Diplomasi
ABD, Avustralya ve Britanya denizaltı kablolarını korumak için işbirliği yapacak

ABD, Avustralya ve Birleşik Krallık otonom denizaltı insansız hava araçlarının konuşlandırılması da dahil olmak üzere, denizaltı kablolarını ve boru hatlarını sabotajdan korumak için yeni önlemler üzerinde anlaştı.
Denizaltı kabloları, dünyadaki kıtalararası telekomünikasyon verilerinin %95’inden fazlasını ve giderek artan miktarda elektriği taşıyor.
Avustralya savunma bakanı Richard Marles, bu “modern medeniyetin arterlerinin” “tarihsel olarak eşi görülmemiş” bir sıklıkta saldırıya uğradığını söyledi ve üç ülke, keşif ve denizaltı karşıtı savaş faaliyetlerini geliştirme sözü verdi.
Marles, Singapur’da yaptığı açıklamada “Denizin dibi bir savaş alanıdır” diyerek, sözde gölge filo gemilerine karşı daha sert önlemler alınması çağrısında bulundu.
Üç hükümet, üçlü “AUKUS” savunma anlaşması kapsamında yeni insansız denizaltı araçları geliştirmeyi planlıyor.
AUKUS’un açıklamasına göre, bu program üç ülkenin keşif ve saldırı yeteneklerini geliştirecek, “ayrıca denizaltı ve su üstü savaşlarında üstünlüğü pekiştirecek” ve mayınla mücadele kapasitesini artıracak.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu araçların son derece uyarlanabilir olacağını ve “denizaltı operasyonlarını destekleyeceğini ve deniz alanındaki ortak üstünlüğümüzü koruyacağını” söyledi.
Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, yeni AUKUS projesinin, “denizaltı insansız hava araçları için son teknoloji sensörler ve silah sistemleri” aracılığıyla, sualtı kablolarını ve boru hatlarını hedef alanlar da dahil olmak üzere tehditlere karşı üç ülkenin müdahale kabiliyetini artıracağını söyledi.
Anlaşma, Singapur’da üç ülkenin savunma bakanlarının katıldığı bir toplantıda duyuruldu. Teslimatların ise gelecek yıl yapılması planlanıyor.
İran savaşı, denizaltı veri kablolarının güvenlik açısından önemini bir kez daha gösterdi. Hürmüz Boğazı yalnızca enerji ticareti için değil, veri transferleri için de kritik: Boğazdaki kablolar küresel veri akışının yaklaşık %20’sini taşıyor ve bu da Tahran’a Washington üzerinde bir başka baskı unsuru sağlıyor.
Hürmüz Boğazının altından geçen yaklaşık altı adet büyük denizaltı kablosu, e-ticaret, bulut hizmetleri, bankacılık ve iletişim alanlarında küresel internet trafiğinin büyük bir kısmını taşıyor.
Yaklaşık 570 kablo (80 kablo daha planlıyor), dünyadaki kıtalararası telekomünikasyon verilerinin %95 ila %99’unu taşıyor. Fiber kablolar saniyede terabitler taşıyabilir; uydular ise çok daha azını işleyebilir.
Elektrik taşıyan yeşil enerji kablolarından oluşan ağlar da dünyanın deniz tabanlarında yayılmaya başlıyor.
İran’ın yarı resmi haber kaynağı Khabar Online cumartesi günü, Hürmüz Boğazından geçen tüm fiber optik kabloların denetim izinlerine ve egemenlik ücretlerine tabi olması gerektiğini yazdı.
Dünya çapında devasa yapay zeka veri merkezlerinin ortaya çıkması, denizaltı kablo ağlarının önemini artırdı. Bu merkezlerin birçoğu Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde kuruluyor.
Bu merkezler, fiziksel güvenlik önlemlerinin yanı sıra, bir dizi denizaltı fiber optik kablo aracılığıyla bölge dışındaki müşterilere muazzam hacimde dijital hizmet sunmanın yollarını gerektiriyor.
İran savaşı, ABD’li teknoloji devi Meta ve ortaklarının Körfez’de 45.000 kilometrelik bir denizaltı kablo sisteminin uzantısı olan 2Africa Pearls projesini geliştirme planlarını aksattı.
Birleşik Krallık hükümeti de dünyanın “dijital otoyollarının” ne kadar savunmasız olduğunu vurguladı.
Telekom Bakanı Liz Lloyd bugün (5 Haziran) yaptığı açıklamada, “Her uluslararası ödeme, milisaniyeler içinde gerçekleştirilen her sınır ötesi ticaret, Birleşik Krallık’taki işletmeler ile denizaşırı pazarlar arasındaki her veri akışı; hepsi denizin gibi üzerinden ilerliyor,” dedi.
Geçen ay Birleşik Krallık, Kuzey Atlantik’te denizaltı kablolarını gizlice inceleyen üç Rus denizaltısını tespit ettiğini açıkladı.
Healey, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e şu uyarıda bulundu:
“Kablolarımız ve boru hatlarımız üzerindeki faaliyetlerinizi görüyoruz. Bunlara zarar verme yönündeki herhangi bir girişimin hoş görülmeyeceğini ve ciddi sonuçlar doğuracağını bilmelisiniz.”
Geçen yıl Birleşik Krallık parlamentosu tarafından yürütülen bir soruşturma, bir kriz durumunda Birleşik Krallık altyapısının hedef alınabileceği uyarısında bulunmuş ve “Birleşik Krallık’ın bu tür saldırıları önleyebileceğinden veya kabul edilebilir bir süre içinde toparlanabileceğinden emin olmadığını” eklemişti.
İngiliz Donanması, Atlantik’teki Rus tehditleriyle mücadele etmek amacıyla sualtı insansız araçlarının yaygın kullanımını içeren bir karma kuvvetin oluşturulmasını şimdiden değerlendiriyor.
Diplomasi
ABD, NATO kuvvet planlamasındaki askeri varlığını azaltıyor

ABD, NATO Force Model kapsamında ittifakın kullanımına sunduğu askeri teçhizatın önemli bir kısmını geri çekme kararı alarak yeni bir paylaşım listesini ortaklarına iletti. Welt gazetesinin haberine göre başta savaş uçakları, insansız hava araçları ve donanma unsurları olmak üzere birçok kritik askeri varlığı azaltmayı planlayan Washington, oluşan boşluğun Avrupa ve Kanada tarafından doldurulmasını istiyor.
Alman Welt gazetesinin haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), NATO bünyesinde gelecekteki askeri planlamalara sunmayacağı teçhizatların yer aldığı bir listeyi ittifaka iletti.
Yapılması planlanan bu değişiklikler, NATO’nun olası bir çatışma anında 10 gün ile 6 ay arasındaki sürelerde cephe hattına hızla sevk etmeye hazırlandığı askeri güçleri önceden belirlediği “NATO Force Model” (NATO Kuvvet Modeli) yapısını doğrudan etkileyecek.
Washington yönetiminin askeri varlıklarında en büyük kesintiye gitmek istediği alanların başında hava kuvvetleri ve donanma unsurları geliyor.
Planlanan değişiklikler kapsamında ABD, NATO planlamasındaki çok amaçlı F-16 savaş uçaklarının sayısını 99’dan 63’e, F-15E savaş bombardıman uçaklarının sayısını ise 54’ten 36’ya düşürmeyi hedefliyor.
Hava ikmal kapasitesinde de azaltmaya gitmek isteyen Washington, KC-135 tanker uçaklarının sayısını 71’den 63’e indirmeyi ve en modern modeli olan 8 adet KC-46 tanker uçağının tamamını NATO listesinden çıkarmayı amaçlıyor.
Deniz karakol uçakları ve insansız hava araçları tamamen çekiliyor
ABD’nin planı, deniz istihbarat havacılığı ve insansız hava araçlarında da kapsamlı sınırlamalar içeriyor. Deniz devriye ve karakol uçağı olan P-8A Poseidon sayısının 26’dan 15’e indirilmesi öngörülüyor.
Ayrıca ABD’nin tüm uzun menzilli istihbarat ve keşif dronlarını sistemden tamamen çekmeyi, büyük boyutlu MQ-9 Reaper insansız hava araçlarının sayısını ise neredeyse yarı yarıya azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.
Donanma tarafında ise NATO, gelecekteki operasyonel planlamalarda ABD’ye ait mevcut iki uçak gemisi taarruz grubundan yalnızca birine güvenebilecek.
İttifak planlaması, seyir füzesi fırlatma kabiliyetine sahip Amerikan denizaltılarından tamamen mahrum kalırken; hava savunma, füze savunması, füze taarruzu ve filoya refakat etmekle görevli kruvazör ile muhrip birliklerinin neredeyse yarısı liste dışı kalacak. Benzer şekilde, mevcut iki bombardıman uçağı birliğinden de yalnızca biri sistemde tutulacak.
Washington, ortaya çıkacak bu kapasite boşluklarının Avrupa ülkeleri ve Kanada tarafından kendi öz kaynaklarıyla daha hızlı bir şekilde kapatılmasını talep ediyor.
Konu, NATO askeri planlamacılarının gerçekleştirdiği toplantının ardından NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Alexus Grynkewich tarafından da gündeme getirildi.
NATO yetkilileri ise basına sızan somut rakamları resmi olarak doğrulamaktan kaçınıyor. NATO Sözcüsü Allison Hart konuya ilişkin yaptığı açıklamada, geçmişte Amerikan askeri güçlerine karşı aşırı bir bağımlılığın söz konusu olduğunu ifade etti.
Hart, Avrupa ve Kanada’nın savunma harcamalarının artmasıyla birlikte sorumluluk dengesinin değişebileceğini kaydetti. Sözcü, bu durumun uzun vadede NATO’nun savunma planlarını daha sürdürülebilir kılacağını dile getirdi.
Avrupa ülkeleri açısından en büyük zorluğu ise zaman kısıtlaması oluşturuyor. Welt’in aktardığı bilgilere göre, konuya ilişkin ek istişarelerin haziran ayı ortasında yapılması planlanıyor.
İttifak üyelerinin ortak ve üzerinde uzlaşılmış bir pozisyon sergilemek istediği NATO Liderler Zirvesi ise 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek.
Bu durum, Amerikan güçlerinden boşalacak yerlerin nasıl doldurulacağına dair karar alması gereken Avrupa ülkelerinin önünde yalnızca birkaç haftalık bir süre kaldığı anlamına geliyor.
Diplomasi
Avrupalı CEO’lar, Çin’den çok Hindistan’dan umutlu

Zorlu küresel makroekonomik koşullar nedeniyle artık daha fazla Avrupalı CEO, Çin’den ziyade Hindistan ile ilişkilerine daha yüksek öncelik veriyor.
The Conference Board ve Avrupa Sanayi Yuvarlak Masa Toplantısı, 5 Haziran Cuma günü ortak bir rapor yayınladı.
Düzenleyici istikrar ve basitlik, açıklık ve yatırım çekiciliği açısından üç yıl sonrasına ilişkin Çin’deki iş koşullarına yönelik beklentileri sorulan ankete katılanların yüzde 34’ü olumlu, yüzde 34’ü tarafsız ve yüzde 23’ü olumsuz yanıt verdi.
Rapor, nisan ayında Avrupa’nın en büyük 60 finans dışı şirketinin yöneticileriyle yapılan bir ankete dayanıyor.
The Conference Board iktisatçısı Alejandro Fiorito, geçen yıl yayınlanan bir raporda ankete katılanların yalnızca yüzde 8’inin Çin’e daha fazla yatırım yapmayı planladığını gösterdiği için, rakamların orta vadeden ziyade üç yılı aşan uzun vadede Çin hakkında daha olumlu görüşler olduğunu gösterdiğini söyledi.
Fakat yeni anket, Avrupalı CEO’ların Hindistan konusunda çok daha hevesli olduğunu ortaya koydu.
Ankete katılanların yüzde 63’ü olumlu, yüzde 7’si çok olumlu ve sadece yüzde 4’ü olumsuz görüş bildirdi.
Ankete katılanların yüzde 58’i, AB’yi Hindistan ile ilişkilerine –ticaret ve yatırım, tedarik zincirleri, teknoloji, güvenlik, iklim ve enerji gibi alanlarda– “çok yüksek öncelik” vermesi gerektiğini belirtirken, bu oran ABD için yüzde 53, Çin için ise yüzde 42 oldu.
CEO’ların dış pazarlara ilişkin göreceli iyimserliği, küresel iktisadi duruma ilişkin kısa vadeli endişeler ve Avrupa’daki iş koşullarına ilişkin karamsarlıkla kol kola gitti.
Diplomasi
Ukrayna’nın saldırısıyla Azak Denizi’nde 5 Azerbaycanlı denizci hayatını kaybetti

Azak Denizi’ndeki Taganrog Körfezi’nde iki kargo gemisine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarında beş Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti, üçü ise yaralandı. Rusya Dışişleri Bakanlığı saldırıların arkasında Ukrayna’nın olduğunu açıklarken, Ukrayna tarafı bölgedeki Rus lojistik hatlarını hedef aldığını duyurdu.
Azak Denizi’ndeki Taganrog Körfezi’nde 5 Haziran gecesi iki kargo gemisine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiği bildirildi.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Natra ve Cirkon adlı kuru yük gemilerini hedef alan insansız hava araçlarının saldırısı sonucunda beş Azerbaycan vatandaşının hayatını kaybettiği, üç vatandaşın ise yaralandığı belirtildi.
Bakanlık verilerine göre, gemilerde toplam 25 Azerbaycan vatandaşı bulunuyordu ancak söz konusu gemiler Azerbaycan’a ait değildi. Palau ve Belize bayrakları altında seyreden gemilerin, tahıl yüklemek üzere Türkiye’den Rostov-na-Donu limanına doğru ilerlemekte olduğu aktarıldı.
Axar.az portalının haberine göre, Natra isimli gemiye dört adet insansız hava aracı isabet etti ve isabetlerin ardından gemide yangın çıktı. Mürettebatın yangını kendi imkanlarıyla söndürmeyi başardığı, geminin batmadığı ancak römorkörle çekilmesi gerektiği ifade edildi.
Cirkon adlı gemiye de dört isabetin gerçekleştiği kaydedildi. Bu gemideki mürettebatın ise batmakta olan gemiyi cankurtaran filikalara binerek terk ettiği bildirildi.
Hayatta kalan denizcilerin, olay yerinin yakınından geçen üç gemi tarafından kurtarıldığı açıklandı. Kurtarılan denizcilerin sabah saatlerinde Yeysk Limanı’na ulaştırıldığı, yaralıların ise hastaneye sevk edildiği belirtildi.
Hasar gören Natra gemisini çekmek üzere iki geminin yola çıktığı, Azerbaycan’ın Rusya Büyükelçiliğinden birkaç görevlinin de olayın meydana geldiği bölgeye hareket ettiği bildirildi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Azak Denizi’ndeki kargo gemilerine yönelik İHA saldırısının arkasında Ukrayna’nın bulunduğunu iddia etti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Karadeniz ve Akdeniz havzalarında barışçıl sivil gemilere insansız hava araçlarıyla ve deniz araçlarıyla kimin saldırdığını iyi biliyoruz. Bu, tabiri caizse malum bir ülkedir. Daha doğrusu, o ülkede yönetimi gasbeden rejimdir” ifadelerini kullandı.
Rusya Savunma Bakanlığının raporuna göre, geçen gece ülke toprakları üzerinde Ukrayna’ya ait 123 insansız hava aracı imha edildi ve engellendi.
Bu araçların bir kısmının Azak Denizi semalarında düşürüldüğü kaydedildi. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri İnsansız Sistemler Kuvvetleri ise gece düzenlenen saldırıda, geçici olarak işgal altındaki Mariupol ve Berdyansk limanları ile kıyı sularında bulunan beş Rus gemisinin vurulduğunu duyurdu.
Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, Telegram kanalı üzerinden yaptığı paylaşımda, “İşgalcinin kaçakçılık lojistiği durdurulmalıdır” diye yazdı.
Brovdi, Ukrayna tahılını taşıyan Rus gemilerini ne kuru yük gemileri ile tankerlerin boyanmış isimlerinin ne de kapatılmış radarlarının kurtarabileceğini ileri sürerek, saldırıların devam edeceğini ifade etti.
Görüş3 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Dünya Basını1 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş5 gün önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Dünya Basını4 gün önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu
Görüş1 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim








