Bizi Takip Edin

Avrupa

AB aday ülkelere yönelik yeni entegrasyon planı hazırlıyor

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin resmi üyelik sürecini beklemeden AB ekonomisine kademeli olarak entegre edilmesini öngören yeni bir plan hazırlıyor. İki Avrupalı yetkiliye dayandırılan plana göre aday ülkeler, reformları gerçekleştirdikçe AB fonlarına, elverişli ticaret koşullarına ve ortak pazara erişim sağlayabilecek.

Avrupa Komisyonu, aday ülkelerin resmi üyelik süreçleri tamamlanmadan önce birliğin avantajlarından yararlanmalarına olanak tanıyacak, AB ekonomisine kademeli entegrasyonu öngören bir plan geliştiriyor.

Politico’nun iki Avrupalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre, bu süreç aday ülkelere resmi katılımdan önce çeşitli imkanlar sunacak.

Habere göre aday ülkeler, yıllar sürebilecek katılım müzakerelerinin tamamlanmasını beklemek zorunda kalmadan, gerekli reformları gerçekleştirdikçe kademeli olarak yeni fırsatlardan yararlanabilecek.

Bu kapsamda aday ülkelere bazı AB finansman programlarına erişim, daha elverişli ticaret koşulları ve Avrupa ortak pazarına kısmi erişim hakkı tanınması öngörülüyor. Bir ülkenin hangi avantajları elde edeceği, reformlarda kaydettiği ilerlemeye ve ulusal mevzuatını AB normlarıyla ne ölçüde uyumlu hale getirdiğine bağlı olacak.

Diğer taraftan aday ülkeler, karar alma süreçlerine katılım gibi AB üyelerinin sahip olduğu siyasi hakları elde edemeyecek.

Brüksel, bu yöntemle tam üyelik için gereken standartları düşürmeden aday ülkelerin ekonomik entegrasyonunu hızlandırmayı amaçlıyor.

Politico’nun haberinde, Fransa ve Almanya’nın daha önce benzer bir yaklaşımı desteklediği belirtildi. Avrupa Komisyonu, bu girişimi sonbaharda AB üyesi ülkelerin liderlerinin katılımıyla düzenlenecek zirvede tartışmaya açmayı planlıyor.

Avrupa Birliği, 15 Haziran’da Ukrayna ve Moldova ile katılım sürecinin temel boyutlarına ilişkin müzakereleri başlatmıştı.

Bu adımla birlikte, tüm aday ülkelerin üyelik öncesinde tamamlaması gereken altı fasıl kümesinden ilki açılmış oldu.

Müzakerelerin başlaması, Macaristan’ın Ukrayna’nın AB entegrasyonuna yönelik vetosunu kaldırmasının ardından gerçekleşti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, daha önce yaptığı açıklamada Kiev’in 2027 yılına kadar birliğe katılım için “teknik olarak hazır” olması gerektiğini ifade etmişti.

O dönem görevde olan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ise bu açıklamaya yanıt olarak, AB’ye katılımın liyakate dayalı bir süreç olduğunu ve koşulların aday ülkeler tarafından değil, üye devletler tarafından belirlendiğini kaydetmişti.

Euractiv’in haberine göre, AB içinde, Rusya ile çatışmanın çözümüne yönelik gelecekteki bir barış anlaşması kapsamında Ukrayna’nın birliğe kabulü için belirli bir tarihin dayatılabileceği yönünde endişeler de dile getirilmişti.

Avrupa

Alman ordusu, ilk kez Fransız nükleer tatbikatında yer alacak

Yayınlanma

Almanya ile Fransa arasında nükleer caydırıcılık alanında mart ayında kararlaştırılan stratejik ortaklık, hava kuvvetlerinin ortak tatbikatıyla ilk kez sahaya taşındı. Alman askerlerinin sonbaharda ilk kez bir Fransız nükleer manevrasına konvansiyonel düzeyde katılması planlanıyor. NATO caydırıcılığını desteklemek amacıyla geliştirilen bu işbirliği kapsamında, nükleer silah taşıma kapasitesine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ve iki Alman Eurofighter havada yakıt ikmali eğitimi gerçekleştirdi.

Almanya ve Fransa, nükleer caydırıcılık alanında mart ayında üzerinde uzlaştıkları ortaklığı pratik adımlarla hayata geçirmeye başladı.

Almanya Federal Ordusu (Bundeswehr), ilk kez Fransız ordusunun gerçekleştireceği bir nükleer tatbikatta görev alacak. Nörvenich Hava Üssü’nde toplanan Alman-Fransız Güvenlik ve Savunma Konseyinin sonuç bildirgesinde, Alman askerlerinin bu tatbikatta konvansiyonel alanda görev üstleneceği açıklandı.

Bildirgede ayrıca, Fransız Rafale savaş uçaklarının Nörvenich’e intikal etmesinin stratejik ortaklığın ilk operasyonel adımı olduğu kaydedildi.

Hava Kuvvetleri sözcüsünün Alman Haber Ajansı dpa’ya yaptığı açıklamaya göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Almanya ziyareti öncesinde iki ülkenin hava unsurları ortak eğitim icra etti.

Nükleer silah taşıma kabiliyetine sahip iki Fransız Rafale savaş uçağı ile Bundeswehr’e ait iki Eurofighter, havada Fransız tanker uçağından yakıt ikmali yapma eğitimi gerçekleştirdi.

Köln yakınlarındaki Nörvenich Hava Üssü’nde düzenlenen savunma konseyi toplantısının marjında, iki ülke askerlerinin karşılıklı olarak birbirlerinin uçaklarında bakım ve onarım çalışmaları yapacağı bir başka eğitim faaliyeti daha planlandı.

Alman hükümet çevrelerinden edinilen bilgilere göre, cuma günü toplanan savunma konseyinin bir sonraki adım olarak Alman askerlerinin sonbaharda Fransa’nın nükleer manevrasına katılımını karara bağlaması bekleniyor. Bu gelişmeyle birlikte, nükleer ortaklığın uygulanma süreci yeni bir aşamaya geçiyor.

Macron, nükleer silahlara sahip iki Batı Avrupa ülkesinden biri olan Fransa’nın nükleer koruma şemsiyesinden Avrupa ülkelerinin de yararlanabileceği yönündeki teklifini daha önce dile getirmişti.

Almanya’da halihazırda NATO’nun nükleer caydırıcılık unsuru olarak ABD’ye ait nükleer bombalar bulunuyor ve Bundeswehr, olası bir harekatta bu mühimmatın taşınması için savaş uçaklarını hazır tutuyor.

Fransa ile geliştirilen bu yeni ortaklığın, NATO bünyesindeki caydırıcılığı tamamlayıcı ve güçlendirici bir nitelik taşıması öngörülüyor.

Fransa, nükleer alandaki işbirliğini bir diğer nükleer güç olan İngiltere ile de yürütüyor.

Paris’in nükleer ortaklık teklifine Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç, Danimarka ve Norveç dahil olmak üzere yedi Avrupa ülkesi daha olumlu yanıt verdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere’de finans firmaları çalışan denetimini sıkılaştırıyor

Yayınlanma

İngiltere’deki finans şirketleri, taciz ve zorbalık gibi iş yeri suistimallerine yönelik 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni kurallar öncesinde çalışan denetimlerini sıkılaştırıyor. Avukatlar, bazı firmaların artacak denetim ve raporlama yükümlülüklerinden kaçınmak için bu tür iddialarla karşı karşıya kalan personeli önceden işten çıkardığını belirtiyor.

İngiltere’deki finans şirketleri çalışanların davranışlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırıyor.

Reuters’a konuşan avukatlar, bazı firmaların taciz ve zorbalık gibi suistimallerle suçlanan personeli, parlamenterlerin istismar ve zorbalık yuvası olarak nitelendirdiği sektörü dizginlemeyi amaçlayan yeni kurallar öncesinde işten çıkardığını ifade etti.

Londra’daki üç hukuk firmasından avukatlar, bazı şirketlerin 1 Eylül’de yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerin getireceği sıkı denetim, raporlama yükümlülükleri ve mali olmayan suistimal vakalarının kötü yönetilmesinden doğacak olası sonuçlardan kaçınmak amacıyla bu adımları attığını bildirdi.

Mali Yürütme Otoritesi (FCA); varlık yöneticileri, hedge fonları ve sigorta şirketleri gibi banka dışı 37 bin firmada çalışanlara yönelik ciddi, işle bağlantılı zorbalık, taciz ve şiddet eylemlerini davranış kuralları ve göreve uygunluk testlerine dahil etmek üzere düzenleme yapıyor.

Değiştirilen kurallar ve kılavuz ilkeler, firmaların çalışanların uygunluğunu değerlendirirken mali olmayan suistimalleri nasıl hesaba katması gerektiğini netleştiriyor.

Düzenleme, ciddi vakaların tespit edilmesi, araştırılması ve raporlanması yükümlülüğünü insan kaynakları departmanlarından alarak doğrudan yöneticilerin üzerine yıkıyor.

Yapılan değişiklikler, banka dışı finans kurallarını halihazırda bankalar için yürürlükte olan kurallarla uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.

Bununla birlikte yeni kılavuz, tüm firmaların mücadele etmesi beklenen suistimalleri daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Görüş bildiren üç avukat, şirketlerin işten çıkarmalar için çıtayı oldukça düşük tuttuğunu, bazı durumlarda insan kaynakları departmanlarının beklentileri karşılayamayan çalışanlarla yolları ayırmak için yaklaşan kuralları bahane olarak kullanabileceğini aktardı.

Hukuk firması Lewis Silkin’in ortaklarından Wendy Saunders, şirketlerin düşük performans gösteren bir çalışanı işten çıkarmak için küçük bir davranış sorununu mali olmayan suistimal gibi göstermeye çalıştığı iki veya üç vakayla karşılaştığını ifade etti.

Farklı firmalardan üç avukat, yöneticilerin kural ihlallerini ele almadaki başarısızlıklarından sorumlu tutulmasını da içeren yeni düzenlemeler hakkında yöneticiler, müdürler ve stajyerler için senaryo odaklı eğitim programları düzenlediklerini belirtti.

“Yıldız” zorbalarla mücadele

FCA’nın kapsamlı kılavuz ilkeler, açıklayıcı senaryolar ve akış şemalarıyla birlikte yayımladığı kurallar, zorbalık gibi davranışları ırk, cinsiyet, engellilik veya dini inanç gibi unsurlara dayalı ayrımcılığa karşı yasal korumalardan ayırarak iş hukukunun ötesine geçiyor.

KPMG’de iş hukuku uzmanı olan David Cummings, kuralların, iş hukukunda bulunmayan düzenleyici yaptırımlar sağlayarak şirketlerin kötü davranış sergileyen ancak yüksek performans gösteren “yıldız” çalışanlarla mücadele etmesine olanak tanıyacağını dile getirdi.

Cummings, “FCA, gelir getirdiği için kuruluşların geleneksel olarak göz yumduğu veya görmezden gelmeye hazır olduğu, ancak iş yeri ortamı için zehirli olan yüksek performanslı zorbaları yakalamaya çalışıyor” dedi.

Reuters, büyük hukuk uygulamalarına sahip yedi orta ölçekli hukuk firması ve “büyük dörtlü” olarak bilinen profesyonel hizmet şirketlerinden birinin avukatlarıyla görüştü.

Görüşülen kişilerden iki firmanın avukatları, yeni kurallar öncesinde davranış iddiaları nedeniyle işten çıkarılan personelden haberdar olmadıklarını kaydetti.

Diğer kaynaklar ise az sayıda işten çıkarma bildirildiğini veya yöneticilerin odak noktasının giderek davranış kurallarına kaydığını doğruladı.

Konuya ilişkin değerlendirmesi sorulan FCA, suistimale yönelik artan odağın nasıl kötüye kullanılabileceğine dair örneklere doğrudan değinmedi ancak yeni kuralların daha fazla netlik sağladığını vurguladı.

Regülatör kurum tarafından yapılan açıklamada, “Kurallarımız ve kılavuzumuz, sektörün mali olmayan suistimalle mücadelede daha tutarlı bir yaklaşım benimsemesine yardımcı olacak; ancak bunun önlenmesi ve ele alınmasında birincil sorumluluk firmalara aittir” ifadesine yer verildi.

İngiliz Sigortacılar Birliği, Alternatif Yatırım Yönetimi Birliği ve Yönetilen Fonlar Birliği, Reuters’ın konuya ilişkin yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

İngiltere’nin finansal hizmetler sektöründeki iş yeri kültürü uzun süredir eleştirilerin odağında yer alıyor.

Parlamentonun etkili Hazine Komitesindeki milletvekilleri, Londra’nın finans merkezindeki cinsiyetçilik üzerine hazırlanan 2024 tarihli raporda, cinsel taciz ve zorbalığın yaygınlığı ile bu iddiaların ne kadar kötü ele alındığı karşısında şoke olduklarını belirtmişti.

Aynı yıl yapılan bir FCA araştırması, zorbalık gibi suistimal raporlarının 2023’e kadar olan üç yıllık süreçte yüzde 70’in üzerinde arttığını, firmaların üçte birinden fazlasının ise bu vakaları yönetim kurullarına bildirmediğini ortaya koymuştu.

Yeni kurallar kapsamında, davranış ihlallerinin referanslar veya resmi göreve uygunluk değerlendirmeleri aracılığıyla gelecekteki işverenlere açıklanması gerekecek.

Bu uygulamanın, sorunlu çalışanların iş değiştirerek yaptırımlardan kaçınmasını engellemesi amaçlanıyor. İhlalde bulunanlar, kariyerlerini sonlandırabilecek nitelikte düzenleyici soruşturmalarla karşı karşıya kalabilecek.

Hazırlanan kılavuz, çalışanların sosyal medya faaliyetlerini de kapsıyor.

Avukatlar, firmaların düzenleyici kurumların hedefi haline gelme endişesiyle kuralları tutarsız bir şekilde uygulayabileceğinden endişe ediyor.

Hukuk firması Corker Binning’in ortaklarından Claire Cross, “Gördüklerime dayanarak, birçok işverenin nispeten küçük vakalarda bile fevri kararlar alması, düzenleyicinin eleştirilerine maruz kalma riskini göze almak yerine kişileri işten çıkarmayı tercih etmesi muhtemel görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya’da Volkswagen için Çinli markalara ek vergi talebi

Yayınlanma

Almanya’nın Saksonya eyaleti hükümeti, yerli sanayiyi korumak ve Volkswagen üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Çin menşeili otomobillere yönelik Avrupa Birliği gümrük vergilerinin artırılmasını talep etti. Saksonya Ekonomi Bakanı Dirk Panter, bu adımın Çinli üreticileri Avrupalı ortaklarla işbirliğine ve üretimi yerelleştirmeye zorlayacağını belirtti.

Almanya’nın Saksonya Eyaleti Ekonomi Bakanı Dirk Panter, Bild gazetesine verdiği mülakatta, Çinli otomotiv şirketleri üzerindeki baskıyı yoğunlaştırmak amacıyla Avrupa Birliği (AB) genelinde gümrük tarifelerinin yükseltilmesi gerektiğini açıkladı.

Panter, bu hamleyle Çin merkezli üreticilerin Volkswagen dahil olmak üzere Avrupalı firmalarla ortaklığa teşvik edilmesini amaçlıyor.

Ekonomi Bakanı Panter, Çin’den ithal edilen araçlara daha yüksek vergi uygulanması başlığının AB düzeyinde müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.

Bu çıkış, otomotiv grubu Volkswagen’in Almanya’daki üretim kapasitesini daraltma planlarının kamuoyuna yansıdığı dönemde yapıldı.

Otomotiv devi, alternatif bir çıkış yolu bulunamaması durumunda, elektrikli araç imalatı gerçekleştiren Saksonya’daki tesis de dahil olmak üzere ülkede dört fabrikayı kapatabileceği yönünde uyarıda bulunmuştu.

Bu kapsamda Saksonya’nın merkezi Dresden’de yer alan ve 20 yılı aşkın süredir faal olan bir üretim tesisi halihazırda kapandı.

Gelişmeler üzerine Volkswagen Üst Yöneticisi Oliver Blume, Çin’de geliştirilen modellerin üretimini Avrupa’daki tesislere kaydırmayı ihtimaller arasında saymıştı.

Blume ayrıca, Çinli otomobil üreticileriyle ortaklık kurulması seçeneğine de açık kapı bırakmıştı.

Saksonya Ekonomi Bakanı Panter, eyalette Çinli bir şirketle kurulacak ortak girişimin, Brüksel ile yürütülecek görüşmelerde koz olabileceğini aktardı.

Panter, böyle bir ortaklığın Çinli üreticilerin Avrupa’daki gümrük vergilerinden muaf tutulmasına da zemin hazırlayabileceğini kaydetti.

Piyasa verilerine göre BYD dahil birçok Çinli marka, özellikle şarj edilebilir hibrit modellerin satış başarılarıyla Avrupa pazarındaki payını artırmayı sürdürüyor.

Saksonya hükümetinin Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki varlığına bütünüyle karşı çıkmadığını dile getiren Panter, Avrupa’da faaliyet yürüten tüm şirketlerin Birlik sınırları içinde katma değer sağlaması ve istihdam yaratması gerektiğinin altını çizdi.

Daha önce de Renault yöneticisinin Çinli markalarla ortaklık kurulması yönündeki yaklaşımları eleştirdiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English