Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon’da İHA’lar için yeni merkezi birim kuruldu

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı, askeri alanda otonom yeteneklerin geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını hızlandırmak amacıyla doğrudan savaş bakan yardımcısına bağlı merkezi bir insansız hava aracı dairesi kurdu. Yeni yapılanma kapsamında ayrıca 500 milyon dolarlık İHA savunma sistemi tedarik sözleşmesi imzalandı.

ABD Savaş Bakanlığı bünyesinde, doğrudan bakan yardımcısına bağlı olarak çalışacak merkezi bir insansız hava aracı (İHA) dairesi kuruldu. Bakanlık basın servisinin aktardığı bilgilere göre yeni idari yapılanma, askeri teknolojilerde dönüşüm gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Bakanlık açıklamasında, yeni birimin kuruluş amacına dair şu ifadelere yer verildi:

“Bu stratejik öncelik, ABD’nin kesin askeri üstünlüğünü korumak için ihtiyaç duyulan otonom yeteneklerin geliştirilmesini, tedarikini ve büyük ölçekli entegrasyonunu hızla artırmayı amaçlıyor.”

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, gerçekleştirilen bu yapısal reformun doğrudan hükümet tarafından atılan bir dizi kararlı adımı hayata geçirdiğini belirtti.

Yarım milyar dolarlık savunma sözleşmesi

Bakanlık, yeni idari birimin kuruluşunun yanı sıra İHA savunma sistemlerinin tedariki amacıyla 500 milyon dolar değerinde bir sözleşme imzalandığını da duyurdu.

Pentagon’un açıklamasında, sözleşmenin ayrıntılarına dair şu bilgiler paylaşıldı:

“Simi Valley, California merkezli AeroVironment firması, ticari İHA savunma sistemleri ile küçük boyutlu insansız hava araçlarına karşı koyacak teknolojilerin tedariki için 500 milyon dolarlık sabit fiyatlı bir sözleşme aldı.”

Maliyet etkin sistemler test ediliyor

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre ABD ordusu, nisan ayında Filipinler’de gerçekleştirilen askeri tatbikat sırasında MADIS (Deniz Piyadeleri Entegre Hava Savunma Sistemi) olarak adlandırılan İHA savunma sistemini denedi. Söz konusu sistemin, İHA’larla mücadelede yüksek maliyetli füzelere sürekli ihtiyaç duyulmasını önleyen bir yapı sunduğu ifade ediliyor.

The New York Times gazetesinin nisan ayında konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde ise Pentagon yetkililerinin, Rusya ve Çin’in İHA geliştirme programlarını ABD’nin mevcut projelerine kıyasla daha ileri düzeyde gördüğü aktarılmıştı.

Amerika

Trump’ın yapay zeka hamlesi açık kaynaklı modelleri güçlendiriyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ulusal güvenlik ve siber güvenlik gerekçeleriyle OpenAI ve Anthropic gibi öncü yapay zeka laboratuvarlarının yeni modellerine getirdiği kısıtlamalar, teknoloji dünyasında açık kaynaklı alternatiflere olan yönelimi artırıyor. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, hükümetin özel şirketlerin kontrolündeki modellere müdahale yetkisini kullanmasının, ABD’yi küresel rekabette ve özellikle Çin karşısında zayıflatabileceği çekincesini dile getiriyor.

Donald Trump yönetiminin özel yapay zeka modellerinin piyasaya sürülmesine yönelik getirdiği son kısıtlamalar, açık kaynaklı alternatif sitemlerin sivil ve ticari alandaki rolünü güçlendiriyor.

Federal hükümet, Anthropic ve OpenAI gibi yapay zeka geliştiricilerinin yeni nesil sistemlerinin dağıtımını siber güvenlik gerekçeleriyle sınırlandırırken, tek bir şirketin kontrolünde bulunan ve tescilli verilere dayanan bu modellere yönelik adeta bir “acil durum şalteri” mekanizması işletiyor.

Kamuya açık verilerden beslenen ve küresel düzeyde erişilebilir olan açık kaynaklı modellerin savunucuları ise Beyaz Saray’ın öncü yapay zeka laboratuvarlarına yönelik bu benzeri görülmemiş müdahalesinin dolaylı olarak Çin’in elini güçlendirebileceğini savunuyor.

Yapay zeka uzmanları, ABD genelinde güçlü sivil modellerin eksikliğinin Çin tarafından bir avantaja dönüştürülmesini engellemek için, ülke içindeki açık kaynaklı geliştirme faaliyetlerinin hızlandırılması gerektiğine işaret ediyor.

Data entegrasyon platformu Collibra’nın Üst Yöneticisi (CEO) Felix Van de Maele, konuya ilişkin değerlendirmesinde, modern işletmelerin büyük bölümünün halihazırda çoklu model ve çoklu ajan içeren karmaşık altyapılar üzerinde çalıştığını belirtti.

Şirketlerin kendi yönettikleri ve gerektiğinde mülkiyetine sahip oldukları kontrol mekanizmalarına ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Van de Maele, “Yüz milyonlarca insana sunulmuş bir modelin, bir rakibin şikayeti üzerine sadece 90 dakika içinde geri çekilmesi talimatı verildiğinde, bu ihtiyacın ne kadar acil olduğu açıkça görülüyor. Bu durum yeni bir endişe yaratmadı, sadece var olan şüpheleri tamamen ortadan kaldırdı” ifadelerini kullandı.

Kısıtlamaların odağındaki modeller karanlığa gömüldü

Van de Maele, Trump yönetiminin geçen ay Amazon tarafından dile getirilen siber güvenlik çekincelerinin ardından Anthropic firmasına en yeni modelleri olan Claude Mythos 5 ve Fable 5’i yayından kaldırması için yalnızca 90 dakika süre vermesine atıfta bulundu.

Anthropic firmasının bu ihracat kontrolü talimatına uymasıyla birlikte her iki model de iki haftayı aşkın bir süre boyunca tamamen kapatıldı ve kısıtlamalar ancak geçen hafta hafifletilebildi.

Yaşanan bu süreç, özel yapay zeka üreticilerinin tek bir idari kararla milyonlarca kullanıcının sistemlere erişimini anında kesmek zorunda kalabileceğini gösterdi.

Özel mülk modellerin aksine, açık kaynak kodlu sistemler kamu malı olarak kabul ediliyor ve dileyen her kişi veya kurum tarafından indirilip amaca göre özelleştirilebiliyor.

Yapay zeka pazarının öncülerinden OpenAI, siber güvenlik risklerinin tespiti kapsamında Trump yönetiminin talebi üzerine yeni yapay zeka modelinin genel dağıtımını sınırlandırdığını duyurdu.

Şirketin en büyük rakiplerinden Anthropic de ABD Ticaret Bakanlığının iki hafta önce uygulamaya koyduğu fiili yasağın ardından, siber güvenlik odaklı en güçlü modelinin sınırlı bir şekilde kullanımına onay verildiğini açıkladı.

Her iki şirket de yeni modellerin yalnızca güvenilir ortaklardan oluşan küçük gruplara açılacağını belirtti. OpenAI, GPT-5.6 Sol adı verilen yeni ürünün sadece Trump yönetiminden onay alan müşteriler tarafından kullanılabileceğini bildirdi.

Şirket açıklamasında, “Hükümetin bu tür bir denetim sürecinin uzun vadeli bir standart haline gelmesi gerektiğine inanmıyoruz” değerlendirmesine yer vererek, mevcut test aşamasının gelecek haftalarda sağlanacak daha geniş erişim öncesinde geçici bir adım olduğunu kaydetti.

Anthropic tarafından geliştirilen sohbet robotu Claude’un Fable 5 ve Mythos 5 modelleri, yabancı ülke vatandaşlarının erişimini engelleyen Trump direktifine uyum sağlamak amacıyla tanıtımlarından birkaç gün sonra kapatılmıştı.

Hükümet, cuma günü bu modellerden Mythos 5 üzerindeki kısıtlamaları kaldırarak sistemin siber savunma uzmanları ve kritik altyapı sağlayıcılarından oluşan kısıtlı bir gruba yeniden açılmasına izin verdi.

Beyaz Saray ise öncü yapay zeka laboratuvarlarıyla hızlı büyüyen bu teknolojinin risk yönetimi konusunda işbirliğinin sürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yapay zeka modellerine sınır getirmeye hazırlanıyor

Siber silah endişeleri ve ulusal güvenlik denetimleri

Federal yetkililerin endişeleri, Anthropic firmasının bu yılın başlarında Mythos modelinin yazılımlardaki güvenlik açıklarını bulma konusunda olağanüstü bir kabiliyete sahip olduğunu bildirmesiyle arttı.

Hükümet kaynakları, bu yeteneğin kötü niyetli bilgisayar korsanları tarafından kritik altyapı şebekelerine yönelik siber saldırılarda bir silaha dönüştürülebileceğinden endişe ediyor.

Başkan Trump, haziran ayı başında imzaladığı kararnameyle en gelişmiş yapay zeka sistemlerinin ulusal güvenlik riskleri açısından kamuoyuna sunulmadan önce 30 güne kadar federal düzeyde incelenmesini öngören bir mekanizma kurmuştu.

Kararnamede geliştiricilerin bu sürece katılımı gönüllülük esasına dayandırılsa da denetim altyapısının henüz tam olarak olgunlaşmadığı ifade ediliyor.

Trump’ın teknoloji ve bilim danışmanları kurulunun eş başkanlığını yürüten yatırımcı David Sacks, katıldığı bir yayında Anthropic CEO’su Dario Amodei’yi işaret ederek, “Dario birkaç ay önce Washington’a gelerek Mythos adında bir siber silah ürettiğini söyledi. Bu durum yetkililerde büyük bir tedirginliğe yol açtı. Modelin gelişmiş siber yetenekleri göz önüne alındığında bu endişelerde doğruluk payı bulunuyordu” dedi.

OpenAI ise İspanyolca “güneş” kelimesinden esinlenerek Sol adını verdiği yeni modelinin, siber saldırı gerçekleştirmekten ziyade güvenlik açıklarını bulma ve onarma konusunda insanlara yardımcı olmak üzere tasarlandığını açıkladı.

Şirket, sistemin kendi iç risk eşiklerini aşmadığını savunsa da başka araçlarla birleştirildiğinde öngörülemeyen siber risklerin ortaya çıkabileceğini kabul ederek kademeli bir dağıtım stratejisi izlediklerini duyurdu.

OpenAI, Sol modelini kullanmasına izin verilen yaklaşık 20 müşterinin kimliklerini ise henüz açıklamadı.

Sektör temsilcilerinden ve siyasetçilerden tepkiler

Yapay zekanın düzenlenmesine yönelik partiler üstü bir yasa tasarısının eş yazarı olan Demokrat Kongre Üyesi Lori Trahan, yaptığı açıklamada Trump yönetiminin uygulamalarını eleştirdi.

Trahan, “Trump yönetiminin hangi şirketin en yeni yapay zeka modeline erişebileceğine tek tek karar vermesinden derin endişe duyuyorum. Ortada bir yasa, şeffaf bir süreç veya denetim yok. Sadece Washington’daki bürokratlar kimin sistemin içinde, kimin dışında kalacağına karar veriyor” dedi.

Teknoloji sivil toplum kuruluşları ve siber güvenlik uzmanları da Anthropic’in daha güvenli bir sürüm olarak sunduğu Fable modelinin iki haftadır kapalı tutulmasını eleştiriyor.

Stanford Üniversitesi siber güvenlik uzmanlarından Alex Stamos, siber güvenlik sektöründe bu engelleme kararının somut ve teknik bir temeli olduğuna inanan neredeyse hiç kimsenin olmadığını belirtti.

Yapay zeka güvenlik şirketi Corridor’un yöneticilerinden olan ve daha önce Meta bünyesinde üst düzey güvenlik yöneticiliği yapan Stamos, Amazon tarafından hazırlanan teknik analiz raporlarında, Çin yapımı muadilleri dahil olmak üzere piyasadaki diğer modellerde bulunmayan ekstrem bir siber güvenlik riskine rastlanmadığını ifade etti.

Stamos, “Eğer yönetim ABD’nin yapay zeka yarışında Çin’i geçmesini gerçekten istiyorsa, bu hedefe giden yolda atılabilecek en mantıksız adımı atmıştır” şeklinde konuştu.

Halka arz süreçleri ve kamulaştırma tartışmaları

Denetimlerin sıkılaşması, SpaceX’in 12 Haziran’daki halka arzının ardından kendi hisselerini Wall Street’te halka açmaya hazırlanan OpenAI ve Anthropic’in planlarını karmaşıklaştırıyor.

OpenAI CEO’su Sam Altman ile ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick arasında hafta içinde gerçekleştirilen görüşmelerde bu kısıtlama kararları ele alındı.

Anthropic yönetimi ile federal hükümet arasındaki ilişkiler ise daha mesafeli bir seyir izliyor. Pentagon, yapay zekanın savaş ortamlarında kullanımına dair etik ve güvenlik kaygıları uyandırdığı gerekçesiyle Anthropic’i daha önce bir ulusal güvenlik riski olarak tanımlamış, Başkan Trump da federal kurumların Claude sohbet robotunu kullanmasını yasaklamıştı.

Anthropic’in bu karara karşı açtığı dava süreci federal mahkemelerde devam ediyor.

Ticaret Bakanı Lutnick, Anthropic yönetimine gönderdiği mektupta siber güvenlik kaygılarının giderilmesi konusunda önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti.

Şirket ise cuma gecesi sağlanan kısmi onaydan memnuniyet duyduğunu ve modellerin genel kullanıcılara tekrar açılması için çalışmaya devam edeceğini duyurdu.

Öte yandan, Başkan Trump’ın önde gelen yapay zeka şirketlerinde devletin hisse sahibi olması fikrini gündeme getirmesi tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı.

Trump, Amerikan halkının bu teknoloji devlerine bir nevi ortak olabileceği ve şirket hisselerinin bir kısmının kamuya devredilebileceği bir mülkiyet modeli üzerinde durduklarını açıklamıştı.

Anthropic, Çinli kullanıcılar için gizli veri izleme özelliğini devreye almış

Okumaya Devam Et

Amerika

Mamdani ile Ocasio-Cortez arasında ön seçim işbirliği

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez arasında Demokrat Parti ön seçimlerinde işbirliği olduğu ortaya çıktı.

POLITICO’daki habere göre Mamdani, beş dönemdir görevde olan ve Kongre Hispanik Grubu’nun başkanı olan Adriano Espaillat’a karşı “demokratik sosyalist” Darializa Avila Chevalier’i destekleyeceğini öncesinde Ocasio-Cortez’e bildirdi.

Avila Chevalier’e verilecek destekle ilgili bu önceden bilgi, Mamdani’nin 23 Haziran’da yapılacak şehir kongre ön seçimlerinde vermeyi planladığı destekler hakkında Ocasio-Cortez’i önceden uyardığı daha geniş bir iletişim akışının parçasıydı.

Bu özel konuşmaları tartışmak üzere kimliklerinin gizli kalması şartıyla konuşan iki kişiye göre durum böyleydi.

Mamdani ayrıca, “ilerici” Brad Lander’ın Temsilci Dan Goldman’a karşı yürüttüğü başarılı kampanyayı ve demokratik sosyalist Claire Valdez’in emekliye ayrılan Temsilci Nydia Velázquez’in koltuğu için kazandığı zaferi desteklemeden önce Ocasio-Cortez’i bilgilendirmişti.

Bilgi paylaşımı ters yönde de gerçekleşti. Bu seçim döneminde New York Şehri Kongre ön seçimlerinde destek vermemeyi tercih eden Ocasio-Cortez, geçen ay eyalet meclisindeki mevcut milletvekillerine karşı yarışan üç demokratik sosyalist adayı desteklemeden önce Mamdani’ye önceden haber verdi. Desteklediği tüm adaylar da seçimlerini kazandı.

POLITICO ile konuşan kişilerden biri, ön seçimler öncesinde Mamdani ile Ocasio-Cortez arasındaki yakın işbirliğini, ikisinin de Albany ve Washington’daki yasama liderleriyle ters düşmeden ortak etkilerini en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan “koordineli” bir strateji olarak nitelendirdi.

Kaynak , “Mümkün olan her alanda birbirlerini tamamladılar,” dedi.

Bu seçim döneminde eyalet düzeyindeki hiçbir görevdeki adaya karşı destek vermeyen Mamdani’nin, gelecek yıl çocuk bakımı için daha fazla fon ayrılması ve milyonerler ile şirketlere yönelik vergi artışları gibi gündem maddelerinde ilerleme kaydetmek için, Meclis Başkanı Carl Heastie gibi Albany’deki liderlerin desteğine ihtiyacı var.

Mamdani, Heastie’nin Meclis’teki Demokrat süper çoğunluğuna karşı yarışan adayları desteklemiş olsaydı, eyalet Meclisindeki yasama alanında sahip olduğu itibar muhtemelen tehlikeye girmiş olacaktı.

Ocasio-Cortez ise Espaillat ve Goldman gibi görevdeki adaylara karşı destek vermiş olsaydı, Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de dahil olmak üzere New York Kongre heyeti’ndeki meslektaşlarıyla ilişkilerini gerginleştirme riskini almış olacaktı.

Daha önce haber yapılmamış olan Ocasio-Cortez ile Mamdani arasındaki işbirliği, Mamdani’nin 2025’teki başarılı belediye başkanlığı kampanyasından bu yana bu iki figür arasında kurulan yakın siyasi bağı ortaya koyuyor.

Destek stratejileri sayesinde, Amerika Demokratik Sosyalistleri’nden (DSA) iki üye daha Kongre’ye girmeye hazırlanıyor.

Ayrıca en az 15 DSA üyesi daha, bir sonraki yasama döneminde eyalet Senatosu ve Meclisi’ne katılmaya hazırlanıyor.

Mamdani ile kurulan bu bağ, Ocasio-Cortez için özellikle önemli hale gelebilir; zira kendisi daha yüksek bir makama göz dikmiş durumda.

Yakın zamanda yapılan bir ankette ülkenin en popüler Demokratlarından biri olarak gösterilen Mamdani, Ocasio-Cortez’in bir sonraki kariyer adımı ne olursa olsun, onun için kilit bir destekçi olabilir.

Ocasio-Cortez, Mamdani’nin kazandığı Haziran 2025 Demokrat belediye başkanlığı ön seçimlerinden üç haftadan az bir süre önce ona destek vererek Mamdani’ye önemli bir ivme kazandırmıştı.

Fakat geçen ay New York’ta uyguladıkları koordineli destek stratejisi başarılı olsa da, bu stratejinin riskleri de yok değil.

New York Başsavcısı Letitia James gibi Espaillat’ın güçlü müttefikleri, ön seçimlerin ardından belediye başkanına sert çıkarak, onun desteklediği bazı adayların “New York Şehri’nin siyasetini ve bölgeler arasındaki kültürel farklılıkları anlamadığını” söylediler.

Bu, Espaillat’ın 2025 belediye başkanlığı adaylığını erken aşamalarda destekleyen James’ten alışılmadık bir eleştiri oldu.

Ayrıca, bir sonraki Temsilciler Meclisi Başkanı olmak için yarışan Jeffries, New York’un 2028 seçim bölgesi yeniden belirleme süreci üzerindeki önemli etkisini kullanarak Mamdani’nin desteklediği üç kongre adayı cezalandırmaya çalışabilir.

Bu arada Ocasio-Cortez, Mamdani’nin meslektaşları olan federal milletvekillerini görevden almaya yönelik planlarından önceden haberdar olması nedeniyle New York’taki meslektaşlarını kızdırma riskiyle karşı karşıya.

Kendi heyetindeki üyelerin onu sadakatsiz olarak görmesi, daha yüksek bir makama adaylığını değerlendirirken istenmeyen bir engel oluşturabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, nükleer güvenlik kuralını esnetiyor

Yayınlanma

ABD federal hükümeti, nükleer enerjide uzun süredir uygulanan “makul biçimde ulaşılabilecek en düşük seviye” radyasyon güvenliği ilkesini kaldırmayı öneriyor. Nükleer Düzenleme Komisyonunun hazırladığı teklif sektör maliyetlerini düşürmeyi hedeflerken, uzmanlar gevşetilen sınırların kanser vakalarını artırabileceği uyarısında bulunuyor.

ABD federal hükümeti, nükleer enerjiye yönelik radyasyon güvenliği düzenlemelerinde kapsamlı değişiklikler yapmayı ve uzun süredir yürürlükte olan temel nükleer güvenlik ilkesini yürürlükten kaldırmayı planlıyor.

Ülkedeki nükleer faaliyetleri denetleyen Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC), nükleer santrallerin radyasyon maruziyetini “makul biçimde ulaşılabilecek en düşük seviyede” (ALARA) tutma zorunluluğunu kaldırmayı teklif etti.

Değişikliği destekleyen çevreler, mevcut ALARA ilkesi yerine yalnızca belirli radyasyon dozu sınırlarının kullanılmasının nesnelliği artıracağını belirtiyor. Bu çevreler, mevcut uygulamanın nükleer sektörü kısıtlayan aşırı korumacı tedbirlere yol açtığı görüşünü paylaşıyor.

Buna karşılık mevcut düzenlemeyi destekleyenler, ALARA ilkesinin yürürlükte kalmasının, nükleer tesislerin hem çalışanlar hem de halk için radyasyon maruziyetini azaltacak tüm olası önlemleri almasını güvence altına aldığını ifade ediyor.

“Güvenlik değil netlik standardı”

NRC Başkanı Ho Nieh, yaptığı açıklamada, kurumun güvenlik standartlarını düşürmediğini, aksine düzenleyici netlik standartlarını yükselttiğini belirtti. Nieh, “Radyasyon dozu sınırlarımız değişmeden kalıyor; ortadan kaldırdığımız unsur yalnızca gereksiz belirsizliktir” ifadelerini kullandı.

Düzenlemeye karşı çıkan uzmanlar ise ALARA ilkesinin kaldırılmasının, enerji şirketlerinin radyasyon seviyelerini mümkün olan en düşük düzeyde tutma motivasyonunu yok edeceğini ve bunun da kanser vakalarında artışa yol açabileceğini belirtiyor.

Endişeli Bilim İnsanları Birliği (Union of Concerned Scientists) Nükleer Güvenlik Direktörü Edwin Lyman, tesis sahiplerinin ALARA nedeniyle izin verilen sınırların çok daha altına inmek zorunda kaldığını ve bunun için yüksek harcamalar yaptığını hissettiğini aktardı.

Lyman, bu değişikliğin, çalışanların ve halkın maruz kaldığı düşük dozlu radyasyonun, komisyondan herhangi bir yaptırım görmeksizin yasal üst sınırlara kadar yükselmesine yol açabileceği uyarısını yaptı. Lyman ayrıca, şirketlerin çalışanları daha uzun vardiyalarda çalıştırabileceğini, bunun da radyasyon maruziyetini artıracağını belirtti. Lyman, durumun daha özensiz uygulamalara ve kötü yönetime kapı aralayacağını dile getirdi.

ABD’de nükleer girişimlerin hız talebi güvenlik kaygılarını artırıyor

Kanser riski oranları değişiyor

NRC, ALARA ilkesini kaldırmanın yanı sıra radyoaktif maddelerin salınım sınırlarını gevşetmeyi de içeren başka değişiklikler öneriyor.

Komisyonun sunduğu verilere göre, mevcut düzenlemeler altında maksimum düzeyde radyasyona 70 yıl boyunca maruz kalan her 10 bin kişiden dördünde ölümcül kanser vakası görülmesi bekleniyor. Önerilen değişiklikle bu oranın, her 10 bin kişide dokuz vakaya yükselmesi öngörülüyor.

Teklif, radyasyon tedavisi gören kişilere bakım sağlayan refakatçilerin maruz kalabileceği radyasyon sınırının da yükseltilmesini içeriyor.

Komisyon, planlanan tüm değişikliklerin nükleer enerji sektörüne yıllık yaklaşık 9,53 million dolar tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor.

Beyaz Saray’ın nükleer hedefleri

Bu adımlar, Trump yönetiminin ABD’de nükleer enerji üretimini artırma yönündeki politikalarıyla paralellik gösteriyor. Geçen yıl yayımlanan başkanlık kararnamesiyle, ülkenin nükleer enerji kapasitesinin 2050 yılına kadar dört katına çıkarılması hedefi konmuştu. Kararname, komisyona ALARA ilkesini yeniden değerlendirme ve nükleer reaktör lisans süreçlerini hızlandırma talimatı vermişti.

NRC teknik olarak bağımsız bir kurum yapısına sahip olsa da karar organı üç Cumhuriyetçi ve iki Demokrat üyeden oluşuyor.

Geçen yıl Beyaz Saray, o dönemde komisyonda bulunan 3-2’lik Demokrat çoğunluğu değiştirmek amacıyla bir Demokrat üyeyi görevden almıştı. ABD Yüksek Mahkemesi, pazartesi günü verdiği kararla Beyaz Saray’ın bu tür görevden alma yetkilerine sahip olduğunu onayladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English