Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Avrupa ve Kanada’dan NATO hava ve deniz kuvvetlerini güçlendirmelerini istedi

Yayınlanma

ABD, Avrupalı NATO müttefiklerinden ve Kanada’dan ittifakın savunma planlarına katkıda bulundukları insanlı ve insansız hava araçları ile gemilerin sayısını hızla artırmalarını beklediğini söyledi.

NATO’nun en üst düzey komutanı ve ABD’nin Avrupa’daki kuvvetlerinin başı olan ABD Hava Kuvvetleri Generali Alexus Grynkewich’in açıklaması, Trump yönetiminin bir kriz durumunda NATO’nun kullanabileceği ABD askeri kapasitesini azaltma kararının ardından geldi.

ABD, geçen ay müttefiklerine, kriz sırasında harekete geçirilebilecek bir kuvvet havuzunu içeren ve NATO Kuvvet Modeli olarak bilinen çerçeveye katkısını azaltma kararını bildirdi. Fakat herhangi bir ayrıntıyı kamuoyuna açıklamadı.

Çarşamba günü NATO askeri planlamacılarının toplantısının ardından yayınlanan Grynkewich’in açıklaması, ABD’nin hangi alanlarda ilk olarak kesinti yapmayı planladığı ve müttefiklerin hangi alanlarda devreye girmesini beklediği konusunda ilk kamuoyu açıklaması oldu.

Komutana göre insanlı ve insansız hava araçları ile deniz araçları, Kanada ve Avrupalı müttefiklerin “ABD’nin Avrupa’daki NATO Kuvvet Modeli’ne ‘kaynak sağlanan’ kuvvetleri azaltıp başka yerlere yönlendirdiği bu dönemde, şu anda ve yakın gelecekte devreye girebilecekleri” iki alan.

Grynkewich yazılı açıklamasında şunları söyledi:

“NATO Kuvvet Modeli’nde ABD kuvvetlerine karşı sağlıksız bir karşılıklı bağımlılık söz konusu olmuştur. Başkan (Donald) Trump, (Savunma) Bakan(ı) (Pete) Hegseth ve diğerleri, bunun değişmesi gerektiği konusunda net bir tavır sergilemişlerdir ve bu durum değişecektir. Birden fazla cephede eşzamanlı çatışma yaşanma olasılığı bunu gerektirmektedir.”

NATO ittifakı, Washington’un ittifaktan tamamen çekilebileceği endişesini taşıyan bazı Avrupa ülkeleriyle birlikte, benzeri görülmemiş bir baskı altında.

ABD’nin savaş zamanında kullanıma sunacağı kuvvetlerde yapılacak büyük bir ayarlama, bu endişeleri daha da yoğunlaştıracaktır.

NATO Askeri Karargahı sözcüsü ABD ordusundan Albay Martin O’Donnell, Grynkewich’in bahsettiği alanların “müttefiklerin halihazırda yeterli kapasiteye sahip olduğu veya yakında sahip olacağı alanlar olduğunu, yani savunma boşluklarının ortaya çıkmasının beklenmediğini” söyledi.

Albay, “Ülkelerin sahip oldukları yetenekleri NATO’ya tahsis etmeleri yeterli,” diye ekledi.

O’Donnell, Grynkewich’in liderleri temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinde bir araya gelecek müttefik ülkelerin ABD’nin yeteneklerini ne zaman ikame etmesini beklediğine dair ayrıntılara girmekten kaçındı.

Alman Der Spiegel’in geçen hafta yayınladığı bir habere göre, NATO’nun kullanımına sunulan ABD savaş uçağı sayısı üçte bir oranında azalacak ve ABD, kriz havuzunun bir parçası olarak daha az sayıda muhrip verecek ve hiç denizaltı sağlamayacak.

Haberde, ABD’nin silahlı model tedarikini önemli ölçüde azaltmayı planlarken, Avrupa’nın da kendi keşif insansız hava araçlarını sağlamak zorunda kalacağı belirtildi.

Diplomasi

NATO, Ankara zirvesinde dev silah anlaşmaları imzalayacak

Yayınlanma

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesinde müttefiklerin milyarlarca dolarlık yeni silah sözleşmeleri ve savunma sanayisi üretimi taahhüt etmesi bekleniyor. Politico’ya konuşan diplomatlar, liderler bildirisinin taslağında Ukrayna’ya askeri destek, Rusya ve İran’a dair kritik başlıkların yer aldığını bildirdi.

NATO müttefiklerinin, gelecek ay Ankara’da düzenlenecek ittifak zirvesinde milyarlarca dolar değerinde yeni silah sözleşmeleri imzalamayı ve silah üretimini artırmayı taahhüt etmesi bekleniyor.

Beş NATO diplomatının Politico’ya verdiği bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen yıl göreve dönmesinden bu yana müttefikleri sürekli eleştirmesine rağmen, ülkeler ortak bildiride NATO’nun 5. maddesindeki karşılıklı savunma taahhüdünü teyit etmeye ve Rusya’yı yeniden uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlamaya hazırlanıyor.

Trump dahil NATO liderleri, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir araya gelecek. Zirve, Avrupa ülkelerinin İran’daki savaşta Washington’a yeterli desteği vermediğine yönelik ABD eleştirilerinin gölgesinde gerçekleşecek.

Diplomatlar, konunun hassasiyeti nedeniyle gizli kalması koşuluyla taslak bildirinin ayrıntılarını paylaşarak ortak açıklamanın geçen yıl olduğu gibi kısa tutulacağını belirtti.

NATO büyükelçileri, son dakikaya kadar değişiklik yapılabilecek liderler bildirisinin detaylarını müzakere etmeyi sürdürüyor. Metin, Ankara’da devlet ve hükümet başkanları tarafından onaylanacak.

Silah sözleşmelerinin kesin tutarı henüz netleşmezken, tedarik anlaşmalarının en azından bir kısmının önceden kararlaştırılarak yeniden paketlenmesi öngörülüyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, müttefikler arasındaki iç anlaşmazlıkları perdeleyecek birleştirici bir başlık bulma arayışıyla zirvenin odağını öncelikle savunma sanayisi üretimini artırmaya kaydırmak istiyor.

İttifak genelinde üretimi ölçeklendirme çabası, Avrupa savunma sanayisini yüksek maliyetli butik silahlardan hızlı kitle üretimine geçirme zorluğunu yansıtıyor.

Rutte, ABD’nin de yararına olacak yeni savunma anlaşmaları vaat ederek Trump’ın önemsediği ekonomik argümanları öne çıkarmayı hedefliyor.

Geçen hafta müttefiklerin 2035’e kadar GSYİH’lerinin yüzde 3,5’ini savunmaya harcamayı kabul ettiğini hatırlatan Rutte, Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın geçen yıl, 2024’e kıyasla savunma bütçelerine 139 milyar dolar daha fazla kaynak aktardığını açıklamıştı.

Taslak metne göre NATO müttefikleri, Ukrayna’ya 70 milyar avroluk askeri destek sağlama taahhüdünde bulunurken gelecek yıl için de en az bu miktara eş değer bir kaynak vaat ediyor.

Politico’nun ilk kez duyurduğu ve ABD’nin katılması beklenmeyen bu finansman hedefi, bir diplomata göre zirvedeki en tartışmalı konulardan biri olmaya aday.

Ancak kıdemli bir başka NATO diplomatı, taslak bildiri üzerindeki görüşmelerin genel olarak pürüzsüz ilerlediğini kaydetti.

CSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması

Avrupa kendi savunmasında daha fazla rol üstlenmeyi taahhüt ediyor

ABD’nin önceliklerini başka bölgelere kaydırmasıyla birlikte, Avrupa’nın kıtanın caydırıcılık ve savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi konusu da bildirinin merkezinde yer alacak.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları için baskı yapmak amacıyla Avrupa’daki Amerikan askeri varlığına ilişkin altı aylık bir inceleme başlatılacağını duyurmuştu.

Bu karar, Washington’ın müttefiklerine, savaş durumunda NATO’nun kullanabileceği uçak, denizaltı ve insansız hava araçları gibi muharebe teçhizatlarının tahsisini derhal azaltacağını bildirmesinden sadece haftalar sonra geldi.

Diplomatlar, Avrupalı müttefiklerin taslak metinde derin darbe yetenekleri, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına yatırımı vurgulayarak kıta savunmasında daha fazla rol üstlenme sözü verdiklerini aktardı.

Cephe hattının arkasındaki düşman hedeflerini vurabilen uzun menzilli füzeler, yani derin darbe yetenekleri, ABD ile Avrupa arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor.

Avrupalı ülkeler Rusya’yı caydırmak için bu teknolojiyi geliştirmek isterken, Washington bu tür silahların Avrupa tarafından operasyonel hale getirilmesine mesafeli yaklaşıyor.

Pentagon, Moskova’nın bunu bir gerilim tırmanışı olarak algılayabileceği gerekçesiyle son dönemde Almanya’ya Tomahawk füzeleri göndermeyi reddetmişti.

NATO müttefikleri, Avrupa ile Washington arasındaki bir diğer gerilim kaynağı olan İran’daki savaşı da yumuşatmayı hedefliyor.

ABD, çatışmayı sona erdirmek için ön bir anlaşma imzalamış olsa da Avrupalı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi çözülmemiş konuların Ankara’daki zirvede ana gündem maddesi haline gelmesinden endişe ediyor.

Diplomatlar, savaşa dair derin görüş ayrılıklarına rağmen Trump’a bir zeytin dalı uzatmak amacıyla taslak bildiride müttefiklerin İran’a kritik ticaret rotasında seyrüsefer serbestisine saygı gösterme çağrısında bulunacağını belirtti.

Taslak metinde ayrıca, İran’ın asla nükleer silah edinmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Donald Trump: Andy Burnham aşırı liberalmiş

Yayınlanma

Donald Trump, Birleşik Krallık’ın muhtemel başbakanı hakkında yaptığı ilk açıklamada, Andy Burnham’ın “aşırı liberal” olduğunu duyduğunu söyledi.

Greater Manchester’ın eski belediye başkanı hakkında ne bildiği sorulduğunda Trump şöyle dedi:

“Hiçbir şey bilmiyorum. Sanırım bir kasabanın belediye başkanıymış. Duyduğuma göre aşırı liberalmiş, gerçekten aşırı. Bu da muhtemelen Kuzey Denizi’ni açmayacağı anlamına gelir.”

Burnham’ın, İşçi Partisi lideri ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı koltuğundan etmek için yürüttüğü kampanya iç politikaya odaklanmış olsa da, ABD başkanıyla ilişkisini yönetmek onun en büyük zorluklarından biri olacak.

6 Ocak 2021’deki Kongre Binası isyanları sırasında Burnham, X’te yaptığı açıklamada, “Trump’a zaman ayıran herhangi bir Birleşik Krallık politikacısı şu anda utanmalı,” demişti.

Geçen yıl Burnham, The London Economic’e verdiği bir röportajda ABD başkanını “dünyaya istikrarsızlık getirdiği” için eleştirmişti.

Makerfield ara seçim kampanyasının son günlerinde, Burnham, Birleşik Krallık’ın “toplumdaki insanların artık birbirleriyle işbirliği yapmadığı, kutuplaşmış, zehirli bir siyaset” olarak tanımladığı Amerikan siyasetine doğru bir yol izlemesinden duyduğu endişeleri dile getirmişti.

İngiltere’de Burnham adım adım başbakanlığa yürüyor

Fakat Burnham ABD başkanının adını açıkça anmaktan kaçınmıştı.

Starmer, İran’daki savaşı desteklememesi nedeniyle Trump tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. ABD başkanı onu “Winston Churchill değil” diyerek hedef almıştı. 

Trump ayrıca, Starmer hükümetini, Birleşik Krallık’ın petrol ve gaz endüstrisini yok etmeye yönelik bir girişim olarak nitelendirdiği politikalar nedeniyle defalarca eleştirdi.

Geçen hafta sonu Truth Social’da paylaştığı bir gönderide Trump, Starmer’ın enerji konusunda “büyük bir başarısızlık” yaşadığını söyledi.

Burnham’ın 2024 yılında İşçi Partisi’nden Liverpool şehir bölgesi belediye başkanı Steve Rotheram ile birlikte kaleme aldığı Head North adlı kitabında ikili, Trump’ın “politikacıların yaşadıkları yeri ihmal ettiğini düşünen; politikacıların kendi ailelerini değil, diğer aileleri etkileyen meselelere odaklandığını hisseden insanlarla bağlantı kurmada etkili” olduğunu kabul etmişti.

Ayrıca, ulusal siyaseti domine eden Washington ve Londra’daki elitlere karşı hayal kırıklığına uğramış ABD ve Birleşik Krallık seçmenleri arasında paralellikler kurdular.

Burnham uzun süredir daha radikal bir yetki devri çağrısında bulunuyor ve Başbakanlık faaliyetlerinin bir kısmını Manchester’a kaydırmayı düşünüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Paşinyan: Sorunlar çözülmezse AEB’nin dağılması kaçınılmaz

Yayınlanma

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma amacı taşımadığını ancak birlik içindeki sorunların bir an önce çözülmesi gerektiğini söyledi. Serbest dolaşım ilkelerinin sekteye uğraması halinde birliğin dağılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Paşinyan, kısıtlamaların kalıcı hale gelmesinden endişe duyduklarını ifade etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) çıkmayı planlamadığını, ancak birlik bünyesinde ortaya çıkan sorunların bir an önce çözülmesini gerekli gördüğünü açıkladı.

1lurer.am ve NewsAm‘nin aktardığına göre hükümet toplantısında yaptığı açıklamada, AEB bünyesinde yaşanan gelişmelerin endişe verici olduğunu kabul eden Paşinyan, bu durumun diğer ortakları da kaygılandırması gerektiğine inandığını ifade etti.

Paşinyan, “Diğer ortakların da endişeli olduğundan eminim çünkü aynı şeyin kendi başlarına da gelebileceğini biliyorlar. AEB’den çıkmak gibi bir hedefimiz yok ancak bu sorun çözülmezse AEB’nin dağılması kaçınılmazdır” dedi.

Başbakan Paşinyan, birliğin temelinde mal, hizmet, iş gücü ve sermayenin serbest dolaşımı olmak üzere dört temel ilkenin yer aldığını hatırlattı.

Bu ilkelerin işlememesi halinde birliğin varlığının sorgulanır hale geleceğini vurgulayan Paşinyan, geçici zorlukların yaşanabileceğini ancak kısıtlamaların aylarca sürmesi durumunda bunun artık geçici bir sorun olmaktan çıktığını belirtti.

Paşinyan, “Eğer bir sorun bir, iki, üç ay devam eder ve dördüncü ayda da kalırsa, bu durum AEB’nin var olmadığı anlamına gelir. Eğer AEB artık var olmadığını ilan ederse biz ne yapabiliriz?” ifadelerini kullandı.

Paşinyan ayrıca, organizasyondaki tüm kararların üye ülkelerin oy birliğiyle alınması nedeniyle Ermenistan’ın AEB üyeliğinden çıkarılamayacağını da sözlerine ekledi.

Ermenistan, son yıllarda Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini istikrarlı şekilde geliştiriyor. Ülke parlamentosu, 2025 ilkbaharında AB’ye katılım sürecinin başlatılmasını öngören yasayı kabul etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Ermeni makamlarını AB ile AEB arasındaki katılım tercihini bir an önce yapmaları konusunda defalarca uyardı ve ancak bu durumda “yumuşak ve akılcı bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etti.

Ermenistan Başbakanı’nın katılımı olmadan 29 Mayıs’ta gerçekleştirilen Yüksek Avrasya Ekonomik Konseyi toplantısında; Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Erivan’a AEB üyeliği ile Avrupa entegrasyonu rotası arasında bir an önce karar vermesi çağrısında bulunarak bu konuda bir referandum düzenlenmesini önermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English