Diplomasi
Rus ordusunu izleyecek yeni NATO projesi: EFDI

NATO, Finlandiya’dan Romanya’ya uzanan doğu sınırında Rus birliklerinin hareketliliğini anlık olarak takip edecek yeni bir askeri gözetleme mekanizması başlatıyor. Yapay zeka ve insansız sistemlerin öncelikli olacağı bu yeni savunma doktriniyle, olası bir askeri hareketliliğe karşı karar alma süresinin kısaltılması hedefleniyor.
NATO, ittifakın doğu kanadı boyunca Finlandiya’dan Romanya’ya kadar uzanan alanda Rus askeri hareketliliğini gerçek zamanlı olarak izlemeyi sağlayacak yeni bir ortak gözetleme sistemi kuruyor.
Bild gazetesinin ittifakın iç belgelerine dayandırdığı haberine göre, hazırlanan projeye “Doğu Kanadı Caydırıcılık Girişimi” (Eastern Flank Deterrence Initiative – EFDI) adı verildi.
Proje kapsamında NATO’nun tüm doğu sınırı boyunca askeri hareketlilikleri kaydedebilecek uydular, insansız hava araçları, kara sensörleri ve robotik sistemlerden oluşan bir ağ konuşlandırılacak. Rus askeri birliklerine dair elde edilen tüm veriler yapay zeka tarafından analiz edilecek.
Sistem, örneğin bir insansız hava aracının ittifak sınırlarında Rus tank konvoyu tespit etmesi durumunda uydu görüntülerini, sensör verilerini ve radar bilgilerini otomatik olarak birleştirecek.
Oluşturulan bu veriler gerçek zamanlı olarak tüm ittifak üyesi ülkelerin erişimine sunulacak. Bu sayede NATO komutanları sahadaki durumun eksiksiz bir görüntüsüne sahip olacak ve olası bir saldırıyı püskürtmek için hangi güçlerin ve araçların devreye sokulacağını hızla belirleyebilecek.
“Kill Web” (Cezalandırma Ağı) adı verilen bu yeni konsept, hedefi tespit etme, karar alma ve vuruş gerçekleştirme prensibine dayanıyor.
ABD ordusunda görevli subay Matt Bluebaugh, NATO’nun geleneksel silah türlerinden vazgeçmeyeceğini belirtti. Bluebaugh konuya ilişkin açıklamasında, “Bu sistem tankların, topçuların, savaş uçaklarının veya askerlerin yerini almıyor. Konseptin amacı, bu unsurların muharebe potansiyelini korumak, komutanlara karar alma süreçlerinde daha fazla zaman kazandırmak ve avantaj sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
Yeni yaklaşımla birlikte NATO, doğu kanadındaki savunma yöntemlerini de değiştirecek. Olası bir saldırı durumunda, çatışmaya ilk olarak taarruz amaçlı insansız hava araçları, kara robotları ve insan dahli olmadan çalışan diğer otonom sistemler girecek.
Bu sistemler, savaş uçakları, tanklar ve kara birlikleri çatışmaya dahil olmadan önce düşmanın ilerleyişini yavaşlatmayı ve düşmana azami zararı vermeyi hedefleyecek.
Bild’in aktardığı bilgilere göre ittifak, projeyi kısa süre içinde hayata geçirmek istiyor. Dijital gözetleme, yapay zeka ve otomatik istihbarat paylaşımı kombinasyonunun Rusya’yı caydıracağını ve bir saldırı olasılığini azaltacağını öngörüyor.
Yeni girişim, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından NATO’nun başlattığı geniş kapsamlı silahlanma ve modernizasyon programının bir parçası olarak öne çıkıyor.
İttifak bu kapsamda ayrıca, 40 milyar doların üzerinde bütçeye sahip “Drone Edge” insansız hava aracı programını başlatıyor, “HALO” uydu gözetleme sistemini genişletiyor, İsveç yapımı on adede kadar “Saab GlobalEye” erken ihbar uçağı satın almayı planlıyor ve silah üretimini hızla artırmak amacıyla “NATO Engine” adı verilen bir üretim tesisleri ağı kuruyor.
Diplomasi
NATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti

Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kabul edilen Ankara Deklarasyonu ile liderler, ittifakın kolektif savunma taahhüdünü yineledi. Ortak bildiride, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar avroluk askeri yardım taahhüt edilirken, savunma sanayisi yatırımlarının artırılacağı ve yeni tedarik adımlarının atılacağı duyuruldu.
Ankara, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelerin liderlerinin katılımıyla tarihi bir zirveye ev sahipliği yapıyor. Başkent Ankara’da bir araya gelen liderler, iki gün sürecek yoğun bir program kapsamında NATO tarihinin en kritik zirvelerinden biri olarak nitelenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için toplandı.
Zirve kapsamında üye ülkelerin liderleri tarafından kabul edilen ortak bildiri, “Ankara Zirvesi Deklarasyonu” başlığıyla yayımlandı.
Yayımlanan deklarasyonda liderler, Washington Antlaşması’nın 5. maddesi altındaki kolektif savunma taahhütlerine ve transatlantik bağına olan sarsılmaz bağlılıklarını teyit ettiler. Deklarasyonda ittifak üyeleri, “Bizler, Kuzey Atlantik İttifakı Devlet ve Hükümet Başkanları olarak, Washington Antlaşması’nın 5. maddesi kapsamındaki kolektif savunmamıza ve transatlantik bağına olan sarsılmaz bağlılığımızı teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldik” ifadesini kullandı.
“Birimize yapılan saldırı, hepimize yapılmış sayılır” ilkesinin vurgulandığı metinde, ittifakın birlik, dayanışma ve ortak gücünün, özgür ve demokratik uluslardan oluşan ittifaktaki bir milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmayı sürdürdüğü kaydedildi. Liderler, caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derecelik yaklaşımlarına bağlı kalmaya devam edeceklerini belirtti.
Müttefikler savunma harcamalarını artırmayı taahhüt ediyor
Rusya’nın Avro-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik oluşturduğu uzun vadeli tehdit ve terörün süregelen tehdidiyle mücadele etmek amacıyla müttefiklerin Lahey savunma taahhüdünü yerine getirdikleri bildirildi.
Deklarasyonda, Avrupa müttefikleri ile Kanada’nın 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı bilgisine yer verildi. Yapılan yatırımların bir yandan ihtiyaç duyulan yetenekleri sağlarken diğer yandan endüstriyel tabanı ve dayanıklılığı güçlendirdiği ifade edildi.
Ankara’da bir araya gelen liderler, 50 milyar dolardan fazla yeni tedarik yapılacağını duyurarak ortak üretim kapasitesini genişletme ve inovasyonu hızlandırmak için endüstriyle birlikte çalışma taahhüdünde bulundu. Ayrıca müttefikler arasında savunma ticareti engellerinin ortadan kaldırılması, savunma sanayisinin derinliğini ve işbirliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanılması yönündeki çalışmaların sürdürüleceği aktarıldı.
Deklarasyonda geleceğin inşa edildiği belirtilerek, “Geleceği inşa ediyoruz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa; modernize edilmiş bir İttifak” ifadesine yer verildi.
Avrupalı müttefikler ile Kanada’nın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile işbirliği içinde ittifak savunması için daha fazla sorumluluk üstlendiği kaydedildi. NATO’nun caydırıcılık ve savunmasının; nükleer, konvansiyonel ve füze savunma yeteneklerinin uygun bir bileşimine dayandığı, bu unsurların uzay ve siber varlıklarla tamamlandığı açıklandı.
Çatışma üstünlüğünü koruma taahhüdünde bulunan liderler; kuvvetleri konuşlandırma, etkinleştirme, idame ettirme yeteneklerinin yanı sıra derin hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, öncü teknolojiler ve istihbarat yetenekleri dahil tüm alanlardaki hedef yetenekleri hayata geçirmek için yatırım yaptıklarını bildirdi.
Ayrıca, birlikte çalışabilir bir transatlantik muharebe bulutu geliştirildiği ve güçlü yapay zeka modellerinin benimsendiği ifade edildi.
Müttefikler Ukrayna için 70 milyar avroluk yardım paketini açıkladı
Ukrayna’nın transatlantik güvenliğine katkıda bulunduğunun altını çizen müttefikler, Ukrayna’nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasındaki sarsılmaz desteklerinde birlik içinde olduklarını beyan etti. Deklarasyonda, “Ukrayna transatlantik güvenliğe katkıda bulunmaktadır ve Müttefikler, özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunan Ukrayna’ya yönelik sarsılmaz desteklerinde birlik içindedir” denildi.
Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın şu anda Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımının büyük çoğunluğunu ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği belirtildi. Müttefikler bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı.
Liderler, 2026 yılı için Ukrayna’ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim alanlarında 70 milyar avro taahhüt ettiklerini, 2027 yılında da en az buna eşdeğer seviyeleri sürdürme yönündeki egemen taahhütlerini teyit ettiklerini açıkladı. Bu kapsamda, Avrupa Birliği’nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna’ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.
İttifakın, daha geniş güvenlik ortamını tanımlayan stratejik rekabete, yaygın istikrarsızlığa, hibrit tehditlere ve tekrarlayan şoklara yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam ettiği kaydedildi.
Liderler, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineleyerek, İran’a Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisine tam saygı göstermesi çağrısında bulundu.
Diplomasi
Britanya ve Türkiye savunma ve güvenlik anlaşması imzalayacak

Birleşik Krallık ve Türkiye, NATO zirvesi kapsamında bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazırlanıyor.
Bloomberg’e konuşan kaynaklar, imzanın bugün (8 Temmuz) öğleden sonra görev süresi sona eren Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmede gerçekleşmesinin planlandığını belirtti.
Kaynaklara göre, anlaşma kapsamında iki ülke siber tehditler, terörle mücadele ve savunma sanayisi alanlarında işbirliği yapacak.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Starmer’ın ofisinden yetkililer yorum yapmaktan kaçındı.
Britanya ve Türkiye, Londra’nın Ankara’ya 20 adet Eurofighter Typhoon uçağı satması anlaşmasıyla temellendirilmiş, ittifak içinde zaten güçlü bir ilişkiye sahip.
Bu yeni ortaklık, ABD’nin Avrupa güvenliğine yönelik uzun vadeli taahhütlerini yeniden gözden geçirdiği bir dönemde ortaya çıkıyor ve Türkiye, bu boşluğu dolduracak potansiyel bir ortak olarak öne çıkıyor.
Britanya ayrıca, Avrupalıların ABD Başkanı Donald Trump’ı kendi tarafında tutmakta zorlandığı bir ortamda, Türkiye’nin ABD dış politikası üzerinde artan bir etkiye sahip olduğunu düşünüyor.
Trump, Ankara’daki NATO zirvesi sırasında Erdoğan ile bir araya geldiğinde Türkiye’yi “harika bir müttefik” olarak övdü.
Trump, anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmemiş olsa da, ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA savunma yaptırımlarını kaldıracağını ve böylece Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarını satın alabileceğini söyledi.
Middle East Eye’da yer alan habere göre ise yetkililer, karşılıklı savunma anlaşmalarının kapsamı hakkında ayrıntılara girmeden, anlaşmanın “kapsamlı” olacağını belirttiler.
Belgeye aşina olan bir kişi, anlaşmanın Fransa ile Yunanistan arasında 2021 yılında imzalanan ikili savunma anlaşmasıyla aynı ruhu taşıdığını belirtti.
Söz konusu anlaşma, karşılıklı savunma maddesini içeriyordu. Fakat kaynaklar, Türkiye-Britanya belgesinde benzer bir maddenin yer alıp almadığı konusunda açıklama yapmaktan kaçındı.
Kaynaklar, Ankara ve Londra’nın belgenin metnini kamuoyuna açıklamayacağının beklendiğini belirterek, bu durumun belgedeki hükümlerin hassasiyetini vurguladığını ifade etti.
Diplomasi
Wood Mackenzie enerji sektörünü nakliye krizine karşı uyardı

Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz arzındaki tarihi büyümenin, taşıma gemilerinin üretiminde Asya tersanelerine olan aşırı bağımlılık nedeniyle yavaşlayabileceği bildirildi. Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından yayımlanan raporda, ABD ve Katar öncülüğündeki projeler için sipariş edilen gemilerin neredeyse tamamının Güney Kore ve Çin’de inşa edildiği belirtildi.
Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzında ABD ve Katar öncülüğünde gerçekleşen tarihin en büyük genişleme hamlesinin, yakıtı taşımak için ihtiyaç duyulan gemilerin çoğunun Güney Kore ve Çin’de inşa edilmesi nedeniyle yavaşlayabileceği açıklandı.
Enerji danışmanlık kuruluşu Wood Mackenzie tarafından çarşamba günü yayımlanan raporda, nakliye zincirindeki bu yoğunlaşmanın risklerine dikkat çekildi.
Wood Mackenzie Araştırma Direktörü Ekram El Loumi raporda konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “LNG sektörü sürekli olarak enerji güvenliği, çeşitlendirme ve esneklik üzerine konuşuyor.
Ancak sektörün en kritik bağımlılıklarından biri olan gazı fiziksel olarak taşıma yeteneği, kontrol edemediği ve hızla ikame edemeyeceği bir tedarik zincirine dayanıyor” ifadelerini kullandı.
Raporda yer alan temel bulgulara göre, ABD, Katar ve Afrika öncülüğündeki ihracat projelerini desteklemek amacıyla 2027 yılı ve sonrasında teslim edilmek üzere 260’tan fazla LNG taşıyıcı gemi siparişi verilmiş durumda.
Bu siparişlerin yaklaşık üçte ikisi Güney Kore’de inşa edilirken, geri kalan kısmın büyük bölümünün yapımı ise Çin’deki tersanelerde devam ediyor.
Güney Kore ve Çin tersanelerinin LNG taşıyıcı gemi inşasındaki bu hakimiyeti, onlarca yıllık teknolojik yatırıma ve uzmanlığa dayanıyor.
Raporda, bu yüksek yoğunlaşmanın teslimatlarda gecikme riskini artırdığı ve gemi maliyetlerini yukarı çektiği vurgulandı.
Sektörün gelecekteki arzı taşıma kapasitesinin, sıvılaştırma tesislerinin geliştirilmesi kadar kritik bir öneme sahip olabileceği belirtildi.
Mevcut tabloda küresel LNG ticareti; ABD Körfez Kıyısı, Katar, Afrika ve Avustralya dahil olmak üzere az sayıda büyük ihracatçı etrafında giderek daha fazla yoğunlaşıyor. Buna karşın talep artışı ise Avrupa ve Asya merkezli kalmaya devam ediyor.
Rapora göre bu durum, arz ve talebin küresel LNG taşıyıcı filosu tarafından oluşturulan dar bir nakliye bağlantısına bağımlı olduğu bir “kum saati” sistemi yaratıyor.
LNG taşıyıcı gemi inşası için alternatif merkezler kurmanın ise yıllarca sürecek yatırımlar ve on milyarlarca dolarlık bütçe gerektireceği kaydedildi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor









