Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB liderleri Trump’ı uyardı: Çin transatlantik ticaret savaşından büyük kazanç sağlayabilir

Yayınlanma

Avrupa Birliği liderleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın AB mallarına gümrük vergisi getirme tehdidini tekrarlaması halinde karşılık vereceklerini belirterek, transatlantik bir ticaret savaşından en büyük kazananın Çin olacağını söyledi.

Trump pazar günü yaptığı açıklamada gümrük vergilerinin “Avrupa Birliği ile kesinlikle gerçekleşeceğini söyleyebilirim” dedi ve “bir zaman çizelgesi olduğunu söyleyemem ama çok yakında olacak” diye ekledi.

Bu tehdit, komşuları Kanada ve Meksika’dan gelen mallara yüzde 25 gümrük vergisi ve Çin’den yapılan ithalata yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören kararnameyi imzalamasından sadece bir gün sonra geldi.

Pazartesi günü Brüksel’de Avrupa savunmasını görüşmek üzere düzenlenen zirveye katılan ulusal liderler, Avrupa Birliği’nin nasıl karşılık vereceğine dair sorularla boğuşurken, birçoğu da karşılık verme sözü verdi.

“İşbirliği yapmamız hem ABD hem de Avrupa için her zaman iyi olur… ancak konuşmanın temelinde kişinin kendi gücünü bilmesi yatar: Avrupa harekete geçebilir,” dedi Almanya Şansölyesi Olaf Scholz.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa’nın “ticaret konularında saldırıya uğraması” halinde “kendini savunan bir güç olarak saygı görmek ve dolayısıyla tepki vermek zorunda kalacağını” söyledi.

ABD eski başkanı Joe Biden’ın dört yıllık görevi sırasında ABD ve AB, Ukrayna’ya destek konusunda yakın işbirliği yapmış ve Çin politikasının bazı unsurlarında daha uyumlu hale gelmişti. Birçok lider Trump’ı bunu tehlikeye atmanın Pekin’i cesaretlendireceği konusunda uyardı.

Önümüzdeki hafta Münih Güvenlik Konferansı’nda Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya gelmesi beklenen üst düzey AB diplomatı Kaja Kallas, “ABD ve AB bir ticaret savaşı başlatırsa, gülen taraf Çin olur” dedi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk pazartesi günü yaptığı açıklamada transatlantik bir ticaret savaşının “tamamen gereksiz ve aptalca” olacağını ve Rusya ve Çin’i cesaretlendireceğini söyledi.

Tusk, “Doğrudan bir Rus tehdidi ve Çin’in genişlemesi ve tüm bu tehlikeli şeyler sırasında, müttefikler arasında çatışma içinde olmak için bir neden bulmamız zalimce olur” dedi.

Geçtiğimiz hafta AB ticaret şefi Maros Sefcovic, Avrupa Komisyonu’nun blok ve ABD’nin Pekin’in ekonomi politikalarıyla mücadele etmek için birlikte çalışmaya devam etmesini önereceğini doğruladı. Ancak Trump ile birlikte çalışma sürecinde zorlanacakları düşünülüyor.

Trump sık sık dünyanın en büyük ticaret ilişkisi olan transatlantik ticaretteki dengesizlikten yakınıyor.

Avrupa’nın ABD ile 160 milyar dolar civarında mal ticareti fazlası varken, ABD’nin AB ile 106 milyar dolar civarında hizmet ticareti fazlası var.

Sefcovic, AB’nin fazlasını azaltmak için daha fazla ABD doğalgazı satın almayı teklif edeceğini doğruladı.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nde kıdemli politika uzmanı olan Agathe Demarais, AB’nin Trump’a gümrük vergisi kurşununu atlatmak için ne teklif edebileceğinin net olmadığını söyledi.

Demarais, “Avrupa’nın ABD sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatını arttırma vaatlerinin yeterli olacağına dair umutları gerçekçi değil” dedi.

“Brüksel’in Avrupalı enerji firmalarını daha fazla ABD LNG’si ithal etmeye zorlamasının tek yolu Rus LNG ithalatını yasaklamak olacaktır ki bu da şu aşamada pek olası görünmüyor.”

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın pazar gecesi Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile yaptığı görüşmeyle birlikte blok, Trump’ın politikalarının diğer hedefleriyle de notlarını karşılaştırıyor.

Hafta başında Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, Trump’ın gümrük vergilerinden etkilenenleri birleşik bir tepki vermeye çağırdı.

Kanada, ABD’nin gümrük vergilerine, 155 milyar C$ (106 milyar ABD$) değerindeki Amerikan mallarına aşamalı olarak uygulayacağı yüzde 25’lik kendi vergileriyle hemen karşılık verdi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da ekonomi bakanından misilleme olarak hem gümrük vergisi hem de tarife dışı tedbirler uygulamasını isterken, Pekin de “çıkarlarını korumak için uygun karşı tedbirler almayı” ve Dünya Ticaret Örgütü’nde ABD’ye karşı dava açmayı planlıyor.

Bloğun ticaret sözcüsü Olof Gill, “Şu anda AB ürünlerine herhangi bir ek gümrük vergisi uygulandığından haberdar değiliz” dedi ve ekledi: “Ancak AB, AB mallarına haksız ya da keyfi bir şekilde gümrük vergisi uygulayan herhangi bir ticaret ortağına sert bir şekilde karşılık verecektir.”

Pazartesi günkü zirvede liderler Trump’ın AB ve NATO üyesi olan Danimarka’nın özerk bölgesi Grönland’ı ilhak etme tehdidini de ele alacaklar.

“Müttefiklerle savaşma fikrini asla desteklemiyorum. Ancak elbette ABD Avrupa’ya sert gümrük vergileri uygularsa. Kolektif ve güçlü bir yanıt vermemiz gerekir,” dedi Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen foruma gelişinde.

“Avrupalı ortaklarımız ve Avrupa Birliği’nin de büyük desteğiyle Danimarka Krallığı olarak çok net bir tutum sergiledik. Herkes dünyadaki tüm ulusal devletlerin egemenliğine saygı duymalıdır, Grönland bugün Danimarka Krallığı’nın bir parçasıdır. Bizim topraklarımızın bir parçasıdır, satılık değildir” ifadelerini kullandı.

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English