Diplomasi
Trump yönetimi Papa Leo’yu tehdit etmiş

Vatikan’ın üst düzey bir diplomatının, Papa Leo’dan Donald Trump’ı desteklemesini talep eden “sert bir azarlama” için Pentagon’a çağrıldığı ortaya çıktı.
Toplantı hakkında bilgi sahibi olan Vatikan yetkilileri The Free Press’e verdikleri demeçte, Pentagon müsteşarlarından Elbridge Colby’nin, ocak ayında Kardinal Christophe Pierre’i görüşmeye çağırdığını ve ona ABD’nin “istediği her şeyi” yapabilecek askeri güce sahip olduğunu ve Amerika doğumlu ilk papa olan Papa Leo’nun “onların tarafını tutmasının daha iyi olacağını” söylediğini aktardı.
Site, “gerginlik tırmanırken” bir ABD’li yetkilinin “1300’lü yıllarda Fransız Krallığı’nın askeri gücünü kullanarak papalık otoritesini domine ettiği Avignon Papalığı dönemini örnek gösterecek kadar ileri gittiğini” yazıyor.
Kendisi de bir Katolik olan Colby, Katolikliğe geçen JD Vance’in yakın bir müttefiki. Pentagon yetkilileri ile Vatikan arasında böyle bir toplantının daha önce hiç gerçekleşmediği düşünülüyor.
Free Press gazetesi, Pentagon yetkililerinin Papa’nın ocak ayındaki konuşmasını “parça parça eleştirdiklerini” yazıyor.
Burada Papa’nın ilk “Dünya Durumu Konuşması” kastediliyor.
Habere göre yetkililer, Papa Leo’nun Trump’ın “Donroe Doktrini”ne karşı çıktığı şu pasajı eleştirdiler:
“Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayışında olan bir diplomasi, ister bireyler ister müttefik gruplar tarafından olsun, güce dayalı bir diplomasi ile yer değiştiriyor.”
Bu şok edici açıklama, Leo’nun Trump ve yandaşlarını kamuoyu önünde eleştirmesinin ardından geldi.
Papa, önce Beyaz Saray’ın göçmen politikasını eleştirmişti. Son olarak ise başkanın salı sabahı İran’ı “tamamen yok etme” tehdidinde bulunması nedeniyle sert tepki gösterdi.
Roma merkezli gazeteci Mattia Ferraresi’nin yazdığına göre, Leo’nun Trump yönetimi ile ilişkileri, 8 Mayıs’ta seçilmesinin ardından hızla bozuldu.
Beyaz Saray, Leo’yu bu yaz Amerika’nın 250. kuruluş yıldönümünü Beyaz Saray’da kutlamak üzere ülkesine davet etti, fakat o bu teklifi reddetti.
Ferraresi, Vatikan’ın daveti değerlendirdiğini ama “dış politika konusundaki görüş ayrılıkları, ABD’li piskoposların Trump’ın göçmenlik politikasına karşı giderek daha yüksek sesle dile getirdikleri muhalefet ve 2026 ara seçimlerinde siyasi bir pazarlık kozu haline gelme konusundaki isteksizlik” nedeniyle bu geziyi gerçekleştirmeme kararı aldığını yazıyor.
Leo, seçilmesinden bu yana henüz ABD’ye seyahat etmedi ve bunu yapmaya yönelik kamuya açık bir planı da yok.
Bunun yerine, 4 Temmuz 2026’yı, Avrupa’ya ulaşmayı uman Afrikalı mülteciler için bir durak noktası olan Akdeniz’deki Lampedusa adasında geçirecek.
Bir Vatikan yetkilisi The Free Press’e, “Papa, bu yönetim döneminde ABD’yi hiç ziyaret etmeyebilir,” dedi.
Savunma Bakanlığı sözcüsü, Pentagon’un Pierre ile yaptığı görüşmenin “saygılı ve makul” olduğunu söyledi.
Sözcü şöyle dedi:
“The Free Press’in toplantıyı tanımlaması son derece abartılı ve çarpıtılmış. Pentagon ve Vatikan yetkilileri arasındaki toplantı, saygılı ve makul bir görüşmeydi. Kutsal Makam’a en derin saygı duyuyoruz ve diyaloğun devam etmesini memnuniyetle karşılıyoruz.”
70 yaşındaki Leo, İran’la ilgili savaş konusunda Trump’ı ismen eleştirmemiş, fakat eleştirisinin Beyaz Saray’a yönelik olduğunu açıkça belirtmişti.
Leo, ateşkesin sağlanmasından bir buçuk hafta önce, 29 Mart’taki Paskalya Pazarı konuşmasında, “İsa, savaşı reddeden Barış Kralıdır ve kimse onu savaşı meşrulaştırmak için kullanamaz. O, savaşanların dualarını dinlemez, aksine onları reddeder,” demişti.
Leo’nun Trump’a yönelik eleştirileri, başkanın Salı günü Truth Social’da İran’a yönelik çılgın bir tehdit yayınlayarak, “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum, ama muhtemelen olacak,” yazmasının ardından daha da sertleşti.
İran’la savaşı “haksız” olarak nitelendiren papa, o öğleden sonra şunları söyledi:
“Bugün, hepimizin bildiği gibi, İran halkının tamamına yönelik bir tehdit vardı. Bu gerçekten kabul edilemez.”
Leo, Trump’ın savaşının yol açtığı zarara da değinip bunun “hiçbir şeyi çözmediğini” söyleyerek, “Aslında, dünya çapında bir iktisadi kriz, enerji krizi ve Orta Doğu’da büyük bir istikrarsızlık var; bu da dünya çapında daha fazla nefreti kışkırtıyor,” demişti.
Diplomasi
Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.
ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.
Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.
Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.
Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.
Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.
Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.
Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.
2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.
Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.
Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.
NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.
Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.
Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.
Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.
Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.
ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.
Diplomasi
Financial Times: İran, ABD karşısında inisiyatifi ele geçirdi

İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan analizde İran’ın, ABD hedeflerine yönelik önleyici saldırılar düzenleyerek ve çatışmayı Mısır dahil yeni bölgelere yayarak savaştaki inisiyatifi ele geçirdiği belirtildi. Analistler, altı aydır süren gerilimin ardından Washington’ın artık Tahran’ın belirlediği tempoda savaşmak zorunda kaldığını vurguluyor.
ABD ile Donald Trump yönetimi altında altı aydır süren savaşın ardından İran sahada üstünlüğü ele geçirdi. Financial Times (FT) gazetesinin haberine göre göre Washington, giderek daha fazla oranda Tahran’ın dikte ettiği tempoda savaşmak zorunda kalıyor.
İran ve bölgedeki müttefikleri, Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatarak, Suriye’ye darbeler indirerek ve Mısır’a insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği şüphesiyle çatışma alanını genişletti.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi analisti Ellie Geranmayeh, Tahran’ın bu saldırıları Amerikalılara bir mesaj olarak kullandığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu savaşı ABD ve İsrail başlatmış olsa da, nasıl biteceğine karar veren taraf onlar olmayacak.”
Geranmayeh, İran’ın İsrail ve ABD ile tam ölçekli çatışmalara dönülmesini giderek daha kaçınılmaz gördüğünü söyledi.
Eski İsrail askeri istihbarat analisti Danny Citrinowicz de bu görüşe katılarak şunları kaydetti: “İran’da Amerikalılarla müzakerelerin faydasız olduğuna dair bir uzlaşı var. Teslim olmaya niyetleri yok ve kendilerine saldırılması halinde herkesin ödeyeceği bedeli gösteriyorlar.”
Johns Hopkins Üniversitesi’nden İran stratejik düşünce uzmanı Vali Nasr, Tahran’ın gerilimi tırmandırmadaki nihai amacının “Amerika’nın davranışlarını kontrol etmek ve ABD’yi seçeneklerini yeniden hesaplamaya zorlamak” olduğunu ekledi.
Nasr, “Bu bölgesel bir savaş olacak ve ABD’nin savaş alanlarını seçme lüksü bulunmayacak” dedi.
Eski üst düzey Pentagon görevlisi Dana Stroul da benzer bir düşünceyi dile getirerek, “İranlılar, bölgeyi ya boyun eğip ABD ile bağlarını koparmaya ya da Washington’a baskı yapmaya zorlamak amacıyla çatışmayı seçici bir şekilde büyütüyor” diye konuştu.
İran, savaşın devam etmesinin ABD ve tüm Ortadoğu için maliyetli olacağını vurgulamak amacıyla taarruza geçme kararı aldı.
Saldırılarını Kuveyt ve Bahreyn’e kadar genişleten İran, ABD’yi Basra Körfezi’ndeki savunmasız üslerden Ürdün, İsrail ve diğer ülkelere asker kaydırmaya mecbur bıraktı. Ürdün’de yüzlerce aktivist, Amerikan birliklerinin çekilmesini talep eden açık bir mektuba imza attı.
Analistler, Tahran’ın, rakiplerinin uzun bir mücadele için yeterli siyasi iradeye sahip olmadığını düşünerek uzun süreli bir savaşa oynadığına dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre, ülkedeki ekonomik durumun kötüleşmesiyle birlikte Tahran’ın bu özgüveni zayıflayabilir.
Haziran ayında ABD, İran ve İsrail bir ateşkes memorandumu imzaladı ancak sadece birkaç hafta sonra çatışmalar yeniden başladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, anlaşmanın ana parametreleri üzerinde uzlaşmaya varılması ve diğer Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine İran’a yönelik yeni saldırılardan kaçınma kararı aldığını duyurdu.
Trump, ABD ile İran arasındaki barış anlaşmasının Hürmüz Boğazı ve nükleer programı kapsayacağını ifade etti. Daha önce CBS News kanalı, ABD ve İsrail’in İran’ın enerji altyapısına yönelik geniş çaplı saldırılar planladığını bildirmişti.
Axios’un kaynakları da bu bilgiyi doğrulayarak, bu saldırılarda haftalar sonra ilk kez İsrail ordusunun görev alabileceğini detaylandırdı.
Ayrıca The Wall Street Journal gazetesi de daha önce Trump’ın devasa bir saldırı hazırlanması yönünde emir verdiğini yazmıştı.
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü










