Diplomasi
Avrupa, Elbridge Colby’yi “yatıştırmak” için yarışta

NATO’nun Avrupalı yetkilileri, ülkelerinin savunma harcamalarında büyük adımlar attığını Pentagon müsteşarı Elbridge Colby’ye ispatlamak istiyor.
Yetkililer Reuters’a verdikleri bilgide, üst düzey Avrupalı diplomatların Perşembe günü (27 Ağustos) Pentagon’un politika sorumlusuna, ABD’nin Avrupa’daki kuvvetlerine ilişkin gözden geçirme süreciyle ilgili belirsizlik ve Rusya’ya dair endişeler karşısında savunma harcamalarını artırdıklarını vurgulayarak güvence vermeye çalışacaklarını belirttiler.
Washington, Haziran ayında Avrupa’daki ABD askerlerinin konuşlandırılmasına ilişkin altı aylık bir gözden geçirme sürecini duyurmuştu.
Bu adım, ABD yönetiminin kıtanın savunması konusunda birincil sorumluluğun Avrupa’ya ait olması yönünde baskı yapması ve Başkan Donald Trump’ın, İran savaşında ABD’ye daha fazla destek vermemeleri nedeniyle Avrupalılara öfkesini dile getirmesinin ardından geldi.
ABD Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby’nin öncülüğünde yürütülen bu gözden geçirme süreci, Avrupa başkentlerinde ABD yönetiminin amaçları ve Washington’un bu süreci gerçek bir istişare, sembolik bir jest ya da müzakere aracı olarak kullanmaya çalışıp çalışmadığı konusunda soru işaretlerini artırdı.
Bir Avrupalı yetkili, “Bunun gerçek bir değerlendirme mi olduğu, yoksa bir kararın çoktan alınmış mı olduğu belli değil. Emin olmak istediğimiz şey, ABD’nin birçok müttefike güvenebileceğini anlaması,” dedi.
Colby’nin Perşembe günü, ittifakın Brüksel’deki genel merkezinde NATO üye ülkelerini temsil eden büyükelçilere brifing vermesi bekleniyor.
Bir NATO yetkilisi, “ABD, kuvvet yapısı gözden geçirme çalışmasının bir parçası olarak müttefikleriyle istişare halinde,” dedi.
ABD’nin şu anda Avrupa’da yaklaşık 80.000 askeri bulunuyor. Geçtiğimiz aylarda ABD, asker çekme kararlarını duyurdu ve NATO’nun savunma planlarına tahsis ettiği kuvvet sayısını azalttı.
Avrupalı hükümetler şimdi, bu gözden geçirmenin daha fazla küçülmeye yol açıp açmayacağını ve açacaksa bunun nerede olacağını bekliyor.
Yetkililer ise Washington’un yaz aylarında NATO üyelerine dağıttığı iki belgenin, ABD’nin niyetleri hakkında yeni sorular ortaya çıkardığını belirtiyor.
Konuya yakın iki kaynağa göre, bir “görev tanımı” belgesinde, gözden geçirmenin hedefleri arasında Avrupa’daki erişim, üs kullanımı ve hava sahası geçiş haklarının genişletilmesinin yanı sıra, Avrupalı müttefiklerin kıtanın savunmasında öncü rol üstlenmelerini teşvik etmek ve bunu sağlamak da yer alıyordu.
NATO üye ülkeleri ayrıca, savunma harcamalarından stratejiye, tedarike ve ABD’nin dış politika öncelikleri için desteğe kadar uzanan konuları kapsayan bir anket aldı.
ABD, anketinde “Ülke, ABD’nin erişim, üs kurma ve hava sahası geçişi (ABO) konusunda herhangi bir kısıtlama getirmiş mi? Eğer öyleyse, neden? Bu tür kısıtlamaları azaltmaya veya ortadan kaldırmaya istekli mi?” diye sordu.
Anketin devamında şunlar da soruluyor:
“Ülke, transatlantik savunma sanayi işbirliğini engellemek veya azaltmak amacıyla tasarlanmış düzenlemelere veya diğer önlemlere kamuoyu önünde karşı çıkmış mı? Eğer öyleyse, nasıl? Değilse, bunu yapmaya istekli olur mu?”
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur Çarşamba günü Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkesinin ankete yanıtını hazırladığını söyledi.
Pevkur, ”Estonya, Avrupa’nın kendi savunması için daha fazlasını yapması gerektiği görüşünü paylaşıyor,” dedi.
Colby Çarşamba günü yaptığı açıklamada, duruş gözden geçirmesinin ittifakın gelişimini desteklemeyi amaçladığını belirtti.
Müsteşar, X’te yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu gözden geçirme, Avrupa’daki stratejik duruşumuzun ilerlemesini sağlamak ve … netlik, titizlik ve hazırlık ilkelerine yeniden adanmış bir İttifak olan NATO 3.0’ı hızlandırmak üzere tasarlandı.”
Fakat Avrupalı bir diplomat, yetkililerin ABD’nin sorduğu soruların yanıtlarını zaten bildiğine inandıklarını ve Washington’un üs meselelerini siyasi duruşlarla açıkça ilişkilendirmesinin, transatlantik ortaklığa son derece çıkar odaklı bir yaklaşım gibi göründüğünü belirtti.
Anketin bir maddesi, ülkenin Avrupa, Orta Doğu ve Batı Yarımküre dahil olmak üzere ABD’nin dış politikasını kamuoyu önünde destekleyip desteklemediğini soruyor.
Yetkililer, bu sürecin Avrupalılar arasında ABD’nin ilgisini çekmek için bir rekabet riskini artırdığını belirtti.
İlk Avrupalı yetkili, “Bazı müttefikler, askerlerin koşullarını ve üs haklarını iyileştirmek için ABD’ye tekliflerde bulunuyor,” dedi.
İkinci bir Avrupalı diplomat ise “ittifakın en üst düzey komutanının sürece dahil olmaya devam etmesinin” ve “değerlendirmenin bir güzellik yarışmasına dönüşmemesinin” önemli olduğunu söyledi.
Avrupalı yetkililer, Colby’yi ABD stratejisini şekillendiren kilit bir aktör olarak görüyor ve diplomatların Perşembe günkü toplantıyı, kıtanın güvenliğine yaptıkları katkıları vurgulamak için bir fırsat olarak kullanmaları bekleniyor.
Doğu Avrupalı bir yetkili, gözden geçirme süreciyle ilgili olarak “Henüz kesinleşmiş bir şey olmasa da oldukça iyimseriz,” dedi ve “ABD’den umut verici sinyaller aldıklarını” ve “Amerikan anketine kapsamlı bir yanıt gönderdiklerini” ekledi.
Ne var ki politika çevrelerinde, Colby’nin nihai karar verici olmadığı ve ABD’nin düşünce yapısının hâlâ öngörülemez olduğu yönünde bir algı da var.
Bir NATO kaynağı, “Ne derse desin, söyledikleri 20 dakika içinde Trump ya da (Savunma Bakanı Pete) Hegseth tarafından geçersiz kılınabilir,” dedi.
Diplomasi
ABD, Avrupa’daki Filistin yanlısı gruplara yaptırım uyguladı

ABD, İngiliz aktivist grubu Palestine Action ve Filistin yanlısı uluslararası hareket Masar Badil’e yaptırımlar uyguladı.
ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, Filistin yanlısı gruplar da dahil olmak üzere sol görüşlü örgütlere dijital hizmetler sunan İtalya merkezli Autistici Inventati grubuna da mali yaptırımlar uyguladı.
İngiliz hükümeti tarafından “terör örgütü” olarak yasaklanmasının ardından Birleşik Krallık ile hukuki bir mücadele içinde olan Palestine Action, ABD’nin yaptırımlarını reddetti.
Palestine Action’ın kurucu ortağı Huda Ammori, ABD’nin aldığı önlemleri Birleşik Krallık’ın bu kararıyla ilişkilendirdi ve Başbakan Andy Burnham’dan, selefi Keir Starmer tarafından örgüte uygulanan yasağı kaldırmasını istedi.
Ammori, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, “Trump’ın şu anda Filistin’in özgürlüğü için mücadele eden harekete yönelik Birleşik Krallık’ın baskısından ilham alması, bu yasağın ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor ve ifade özgürlüğü ile sivil özgürlükleri önemseyen herkes için bir uyarı olmalı,” dedi ve şöyle devam etti:
“İngiliz tarihinde ilk kez bir doğrudan eylem protesto grubunu terörle mücadele yasası kapsamında yasaklayarak, Keir Starmer hükümeti, dünyanın dört bir yanındaki otoriter hükümetlere siyasi muhalefeti bastırmak ve yurtdışına seyahat eden ya da yurtdışında yaşayan İngiliz vatandaşla”rını suçlu ilan etmek için bir şablon oluşturdu.”
Palestine Action, “İsrail’in Gazze’ye karşı yürüttüğü soykırım savaşına suç ortağı olduğunu düşündüğü” duruma son vermek için vandalizm de dahil olmak üzere doğrudan eylem taktikleri kullandığını belirtiyor.
Bu tür protestolar yasalara aykırı olsa da, insan hakları savunucuları “terör” tanımlamasının orantısız olduğunu ve ifade özgürlüğünü kısıtlama riski taşıdığını öne sürüyor.
Birleşik Krallık, geçen yıl yasaklanan Palestine Action grubuna destek verdikleri gerekçesiyle binlerce kişiyi gözaltına aldı.
Bir İngiliz mahkemesi Şubat ayında bu yasağı kaldırdı fakat karar Haziran ayında temyiz sonucunda bozuldu.
Palestine Action, yasağa itiraz etmeye devam ederek davayı Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesine taşıdı.
Trump yönetimi, Çarşamba günü uygulanan yaptırımları, “aşırı sol terörist gruplar” olarak nitelendirdiği oluşumlara karşı yürütülen mücadelenin bir parçası olarak sundu.
Hazine Bakanı Scott Bessent yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Aşırı solcu ekstremistler, paravan örgütleri ve onlara destek verenler şunu bilsin: İktisadi araçlarımızın tüm gücünü kullanacağız. Siyasi terörizmin toplumumuzda yeri yoktur ve bu gruplar ortadan kaldırılana kadar finansal kaynaklarını kesmeye devam edeceğiz.”
Yaptırımlar, grupların ABD’deki varlıklarını donduruyor ve Amerikan vatandaşlarının bu gruplarla finansal işlem yapmasını genel olarak yasadışı hale getiriyor.
Fakat Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, Masar Badil yürütme kurulu üyesi Khaled Barakat, hareketinin yaptırımlara rağmen çalışmalarına devam edeceğini taahhüt etti.
Hareket, ekonomik yaptırımları “Filistin halkına karşı sürmekte olan soykırım savaşının ayrılmaz bir parçası” olarak nitelendirdi.
Barakat, “Filistin’de devam eden soykırımda ve Siyonist sömürge projesinde ABD’nin suçlu rolünü bir kez daha ortaya koyan bu eylemle ne sindirileceğiz ne de susturulacağız,” dedi ve şöyle devam etti:
“Mücadelemizin meşruiyetini bize Washington tanımıyor; bu nedenle bu meşruiyeti bizden alamaz. Filistin için adalet, geri dönüş ve kurtuluş yolunda ilerlemeye kararlıyız. Hiçbir kurtuluş hareketi yaptırımlar ve yasaklarla yenilgiye uğratılamamıştır.”
ABD, Masar Badil’i Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) bir örgütü olmakla suçluyor.
Diplomasi
Wang Yi, Xi-Trump görüşmesi öncesinde ABD’ye ‘engelleri aşma’ çağrısı yaptı

Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, ABD elçisiyle görüşmesinde Xi’nin ziyareti için hazırlık yapan iki tarafa “olumlu gündeme odaklanma” çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Devlet Başkanı Xi Jinping’in gelecek ay ABD’ye yapması beklenen ziyaret öncesinde Washington’a üst düzey temasların önündeki “müdahaleleri ortadan kaldırma ve engelleri aşma” konusunda yardımcı olma çağrısında bulundu.
Çarşamba günü Pekin’de ABD’nin Çin Büyükelçisi David Perdue ile görüşen Wang, Çin Dışişleri Bakanlığı’na göre iki tarafın Xi-Trump mutabakatını hayata geçirmesi, olumlu bir gündeme odaklanması ve ilişkileri “istikrarlı, sağlıklı ve sürdürülebilir” tutmak için farklılıkları yönetmesi gerektiğini söyledi.
Perdue ise daha sonra sosyal medyada yaptığı paylaşımda görüşmeleri, “Başkan Xi’nin Washington’a yapacağı karşılıklı ziyaretin hazırlıklarının” bir parçası olarak nitelendirdi.
Wang’ın mesajı, Xi ile ABD Başkanı Donald Trump arasında 24 Eylül’de Beyaz Saray’da yapılması beklenen görüşme öncesinde geldi.
İlişkilerdeki “çeşitli riskler ve zorluklara” işaret eden Wang, “iki devlet başkanının yönlendirmesi altında, iki tarafın stratejik istikrara dayalı yapıcı bir Çin-ABD ilişkisi kurmak için çalıştığını” söyledi.
Wang, “Gerçekler, Çin-ABD ilişkilerini iyileştirmenin ve geliştirmenin, karşılıklı saygı temelinde barış içinde bir arada yaşamanın ve ardından kazan-kazan işbirliğine yönelmenin iki halkın temel çıkarlarına hizmet ettiğini ve uluslararası toplumun ortak beklentilerini karşıladığını kanıtlamıştır” dedi.
Perdue da benzer şekilde uzlaşmacı bir ton benimsedi. Trump’ın mayıs ayında Çin’e yaptığı ziyareti “çok başarılı” olarak nitelendiren Perdue, Washington’ın “iletişimi güçlendirmeye, işbirliğini ilerletmeye” ve “bir sonraki aşamadaki önemli üst düzey temaslara” hazırlanmaya hazır olduğunu söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığı’na göre ABD Büyükelçisi, iki tarafın “saygı ve karşılıklılık temelinde” yapıcı ve istikrarlı bir ilişki kurması gerektiğini belirtti.
Perdue perşembe günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, bu hafta Wang’ın yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu ile Dışişleri Bakan Yardımcıları Hong Lei ve Cai Wei ile “verimli görüşmeler” gerçekleştirdiğini yazdı.
Perdue, iki tarafın “adalet ve karşılıklılık temelinde stratejik istikrara sahip yapıcı bir ilişki tesis etmek için birlikte çalıştığını” da sözlerine ekledi.
Trump ile Xi’nin geçen yıl ekim ayında Güney Kore’nin Busan kentinde yaptığı görüşmeden bu yana Çin-ABD ilişkileri kırılgan bir ticaret ateşkesi çerçevesinde devam ederken, İran yaptırımları, vizeler, teknoloji ve diğer kısıtlamalar konusunda ortaya çıkan yeni anlaşmazlıklar gerilimi artırdı.
Her iki taraf da hâlâ “stratejik istikrar” istediğini söylüyor ve ticaret ile yatırım düzenlemeleri üzerinde çalışıyor ancak şimdiye kadar çok az somut ilerleme sağlandı.
Bu hafta ABD Hazine Bakanlığı, Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Operation Economic Outcast” adını verdiği operasyonu başlattı.
Paket kapsamında İran’ın petrol ticareti, füze programı, nükleer tedarik ve siber faaliyetleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen yaklaşık 60 kuruluş hedef alındı. Bunlar arasında Çin ana karası ve Hong Kong bağlantılı şirketler ile bir tanker de yer aldı. Ancak büyük Çin bankalarına yaptırım uygulanmadı.
Pekin ise önlemleri “yasadışı tek taraflı yaptırımlar” olarak nitelendirdi ve çıkarlarını korumak için “gerekli tüm önlemleri” alacağını açıkladı.
Diplomasi
Mark Carney, AB’nin “Birliğin Durumu” konuşmasına katılacak

Washington ile Ottawa arasındaki gerginliğin giderek derinleştiği bir ortamda, Kanada Başbakanı Mark Carney, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e eşlik edecek.
Von der Leyen’e yakın bir Avrupa Komisyonu yetkilisi, POLITICO’ya yaptığı açıklamada Carney’in 16 Eylül’de Strazburg’da yapılacak “Birliğin Durumu” konuşmasına katılma davetini kabul ettiğini doğruladı.
Başkan, bu konuşmada AB için önceliklerini ortaya koyacak.
Yetkili şöyle konuştu:
“Yaz tatili öncesinde, Avrupa Komisyonu Başkanı, hem AB ile Kanada arasındaki yakınlığın güçlü bir göstergesi olarak hem de her iki tarafın ortaklığımızı bir üst seviyeye çıkarma niyetini ve hedefini açıkça ortaya koymak amacıyla Başbakan Carney’i [AB Durum Raporu] konuşmasına davet etti. Bu zorlu zamanlarda, dünya çapında ilişkilerimizi güçlendirmek hayati önem taşıyor.”
Carney, bu konuşmaya katılan ilk yabancı hükümet başkanı olacak ve burada onur konuğu olarak karşılanacak.
Hazırlıklara yakın bir yetkili, Kanadalı liderin ayrıca 17 Eylül’de Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapacağını belirtti.
Carney, Çarşamba günü bu geziyi kamuoyuna doğruladı ve Strazburg’da geçireceği süreyi, “her iki halkımızın yararına Kanada’nın Avrupa Birliği ile bağlarını güçlendirmek” amacıyla AB milletvekilleriyle görüşmek için de kullanacağını belirtti.
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, bu “önemli ziyaretin” “AB-Kanada ilişkilerini derinleştirmek için bir fırsat” olacağını söyledi.
Carney’in hükümeti, geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile tarihi bir ticaret anlaşması için yürütülen müzakerelerden çekildi. Her iki taraf da birbirini son dakika şartları dayatmakla suçladı.
Washington, Kanada’nın ihracatına gümrük vergileri uyguladı; bu da Kanada’yı Amerikan çelik ve alüminyumuna sert vergiler uygulayarak misilleme yapmaya sevk etti.
Kanada başbakanı, serbest ticareti destekleyen bir “demokrasi ittifakı” kurulması için baskı yapıyor ve bunun sonucunda AB ile daha yakın ilişkiler kurmaya çalışıyor.
Carney, “Bu sonbaharda, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Avrupa Birliği ile çok daha güçlü ve derin bir iktisati ortaklık ve güvenlik ortaklığı kurmak üzere yoğun görüşmelere başlayacağız,” dedi.
Bu adım, Washington ile ilişkilerin giderek gerginleştiği bir dönemde atıldı.
Gümrük vergileri konusunda tırmanan gerginliğin bir parçası olarak, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Kanada’yı “bir eyalet” olarak nitelendirdi.
Ardından şaka yollu biçimde, bu ifadenin bir “Freudyen sürçme” olduğunu savundu.
Amerika6 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi1 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?








