifold ise hakkındaki suçlamaları reddetti.

ExxonMobil’de 23 yıl görev yapan ve daha önce Avustralyalı Woodside Energy grubunu yöneten Amerikalı O’Neill, BP’nin 117 yıllık tarihinde dışarıdan atanan ilk CEO oldu.

O’Neill, görevde iki yıldan az bir süre kaldıktan sonra istifa eden Murray Auchincloss’un yerini almıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English