Amerika
ABD Başkanlığı yarışına resmen katıldı: Ron DeSantis kimdir?

Florida Valisi Ron DeSantis uzun zamandır beklenen 2024 başkanlık kampanyasını Çarşamba günü resmen başlatarak Cumhuriyetçilerin başkan adayı olmak için yarışa girdi.
Florida valisi adaylık kararını, Elon Musk ile birlikte düzenlediği bir Twitter Spaces etkinliğinde duyurdu. Etkinlik, binlerce dinleyicinin yüklenip platformun çökmesine neden olması yüzünden geç başladı.
DeSantis Twitter’da yayınladığı bir videoda, “Sınırımız bir felaket. Suç şehirlerimizi istila ediyor. Federal hükümet ailelerin geçimini zorlaştırıyor ve başkan bocalıyor. Ama gerilemek bir seçimdir. Başarı elde edilebilir ve özgürlük uğruna savaşmaya değer,” dedi.
Kampanya videosunda Florida’daki liderliğini ülke için bir örnek olarak gösteren DeSantis, kendisinin de tanındığı ‘kültür savaşı’ çatışmalarına atıfta bulundu.
Twitter’daki odanın çökmesinin ardından etkinlik, risk sermayedarı ve Craft Ventures’ın kurucu ortağı David Sacks’ın Twitter hesabı üzerinden devam etti. Sacks, Musk, DeSantis ve diğerleri arasında bir saatten fazla süren sohbette Florida valisi Musk’ın sosyal medya platformunu ele alışını övdü. Vali, muhafazakârlar tarafından dile getirilen, ‘sosyal medya endüstrisinin kendi görüşlerine karşı önyargılı olduğu’ yönündeki iddialarını tekrarladı.
Vali olarak altı haftadan sonra kürtajı yasaklayan yasayı imzalayan, Walt Disney ile kamuoyu önünde bir mücadele yürüten ve ‘çeşitlilik girişimleri ve toplumsal cinsiyet öğretileri’ konusunda devlet üniversitelerine ve öğretmen sendikalarına meydan okuyan DeSantis, kararlarını savundu.
44 yaşındaki DeSantis, konuşması boyunca birçok defa ‘woke’ meseleleriyle alay etti. Dinleyicilerden herhangi bir sorunun alınmadığı etkinlik, Twitter’a göre yaklaşık 478.000 hesap tarafından dinlendi.
Eski bir asker ve ‘woke’ karşıtı
2019’dan bu yana Florida Valiliği görevini yürüten Cumhuriyetçi Ron DeSantis, Yale Üniversitesi ve Harvard Hukuk Fakültesi mezunu.
2004’te ABD Donanmasına giren DeSantis, 2006 yılında Guantanamo Görev Gücü’nde, 2007’de ise Irak’ta görev yaptı.
İlk kez 2012 yılında ABD Kongresine seçilen Cumhuriyetçi aday, ‘Özgürlük Grubu’ isimli sağcıların arasında yer aldı ve başkan seçildikten sonra Donald Trump’a karşı yürütülen ‘Rusya müdahalesi’ soruşturmasına eleştirel yaklaştı.
COVID-19 pandemisi döneminde, Mayıs 2021’de işletmelerin, okulların, yolcu gemilerinin ve devlet kurumlarının aşı belgesi istemesini yasaklayan bir yasa tasarısını imzaladı.
Eyalet hükümeti harcamalarını, federal teşvikleri ve vergileri kesintiye uğratarak klasik Cumhuriyetçi iktisadi politikalara imza attı.
Temsilciler Meclisinde küresel ısınma gerekçesiyle vergilerin artırılmasına karşı çıkan Vali, dönemin Başkanı Barack Obama’nın göçmen politikasına da karşı çıkıyordu.
Florida’daki devlet okullarında ‘eleştirel ırk teorisi’nin müfredatta yer almasına karşı çıkan bir kampanyayı da örgütleyen DeSantis, 2021 yılının sonunda ‘Stop WOKE Act’ (Duyarı Durdurun yasası) yasasını çıkararak, ebeveynlerin ‘eleştirel ırk yasası’ öğreten öğretmenleri dava etmesinin önünü açtı. DeSantis yasayı, “Hiçbir vergi mükellefinin parası çocuklarımıza ülkemizden ya da birbirlerinden nefret etmeyi öğretmek için kullanılmamalıdır,” diyerek savunmuştu.
1 Haziran 2021’de Kadın Sporlarında Adalet Yasasını (SB 1028) imzalayan Vali, transseksüel genç kızların ve kadınların Florida’daki ortaokul ve lise kız ve üniversite kadın spor müsabakalarına katılmasını ve yarışmasını yasakladı.
Walt Disney ile de kavgaya tutuşan Florida Valisi, 1967’den beri Reedy Creek Islah Bölgesinde ‘öz-yönetim’ hakkı bulunan şirketin imtiyazlarını reddedeceğini açıklamıştı.
Şirket ile Vali arasındaki kavga, DeSantis’in kamuoyunda ‘Don’t Say Gay’ (Gey Sözcüğünü Kullanma) yasası olarak bilinen, anaokullarından 3. sınıfa kadar ‘toplumsal cinsiyet’ tartışmalarının yapılmasını engelleyen yasa yüzünden başladı.
Walt Disney, tartışmalar neticesinde Orlando’ya yapmayı planladığı 1 milyar dolarlık yatırımı iptal ettiğini açıkladı.
DeSantis ‘Özgür Olma Cesareti’ isimli kitabında, “Florida’da woke elitlerle mücadele ettik ve defalarca kazandık,” diye yazdı.
Bağışçılar çekiliyor
Donald Trump’a karşı en kuvvetli aday olduğunu varsayılan Ron DeSantis’e yönelik bağışçıların ise çekilmeye başladığı haberleri geliyor.
Bloomberg’in bildirdiğine göre Blackstone kısa süre önce DeSantis ile görüştükten sonra bağış yapmaktan vazgeçti. Interactive Brokers’ın kurucusu Thomas Peterffy de desteğini çekeceğini kamuoyuna açıkladı.
Bununla birlikte DeSantis hâlâ büyük bir bağışçı kitlesine sahip. NBC Miami’de yer alan bilgilere göre otel zinciri işletmecisi Robert Bigelow 10 milyon dolar, serbest fon yöneticisi Ken Griffin ise 5 milyon dolarlık bağışta bulundu.
Cumhuriyetçi Valiler Birliği’nden 10 milyon dolardan fazla bağış gelirken, Florida Cumhuriyetçi Parti ve muhafazakâr Club for Growth’tan da bağışlar geliyor.
Florida’nın önde gelen şirketlerinden Seminole Tribe of Florida 2 milyon dolar bağışladı. Diğer büyük bağışçılar arasında Publix, Florida’nın büyük şeker şirketleri için sık sık bağışta bulunan Associated Industries of Florida ve Florida Power and Light yer alıyor.
Trump hâlâ önde
Öte yandan eski Başkan Donald Trump, hâlâ Cumhuriyetçi adaylar arasında rakipsiz görünüyor.
Quinnipiac Üniversitesi’nin Çarşamba günü yayınladığı bir anket, Trump’ın Mart sonundan bu yana DeSantis karşısındaki desteğini ikiye katladığını gösteriyor.
Trump, Cumhuriyetçi eğilimli seçmenler arasındaki desteğini %47’den %56’ya çıkarırken, DeSantis’in Mart ayında %33 olan desteği %25’e geriledi.
Trump’ın kampanya ekibi de DeSantis’i hedef alıyor. Trump’çı ‘Make America Great Again’in 60 saniyelik reklamında Vali için ‘bataklık yaratığı Ron DeSantis’ deniyor ve Kongre’de Trump’ın gündemine karşı mücadele ettiğini söyleniyor.
Trump’ın ekibi, kampanyasını Twitter üzerinden başlattığı ve Musk ile birlikte başlattığı odada yaşanan teknik sorunlar nedeniyle de DeSantis’le alay etti.
Trump da kendi sosyal medya platformu ‘Truth Social’da Musk’ı eleştirerek onu ‘dolandırıcı’ olarak nitelendirdi ve uygulama için kötü bir anlaşma yaptığını söyledi.
Amerika
Senato anketleri, Cumhuriyetçilerin ABD’nin kritik eyaletlerinde gerilediğini gösteriyor

Kongre ara seçimleri öncesinde anketler kilit eyaletlerde Demokratların öne geçtiğini gösterirken, Trump’ın Cumhuriyetçi kalelerdeki yoğun miting temposu partinin Senato’daki çoğunluğunu riske atan olası bir Demokrat dalgayı önlemeye yetmeyebilir.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimleri öncesinde görevdeki son iki yılını ve siyasi mirasını tehdit eden olası bir Demokrat dalga karşısında siyasi sermayesini riske atıyor.
Seçim sürecinde ülke genelinde mekik dokuyan Trump, bir dizi çevrim içi mitingin yanı sıra bizzat 28 seçim mitingi düzenledi.
Başkan, eyaletlerin Cumhuriyetçi çizgide kalmasını sağlamak amacıyla Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve hatta Alaska gibi partinin güçlü olduğu kalelere gitti.
Trump ayrıca anketlerin beklenenden daha çekişmeli yarışlara işaret ettiği Mississippi ve Güney Carolina gibi muhafazakar seçmenin yoğun olduğu eyaletleri de ziyaret etti.
Trump bu mitinglerin eyaletlerdeki Cumhuriyetçi adayların ve görevdeki vekillerin desteğini artırdığını savunsa da son kamuoyu yoklamaları tersini gösteriyor.
Seçim gününden bir gün önce yayımlanan New York Times/Siena anketi, Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve Alaska’daki Senato yarışlarında Demokratların önde gittiğini ortaya koydu.
Trump’ın bu eyaletlere yaptığı yoğun siyasi yatırım, seçim gününün ötesine geçerek partiyi etkileyebilecek olası bir Demokrat dalganın sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Cumhuriyetçiler, seçimden çıkacak olası bir Demokrat zaferinin Trump yönetiminin son iki yılına ve dolayısıyla siyasi mirasına zarar vereceği uyarısını yapıyor.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi stratejist, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki iki yıl boyunca politika üretme kabiliyetini, olası bir Yüksek Mahkeme adaylığını ya da Kabine’deki değişim sürecini bile etkileyecektir.” değerlendirmesini yaptı.
Aynı stratejist, “Bunların tümü onun mirasını şekillendirmeye de yardımcı olacak; zira insanların sizi sonunda nasıl hatırladığı, tarih kitaplarına nasıl geçeceğinizi belirler.” dedi.
Pazartesi günü The Hill’e yazılı bir açıklama yapan Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC), Demokratların Trump’ın gündemini engelleyeceği ve onların “felakete yol açacak ekonomi politikalarının” istihdamı yurt dışına kaçıracağı uyarısında bulundu.
RNC Sözcüsü Natalie Baldassarre, “Başkan bu seçim döneminde neyin tehlikede olduğunu biliyor; bu nedenle gündemini ilerletecek ve Amerikan halkı için sonuç üretecek Cumhuriyetçi adayları desteklemeleri adına seçmenlerimizi teşvik etmek için ülkeyi baştan başa dolaştı.” ifadesini kullandı.
Kapanış konuşmasında havuz onarımı eleştirisi
Tüm bunlara rağmen Trump, pazartesi günü Lincoln Anıtı Yansıma Havuzu önünde yaptığı konuşmada görevdeki son iki yılının seyrini belirleyebilecek seçimlere odaklanmış görünmedi.
Ara seçimler öncesindeki kapanış mesajı olarak değerlendirilen 37 dakikalık konuşmasının ilk 22 dakikasını Yansıma Havuzu’nun onarımı için yönetiminin yürüttüğü çalışmalardan bahsederek geçirdi.
Havuzun yenilenmeden önceki fotoğraflarını gösteren Trump, İçişleri Bakanı Doug Burgum’u da kısa bir konuşma yapması için kürsüye davet etti.
Trump ayrıca hayata geçirdiği çok sayıda kentsel güzelleştirme projesini ve başkentteki suç oranlarının düşmesini övdü.
Cumhuriyetçi stratejist Rob Stutzman, Trump’ın konuşmasını dengesiz ve yetersiz bir komutan olarak bilinen Herman Wouk’un 1951 tarihli romanı “The Caine Mutiny”deki bir karaktere atıfla “başka bir Yüzbaşı Queeg anı” olarak niteledi.
Konuşmaya tepkisi sorulan ikinci bir Cumhuriyetçi stratejist ise küfürlü bir ifadeyle şaşkınlığını dile getirdi.
İsmini vermeyen bu stratejist, “Cumhuriyetçiler, böylesi harika bir arka planda, bu son saatlerde yardımı dokunabilecek bir tür kapanış mesajı, bir tür Amerikan mesajı vereceğini umuyordu.” dedi.
Stratejist sözlerini, “Biz Cumhuriyetçiler halkla bağı kaybederken, o da gerçeklikle bağını kaybediyor gibi görünüyordu.” diyerek sürdürdü.
Ülke çapında faaliyet gösteren bir başka Cumhuriyetçi isim ise Trump’ın iletişim tarzı göz önüne alındığında konuşmanın şaşırtıcı olmadığını belirtti ancak verilen mesajdan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Yetkili, “Bu konuşma, tüm bu kampanya dönemi boyunca benimsediği mesajı kusursuz bir şekilde özetliyor; fakat yarın sandığa gitme eğilimi düşük seçmenlerimizi yönlendirmeye odaklanmamız gereken bir anda bunu görmek son derece moral bozucu.” dedi.
Üçüncü bir Cumhuriyetçi stratejist ise Yansıma Havuzu’nun Trump için suç ve göç gibi konuları açmaya yarayan bir kanca işlevi gördüğünü öne sürerek konuşmayı savundu.
Bu stratejist, “Ulusal bir izleyici kitlesine hitap etme fırsatı yakaladığınız her an, başka bir şeyle başlamak zorunda kalsanız bile ara seçimlerden bahsedersiniz.” yorumunu yaptı.
Trump konuşmasında Cumhuriyetçilere sandığa gitmeleri yönünde çağrıda da bulundu.
Başkan, “Büyük bir zafer elde ettiğimiz son seçimde bana oy veren insanlar sandığa giderse, sadece iyi bir bölümü bile gitse, ezici bir farkla kazanırız.” dedi.
Trump, “Genelde görevdeki başkan Cumhuriyetçi ya da Demokrat, iyi ya da kötü, harika ya da berbat olsun, nedense ara seçimleri kazanamaz.” diye konuştu.
Başkan ayrıca, “Biz bu süreç için çok güçlü bir mücadele verdik.” diye ekledi.
Cumhuriyetçilerin stratejisi büyük oranda sandığa gitme eğilimi düşük olan tabanını mümkün olduğunca sandığa çekme hedefine dayandı; bu da başkanlık seçimi olmayan bir dönemde herhangi bir parti için zor bir sınav niteliği taşıyor.
Cumhuriyetçiler, seçmenleri sanki oy pusulasında kendisi varmış gibi oy vermeye çağıran Trump’ı sahaya sürerek bu eğilimi kırmayı umuyordu.
Cumhuriyetçi bağışçı Dan Eberhart, “Yaptığı miting sayısı, yarın pusulada kendisinin olduğuna inandığını gösteriyor.” dedi.
Eberhart, “Çok çalıştı ve haklı: Yarının sonucu doğrudan ona yansıyacak.” ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle The Hill’e yaptığı açıklamada Trump’ı, “Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı, partinin en iyi mesaj ileticisi ve benzersiz motivasyon kaynağı” olarak nitelendirdi.
Erken oy kullanımında fark daraldı
Ancak bazı Cumhuriyetçiler bu taktiğin işe yarayıp yaramayacağından emin değil.
İsmini vermeyen ilk Cumhuriyetçi stratejist, “Şu ana kadar gördüklerimizden anlaşıldığı üzere, bu mitingler hedeflenen amaca ulaşamadı.” dedi.
Demokratlar kritik eyaletlerdeki erken oy verme işaretlerinden cesaret alırken, Cumhuriyetçiler seçmenlerinin büyük bir kısmının seçim gününde bizzat oy kullanma eğiliminde olduğunu savunuyor.
İlk Cumhuriyetçi stratejist, “Yarın için umutlarını bu Cumhuriyetçilere ve onun sandığa çağırmaya çalıştığı kitleye bağlamış durumdalar; tarihsel olarak Cumhuriyetçilerin yarın olağanüstü bir başarı göstermesi gerekiyor.” diye konuştu.
Stratejist, “Fakat gerçek şu ki, Teksas ve Florida gibi yerlerde erken oy verme sürecinde beklentilerin altında kaldılar.” uyarısını yaptı.
Teksas Eyalet Sekreterliği verilerine göre eyalette 7,7 milyon seçmen erken oy kullandı.
Florida’da ise kayıtlı Cumhuriyetçiler, erken oylamada kayıtlı Demokratlara 200 binin biraz üzerinde bir fark attı.
Bunun yanı sıra, 2022 yılındaki erken oylamada kayıtlı Cumhuriyetçiler Demokratların 500 bine yakın bir farkla önünde yer almıştı.
Florida Valisi Cumhuriyetçi Ron DeSantis, pazar günü partisinin merkezi konumuna gelen eyaletteki düşük katılım sinyallerine dikkat çekti.
Bir kampanya etkinliğinde konuşan DeSantis, “Eğer insanlar evde oturursa, ne olduğunu anlayamayacağınız sonuçlarla karşılaşabilirsiniz; gerçek tam olarak bu.” dedi.
Florida Valisi, “Gerçek şu ki benzin fiyatları daha yüksek ve bu iyi bir durum değil; bazı Cumhuriyetçiler bunun önemsiz bir şey olduğunu düşünüyor ama ben buna katılmıyorum; bu insanlar için çok büyük bir mesele.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
Amerika
Trump’ın Adalet Bakanlığı ara seçim teamüllerini yıkarak sahaya indi

ABD Adalet Bakanlığı, sandık sonuçları kesinleşmeden seçim süreçlerine müdahale etmeme kuralını çiğneyerek iki eyalette yargı yoluna başvurdu. Eyaletlerin yetkisine giren süreçlerde 20 bin oyun ayrılmasını ve Senato seçim tescilinin durdurulmasını isteyen kurumun davaları federal mahkemelerce reddedildi.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bağlı Adalet Bakanlığı, kolluk yetkilerinin siyasi partilere veya adaylara fayda sağlamak için kullanıldığı algısını engellemeyi amaçlayan onlarca yıllık teamülü bir kenara bırakarak salı günü düzenlenecek ara seçimlere doğrudan müdahale etme eğilimi gösterdi.
Reuters’ın haberine göre Bakanlık, Kaliforniya’da oy kullanma hakkı bulunmayan ve muhtemelen ABD vatandaşı olmayan yaklaşık 20 bin seçmenin posta yoluyla gönderdiği oy pusulalarının ayrılmasını ve sayıma dahil edilmemesini istedi.
Yetkililer konuya ilişkin bir ceza soruşturması kapsamında eyaletten kayıt talebinde de bulundu.
Kaliforniya yönetimi ise vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını önlemeye yönelik önlemleri zaten aldığını açıkladı ve Adalet Bakanlığının oy kullanımını engelleme yetkisi taşımadığını savundu.
Bakanlık, Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı adı taşıyan bir Senato adayının seçmenlerin kafasını karıştırmak amacıyla yarışa katılıp katılmadığına ilişkin bir ceza soruşturmasını derinleştirdi.
Cumhuriyetçi Sullivan’ın seçimi az farkla kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının engellenmesini talep eden bakanlığın bu davası, pazar günü bir federal yargıç tarafından reddedildi.
Mahkemeler bakanlığın iki eyalete karşı açtığı davaları geri çevirse de girişimler, kurumun oylar sayılmadan ve resmi sonuçlar onaylanmadan seçim ihtilaflarına müdahale etme niyetini ortaya koydu.
Adalet Bakanlığı, Alaska kararını temyize taşıdı.
Eleştirmenler, Kongre’nin kontrolünü ve onlarca eyalet valisinin kim olacağını belirleyecek ara seçimlerde bakanlığın, Trump’ın seçimlere şüphe düşürme çabalarını hızlandırabileceği uyarısını yapıyor.
Daha önce Adalet Bakanlığının sivil hak tehditlerine karşı seçim müdahale birimini yöneten ve ardından Hukukun Üstünlüğü Projesi’ni (Rule of Law Project) kuran Mark Blumberg, “Görünen o ki yönetim, bakanlığın daha önce yasaklanan türde bir etki yaratmasını istiyor.” dedi.
ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, kurumun attığı adımların hukuka uygun olduğunu ve oy güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtti.
Bakanlık Sözcüsü Kiersten Pels, yaptığı açıklamada, “Bakanlık herhangi bir seçim kampanyasına yardım etmiyor; yasaları uyguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçim usulsüzlüğü iddiaları ve hukuki sınırlar
ABD Anayasası seçimlerin yönetim ve idaresini eyaletlere bırakırken Cumhuriyetçi Trump, Demokratların yönettiği eyaletlerin federal yasalara göre yasak olan vatandaş olmayanların oy kullanımını engellemekte yetersiz kaldığını ileri sürüyor.
Trump 2020 başkanlık seçimini yaygın usulsüzlükler nedeniyle kaybettiğine dair temelsiz iddialarını sürdürse de bağımsız araştırmalar ve eyalet denetimleri seçimlerde sahtekarlığın son derece nadir yaşandığını kanıtlıyor.
İlk döneminde Trump’a yakın dış gruplar 2020 yenilgisini tersine çevirmek için 60’tan fazla dava açmış, bu davaların tamamı başarısızlıkla sonuçlanırken dönemin Adalet Bakanlığı yetkilileri kurumu bu çabalara dahil etme baskısına direnmişti.
Demokratları sıklıkla mahkemelerde temsil eden Elias Law Group bünyesindeki oy hakları avukatı Lis Frost, “Uç sağcı dış grupların bu yıl aynı adımları atmasına gerek kalmayacak, çünkü Adalet Bakanlığı bunu yapmaya hazır ve istekli bir şekilde duruyor.” dedi.
Tarihsel olarak bakanlığın seçimlere yönelik müdahaleleri, ırksal azınlıkların veya kırılgan kesimlerin engelsiz bir şekilde oy kullanabilmesini güvenceye alan federal yasaları uygulamaya odaklanıyordu.
Alaska’daki aday karmaşası yargıya taşındı
The New York Times’ın Demokrat aday Mary Peltola’nın seçim ekibinin, görevdeki Dan Sullivan’ın karşısına çıkması için emekli öğretmen Daniel J. Sullivan’ı ikna etme sürecinde rol oynadığını haberleştirmesinin ardından Alaska yoğun bir hukuki çekişme alanına dönüştü.
Trump’ın bizzat açılması talimatını verdiğini söylediği Adalet Bakanlığı davası, iki aday arasındaki oy farkının seçmen karmaşasından etkilendiğine işaret etmesi durumunda mahkemeden seçim tescilini durdurmasını ve soruşturma emri vermesini talep etti.
Anchorage’daki ABD Bölge Yargıcı Sharon Gleason, pazar günü davayı reddederken Alaska’nın oy pusulalarının gizliliğini koruyarak böyle bir soruşturma yürütemeyeceğine hükmetti.
Hukuk uzmanları da Adalet Bakanlığının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını ve Cumhuriyetçi adayı koruyor gibi görünme riski taşıdığını belirtmişti.
Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Adalet Bakan Vekili olarak görev yapan Peter Keisler, “Bakanlığın kolluk kararlarına güven duyulması için, insanların kurumun siyasi partizan ihtilaflarda taraf tutmadığını anlaması gerekir.” dedi.
Keisler, “Bu davanın yalnızca taraf tutuyor gibi bir görüntüsü yok; apaçık biçimde taraf tuttuğu gerçeği ortada.” ifadelerini kullandı.
Bakan Blanche, davanın seçmenleri yanılttığını reddeden Daniel J. Sullivan’ın usulsüzlüğünü durdurmayı hedeflediğini kaydetti.
Peltola’nın seçim ekibi ise Sullivan soyadlı adayların yürüttüğü kampanyaların hiçbiriyle bir ilgileri bulunmadığını açıkladı.
Davalara yöneltilen eleştirilerin sorulması üzerine bir Adalet Bakanlığı yetkilisi perşembe günkü basın toplantısında, “Federal yasaları uygulamak amacıyla dava açıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık içindeki denetim mekanizması değişti
Seçim soruşturmalarına dahil olmanın belirsizlik yaratabilmesi veya siyasi partilerce kullanılabilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı geleneksel olarak bu süreçlerde son derece temkinli hareket ediyordu.
Eski bakanlık yetkililerinin aktardığına göre, seçim hukuku uzmanı kariyer bürokratlarının çalıştığı Kamu Dürüstlüğü Birimi, ajanlara ve savcılara müdahale etmeden önce sonuçların resmen onaylanmasını bekleme tavsiyesinde bulunuyordu.
Trump yönetimi bu birimin kadrosunu önemli ölçüde daralttı ve federal savcıların seçim yolsuzluğu soruşturmalarında bu birime danışma zorunluluğunu askıya aldı.
Bakanlık yetkilileri, federal savcılık ofislerinin suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceğine karar vermek için daha uygun bir konumda olduğunu savunuyor.
Konuşmalara aşina üç kişinin aktardığına göre savcılara ve ajanlara, uzlaşma sağlanamayan dosyalarda nihai kararın Trump’ın siyasi atamaları tarafından verileceği bildirildi.
Ajanlar ve savcılar arasındaki anlaşmazlıklara Adalet Bakan Yardımcılığı Ofisi arabuluculuk yapacak.
Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu makamın seçim soruşturmalarında nadiren böyle doğrudan bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.
Sözcü Pels ise “Sahada çözülemeyen uyuşmazlıkları karara bağlamak, zaten tam olarak bu ofisin üstlendiği görev tanımıdır.” dedi.
Amerika
Vance 2028 kararsızlığı sürerken Cumhuriyetçi tabanda yer ediniyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 yılındaki başkanlık yarışına girme kararı alması halinde partisinin en güçlü adayları arasında gösteriliyor. Kongre ara seçimleri öncesinde eyaletleri dolaşarak Cumhuriyetçi Parti adına bağış toplayan Vance, adaylık konusunda henüz kesin bir adım atmadı. Washington Post, Donald Trump’ın özel görüşmelerinde Vance’i olası halefi olarak gördüğünü öne sürdü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 başkanlık yarışına katılma kararı alması halinde Beyaz Saray koltuğu için en güçlü adaylardan biri olabilir.
The Washington Post (WP) gazetesinin yayımladığı analizde, Vance’in son dönemde ülke genelindeki temaslarını ve kamuoyu önündeki görünürlüğünü belirgin biçimde artırdığına dikkat çekildi.
Kongre ara seçimleri öncesinde parti içi çalışmalarına hız veren Vance, eylül ayından bu yana ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylara destek amacıyla 17 etkinlik düzenledi.
Geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde mitingler yapan Vance, Cumhuriyetçi Ulusal Komite adına yürütülen bağış toplama faaliyetlerinde de yer aldı.
Gazete, bu ziyaretlerin Vance’e parti tabanıyla bağlarını pekiştirme ve Washington dışındaki tanınırlığını artırma fırsatı sağladığını aktardı.
Öte yandan Vance, 2028 başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı konusunda kesin bir karar vermiş değil.
Atlanta kentindeki bir etkinlikte katılımcıların ülkenin 48’inci başkanına atıfla “48” tezahüratı yapması üzerine Vance, “Önce 2026’daki işlerimizi halledelim” yanıtını verdi.
Vance, mitinglerini kişisel deneyimlerini ve siyasi yaklaşımlarını aktarmak için de kullanıyor.
Konuşmalarında daha önce kitabında da bahsettiği Katolik inancına değinen Vance’in Nebraska’daki bir mitingi, alandaki bir kadının tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyması nedeniyle kesildi. Vance, bu esnada alandakilere birlikte “Göklerdeki Pederimiz” duasını okumayı teklif etti.
WP, ağustos ayında iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Donald Trump’ın özel bir görüşmede 2028 seçimlerini Vance’in kazanmasını istediğini aktarmıştı.
Habere göre Trump söz konusu görüşmede, “Günün sonunda JD’yi seçmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.
Gazete, bu sözlerin Trump’ın Vance’e açık destek vermeye hazır olduğuna işaret ettiğini yazdı.
Fakat bu, son bir yıldır kamuoyu önünde Vance ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında kendi desteğini kazanmaları için rekabet ortamı oluşturan Trump’ın tutumuyla çelişiyor.
Trump’ın ifadelerinden haberdar olan bir danışmanı, ABD liderinin özel görüşmelerinde Vance’i Cumhuriyetçi Parti’nin halefi olarak belirlediğini söyledi.
Ancak aynı danışman, Vance’in adaylığını ne zaman ilan edeceğini veya Trump’ın kendisine ne zaman açıkça destek sunacağını kestirmek için “henüz çok erken” olduğunu kaydetti.
Buna karşılık Trump’ın altı danışmanı ve müttefiki, ABD Başkanı’nın farklı kişilere farklı görüşler dile getirdiğini ve fikrini değiştirme ihtimalinin her zaman sürdüğünü ifade etti.
MS NOW da temmuz ayı sonunda üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı haberinde, Trump’ın 2028 adayı konusunda netleştiğini ve Vance’i açıkça desteklemeye başladığını öne sürmüştü.
Söz konusu yetkililer, Vance’in anı kitabının tanıtım turnesini bir dönüm noktası olarak nitelendirirken Trump’ın, Başkan Yardımcısı’nın liberal gazetecilere mülakat verme kabiliyetini takdir ettiğini aktarmıştı.
Hem Vance hem de Rubio şu ana kadar başkanlık yarışına katılma niyetlerini resmen duyurmadı.
Rubio 2016 yılındaki başkanlık yarışına katılmış, ancak ön seçimlerde Trump’a kaybettikten sonra adaylıktan çekilmişti.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya7 gün önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı







