Diplomasi
İngiltere ile Amerikan istihbarat kurumları arasında irtibat durma noktasında

İngiliz dış istihbarat servisi MI6, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemini Salem cadı mahkemeleri ve Kral 8. Henry dönemini anlatan edebi eserlere benzetti. Washington ile Londra arasındaki ilişkilerin gerilmesi üzerine İngiliz istihbarat yönetiminin, personeline CIA meslektaşlarıyla ABD Başkanı hakkında konuşmama talimatı verdiği belirtildi.
İngiliz dış istihbarat servisi MI6, hazırladığı bir raporda Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemini, Salem cadı mahkemelerini konu alan “Cadı Kazanı” (The Crucible) ve öfkeli İngiliz Kralı 8. Henry’nin sarayını anlatan “Wolf Hall” adlı edebi eserlerle karşılaştırdı.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, söz konusu benzetmeler İngiltere Başbakanı’na sunulan raporda yer alıyor.
İngiltere ve ABD arasındaki ilişkilerin gerilmesi nedeniyle İngiliz istihbarat yönetimi, personeline CIA’deki meslektaşlarıyla ABD Başkanı hakkında konuşmama talimatı verdi.
MI6 raporunda, “övgü ve dalkavukluğa dayalı kırılgan uzlaşının çökmeye başladığı” tespiti paylaşıldı. İstihbarat yetkilileri, bu tür bir diplomasinin artık azalan verim yasasına tabi olduğunu değerlendiriyor.
Salem süreci, 1692-1693 yıllarında ABD’nin Massachusetts eyaletindeki bir püriten kolonisinde büyücülükle suçlanan kişilerin yargılandığı mahkeme süreçlerini kapsıyor.
Bu davalarda iddia makamının temel dayanağını, sanıkların hayaletlerini gördüklerini iddia eden kız çocuklarının ifadeleri oluşturuyordu.
Hakimin bu asılsız iddiaları delil kabul etmesi, suçlanan kişilerin kendilerini aklamasını neredeyse imkansız hale getiriyordu.
Öte yandan bir Güney Avrupa ülkesinin kendi liderine sunduğu raporda, ABD ile temas kurarken “belirli prosedürlere sahip bir yönetimle değil, tek bir dengesiz kişiyle” muhatap olunduğu uyarısı yapıldı.
Buna karşın bazı Avrupalı liderler Washington ile ilişkilerdeki gerilimi azaltmaya çalışıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, ülkesine savunma harcamalarını artırması yönünde baskı yaptığı için Trump’ı tebrik etti.
Fico, “Slovakların ne kadar inatçı olabileceğini bilen biri varsa o da Melania Trump’ın eşidir” ifadesini kullandı. Trump’ın bu şakadan memnun kaldığı belirtilirken, Bulgaristan eski Başbakanı Rosen Jelyazkov bu ortamı “gergin” olarak nitelendirdi.
Jelyazkov konuya dair açıklamasında, “Salonda gülüşmeler vardı ancak arkasında derin bir endişe gizliydi. Avrupalı liderler, diplomatik övgüler ve kişisel cazibe yoluyla Donald Trump’ı hala yönetebileceklerine inanıyordu” değerlendirmesini paylaştı.
Trump ise açıklamasında, Avrupa’nın üçüncü dünya ülkelerinden gelen suçluları kabul etmesi nedeniyle kendisinin de “üçüncü dünya ülkesine” dönüşme riski taşıdığını öne sürdü. Trump ayrıca, kendisinin “tam zamanında” seçildiğini ifade etti.
Foreign Affairs dergisinde yer alan bir değerlendirmede, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün Avrupa ülkelerini kendi güvenliklerine farklı bir gözle bakmaya zorladığı ve silahlanma süreçlerini hızlandırdığı belirtildi.
Analizde, Avrupa’nın bir tehdit anında ABD’nin askeri desteğine tamamen güvenebileceğinden artık emin olmadığı kaydedildi.
The New York Times gazetesi ise Avrupalı liderlerin Trump ile ilişkilerinde, onun siyasi tarzına benzer şekilde “özür dilememe” taktiğini giderek daha fazla benimsediğini yazdı.
Habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları karşısında Avrupalı siyasetçiler, Washington’dan gelecek sert tepkilere aldırmadan Trump’ı ve ABD’nin Ortadoğu stratejisini kamuoyu önünde açıkça eleştirmeye başladı.
Diplomasi
Suriye, ‘ortak çıkarları’ ele almak üzere Macron’un ziyaretini bekliyor

Suriye, Esad sonrası Batılı bir devlet başkanının ilk ziyareti için Macron’u bekliyor. Şam, Fransa ve Suriye cumhurbaşkanlarının “ortak çıkar konularını” ele alacağını açıkladı; ancak ziyaret için tarih vermedi, Paris ise haberi hemen doğrulamadı.
Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkeyi ziyaret etmesinin beklendiğini bildirdi. Bu ziyaret, Suriye’nin yeni lideri Ahmed Şara’nın 2024’te iktidara gelmesinden bu yana Batı Avrupa’dan bir devlet başkanının yapacağı ilk ziyaret olacak.
Suriye devlet haber ajansı SANA, Suriye Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi’ne dayandırdığı haberinde, “Macron’un, ikili ilişkileri güçlendirme yollarını ve ortak çıkar konularını görüşmek üzere Suriye’yi ziyaret etmesinin beklendiğini” duyurdu. Haberde ziyarete ilişkin herhangi bir tarih verilmedi.
Fransa Cumhurbaşkanlığı ise konuya ilişkin hemen bir açıklama yapmadı.
Suriye’yi ziyaret eden son Fransa Cumhurbaşkanı, 2009 yılında Nicolas Sarkozy olmuştu.
SANA’ya göre Macron’a, “yatırımcılar ve Fransız şirketlerinin temsilcilerinin” de yer aldığı bir heyet eşlik edecek. Görüşmelerde “bölgesel ve uluslararası” gelişmeler de ele alınacak.
Açıklama, perşembe günü Şam’daki bir kafeye düzenlenen ve 10 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırının ardından geldi.
Geçen yılın başlarında Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden sonra Şam’ı ziyaret eden ilk yabancı devlet başkanı olmuştu.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ocak ayında Suriye’yi ziyaret etmiş, onu nisan ayında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy izlemişti.
Ancak Macron, Suriye’nin El Kaide bağlantılı eski lideri Şara’yı geçen yıl Paris’te ağırlamasının yarattığı tartışmalara rağmen, Suriye başkentine gitmeye hazırlanan ilk AB ülkesi lideri ve önde gelen Batılı lider olacak.
Şara’nın Fransa ziyareti, geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmek üzere Washington’a yaptığı seyahatten önce gerçekleşmişti.
Suriye uzmanı Arthur Quesnay, AFP’ye yaptığı açıklamada, Macron’un yeni Suriye liderliğinin Batı ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirmesinde itici bir güç olduğunu söyledi.
Quesnay, “Şara’ya uluslararası sahnede alan açtı,” dedi.
Suriyeli diplomat ve Nexus MENA düşünce kuruluşunun kurucusu Bassam Barabandi ise Macron’un ziyaretiyle Fransa’nın “Amerikalılara, Suriye pazarında sizin kadar bizim de payımız var; sizin sahip olduğunuz gibi biz de Suriye’de nüfuz sahibi olmak isteriz” mesajı verdiğini söyledi.
Diplomasi
Finlandiya, Polonya ve Litvanya’dan Rusya sınırında askeri tahkimat yarışı

Politico’nun askeri yetkililer ve uzmanlara dayandırdığı habere göre, NATO’nun doğu kanadında yer alan ülkeler, ABD desteğinin azalması ihtimali ve Rusya’dan yönelebilecek olası tehditler karşısında savunma önlemlerini hızlandırıyor. Finlandiya, Polonya ve Baltık ülkeleri, olası bir çatışmanın ilk günlerinde müttefik yardımı ulaşana kadar tek başlarına savaşmak zorunda kalabilecekleri varsayımıyla askeri varlıklarını ve sınır tahkimatlarını güçlendiriyor.
NATO üyesi Finlandiya, Polonya ve Baltık ülkeleri, Rusya ile yaşanabilecek olası bir askeri çatışma ihtimaline karşı sınır bölgelerinde tahkimat çalışmalarını hızlandırarak askeri kapasitelerini artırıyor.
Politico’nun Finlandiyalı, Litvanyalı ve Polonyalı yetkililerin yanı sıra askeri uzmanlara dayandırdığı habere göre doğu kanadı ülkeleri, bir çatışma durumunda NATO’nun ortak savunma mekanizmasını düzenleyen 5. Madde devreye girene kadar geçecek sürede ilk darbeyi tek başlarına karşılamak zorunda kalabileceklerini değerlendiriyor.
Tahkimat adımları, ABD’nin bölgeye yönelik askeri desteğinde yaşanabilecek olası bir azalma endişesiyle de ilişkilendiriliyor.
Finlandiya “ulusal hazırlık” modeline güveniyor
Rusya ile bin 340 kilometrelik sınırı bulunan ve 2023 yılında NATO’ya katılan Finlandiya, savunma stratejisini ittifaka katılımın ardından da kendi ulusal gücünü temel alarak yürütmeye devam ediyor.
Kuzey Karelya Sınır Muhafaza Bölgesi Komutanı Albay Matti Pitkäniitty, coğrafi gerçekliğe değinerek, “Rusya bir süper güç, biz ise küçük bir ülkeyiz. Bir ayının yanında uyurken dikkatli olmanız gerekir” ifadelerini kullandı.
Finlandiya, 5,6 milyonluk nüfusuna karşılık ihtiyaç halinde 870 bin kişilik bir yedek gücü seferber etme kapasitesine sahip bulunuyor.
Parlamento Savunma Komisyonu Başkanı Jukka Kopra da ittifak üyeliğinden memnuniyet duyduklarını belirtmekle birlikte, “Yine de 5. Madde devreye girmeden önce ilk darbeyi tek başımıza karşılayacağımızın bilincindeyiz” değerlendirmesini yaptı.
Ülkenin savunmasında ormanlık alanlar, az sayıdaki karayolu ve kış şartları gibi coğrafi unsurlar doğal bir bariyer oluşturuyor. Albay Pitkäniitty, Sovyetler Birliği ile yapılan Kış Savaşı’ndan bu yana temel savunma prensiplerinin değişmediğini, bu zorlu arazi koşullarını her aktörden daha iyi kullanmak zorunda olduklarını kaydetti.
Polonya sınırına “Doğu Kalkanı” kuruluyor
Savunma bütçesini gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 4,8’ine çıkaran Polonya, ABD ve Türkiye’nin ardından NATO bünyesindeki en büyük üçüncü askeri güç konumunda yer alıyor.
Münih Federal Savunma Üniversitesi’nden Profesör Carlo Masala, Almanya’nın uzun süre askeri teçhizatta kaliteye önem verdiğini, Polonya’nın ise yarın savaş çıkabileceği varsayımıyla hacim ve hıza odaklandığını ifade etti.
Varşova yönetimi, Belarus ve Rusya’nın Kaliningrad bölgesiyle olan sınırlarına hendekler, beton bariyerler, insansız hava araçları ve mayınlardan oluşan 10 milyar avro bütçeli “Doğu Kalkanı” projesini inşa ediyor.
Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Cezary Tomczyk, sınırdaki izleme ve tepki kapasitesini artırdıklarını belirterek, “Rusya şunu bilmeli ki, olası bir saldırının her kilometresi onlara daha fazla zaman, askeri teçhizat ve kaynağa mal olacak” dedi. Ayrıca ülkede dron sistemlerine karşı koruma sağlamak amacıyla 4 milyar avro bütçeli bir savunma projesi de yürütülüyor.
Bununla birlikte uzmanlar, Polonya ordusunun tahkimatları 7 ila 14 gün içinde kurma taahhüdüne şüpheyle yaklaşıyor. Analistler, bir kilometrelik beton bariyer kurulumunun dahi haftalar veya aylar sürebileceğini aktarıyor.
Litvanya, Letonya ve Estonya, lojistik açıdan Polonya ile Kaliningrad arasında kalan ve NATO’nun diğer üyeleriyle kara bağlantısını sağlayan yaklaşık 100 kilometrelik Suvalki Koridoru nedeniyle kırılgan bir konumda bulunuyor. Baltık ülkeleri bu hassasiyeti gidermek adına tanksavar hendekleri, sığınaklar ve “ejderha dişleri” olarak adlandırılan beton engellerden oluşan “Baltık Savunma Hattı” projesini hayata geçiriyor.
Emekli Albay Ralf Thiele, bu engellerin saldırgan gücü yavaşlatacağını, sınırı doğrudan geçmelerini engelleyerek istihkam birliklerini yol açmaya zorlayacağını belirtti.
Litvanya’da şu an yaklaşık 3 bin NATO askeri konuşlu durumda bulunuyor. Ancak son dönemde bin kişilik ABD birliğinin rotasyonu tamamlanırken yerlerine henüz yeni bir güç sevk edilmedi.
Litvanya’ya savunmasının en kritik unsurlarından birini, 2027 yılı sonuna kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanan Alman tugayı oluşturuyor.
Litvanya Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Raimundas Vaikšnoras, Almanya’nın bölgede liderlik üstlenmesinin kendileri için güçlü bir müttefiklik sinyali olduğunu vurguladı.
Diplomasi
Ukrayna, Patriot füzelerinde sıfırı tüketti

Bloomberg’in haberine göre Ukrayna’nın son hava saldırılarının ardından ABD yapımı Patriot füze savunma sistemlerine ait mühimmat stoklarını yenilemekte zorlandığı belirtiliyor. Kiev yönetiminin füze yetersizliğini aşmak için üretim lisansı talebi de dahil olmak üzere müttefikleriyle temaslarını yoğunlaştırdığı aktarılıyor.
Son dönemde düzenlenen yoğun hava saldırılarının sonuçları, Ukrayna’nın ABD yapımı Patriot hava savunma füze stoklarındaki erimeyi durdurmakta giderek daha fazla zorlandığını ortaya koyuyor.
Bloomberg’in aktardığı değerlendirmelere göre, Patriot füzelerinde yaşanan bu yetersizlik, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile ABD Başkanı Donald Trump arasında NATO zirvesi marjında yapılması planlanan görüşmenin en kritik başlıklarından birini oluşturacak.
Hava savunma sistemlerindeki mühimmat açığı askeri yetkililerce de doğrulanıyor.
Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanı Yuriy İgnat, 6 Temmuz günü yaptığı açıklamada, “Balistik füzeler söz konusu olduğunda durum hala pek iç açıcı değil” ifadelerini kullanarak ordunun hava savunma füzelerinde hissettiği eksikliği kabul etti.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko’nun değerlendirmesine göre, başkent Kiev 6 Temmuz’a bağlanan gece en yoğun hava saldırılarından birine maruz kaldı. Rusya Savunma Bakanlığı ise söz konusu saldırının yüksek hassasiyetli uzun menzilli silahlar ve insansız hava araçlarıyla düzenlendiğini duyurdu.
Rusya yetkilileri; Kiev, Kiev bölgesi ve diğer bazı Ukrayna eyaletlerindeki askeri-endüstriyel tesislerin, yakıt-enerji altyapısının ve askeri havaalanlarının hedef alındığını bildirdi. Bakanlık, bu harekatın Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki sivil altyapıya yönelik saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.
Patriot sistemlerine ait füze eksikliğiyle karşı karşıya kalan Zelenskiy, mayıs ayı sonunda yaptığı bir açıklamada, ABD yönetiminden bu füzelerin Ukrayna’da üretilmesi için lisans talep ettiğini belirtmişti.
Zelenskiy, ABD’deki mevcut üretim hacminin mevcut ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini kaydetmişti. Bu açıklamadan önce de Zelenskiy ve Ukrayna Hava Kuvvetleri temsilcileri, hava savunma füzelerindeki ciddi eksikliği defalarca dile getirmişti.
Geçen ay Financial Times gazetesinin Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberde ise Trump ile Zelenskiy arasında yapılan görüşmelerin ardından, ek füze tedariki ve üretim lisansı verilmesi konularında ilerleme işaretleri görüldüğü aktarılmıştı.
Ukrayna lideri ayrıca haziran ayında yaptığı açıklamada, Kiev’in Berlin ile Patriot sistemlerinde kullanılmak üzere 600 füzenin tedarikini içeren bir sözleşme imzaladığını duyurmuştu.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor










