Avrupa
Alman ekonomisinde savaş gerginliği

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, zaten zayıf bir dönemden geçen Alman sanayisini vuruyor ve onu derin bir krize sürükleme tehdidinde bulunuyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre yükselen petrol ve doğalgaz fiyatları, aksayan tedarik zincirleri ve şiddetlenen küresel rekabet, kilit sektörleri baskı altına alıyor.
İktisatçılar şimdiden, örneğin ABD ile yaşanan gümrük vergisi çatışmasının Alman sanayisine verdiği zararla aynı düzeye ulaşabilecek büyüme kayıpları konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Aynı zamanda, küresel enerji piyasaları Almanya’nın aleyhine değişiyor: Asya ülkeleri sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını artırırken, Avrupa yükselen fiyatlar ve belirsiz depolama beklentileriyle karşı karşıya.
Kriz, yapısal eksiklikleri ortaya çıkarıyor; özellikle fosil yakıtlara olan devam eden bağımlılık ve endüstriyel süreçlerin yavaş elektrifikasyonu.
Kimya, çelik ve alüminyum gibi enerji yoğun sektörler giderek daha fazla baskı altında. Kimya endüstrisinde şimdiden “kriz modu”ndan söz ediliyor.
Mevcut fiyat şoku, sadece kısa vadeli bir baskı yaratmakla kalmayıp, Almanya’nın sanayi tabanını kalıcı olarak zayıflatma tehdidi de oluşturuyor.
Büyüme baltalanacak
Münih merkezli Ifo Enstitüsü’nden uzman Timo Wollmershäuser, kısa süre önce olası bir olumsuz senaryoyu özetledi.
Bu senaryoda, uzun süren bir savaş ham petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasına ve küresel tedarik zincirlerinde aksaklıklara yol açıyor.
Böyle bir durumda, makroekonomik kayıplar ABD ile yaşanan ticaret anlaşmazlığından kaynaklanan kayıplara benzer olacak.
Ifo’nun tahminlerine göre, ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri nedeniyle Alman ekonomisi, 2025 ve 2026 yıllarında bu vergiler olmasaydı elde edeceği büyümenin bir puan altında kalacak.
İktisatçılar arasında genel kural, petrol fiyatındaki 10 dolarlık bir artışın küresel ekonomik büyümeyi yaklaşık 0,1 puan azalttığıdır. Buna göre, 100 ila 150 dolar arasında sürdürülen bir fiyat seviyesi, önemli aksaklıklara yol açacaktır.
Commerzbank baş ekonomisti Jörg Krämer şu uyarıda bulunuyor:
“Petrol fiyatı birkaç ay boyunca 100 doların üzerinde kalırsa, Almanya için büyüme tahmini neredeyse yarı yarıya düşebilir.”
Olağanüstü kâr vergisi tartışması
Petrol fiyatlarındaki artış, büyük enerji şirketlerinin elde edebileceği potansiyel kârlar konusunda da şimdiden anlaşmazlıklara yol açıyor.
Enerji şirketi Enervie’nin bir sözcüsü, mart ayı başında Handelsblatt’a sürekli artan maliyetler konusunda uyarıda bulunmuş ve “Mevcut yüksek gaz fiyatları, uzun vadeli gaz alım fiyatlarına yansıtılıyor,” demişti.
Gaz tüccarı Uniper de “Anlaşmazlıklar devam ederse, piyasalar üzerinde daha da önemli etkileri olacaktır,” açıklamasını yapmıştı.
Örneğin, artan benzin ve kalorifer yakıtı fiyatları konusunda, SPD milletvekili grubu başkan yardımcısı Esra Limbacher, bunu şimdiden “soygun” olarak nitelendiriyor.
16 federal eyaletin tümünün eyalet başbakanları, fiyat artışlarının yalnızca arz durumuyla gerekçelendirilemeyeceğini belirtti.
Federal Kartel Ofisi devreye sokulacak; aynı zamanda federal hükümet, olağanüstü kâr vergisi uygulamayı düşünüyor.
Ukrayna’daki savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, yetkili kurum zaten bir sektör araştırması yürütmüştü.
O zaman, hem yakıt toptan satış piyasasını hem de rafinerileri, önemli fiyat belirleme gücüne sahip az sayıda tedarikçiden oluşan oligopolistik yapıların domine ettiği sonucuna varmıştı.
Spot piyasalar fiyatları yönlendiriyor
Doğalgaz tedarikinde de ciddi sorunlar ortaya çıkıyor. Avrupa’da, aylarca stoklamaya imkan veren çok sayıda yer altı gaz depolama tesisi bulunuyor.
Fakat birçok Asya ülkesinde rezervler sadece birkaç gün yetecek kadar: Hindistan’da yaklaşık altı gün, Tayvan’da on, Güney Kore’de 15 ve Japonya’da yaklaşık 20 gün.
Küresel olarak ticareti yapılan sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) yüzde 20’ye varan kısmı Orta Doğu’daki gerginliğin tırmanması sonucu Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanması nedeniyle kaybedildiğinden, Asya ülkeleri giderek spot pazara yöneliyor.
Fiyatlar buna paralel olarak tepki gösteriyor: Asya’da fiyatlar yaklaşık yüzde 150 artarak milyon BTU başına 20 dolara yükseldi ve Avrupa’daki 19 dolar civarındaki TTF referans fiyatını aştı.
Bu nedenle tüccarlar, daha yüksek kârların beklediği Asya’ya tedariklerini giderek daha fazla yönlendiriyorlar.
RWE CEO’su Markus Krebber, şu anda “kıtlık tehdidi bulunmadığını” vurguluyor. Fakat çatışma üç ila dört haftadan uzun sürerse, “kış için gaz depolama tesislerini nasıl yeniden dolduracağımız” sorusu gündeme geliyor.
Mevcut doluluk seviyesi yüzde 21 civarında.
Aynı zamanda fiyatlar da önemli ölçüde yükseldi: TTF’ye göre, yaz için bir megavat-saat doğalgazın maliyeti şu anda yaklaşık 54 avro; ocak ayında ise sadece 25 avro idi.
Elektriğe geçişte yavaşlama
Krizin tırmanması, Almanya’nın fosil yakıtlara olan yapısal bağımlılığının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Yenilenebilir enerjiye yapılan milyarlarca avroluk yatırıma rağmen, enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 78’ini hâlâ petrol ve gaz oluşturuyor. Kilit sektörlerin –özellikle sanayi, ulaşım ve ısıtma– elektrifikasyonu ancak yavaş ilerliyor.
Sonuç olarak, bu sektörlerden gelen elektrik talebi durgunlaşıyor. Çin gibi ülkeler bu geçişi çok daha hızlı bir şekilde ilerletiyor.
Bayer AG Sürdürülebilirlik Başkanı Matthias Berninger, hızla yükselen petrol ve gaz fiyatlarını bir “uyarı sinyali” olarak nitelendiriyor; Almanya, elektrifikasyon konusunda uluslararası alanda geride kalma riskiyle karşı karşıya.
Buna, Avrupa standartlarına göre yüksek olan elektrik fiyatları da ekleniyor; bu durum, Alman ekonomisi için çok hassas bir konu olan rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.
Aslında, iki yıllık durgunluğun ardından, 2025’teki büyüme neredeyse durma noktasına geldi. Sadece sanayi sektöründe yaklaşık 160.000 istihdam kaybedildi.
Enerji, enflasyonu artırıyor
Yükselen enerji fiyatları nedeniyle, CDU’lu Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’nin ekonomi politikası danışma grubu tarafından hazırlanan bir rapor, şimdiden enflasyonda önemli bir artış öngörüyor.
Enerji, tüm değer zinciri boyunca kilit bir maliyet faktörü olduğundan, fiyat artışları ekonomi üzerinde geniş bir etkiye sahip.
Askeri çatışmalar hızlı bir şekilde sona erse bile, fiyatların kısa vadede savaş öncesi seviyelere dönmesi olası değil.
Buna bağlı olarak, iktisatçılar satın alma gücünün azalmasını bekliyor.
Çelik patronları devlet müdahalesi istiyor
Kimya, çelik ve alüminyum gibi enerji yoğun sektörler özellikle etkileniyor.
Alman Çelik Birliği CEO’su Kerstin Maria Rippel, enerji fiyatlarını istikrara kavuşturmak için şimdiden “önemli sanayi politikası önlemleri” çağrısında bulunuyor.
Ona göre hedef, sanayi elektrik fiyatının megavat-saat başına yaklaşık 50 avro olması olmalı.
Alman Alüminyum Birliği de artan maliyetlerin sonuçları konusunda uyarıda bulunuyor.
CEO Angelika El-Noshokaty, bir başka fiyat artışının “zaten zor durumda olan şirketler üzerinde önemli bir yük oluşturacağını” vurguluyor.
Ayrıca otomotiv sektörü, makine mühendisliği ile cam ve kağıt endüstrileri de artan baskı altında.
Kimya sektörü kriz modunda
Alman kimya endüstrisi, kendisinin özellikle ağır darbe aldığını düşünüyor.
Sektör birliği VCI, “tam bir kriz modundan” söz ediyor. Tedarik zincirlerindeki aksaklıklar (özellikle deniz ticaretindeki kısıtlamaların sonucu olarak) şu anda amonyak, fosfat, helyum ve kükürt gibi önemli ara ürünlerin kıtlığına yol açıyor.
Aynı zamanda, uluslararası rekabet baskısı da yoğunlaşıyor. ABD ve Asya’ya kıyasla daha yüksek enerji fiyatları, Avrupa’daki üretim üssüne baskı uyguluyor.
Danışmanlık firması Roland Berger’in bir araştırmasına göre, Avrupalı kimya şirketleri son dört yılda kapasitelerinin yaklaşık yüzde onunu kapattı.
Kimya şirketi BASF, yalnızca son iki yılda yaklaşık 4.800 kişiyi işten çıkardı.
Hukuk firması Baker McKenzie’den bir temsilci, sektörün durumunu otomotiv sektöründeki krizden daha ciddi olarak değerlendiriyor.
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











