Diplomasi
AB ve Britanya, savunma müzakerelerinde çıkmaza girdi

Londra ve Brüksel arasındaki görüşmelerin mali konular nedeniyle çıkmaza girmesinin ardından, Avrupa Komisyonu’nun üçüncü tarafların AB’nin savunma alanındaki kredi programına katılımına ilişkin bir anlaşmaya hemen varması olası görünmüyor.
AB, üye ülkelerin düşük faizli krediler alıp ortaklaşa silah sistemleri satın almalarına olanak tanıyan 150 milyar avroluk Avrupa Güvenlik Eylemi kredileri için silah satın alma girişimi konusunda Birleşik Krallık ve Kanada ile müzakere ediyor.
Bu programa erişim, İngiliz Başbakan Keir Starmer tarafından “Brexit” sonrası AB ile ilişkilerin “resetlenmesi” için kilit bir hedef olarak ilan edilmişti.
Komisyon, bir anlaşmaya varmak için çarşamba (19 Kasım) akşamı gayri resmi bir son tarih belirlemişti, fakat görüşmelere yakın bir kaynak, şu anda bir anlaşmaya varılmasının yakın olmadığını belirtti.
Britanya’nın yapması gereken mali katkıların seviyesi ve AB içinde üretilen bileşenlerin asgari zorunlu payı konusunda iki taraf arasında önemli farklılıklar devam ediyor ve üst düzey İngiliz yetkililer, programa girişi “her ne pahasına olursa olsun” şeklinde yapmayacaklarını işaret ediyor.
Britanya ve Kanada kredi alamayacak, fakat endüstrilerinin silah sistemlerinin tedarikinde daha büyük bir rol oynayıp oynayamayacağı konusunda müzakere ediyor.
İsmini açıklamak istemeyen ve Londra ile görüşmelere katılan iki AB yetkilisi, ortamı gergin olarak nitelendirdi.
Öte yandan Komisyon sözcüsü durumu yatıştırmaya çalışarak, “Birleşik Krallık’ın SAFE’ye daha fazla katılım için müzakereye ilgi göstermesini memnuniyetle karşılıyoruz. Komisyon, Birleşik Krallık ile müzakereye açık olmaya devam ediyor, ama katkı, Birleşik Krallık’ın katılımından elde edeceği faydalarla orantılı olmalı,” dedi.
Müzakerelere yakın üç diplomatın verdiği bilgiye göre, Brüksel 4,5 milyar ila 6,5 milyar avro arasında bir katkı talep ederken, Birleşik Krallık 200 milyon ila 300 milyon avro gibi çok daha düşük bir rakam önerdi; bazı yetkililer, Birleşik Krallık’ın ilk teklifinin daha da düşük olduğunu, on milyonlarca avro civarında olduğunu söyledi.
Diplomatlar, Kanada ile müzakerelerin çok daha sorunsuz olduğunu belirtti.
AB, Birleşik Krallık’ın silahlanma fonuna yapacağı ödemeler için koşulları belirledi
Fransa, Birleşik Krallık’ın katılımını sınırlamak için baskı yapan ülkeler arasında yer alıyor ve bileşenlerin yalnızca yüzde 50’sinin AB dışında üretilebilmesini istiyor.
Fakat Almanya ve Hollanda gibi diğer ülkeler Birleşik Krallık’ın programa katılmasına sıcak bakıyor.
Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, “Bu programın maliyetlerinin adil bir payını ödemek istediğimizi her zaman açıkça belirttik, fakat herhangi bir anlaşma İngiliz vergi mükellefleri için paranın karşılığını vermeli,” diye konuştu.
AB-Birleşik Krallık Parlamenter Ortaklık Meclisi Başkanı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Sandro Gozi, POLITICO’ya demeçte, “Projelerin yüksek bir yüzdesini AB savunma sanayii için ayırmak istiyoruz” dedi ve bunun “diğer ortakları zor durumda bırakmak için değil”, stratejik özerkliği geliştirmek için olduğunu ekledi.
Birleşik Krallık’ın kasım ayı sonuna kadar AB ile bir anlaşmaya varacağına dair umutlar yüksek, fakat her iki tarafın yetkilileri, Starmer ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in mayıs ayında sıcak sözler alışverişinde bulundukları zaman öngörüldüğünden daha sınırlı bir sonuç çıkabileceği konusunda uyarıyor.
Bir İngiliz yetkili, Londra’nın görüşünün, bu tutarın idari maliyetleri ve kredileri garanti altına alma maliyetini yansıtması gerektiği olduğunu belirterek, “sadece erişim ayrıcalığı için AB’ye ödeme yapmanın makul olmadığını” ekledi.
Birleşik Krallık’ın “pragmatik bir yaklaşım” benimsediğini ve AB-Birleşik Krallık ilişkilerinin, Avrupa’nın savunmasını güçlendirmede “bulmacanın değerli parçaları” olarak üye devletlerle ikili ortaklıkların yanında yer alacağını vurguluyorlar.
SAFE’nin mevcut kurallarına göre, üye olmayan ülkelerden gelen bileşenler, kredilere hak kazanmak için bir ürünün yüzde 35’ini oluşturabilir. Bu oranın yüzde 50 veya daha fazlasına çıkarılması, Avrupa’nın en büyük ve en gelişmiş savunma sanayilerinden birine sahip olan Birleşik Krallık’ın daha fazla katılımını sağlayacak.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








