Amerika
ABD Gizli Servisinde soruşturma: Üç görevli uzaklaştırıldı

ABD Gizli Servisi, iletişim biriminde görev yapan ve aralarında İletişim Direktörü Anthony Guglielmi’nin de bulunduğu kolluk personeli olmayan üç çalışanını haklarındaki suistimal soruşturması kapsamında açığa aldı. Kararla birlikte personelin güvenlik izinleri iptal edildi ve iş cihazlarına erişimleri kesildi.
ABD Gizli Servisi bünyesindeki olası uygunsuz davranış ve suistimal iddialarına yönelik yürütülen iç soruşturma kapsamında, aralarında kurumun İletişim Direktörü Anthony Guglielmi’nin de yer aldığı üç personel idari izne çıkarılarak açığa alındı.
Karara dair bilgi sahibi bir kaynak CNN’e yaptığı açıklamada, açığa alınan üç kişinin de kurumun iletişim biriminde çalıştığını ve Guglielmi ile birlikte diğer iki personelin güvenlik izinlerinin iptal edildiğini, ayrıca kendilerine tahsis edilen iş cihazlarına erişimlerinin kesildiğini bildirdi.
Kaynak, söz konusu tedbirlerin kurum içi soruşturmalarda uygulanan standart bir prosedür olduğunu belirtti. İddia edilen uygunsuz davranışın ve suistimalin niteliğine dair ayrıntılar ise henüz netlik kazanmadı.
Gizli Servis, CNN’e yaptığı açıklamada üç kişinin idari izne çıkarıldığını doğruladı ancak personelin isimlerini açıklamadı ve soruşturmaya konu olan suistimalin mahiyetine ilişkin bilgi vermedi.
Bir kurum sözcüsü salı günü yaptığı yazılı açıklamada, “ABD Gizli Servisinde görevli, kolluk personeli olmayan üç çalışan, olası bir görevi kötüye kullanma iddialarına yönelik soruşturma sonuçlanana kadar idari izne ayrılmıştır. Kurum politikası gereğince bu olay Mesleki Sorumluluk Ofisi tarafından soruşturulmaktadır. Şu aşamada daha fazla yorum yapamıyoruz” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın devamında şu değerlendirmelere yer verildi:
“ABD Gizli Servisi; Başkanı ve diğer üst düzey hükümet yetkililerini korumaya yönelik ‘sıfır hata’ misyonunu yerine getirirken en yüksek profesyonellik ve dürüstlük standartlarını koruma kararlılığındadır. Yürüttüğümüz kritik çalışma, iş gücümüzün görevlerinin her aşamasında vazifeye, dürüstlüğe ve cesarete sarsılmaz bir bağlılık göstermesini gerektirmektedir. Amerikan halkı tarafından bize emanet edilen bu misyona layık mükemmellik seviyesine ulaşma kararlılığımızı sürdüreceğiz.”
Teşkilat yoğun inceleme altında
Bu soruşturma, kurumun son birkaç yıldır yoğun bir kamuoyu ve denetim baskısı altında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti.
Teşkilat, bu süreçte Donald Trump’a yönelik birçok suikast girişiminin yanı sıra bu yaz Başkan Donald Trump’ın Türkiye’den güvenli bir şekilde tahliyesine yönelik gizli bir manevraya ilişkin haberlerle de gündeme gelmişti.
Trump’ın, İran’dan gelebilecek olası tehditler nedeniyle Katar’ın hediye ettiği uçağa binerek Türkiye’den ayrılmadığına dair haberlerin basına yansımasının ardından, kurum içindeki bazı personelin yürütülen bir sızıntı soruşturması kapsamında sorgulandığı bildirilmişti. Söz konusu ilk sızıntı soruşturmasının Beyaz Saray içerisinden başlatılmasına ise FBI Direktörü Kash Patel yardımcı olmuştu.
Ayrıca bu yaz, Başkan Yardımcısı JD Vance’in koruma ekibinde yer alan bir Gizli Servis ajanının, politikacının seyahatlerine dair bilgileri sızdırdığı şüphesiyle açığa alındığı açıklanmıştı.
Temmuz ayında CNN’e konuşan ve konuyu bilen bir kaynak, söz konusu ajanın, koruma personelinin Vance’in seyahat takviminden kaynaklanan iş yükünden duyduğu rahatsızlığı MS NOW televizyon kanalına aktarmakla suçlandığını bildirmişti.
İlgili haberde, kurum içinde Vance ve ofisinin personele yönelik seyahat ve görev talepleriyle baskı uyguladığı, bazı ajanların ise bu durumu kamu kaynaklarının uygunsuz ve hatta emsalsiz bir şekilde kullanımı olarak değerlendirdiği yönündeki endişelere yer verilmişti.
Haberde ayrıca, Vance’in oğluyla birlikte bir golf dersi için Deniz Piyadeleri helikopteriyle yapacağı ancak daha sonra iptal edilen uçuş planı da dahil olmak üzere ertelenen veya planlanan seyahatlerin ayrıntıları ifşa edilmişti. Vance’in koruma ekibindeki ajana ilişkin soruşturmanın halen devam ettiği kaydedildi.
İletişim Direktörü Anthony Guglielmi, teşkilatın yakın tarihindeki en çalkantılı süreçlerinde kurumun sözcülüğünü üstlenmişti. Bu süreçler arasında Trump’a yönelik çeşitli suikast girişimleri ile Pensilvanya’nın Butler kentinde yaşanan ve Gizli Servis direktörünün istifasına yol açarak teşkilatta geniş çaplı dönüşümleri başlatan suikast girişimi de bulunuyordu.
Guglielmi, daha önce de toplumsal hareketlilik ve olayların yoğun yaşandığı kritik dönemlerde Chicago ve Baltimore emniyet müdürlüklerinin iletişim birimlerinin başında görev yapmıştı.
Amerika
Gatun Gölü’nde su çekildi: Panama Kanalı gemi trafiğini kısıyor

Panama Kanalı yönetimi, El Niño hava olayının tetiklediği şiddetli kuraklık nedeniyle günlük gemi geçiş kotasını Ekim ayından itibaren yüzde 18 düşürme kararı aldı. Kararla birlikte günlük azami geçiş sayısı 36’dan 29,5’e gerileyecek. Küresel deniz ticaretinin yüzde 5’ini taşıyan su yolunda kısıtlamaların yıl sonunda daha da artması bekleniyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Panama Kanalı, El Niño hava olayının tetiklediği şiddetli kuraklık nedeniyle Ekim ayından itibaren günlük gemi geçiş kapasitesini Ağustos seviyesine kıyasla yüzde 18 oranında düşürecek.
Yeni kısıtlamayla birlikte kanaldan geçen günlük gemi sayısı 36’dan 29,5’e gerileyecek.
Küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 5’ine ve ABD konteyner trafiğinin yaklaşık yüzde 40’ına aracılık eden su yolunda kuraklık baskısı giderek artıyor.
Kanal yetkilileri, su seviyesindeki düşüş gerekçesiyle günlük gemi geçiş sınırını Eylül ayında 36’dan 32’ye çekmişti.
Kanal havuzlarının çalışması Gatun Gölü’nden sağlanan tatlı suya dayanıyor. Yetkililer, Eylül ayında yaptıkları açıklamada gölün su toplama havzasına beklenen tahminlerin altında yağış düştüğünü duyurdu.
El Niño’nun yılın ilerleyen dönemlerinde zirve noktasına ulaşmasıyla birlikte mevcut kısıtlamaların daha da sertleşmesi bekleniyor.
Düşük su seviyesi nedeniyle 2023 yılında da günlük geçiş kotası 38’den 22’ye kadar indirilmişti.
Söz konusu kısıntı su yolunda uzun kuyruklar oluşturmuş, taşımacılık şirketlerini alternatif rotalara yönelmek zorunda bırakmıştı.
Küresel deniz taşımacılığındaki tablo, ABD ile İsrail’in İran ile yürüttüğü savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer aksaklıkları sebebiyle ek bir baskıyla karşı karşıya kaldı.
Panama Kanalı İdaresi Başkan Yardımcısı Ilya Espino de Marotta, El Niño’nun derinleştirdiği kuraklık nedeniyle geçişlere yönelik yeni kısıtlamaların gündeme gelebileceğini belirtti.
De Marotta, 2023–2024 döneminde su rezervlerini korumak amacıyla geçiş sayısını kısmak zorunda kaldıklarını, bu durumun kanaldan planlanandan 2 bin 700 daha az gemi geçmesine yol açtığını aktardı.
Günlük gemi geçişlerinin 29 seviyesine kadar gerileyebileceğine işaret eden De Marotta, dört ya da beş aylık kısa vadeli kısıtlamaların küresel ticarete ağır bir darbe vurmayacağını, ancak beş ila yedi yıl sürecek bir krizin çok ciddi bir sınamaya dönüşeceğini vurguladı.
The Wall Street Journal gazetesi Ağustos ayı sonunda yayımladığı haberde, son kuşağın en sert El Niño dalgasının deniz taşımacılığından bakır madenciliğine ve balık yemi üretimine kadar pek çok sektörü etkileyerek küresel ekonomide büyük sarsıntı yarattığını yazdı.
Bilim insanları Haziran ayında bu doğa olayının başladığını duyururken, okyanus sıcaklıkları da kayıt altındaki en yüksek seviyeye ulaştı.
Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral kesimindeki su sıcaklığının normalin en fazla 3 derece üzerine çıkmasıyla gelişen bu doğa olayı El Niño olarak adlandırılıyor.
Suyun yaklaşık aynı derecede soğuduğu zıt döngüye ise La Niña ismi veriliyor.
İspanyolcada sırasıyla “erkek çocuk” ve “kız çocuk” anlamına gelen bu hava hareketleri her iki ila yedi yılda bir tekrarlanarak gezegen genelinde iklim koşullarını doğrudan etkiliyor.
Amerika
Amerikalı gazeteci Ken Klippenstein: Şirketlerin yapay zeka kıyameti kurgusu gerçeği yansıtmıyor

Gazeteci Ken Klippenstein, ABD istihbarat raporlarına dayanarak yapay zekanın insanlığı yok edeceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını aktardı. Resmi analizler, teknolojinin yeni kıyamet senaryoları üretmek yerine sadece mevcut suç, dezenformasyon ve ulusal güvenlik risklerinin hızını artırdığına işaret ediyor. Teknoloji tekelleri ile regülasyon karşıtı gruplar ise gerçek tehlikeleri perdeleyerek dikkat çekme ve kâr sağlama yarışı yürütüyor.
Yapay zekanın doğurduğu tehlikelere ilişkin tartışmada neredeyse herkes bir ürün pazarlamaya çalışıyor.
Ana akım medya yapay zekayı kapıda bekleyen kitlesel bir yok oluş vakası gibi sunarken, ABD Başkanı Donald Trump konuyu Çin ile yürütülen yeni Soğuk Savaş bağlamında ele alıyor ve ABD’nin yavaşlama lüksü olmadığını savunuyor.
Gazeteci Ken Klippenstein, kaleme aldığı analizde Silikon Vadisi seçkinlerinin bu yoğun ilgiden doğrudan kazanç sağladığını vurguluyor.
Biyoterörizmden makinelerin dünyayı ele geçirmesine kadar çeşitli felaket senaryolarıyla kamuoyunu meşgul eden yeni nesil bir teknoloji sınıfı var.
Bu tablo yapay zekayı bir “ulusal güvenlik” meselesine dönüştürürken, teknolojiyi nükleer silahlarla aynı seviyeye çıkarıp halkın denetiminden kaçırıyor.
The intelligence community thinks the A.I. apocalypse narrative is BShttps://t.co/DpyAIXx4ob
— Ken Klippenstein (@kenklippenstein) September 15, 2026
Tehditleri abartma eğiliminden muaf olmasalar da ABD istihbarat kurumlarının raporları medyadaki histerik havadan oldukça uzak bir tablo çiziyor.
Amerikan istihbarat camiası, yapay zekanın sadece halihazırda var olan riskleri büyüttüğünü değerlendiriyor.
Eski tarz medyanın attığı sansasyonel başlıkları, insanlığın yok oluşuna dair iddiaları milyonlarca takipçisine yayan sosyal medya figürleri besliyor. Böylece “varoluşsal risk” veya “kıyamet” temalı korkular kamuoyunun zihnine yerleşiyor.
Madalyonun diğer yüzünde ise felaket anlatılarına karşı çıkan ancak kendi ticari çıkarlarını gözeten bir kesim yer alıyor.
Bu cephenin önde gelen isimleri arasında Meta’nın eski baş yapay zeka bilimcisi Yann LeCun ile Google Brain kurucularından ve AI Fund yöneticisi Andrew Ng öne çıkıyor.
LeCun, Ekim 2023’te OpenAI yöneticisi Sam Altman, Google DeepMind yöneticisi Demis Hassabis ve Anthropic yöneticisi Dario Amodei’yi kuralları kendi lehlerine bağlamak amacıyla “devasa bir lobi faaliyeti” yürütmekle suçladı.
LeCun, bu korku siyasetinin başarılı olması halinde yapay zekanın az sayıda şirketin tekeline gireceği uyarısını yaptı.
Ng ise yapay zekanın insanlığı yok edeceği iddiasını “akılalmaz derecede aptalca” olarak nitelendirdi ve büyük şirketlerin açık kaynaklı modellerle rekabet etmemek adına yok oluş korkusunu körüklediğini söyledi.
Eleştiriler şirket hedefleri bakımından doğruluk payı taşısa da tarafların kendi çıkar çatışmaları dikkat çekiyor.
LeCun ve Ng, açık kaynak kodlu yapay zeka modellerini savunurken; Anthropic ve OpenAI, kodlarını gizli tutarak kullanıcılara kiralayan tescilli modelleri tercih ediyor.
Tescilli modelleri üreten büyük aktörler olası federal lisanslama kurallarını karşılama gücüne sahipken, açık kaynak işletmeleri bu tür yasal zorunluluklardan zarar görecek bir yapıda duruyor. Felaket tellalları ile düzenleme karşıtlarının ortak noktası ise yapay zekanın yarattığı gerçek risklerle ilgilenmemeleri.
ABD istihbarat camiası somut tehlikeler konusunda daha makul bir çerçeve çiziyor.
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Çin’in askeri gücünü, Rusya’nın nüfuz operasyonlarını ve uyuşturucu kartellerini listeleyen Yıllık Tehdit Değerlendirmesi raporunda yapay zekanın yarattığı tehditler yalnızca üç maddede özetleniyor:
“Makinelerin ve yapay zekanın kullanım biçiminin insanların kontrolünde kalmasını sağlamak esastır.”
“Bu uygulamalar, geniş çapta devreye alınmadan önce yapay zekanın özerklik riskini uygun şekilde azaltmak adına dikkatli bir insan mühendisliği gerektiren riskler de taşımaktadır.”
“Yapay zeka ve kuantum bilişim gibi gelişen teknolojilerin ulusal güvenlik üzerinde önemli etkiler yaratması beklenmektedir.”
Amerikan istihbaratını oluşturan 18 kurumun yapay zeka tehlikelerine dair resmi değerlendirmesi bu ifadelerle sınırlı kalıyor. Raporlarda süper zekaya, insanlığın yok oluşuna veya makinelerin isyanına dair hiçbir tespit yer almıyor.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı Tehdit Değerlendirmesi ise yapay zekanın mevcut tehditlere yalnızca yeni karmaşıklık katmanları eklediğine dikkat çekiyor. Bakanlık beş temel sorun sıralıyor:
Dezenformasyon, sahte video veya ses kayıtları (deepfake) ve seçimlere müdahale;
Siber operasyonlar ve mali suçlar;
Şiddet yanlısı aşırılıkçıların bu teknolojiyi istismar etmesi ve radikalleşme;
Kimyasal ve biyolojik bilgi birikiminin yayılması;
Yapay zekanın güvenlik kontrollerinin aşılması ve eğitim verilerinin zehirlenmesi.
Bu risklerin tamamı yapay zekadan önce de biliniyordu. Yapay zeka destekli dezenformasyon, eski propaganda yöntemlerinin daha hızlı ve yoğun şekilde devreye sokulmasını sağlıyor.
Siber operasyonlar, mali suçlar ve radikalleşme unsurları da uzun yıllardır bilinen başlıklar arasında duruyor.
Biyolojik ve kimyasal tehditlere yönelik kaygılar Bill Clinton yönetimine kadar uzanırken, beşinci madde ise tamamen insanların yapay zekanın güvenlik kontrollerine müdahale etmesinden kaynaklanıyor.
Pentagon tarafından finanse edilen RAND Corporation düşünce kuruluşunun Küresel Felaket Riskleri Değerlendirmesi raporu, yapay zekayı bir “entropi kaynağı” olarak tanımlıyor.
Raporda şu ifadelere yer veriliyor:
“Yapay zekanın, insanların karşılaştığı çetrefilli sorunlara entropi ve kaos eklediği düşünülebilir. Kaos, süper zeki veya süper yetenekli yapay zekanın geliştirilmesini gerektirmez; mevcut ve yakın gelecekteki yapay zeka yetenekleriyle de mümkündür.”
RAND bünyesinde hazırlanan bir diğer araştırma, insanlığın yok oluşuna yol açabilecek üç olası yol olarak genetiği değiştirilmiş patojenleri, jeomühendisliği ve nükleer savaşı gösteriyor.
Fakat yapay zekanın bu felaketleri tetiklemesini engelleyen çok sayıda fiziki ve operasyonel kısıtlama var.
Büyük dil modellerinin geniş çaplı bir biyolojik saldırı planlamayı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını inceleyen takip raporunda RAND Corp. araştırmacıları, yapay zeka yardımıyla hazırlanan planlar ile bağımsız hazırlananlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptamadı.
ABD Ulusal Bilimler Akademisi de biyoterörizmin önündeki asıl engelin bilgiye erişim eksikliği olmadığını belirtiyor.
Asıl tıkanıklık; DNA sentezi taraması, doğrudan laboratuvar becerisi, kültür üretimi, formülasyon ve aerosol haline getirme gibi tamamı insan müdahalesi gerektiren, maliyetli ve başarısızlığa açık süreçlerde yaşanıyor.
Piyasaya sürecek bir ürünleri ya da savunacakları şirket hisseleri bulunmayan resmi analistler, yapay zekanın mevcut sorunların boyutunu ve hızını artırmaktan öteye geçmediğini dengeli bir dille kayıtlara geçiriyor.
Tüm tarafların dikkat çekmek için abartılı bir üsluba yöneldiğini belirten Klippenstein, bir sohbet robotunun tanrıya dönüşüp dönüşmeyeceğine dair tartışmada büyük aktörlerin faturayı topluma keserek kâr sağladığına işaret ediyor.
Amerika
OpenAI editörleri ChatGPT sohbetlerinizi okuyor

OpenAI, gerçek kullanıcıların ChatGPT’ye gönderdiği muazzam hacimli komut akışını inceleyen yüzlerce sözleşmeli çalışan istihdam ediyor.
404 Media’nın edindiği bilgilere göre bu komutlar bazen hassas kişisel bilgiler de içeriyor.
Bu kişilerin incelediği komutlar, kullanıcılar ile sohbet robotu arasındaki tüm konuşmaları içerebilir.
ChatGPT’nin 900 milyondan fazla kullanıcısının çoğunun, bu konuşmaların gerçek kişiler tarafından okunabileceğinin muhtemelen farkında olmadığı konuşmalar.
Bu komut inceleme ekiplerinin amacı, ChatGPT’nin kullanıcılarına verdiği yanıtları iyileştirmek.
Sözleşmeli çalışanlar, sohbet robotunun ürettiği yanıtları derecelendirip eleştiriyor.
404 Media’nın gördüğü iç belgelere göre, sözleşmeli çalışanlar ChatGPT’yi kendisini “insanlaştırmamak” ve daha az “dalkavukça” davranmak üzere eğitiyor.
Bu, OpenAI için önemli bir sorun çünkü çeşitli davalara göre, “aşırı dalkavukça” davranan 4o modeli, birçok kişinin intihar etmesi ile ilişkilendiriliyor.
Bu haber, ChatGPT kullanıcıları için ciddi bir gizlilik riski oluşturuyor; zira kullanıcılar genellikle ChatGPT’yi bir terapist, profesyonel asistan veya dijital arkadaş olarak kullanıyor ve ona hayatlarıyla ilgili her türlü özel ayrıntıyı paylaşıyor.
Sözleşmeli çalışanlar ChatGPT kullanıcı adlarını görmüyor ve OpenAI, komutların gözden geçirenlere ulaşmadan önce kişisel bilgileri kaldırmaya çalıştığını belirtiyor.
Fakat şirket, hassas ayrıntıların yine de sızabileceğini kabul ediyor.
Bu haber, bu modellerin yalnızca OpenAI’nin interneti kitlesel olarak taraması, yüksek maaşlı mühendislik ve yapay zeka ekiplerinin yeteneği ya da yeni modellerinin gücü sayesinde geliştiği yönündeki yanlış kanıyı da ortadan kaldırıyor.
Önemli ama gözden kaçan bir unsur ise, gerçek istemlere verilen ChatGPT yanıtlarını defalarca okumak ve incelemek üzere ücretlendirilen dış yükleniciler.
Anthropic de 404 Media’ya modellerini geliştirmek için insan denetiminden de yararlandığını doğruladı.
Komutlarla çalışan bir kişi, ChatGPT kullanıcılarının sohbetlerini insanların okuduğunu bilip bilmedikleri sorulduğunda, “Hayır” yanıtını verdi.
Kaynak, “Bir yerlerde bir yüklenicinin […] konuşmaları analiz ettiğini hayal edebileceklerini sanmıyorum,” dedi.
“Project Lily” adı verilen proje için kullanılan kılavuzlardan birinde şöyle yazıyor:
“Mükemmel bir yanıt, kullanıcının niyetini anlamalı, yararlı ve doğru yardım sunmalı ve açık, doğal ve uygun derecede sıcak bir üslupla yazılmalıdır.”
Yükleniciler bunu üç aşamada gerçekleştiriyor: Gerçek ChatGPT kullanıcısının komutunu okumak; kullanıcının ChatGPT’den ne yapmasını istediğini düşündüklerini özetlemek; ve ardından komuta yönelik ChatGPT tarafından üretilen yanıtları derecelendirmek ve eleştirmek.
Çalışanların erişebildiği bir kontrol panelinde, insan denetçiler hangi “görevi” üstlenmek istediklerini seçebiliyorlar.
Seçtikleri anda, gerçek ChatGPT kullanıcısının komutu karşılarına çıkıyor. 404 Media, çok sayıda gerçek komut gördü ama kaynak koruma nedenleriyle bunların hiçbirini aktarmadı.
Bazı komutlar, ChatGPT kullanıcısının, içeriği kendilerine saklamasını istediği için, bir insanın konuşmalarını okuyabileceğini beklemediğini gösteriyor.
Komutlar, kontrol panelinde komutu giren ChatGPT kullanıcısının kullanıcı adı yer almadığı için anonimleştiriliyor.
Fakat bazı komutlar yine de hassas veya kişisel bilgiler içerebilir.
Komutun üstündeki bir bölümde bazen, o kullanıcının daha önce sohbet robotunu ne amaçla kullanmaya çalıştığına dair genel bir bakış sunan bir “kullanıcı geçmişi özeti” yer alıyor ve bazı durumlarda bu kişinin dünyanın neresinde yaşadığına dair bilgiler ile kişisel bağlamda diğer ayrıntılar da bulunabilir.
404 Media’nın eline geçen, yükleniciler için hazırlanmış bir talimat kılavuzu, denetçilere “potansiyel güvenlik endişeleri” barındıran veya kişisel bilgiler içeren görevleri üst düzey yetkililere iletmelerini söylüyor.
OpenAI, 404 Media’ya, kullanıcıların konuşmalarını yüklenicilere ulaşmadan önce Gizlilik Filtresi modelinin bir sürümü aracılığıyla işlediğini belirtti.
OpenAI, bunun kişisel bilgileri tespit etmek ve kaldırmak amacıyla tasarlandığını açıkladı.
404 Media’nın incelediği belgede, insan denetçilerin hangi OpenAI modelini eğittiği ve bunun halihazırda mevcut bir model mi yoksa gelecekte piyasaya sürülmesi planlanan bir model mi olduğu belirtilmiyor.
Belgede yalnızca “Project Lily” adlı bir kod adı kullanılıyor.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu7 gün önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri










