Avrupa
AB, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketinde uzlaştı

Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketini tüm üye ülkelerin onayıyla kabul etti. Paket, 32 Rus bankasını, kripto şirketlerini, petrol ticaret platformlarını ve Rusya’nın “gölge filosunu” hedef alırken, Rus sıvılaştırılmış doğalgazının üçüncü ülkelere taşınmasına belirli koşullarla istisna tanıyor.
Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketi üzerinde uzlaşmaya vardı. Dönem başkanlığını yürüten İrlanda’nın Dışişleri Bakanlığı, tüm üye ülkelerin yeni yaptırım paketini kabul ettiğini açıkladı.
İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu paket Rusya’nın gelir akışlarını daha da hedef alıyor, gölge filosunun faaliyetlerini engelliyor ve tedarik zincirlerini bozuyor” ifadelerini kullandı.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de uzlaşıya varılan paketin kapsamına ilişkin ayrıntıları paylaştı. Von der Leyen, “Yasaklı işlem listemize 32 Rus bankasını daha ekliyoruz. Ayrıca kripto şirketleri ve petrol ticaret platformlarını da kapsama alıyor, petrol fiyat tavanındaki düzenlemeyi bir yıl süreyle donduruyoruz” dedi. Yeni yaptırımların Rusya’nın “gölge filosunu” da hedef aldığını vurguladı.
Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise yeni yaptırım paketini, “Avrupa’nın Ukrayna’nın yanında durduğunu gösteren bir başka güçlü kanıt” sözleriyle değerlendirdi.
Reuters’ın aktardığına göre, üye ülkeler Yunanistan’ın itirazlarını dikkate alarak pakete bir yıllık istisna ekledi. Buna göre, Rus sıvılaştırılmış doğalgazının Avrupa şirketleri aracılığıyla üçüncü ülkelere taşınmasına izin verilecek ve bu istisna otomatik olarak uzayacak.
Yeni yaptırım paketi, 13 ve 22 Temmuz’da yapılan görüşmelerde oybirliği sağlanamadığı için kabul edilememişti. Politico, gecikmenin nedenlerinden birinin Yunanistan’ın itirazları olduğunu yazmıştı.
Yeni yaptırımların yürürlüğe girebilmesi için AB’nin 27 üyesinin tamamının onayı gerekiyordu. Anlaşmazlığı aşmak amacıyla İrlanda, Rus LNG’sinin üçüncü ülkelere ihracatına Ocak 2029’a kadar izin verilmesini, buna karşılık yeni sözleşmelerin yasaklanmasını önermişti.
İrlanda’nın önerisi Yunanistan’la yaşanan anlaşmazlığı hedef aldı
Politico’nun haberine göre, İrlanda’nın önerisi, Rus LNG’sinin Avrupa şirketleri tarafından üçüncü ülkelere taşınmasına Ocak 2029’a kadar izin verilmesini, ancak yeni sözleşmelerin yasaklanmasını öngörüyordu.
Dublin yönetimi bu formülle haftalardır süren çıkmazı aşmayı amaçladı.
Gazeteye göre, Yunanistan, Avrupa şirketlerinin Rus LNG’sini üçüncü ülkelere taşımasının yasaklanmasının kendi denizcilik sektörüne ağır ekonomik zarar vereceğini savunuyordu.
Politico ayrıca, Yunan denizcilik şirketi Dynagas’ın, Yamal LNG projesi açısından kritik önem taşıyan Arc7 buz sınıfı LNG gemilerine sahip olduğunu yazdı.
Habere göre, yeni yaptırımlar bu gemilerin Batı dışındaki alıcılara satılmasına yol açabilirdi. İrlanda’nın önerisinin kabul edilmesi ise Avrupa’ya ait gemilerin lojistik zincirinde kalmasını sağlayacaktı.
Bununla birlikte Yunanistan’ın bu öneriye başlangıçta onay vermediği belirtildi.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 13 Temmuz’da üye ülkelerin mayıs ayından beri görüşülen yeni yaptırım paketinde uzlaşamadığını açıklamıştı.
Politico da bir gün önce yayımladığı haberinde, ulusal çıkar çatışmaları ve daha önce Macaristan’ın oynadığı rolün zayıflaması nedeniyle AB’nin yeni yaptırım paketi konusunda ortak zemin oluşturmakta zorlandığını aktarmıştı.
Avrupa
AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.
İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.
Kallas şöyle konuştu:
“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”
Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.
Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.
Avrupa
Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.
Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.
Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.
Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.
Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.
Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.
Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.
Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.
Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.
Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.
Avrupa
Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.
Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.
Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.
Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.
Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.
Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.
Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.
Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.
Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.
Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.
Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.
Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.
Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:
“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”
Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.
Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Dünya Basını2 hafta önceRon Paul: Washington anayasayı çiğneyip dünyada felaket üretiyor
Avrupa1 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu











