Avrupa
AB zirvesinde Rusya çatlağı: Liderler Costa’ya tepkili

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın Kremlin ile kurduğu temaslar Brüksel’deki liderler zirvesinde derin bir çatlağa yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz girişime sert şekilde karşı çıkarken, Baltık ülkelerinin temsilcileri duruma tepki gösterdi.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın ekibinin yakın zamanda Kremlin ile gerçekleştirdiği temaslar, Avrupalı liderler arasında huzursuzluğa yol açtı.
Politico’nun diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB zirvesinin başlangıcında, birçok üye ülke hükümetinin bu girişimden haberdar olmadığı ve bazılarının duruma tamamen karşı çıktığı anlaşıldı.
Haberde, bu görüş ayrılıklarının, ABD ile İran arasında geçici bir anlaşma imzalanmasının ardından olumlu bir atmosferde başlayan zirveye gölge düşürme riski taşıdığı aktarıldı.
Bir diplomatın aktardığına göre, Letonya, Litvanya ve Estonya, AB ile Rusya arasındaki bu temaslar nedeniyle büyük bir rahatsızlık duyuyor.
Diğer üç diplomat ise bazı liderlerin bu telefon görüşmelerini ancak basından öğrendiklerini ve duruma tepki gösterdiklerini belirtti.
Costa’nın ekibinin süreçten önceden yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edilse de diğer iki diplomat Berlin’e de önceden haber verilmediğini öne sürdü.
Politico’nun haberine göre, Costa’nın özel kalem müdürü Pedro Lortie, AB büyükelçilerine yaptığı açıklamada, Moskova ile yapılan görüşmelerin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Avrupa’yı barış sürecine dahil etme çağrısına bir yanıt olduğunu savundu.
Lortie, yeni telefon görüşmelerinin yapılıp yapılmayacağına dair bir teyitte bulunmadı ancak böyle bir gelişme yaşanırsa büyükelçileri bilgilendirme sözü verdi.
Lortie ayrıca, görüşmelerin Vladimir Putin’in “ulusal güvenlikten sorumlu” danışmanıyla yürütüldüğünü bildirdi. Haberde, Rusya’da resmi olarak böyle bir kadronun bulunmadığı, ancak bu role en yakın görevleri Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov ve Putin’in yardımcısı Nikolay Patruşev’in yürüttüğü kaydedildi.
Zirvedeki kapalı oturumda, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Costa’nın Moskova ile temas kurma kararını eleştirdi.
Beş diplomatın aktardığına göre, tartışma sırasında diğer bazı liderler ise AB Konseyi Başkanına destek verdi.
Estonya Başbakanı Kristen Michal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği bu müzakerelerde arabulucu rolü üstlenemez. Alternatif kanallara veya arka kapı diplomasisine ihtiyaç duyulduğu yönündeki varsayımlar yanlıştır” ifadesini kullandı.
Sürece vakıf bir diplomat, Merz’in zirvede meslektaşlarına Costa’nın AB’yi temsil etmesine rağmen bir arabulucu gibi hareket etmemesi gerektiğini ilettiğini aktardı.
Aynı kaynak, Rusya ile temasların boyutunu gizleyen ve bu bilgilerin ancak basına sızmasıyla ortaya çıkmasına neden olan Costa’nın yaklaşımını profesyonellikten uzak olarak nitelendirdi.
Macron ve Merz, Putin ile diyalog kurma zamanının henüz gelmediğini, zamanı geldiğinde ise müzakerelerin Fransa, Almanya ve İngiltere’den oluşan “üçlü” tarafından yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Fransız hükümetinden bir yetkili, Macron’un bu duruşu zirvede bizzat Costa’ya ilettiğini belirterek, “Cumhurbaşkanının her şeyi yerli yerine koyduğunu ve doğru bir çerçeve çizdiğini düşünüyorum” dedi.
Belçika Başbakanı Bart De Wever ise konuya dair, “İlk soru Putin’in müzakere etmek isteyip istemediğidir. Eğer müzakereye hazır olduğunu gösterirse, o zaman nasıl hareket edeceğimize yeniden karar vermemiz gerekeceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Costa’nın Kremlin ile temasları ilk olarak Bloomberg tarafından kaynaklara dayandırılarak haberleştirilmişti. Haberde, AB Konseyi Başkanının Moskova ile resmi olmayan bir iletişim kanalı kurmaya çalıştığı belirtilmişti.
Costa, mayıs ayında yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Putin ile müzakere potansiyeli olduğunu dile getirmiş ve 27 AB ülkesinin lideriyle Rusya Devlet Başkanı arasındaki olası temasın detaylarını görüştüğünü ifade etmişti.
Buna karşın, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, haziran ayında yaptığı açıklamada, Rusya ile AB arasında müzakere zamanının henüz gelmediğini belirtti.
Kallas, Moskova’yı müzakerelere zorlamak amacıyla AB’nin 21. yaptırım paketi üzerinde çalıştığını vurguladı.
Diğer taraftan, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova ile diyaloğu yeniden başlatmak için Avrupa ülkelerinin sadece telefonu kaldırıp bilinen numarayı aramasının yeterli olacağını ifade etti.
Peskov, Kremlin’in AB liderleriyle diyaloğa açık olduğunu defalarca dile getirdiğini ancak ortaklardan bu yönde bir girişim gelmediğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce AB kanadından Rusya ile müzakere yürütebilecek en uygun ismin eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder olduğunu söylemişti.
Avrupa
Lagarde: Avrupa, yapay zeka devrimini kaçırmayı göze alamaz

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, kıtanın büyüme modelinin giderek artan bir baskı altında olduğu bir ortamda, Avrupa’nın yapay zeka devrimini kaçırmayı göze alamayacağını belirtti.
ABD ve Çin, en gelişmiş büyük dil modellerini üreten ve hızla devasa yeni veri merkezleri kuran şirketleriyle yapay zeka yarışında öncü olarak görülüyor.
Cenevre’de düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu etkinliğinde konuşan Lagarde şöyle devam etti:
“Avrupa, ilk dijital devrimi büyük ölçüde kaçırdı; çünkü bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasından elde edilen ticari kazançlar, orantısız bir şekilde başka yerlere aktı. İkinci dijital devrim olan yapay zeka konusunda aynı deneyimi tekrar yaşama lüksümüz yok.”
Avrupalı şirketler yapay zekaya yoğun yatırım yapsa da, Avro bölgesindeki engellerin faaliyetlerini genişletmelerini engellediğini belirtti.
Lagarde, Avrupa Birliği pazarlarının “parçalanmış” olmasının, şirketlerin Avro bölgesi genelinde yeterince rekabet edememelerine ve özellikle ABD’deki emsalleriyle karşılaştırıldığında fon bulmakta zorlanmalarına neden olduğunu söyledi.
ECB lideri, “Sonuç olarak, küresel ölçeğe ulaşan şirket sayısı azalıyor ve yeni teknolojilerin ekonomiye yayılması yavaşlıyor,” dedi.
Lagarde, Avrupa’nın savaş sonrası büyüme modelinin büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, yapay zeka ve diğer yeni teknolojiler alanında rekabet edebilmesi için ölçeğin özellikle önemli olduğunu da ekledi.
Avrupa’nın uzun süredir “üç temel unsurdan” faydalandığını belirtti: ABD’nin güvenlik garantileriyle desteklenen kurallara dayalı küresel düzen, ucuz enerji ve genişleyen küresel ticaret.
Lagarde şöyle devam etti:
“Uluslararası ortam değiştikçe bu üç unsur da zayıflıyor. Bu değişimler, Avrupa’nın savaş sonrası büyüme modelinin aşındığını gösteriyor. Ve bu modelin bir zamanlar bildiğimiz haline geri dönmesi pek olası değil.”
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönüşü, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkileri sarsmıştı.
Trump, AB’den yapılan ithalata yüksek gümrük vergileri uygulamış ve kıtanın güvenliğine yönelik ABD’nin uzun süredir devam eden taahhütlerini sorguladı.
Avrupa
Kuzey Akım sabotajı soruşturmasında Hırvatistan’da bir Ukraynalı yakalandı

Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına yönelik sabotaj soruşturması kapsamında Ukrayna vatandaşı bir şüphelinin Hırvatistan’da yakalandığını açıkladı. Profesyonel dalgıç olan zanlının, Eylül 2022’de boru hatlarına patlayıcı yerleştiren ekipte yer aldığı belirtildi.
Almanya Federal Başsavcılığı, Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına düzenlenen sabotajlara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şüphelinin daha yakalandığını duyurdu.
Kurumun basın açıklamasında, Ukrayna vatandaşı Vladimir Z.’nin çarşamba sabahı Hırvatistan’ın Pula kentinde Hırvat polisi tarafından gözaltına alındığı bildirildi.
Gözaltı işlemi, Almanya Federal Adalet Mahkemesi sorgu hakiminin çıkardığı Avrupa genelinde geçerli tutuklama emrine istinaden yapıldı.
Savcılığın paylaştığı bilgilere göre profesyonel dalgıç olan Vladimir Z., hakkında haziran ayında iddianame düzenlenen ve ayrı bir kovuşturma yürütülen Sergey K.’nin liderliğindeki grupta yer alıyordu.
Savcılık, bu grubun Eylül 2022’de Bornholm Adası açıklarında Kuzey Akım ve Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hatlarına patlayıcı düzenekler yerleştirdiğini ileri sürüyor.
Yakalanan şüphelinin dalış faaliyetlerine bizzat katıldığı aktarıldı.
Şüpheli ve suç ortaklarının, daha önce sahte belgeler kullanılarak aracılar vasıtasıyla bir Alman şirketinden kiralanan ve Rostock kentinden denize açılan bir yelkenli yatla hareket ettikleri tespit edildi.
Ukrayna vatandaşı; patlayıcı madde kullanarak patlama gerçekleştirmek (Almanya Ceza Kanunu Madde 308/1), sabotaj yapmak (Madde 88/1, Fıkra 3) ve bir yapıyı tahrip etmekle (Madde 305/1) suçlanıyor.
Der Spiegel dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde, haberinde Vladimir Ş. (Wolodymyr Sch.) olarak andığı şüphelinin daha önce de birkaç kez yakalanmaya çalışıldığını yazdı.
Zanlı, ilk olarak 2024 yazında Polonya’da yaşarken Alman kolluk kuvvetlerinden kaçmayı başardı. O dönemde Alman müfettişler yine bir Avrupa tutuklama emrine dayanarak şüphelinin Polonya polisi tarafından tutuklanmasını sağlamaya çalıştı; ancak Ş. Ukrayna’ya kaçtı.
Der Spiegel, zanlının sınırı Ukrayna’nın Varşova Askeri Ataşesi’nin makam aracıyla geçtiğini öne sürdü.
Daha sonra Polonya’ya dönen zanlı, Eylül 2025’te Varşova yakınlarındaki evinde polis tarafından gözaltına alındı. Ancak bir Polonya mahkemesinin boru hatlarının meşru bir askeri hedef olduğuna ve Ş.’nin bu sebeple serbest bırakılması gerektiğine hükmetmesi üzerine Almanya’ya iadesi gerçekleşmedi. Şüpheli, bu gelişmelerin ardından üçüncü denemede Hırvatistan’da yakalandı.
Geçen yılın ağustos ayında ise bir diğer Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov İtalya’da yakalanmıştı. 49 yaşındaki Kuznetsov, ailesiyle birlikte Adriyatik kıyısında tatil yaptığı sırada gözaltına alınmış ve sonbaharda Almanya’ya iade edilmişti.
Almanya Federal Savcılığı, Kuznetsov’u sabotaj grubunu yönetmekle ve boru hatlarına saldırının düzenlendiği “Andromeda” yatının kaptanlığını yapmakla suçladı. Soruşturma verilerine göre teknede heksojen ve oktogen karışımı patlayıcı maddelerin izleri bulundu.
Almanya Federal Adalet Mahkemesi, sabotajın kuvvetle muhtemel bir istihbarat operasyonu kapsamında “yabancı bir devlet adına” gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulundu.
Alman kamu televizyonu ZDF, iddianameye dayandırdığı haberinde “sabotaj eylemlerinin Ukrayna devlet organları adına ve onların talimatıyla gerçekleştirildiğine inanmak için yeterli gerekçelerin bulunduğunu” aktardı. Kanal, zanlının Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin eski bir subayı olduğunu kaydetti.
N-tv televizyonu ise Stern dergisinin ulaştığı iddianameye dayanarak, Kuznetsov’un dinlemeye takılan bir telefon görüşmesinde eşine, sabotaj sırasında Ukrayna ordusunda görev yaptığını ve Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) için çalıştığını söylediğini aktardı.
Kuzey Akım boru hatlarına yönelik patlamalar Eylül 2022’de meydana geldi. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), olayı uluslararası terör eylemi olarak nitelendirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Akım’ın devre dışı kalmasının “Anglosaksonların” işine yaradığını belirterek boru hatlarının havaya uçurulmasından onları sorumlu tuttu. Putin, saldırının arkasında Ukraynalı sabotajcıların bulunduğuna dair haberleri ise “tamamen saçmalık” olarak niteledi.
Avrupa
Avrupalılar “yerli malı” istiyor

Çoğu AB üye ülkesindeki seçmenlerin verdiği mesaj, liderlerinin parayı yerel olarak üretilen ürünlere harcamaları gerektiği yönünde.
Public First tarafından yapılan yeni anket, Avrupa Komisyonu’nun bu yılın sonuna kadar kabul edilmesini istediği önerilen Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) kapsamında AB’de üretilen temiz teknolojilere ne kadar tercihli muamele gösterilmesi gerektiği konusunda Avrupalı politika yapıcıların tartıştığı bir dönemde ortaya çıktı.
AB’nin yürütme organı, birliğin iktisadi üretiminin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturan kamu alımlarında Avrupa ürünlerine avantaj sağlayarak talebi şekillendirmeyi hedefliyor.
AB hükümetleri, Avrupa tercihini ülkelere değil ürünlere bağlayarak Komisyon’un önerisini yeniden düzenlemeyi çoktan teklif etti.
Öte yandan, Avrupa Parlamentosu henüz ortak bir tutum üzerinde anlaşmaya varmadı.
Anket sonuçlarına göre, Avrupa tercihi önerisi ve IAA kapsamında öngörülen yatırım kısıtlamaları, Çin’in ihracat hakimiyetine karşı Avrupa’nın sanayi savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor; fakat bunun getireceği potansiyel maliyetler seçmenler arasında hoşnutsuzluk yaratıyor.
Project Tempo düşünce kuruluşunun genel müdürü Luke Shore, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, Public First tarafından ankete katılan 25 ülkeden 23’ünde, insanların Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretilen ürünlere kıyasla kendi ülkelerinde üretilen ürünlere avantaj sağlayan kamu ihale kurallarına daha fazla destek verdiklerini belirtti.
Yerli ürünlere yönelik tercihe verilen destek ortalama olarak yüzde 50’nin biraz üzerindeyken, Avrupa tercihine verilen destek ise yarıdan biraz azdı.
Almanlar, yerli tedarikçilere mi yoksa AB’nin diğer bölgelerinden gelen tedarikçilere mi öncelik verilmesi konusunda “benzer tutumlar” sergiliyor. Her iki önlemeye yönelik net destek yüzde 20’nin altında kalarak nispeten zayıftı.
Öte yandan, POLITICO için anket sonuçlarını analiz eden Shore, “Avrupa’nın büyük bir kısmında, ülkenin sanayi tabanının büyüklüğü ne olursa olsun, Avrupa’dan önce milliyetçi bir duygu hakim” dedi.
Portekiz ve İspanya, ulusal ve AB tercihlerine en fazla destek veren ülkeler; ulusal menşeye yönelik net destek yüzde 50’nin üzerindeyken, daha geniş bir Avrupa tanımına yönelik destek ise yüzde 50’nin biraz altında.
Letonya ve Estonya ise bu tür kurallara en düşük net desteği gösteren ülkeler: “Avrupalı Ürünleri Satın Al” için destek yüzde 10’un altında, “Yerli Ürünleri Satın Al” için ise yüzde 10’lu seviyelerde.
Bu bulgular, Project Tempo’nun Mayıs ve Haziran aylarında 24 AB ülkesi ile Birleşik Krallık’ta 26.283 yetişkine yönelik olarak gerçekleştirdiği EuroPulse anketinden elde edildi.
AB üyeleri Kıbrıs, Lüksemburg ve Malta’da anket yapılmadı.
Sorular, Orta Doğu savaşının enerji fiyatları, enerji güvenliği ve yaşam maliyeti üzerindeki etkisine odaklandı.
Fiyat tavanları ve kamu alım kuralları en çok tercih edilen politika seçenekleri arasında yer aldı.
Ankete katılanların yarısından fazlası, yeşil geçişi yavaşlatacak olsa bile Avrupa’nın kendi temiz teknolojisini üretmesini isterken, yüksek fiyatlara yol açabileceği söylendiğinde ticaret koruma önlemlerine verilen destek düşüyor.
Shore, enerji ve sanayi politikalarına verilen desteğin “maliyete bağlı” olduğunu söyledi:
“Yaşam maliyeti kriziyle karşı karşıya kalan seçmenler, korumacı politikaları destekliyor fakat bu politikalar fiyatları artırmadığı sürece.”
Çin teknolojisine yönelik gümrük vergileri sorulduğunda, bunun fiyat artışlarına yol açabileceği söylendiğinde ankete katılanların yalnızca yüzde 35’i bu fikri destekledi.
IAA’yı sonuçlandırmak için kendi belirlediği yıl sonu son tarih yaklaşırken ve Komisyon’un Eylül başında Kamu İhale Yasası’nı sunması beklenirken, anket sonuçları Brüksel’in “Avrupa’dan Satın Al” politikasını kabul ettirmek için iki siyasi engelle karşı karşıya olduğunu gösteriyor: fiyat artışlarıyla birlikte seçmenler arasındaki destek zayıflıyor ve seçmenlerin ulusal tercihleri daha güçlü.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı











