Amerika
Kanada, ABD’ye tarife misillemesi yaptı

Kanada, 700’den fazla ürünü hedef alan misilleme gümrük vergileriyle Trump yönetimine karşılık verdi.
Ottawa bu önlemlerle özellikle Amerikan çelik ve alüminyum sektörüne en ağır darbeyi indirdi.
Salı günü açıklanan mukabele niteliğindeki bu önlemler, geçen hafta iki ülke arasındaki müzakerelerin çökmesinin ardından ABD’nin Kanadalı ithalat ürünlerine uyguladığı yeni yüzde 50’lik gümrük vergilerine yanıt niteliğinde.
Üst düzey bir hükümet yetkilisinin gazetecilere yaptığı açıklamaya göre Kanada hükümetinin amacı, gümrük vergisi uygulanan ürünlerden gelir elde etmek değil.
Yeni misilleme önlemlerini tartışmak üzere konuşan yetkili, asıl amacın yeni ABD gümrük vergilerinden etkilenen Kanadalı şirketlerin iç pazar payını korumak olduğunu belirtti.
Gümrük vergileri yüzde 15, 25 ve 50 oranlarında ve esas olarak çelik ve alüminyum ürünleri, oltalar, spor salonu ekipmanları, deniz ürünleri, ev aletleri ve giysiler dahil olmak üzere Kanada’ya yapılan bir dizi ABD ihracatını hedef alıyor. Bu vergiler 8 Eylül’de yürürlüğe girecek.
Ottawa, müzakerecilerin yeni gümrük vergilerini önlemek için bir anlaşmaya varamaması üzerine ABD’nin geçen hafta Kanada’dan yaptığı yaklaşık 20 milyar dolarlık ithalata uyguladığı yüzde 50’lik yeni gümrük vergisine yanıt veriyor.
Hem Amerikalı hem de Kanadalı yetkililer, anlaşmayı nihayetinde bozan son dakika taleplerinde bulunmakla birbirlerini suçladı.
ABD’li yetkililer, Kanada’nın ağır kamyonlara yönelik daha düşük gümrük vergisi taleplerini gizlice gündeme getirdiğini iddia etti.
Başbakan Mark Carney ise, 72 saat içinde kabul edilebilir bir halden tanınmaz bir hale gelen anlaşmanın şartlarının değiştirilmesinden sorumlu olarak ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ile Ticaret Bakanı Howard Lutnick arasındaki iktidar mücadelesine işaret etti.
Smoot-Hawley Gümrük Kanunu’nun 338. maddesi uyarınca ilk kez uygulanan bu gümrük vergileri, Kanada’yı süt ürünleri perakende satış politikaları, 232. maddeye dayalı gümrük vergilerine yönelik misilleme niteliğindeki otomobil gümrük vergileri ve eyaletlerdeki Amerikan alkollü içecek satış yasakları nedeniyle cezalandırmayı ve ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın gözden geçirilmesine ilişkin ikili müzakerelerdeki çıkmazı aşmaya zorlamayı amaçlıyordu.
Kanada ayrıca, etkilenen işçiler için Ottawa’nın son 18 ayda ayırdığı yaklaşık 25 milyar Kanada dolarına ek olarak, küçük ve orta ölçekli Kanadalı şirketler için yeni gümrük vergilerinin yarattığı darbeyi hafifletmek amacıyla iç destek programlarına 7,5 milyar Kanada doları tutarında yeni bir fon ayırıyor.
Ontario Başbakanı Ford’dan sert tepki
Kanada’nın en büyük eyaleti Ontario’nun Başbakanı Doug Ford, ABD Başkanı Donald Trump hakkında sert sözler kullandı.
“Trump gibi bir diktatöre cevap vermem” diyen Ford, Başkan’ı “ezik” ve “iflasların kralı” olarak nitelendirdi ve “kıçımı öpebilir” diyerek Trump’ın aslında kendi halkına gümrük vergisi koyduğunu ileri sürdü.
Ford, “Başkan Trump gibi bir diktatöre, Başkan Trump gibi bir zorba adama yanıt vermem. İflasların kralı olan bir adamdan hiçbir tavsiye almayacağım,” demişti.
Ford, sözlerini, “Açık konuşalım, o adamdan hoşlanmıyorum; bu kadar basit,” diye sonlandırmıştı.
Daha sonra Amerikan medyasında bir tura çıkan Ford, daha uzlaşmacı bir dil tutturdu. Önce CNN’e konuşan başbakan, “ortamın biraz gerginleştiğini ve meselenin kişisel bir hale geldiğini” kabul ederek şunları söyledi:
“Bir anlaşma yapmak istiyorum. Amerikan halkı için iyi bir anlaşma, Kanadalılar için iyi bir anlaşma. Biz dünyanın en büyük iki ülkesiyiz, birbirimizin bir numaralı müşterisiyiz ve artık müzakere masasına geri dönme zamanı geldi.”
Trump Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda Ford’u, “merhum, büyük Rob Ford’un karizması daha az, zekası daha düşük ve genel olarak etkileyici olmayan kardeşi” olarak nitelendirmişti.
Ford daha sonra, CBS’in Washington baş muhabiri Major Garrett ile ABD’nin kuzey komşusuyla ilgili Trump’ın ticaret stratejisini tartışırken, “Bize sanki Komünist Çin’mişiz gibi davranıyor. Biz, ABD’nin tüm dünyada sahip olduğu en yakın dost ve müttefikleriz ve ben bunun böyle kalmasını istiyorum,” dedi.
Trump’ın Ontario Gölü’nün ismini “Amerika Gölü” olarak değiştirme önerisi hakkında da konuşan Ford, “Bu tür fikirler ortaya attığında gülmekten kendimi alamıyorum. Burada, Kanada’da burası her zaman Ontario Gölü olarak kalacak. … İster Amerika Gölü, ister Trump Gölü, ne isim vermek isterse istesin, bu onun hakkı,” dedi.
CNN’e yaptığı açıklamada ise şunları söylemişti:
“Bence bu tamamen laf kalabalığı. Başkan Trump, egemenliğimize, Ontario’daki işletmelerimize ve halkımıza saldırmak istediğinde, ben sessiz kalamam. Benim görevim Ontario’yu ve Kanada’yı korumak.”
“ABD kuralları sürekli değiştiriyor”
Ford, Washington’ın “kuralları sürekli değiştirdiğini” öne sürerek, “Bir anlaşmaya varacağımızı sanıyorduk, ama onlar bunu defalarca değiştirdiler,” dedi.
ABD’nin son anda herhangi bir talepte bulunup bulunmadığı sorulduğunda, Trump CNN’e “bu tam da bana göre bir şey,” cevabını vermişti.
Ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmemesi durumunda Ford, her iki ülkenin de, özellikle otomobil üretimi gibi sınır ötesi ticaretin yoğun olduğu sektörlerde zorluklarla karşılaşacağını savundu.
Geçmişte, Ontario’nun ABD’ye gönderdiği elektriğe ek ücret uygulanmasını da gündeme getirmişti.
Başbakan, “En büyük müşterinize saldırırsanız… sonuç pek iyi olmaz,” dedi.
Ford, Kanadalıların da ticaret savaşının bedelini ödeyeceğini kabul etti. Fakat ABD’nin 40 trilyon dolarlık ulusal borcuna işaret ederek, etkilenen işletmelere ve işçilere yardım sözü veren Kanada’nın bu fırtınayı atlatacak güce sahip olduğunu savundu.
Ford, “Sınırın her iki tarafında da sıkıntılar yaşanacak. Bu durum Kanadalıları ne kadar etkileyecekse, Amerikalıları da o kadar etkileyecek. Tek fark, bizim işletmelerimizi destekleyecek mali istikrarımız olması ve ticareti dünya çapında çeşitlendiriyor olmamız,” dedi.
Trump’tan Quebec’e Fransızca müdahalesi mi?
Öte yandan ticaret savaşının ortasında yaşanan bir başka gerilim de “Fransızca” olmuş gibi görünüyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney cumartesi günü, “Fransızca diline yönelik tehditler” ve “Quebec kültürü” olarak nitelendirdiği durumdan yakındı ve gazetecilere Fransızca olarak bunların “kabul edilemez” olduğunu ve “müzakerelerin bu aşamasının sonunu getirmeye” katkıda bulunduğunu söyledi.
Salı sabahı ise Donald Trump, iki ülke arasında ticaret savaşının sorumluluğunun kime ait olduğu konusunda karşılıklı atışmaların sürdüğü bir ortamda, Beyaz Saray’ın Quebec’te konuşulan Fransızcaya müdahale etmeye çalıştığı iddialarını yalanladı.
Trump, “Kanadalıların Fransızca konuşmasına asla müdahale etmem! Aslında, böyle aptalca bir şeyi yapmayı aklımdan bile geçirmedim,” diye yazdı ve şöyle devam etti:
“Bu yalan, zayıf ve etkisiz bir başbakan tarafından, Quebec halkında tamamen yitirdiği siyasi desteği geri kazanma çabasıyla uyduruldu. Fransız Kanadalıları seviyorum!”
Beyaz Saray yetkilileri ekim ayında Quebec’te yapılacak seçimler öncesinde, Carney’in Fransızca meselesini abarttığını savunuyor.
Trump’ın ticaret temsilcisi Jamieson Greer, pazartesi günü CNBC’de yayınlanan bir röportajında bu suçlamaları “komik ve uydurma bir hikâye” olarak nitelendirdi.
Greer, anlaşmazlığın “Amerikalı teknoloji şirketlerini, kazançlarının bir yüzdesini Kanada’daki rakiplerine vermek zorunda bırakan” bir kural nedeniyle çıktığını söyledi.
Kanada’dan diğer Amerikan müttefiklerine “uyanma” çağrısı
Kanadalılar, bu seneki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada “orta güçler”i bir araya gelmeye çağıran Carney’in sözlerinin boşa olmadığını düşünüyor.
POLITICO’ya konuşan ticaret görüşmelerine ilişkin bilgi sahibi bir Kanadalı yetkili, ABD başkanının geçen hafta 20 milyar dolarlık Kanadalı mallara uyguladığı yüzde 50’lik gümrük vergilerinin, Ottawa’nın müttefikleri için bir uyarı niteliğinde olması gerektiğini söyledi.
Diğer ülkelerin Trump’ı yatıştırmaya çalıştığını belirten yetkili, ABD ile iktisadi ve coğrafi açıdan çok sıkı bir şekilde iç içe olduğu için en çok kaybedecek olan Kanada’nın bile öne çıkıp “biraz gurur gösterdiğini” söyledi.
Carney, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sonbaharda, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Avrupa Birliği ile çok daha güçlü ve derin bir iktisadi ortaklık ve güvenlik ortaklığı kurmak üzere yoğun görüşmelere başlayacağız. Böyle benzersiz bir erişim imkânı sağlayabiliriz, çünkü bize güvenilebilir,” dedi.
Britanya Kolombiyası Eyalet Başkanı David Eby ise, “Açıkçası, diğer ülkelerin Kanada’nın aldığı önlemleri izlediğini düşünüyorum ve umuyoruz ki, ben umuyorum ki, onlar da bu örneği takip edecekler. Bir noktada, dünyanın geri kalanı ‘yeter artık’ diyecek,” dedi .
AB ve Birleşik Krallık temkinli
Avrupa Parlamentosu Ticaret Komisyonu Başkanı Bernd Lange, Kanada ile dayanışmasını hemen dile getirdi.
Fakat Avrupa Komisyonu, AB liderleri ve Birleşik Krallık, kamuoyu önünde taraf tutmaktan kaçındılar.
Perde arkasında ise Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, pazartesi günü Carney ile görüştü.
Trump’ın gümrük vergisi tehditlerinin ardından AB’nin Kanada’nın yanında yer alıp almayacağı sorulduğunda, baş sözcü yardımcısı Arianna Podestà salı günü yaptığı açıklamada, “ABD ve Kanada, Avrupa Birliği için önemli ticaret ortaklarıdır ve elbette, hem transatlantik hem de küresel ticarette istikrar ve öngörülebilirliği korumayı amaçlayarak her ikisiyle de yakın işbirliği içinde çalışmaya devam ediyoruz,” dedi.
Birleşik Krallık’ın da Trump’a karşı ortak bir direnişe katılma olasılığı düşük görünüyor. İngiliz Ticaret Odaları’nın ticaret politikasından sorumlu başkanı William Bain, “Hem ABD hem de Kanada, Birleşik Krallık’ın en önemli ticaret ve yatırım ortakları arasında yer alıyor” diyerek, “bu ticaret anlaşmazlığının tırmanmasından kimsenin kazançlı çıkmayacağını” ekledi.
Trump’ın, Birleşik Krallık’ın Dijital Hizmetler Vergisi nedeniyle bu ülkeye yeni gümrük vergileri uygulama tehditleri, Başbakan Andy Burnham’ın hükümetini de, ABD’li teknoloji şirketlerinden topladığı gelirlerle ilgili olarak “ABD’nin endişelerini görüşmeye açık” olduğunu açıklamaya sevk etti.
Amerika
Büyük Teknoloji’nin 3 trilyon dolarlık AI kumarı

Google, Microsoft ve Nvidia’nın da aralarında bulunduğu yedi büyük teknoloji şirketi, bilanço dışı taahhütler kapsamında yapay zeka ile ilgili altyapıya harcamak üzere yaklaşık 3 trilyon dolar kaynak ayırmış durumda.
Morgan Stanley’in yeni bir analizine göre bu rakam, bilançolarda yer alan tahmini 770 milyar dolarlık borç ve kiralama yükümlülüklerine ek olarak söz konusu.
Analiz, yapay zekaya yönelik toplam harcama tutarının, halihazırda akıllara durgunluk veren manşetlerin ima ettiğinden çok daha büyük olduğunu ve daha da endişe verici bir şekilde, belki de tahmin edilenden daha fazla borçla finanse edildiğini ortaya koyuyor.
Bilanço dışı taahhütler, esasen bir şirketin sahip olduğu varlıklar ve borçlarının resmi kaydında yer almayan finansal yükümlülükler.
Bunlar resmi bir borç değil, gelecekte birine bir miktar ödeme yapma yükümlülüğü.
Morgan Stanley, “hiperskalerler” Google, Meta, Microsoft, Oracle ve Amazon’un yanı sıra çip üreticileri Nvidia ve Broadcom’un kamuya açık belgelerini inceledi ve bu şirketlerin bilanço dışı taahhütlerini ayrıntılı olarak ortaya koydu.
Hiper ölçekli şirketler, henüz başlamamış veri merkezi kiralamaları için 1,1 trilyon dolarlık ödeme taahhüdünde bulundu.
Yedi şirketin tamamı ayrıca çip, bellek ve ağ donanımı için toplam 1,7 trilyon dolarlık satın alma taahhütlerinde bulundu.
Araştırmaya göre, bu satın alma anlaşmaları bu yıl hız kazandı. Örneğin Google’ın taahhütleri, 2025 yılının tamamında 72,5 milyar dolar iken, son çeyrekte 707 milyar dolara ulaştı.
Bu, Micron gibi bellek çipi üreticileri için gelecekteki gelir anlamına geliyor ve bu sektördeki olağanüstü büyümeyi açıklamaya yardımcı oluyor.
Bu taahhütler, gelecekteki ödemelere ilişkin bu garantiyi temel alarak daha fazla kredi almak isteyen tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri için bir başlangıç noktası.
Araştırmacılar bunu şöyle açıklıyor:
“Tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri, yatırım sınıfı hiper ölçekli şirketlerin uzun vadeli kira sözleşmeleri, garantileri veya satın alma taahhütlerini teminat göstererek kredi alabilirler; bu sayede, hiper ölçekli şirketler herhangi bir ödeme yapmadan veya yükümlülüklerini muhasebeleştirmeden önce kapasite oluşturulabilir.”
Bunun esasen anlamı şu: Kredi notları iyi olan büyük teknoloji şirketleri, bu statüyü kullanarak izlenmesi zor olabilecek muazzam miktarda kredi yaratıyor.
Ne var ki bu şirketlerin her biri, farklı risk düzeylerine sahip, birbirinden biraz farklı türde harcamalar yapıyor.
Ayrıca bu 3 trilyon doların hangi zaman diliminde harcandığı (ya da harcanıp harcanmadığı) tam olarak belli değil.
Bunlar taahhütlerdir, genellikle sözleşmelerdir ama teorik olarak yeniden müzakere edilebilirler.
Bir noktada bu yükümlülükler resmi bilançolarda yer almaya başlayacak. Soru ise şu: “O zamana kadar bu yatırımlar karşılığını vermiş olacak mı?”
Analizin ortak yazarlarından olan Morgan Stanley’in küresel değerleme, muhasebe ve vergi bölüm başkanı Todd Castagno, yatırımcıların aklındaki asıl sorunun zamanlama olduğunu belirtiyor.
Castagno, “Sanki daha önce bir arabanın neler yapabileceğini hiç görmemişken bir otomobil pazarı geliştiriyormuşuz gibi; herkes bir araba alacak. Peki bunu nasıl finanse edeceğiz ve o arabanın beş yıl sonra ne kadar değerinde olacağını nasıl bileceğiz?” diye soruyor.
Amerika
Meta, 1,4 trilyon dolarlık ceza davasında başsavcılarla masaya oturdu

Meta, sosyal medya platformlarını bilerek bağımlılık yaratacak şekilde tasarladığı ve kamuoyunu yanılttığı iddiasıyla açılan davada başsavcılarla uzlaşmayı gündeme getirdi. ABD’de 29 eyaletin taraf olduğu davada şirketin, piyasa değerine yakın seviyedeki 1,4 trilyon dolarlık rekor bir para cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Sosyal medya şirketi Meta, platformlarını kasten bağımlılık yapıcı nitelikte geliştirdiği ve yarattığı riskler konusunda kamuoyunu yanılttığı suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığı yüksek profilli davada eyalet başsavcılarıyla uzlaşma ihtimalini gündeme getirdi.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre görüşmeler, şirketin rekor düzeyde mali cezalarla yüzleştiği yargı sürecinde gerçekleşti.
ABD genelindeki 29 eyalet, tüketiciyi koruma yasaları ile federal gizlilik mevzuatının ihlal edildiğini ileri sürerek Meta’ya para cezası kesilmesini ve bünyesindeki Facebook ile Instagram platformlarının işleyiş prensiplerinin değiştirilmesini talep ediyor.
Eyaletler ayrıca şirketi, 13 yaş altındaki kullanıcıların verilerini toplayarak Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası’nı (COPPA) çiğnemekle suçluyor.
Yargı sürecini başlatan Kaliforniya, Colorado, Kentucky ve New Jersey başsavcıları, Meta’nın gençlerin platformları takıntılı ve uzun süreli biçimde kullanmasını teşvik eden özellikleri bilerek devreye soktuğunu ve aynı zamanda güvenlik mekanizmaları hususunda tüketicileri yanılttığını belirtti.
Davanın duruşmaları, Kaliforniya eyaletine bağlı Oakland’daki federal mahkemede ikinci haftasına girdi. İlk haftadaki oturumlarda jüri heyeti; Instagram Başkanı Adam Mosseri’nin yanı sıra platformların geliştirilmesinde ve gençlerin bu araçları nasıl kullandığının incelenmesinde görev alan mevcut ve eski Meta çalışanlarının ifadelerini dinledi.
Avukatlar, Meta’nın kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’in de ifade vermek üzere mahkemeye çağrılmasının planlandığını bildirdi.
Eyaletlerin suçlamalarını reddeden Meta, başsavcıların platform tasarımında haksız değişiklikler talep ettiğini ve fahiş düzeyde bir ödeme miktarında ısrarcı olduğunu savundu.
Şirketin değerlendirmelerine göre davanın kaybedilmesi halinde Meta, piyasa değerine yakın olan ve dava tarihindeki en yüksek meblağlardan birini teşkil eden 1,4 trilyon dolara varan para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.
Taraflar arasında bir uzlaşmaya varılması durumunda ise ödenecek miktarın bu seviyenin oldukça altında kalacağı ifade ediliyor.
Platformlarının zararlı olduğu yönündeki iddialara itiraz eden Meta, sosyal medya bağımlılığının resmi olarak tanınan bir psikiyatrik tanı olmadığını ileri sürüyor.
Şirket sözcüsü konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başsavcılar, eyaletlerindeki herhangi bir kişinin yanıltıldığına dair kanıt sunmuyor. Instagram’da ek bir hesaba sahip olmak gibi zararsız özelliklerin bir şekilde eyalet sakinlerine zarar verdiğini öne sürüyorlar ve yaş doğrulaması gibi tüm sektörü ilgilendiren sorunlar nedeniyle Meta’yı cezalandırmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
Daha önce New Mexico eyaletindeki bir mahkeme, Meta’nın 942 milyon dolar ödemesine ve reşit olmayan kullanıcıların Facebook ile Instagram’da geçirebilecekleri süreyi sınırlandırmasına hükmetmişti.
Amerika
Trump ön seçimlerde zafer elde etti: İki eyalette kritik ön seçim yarışları tamamlandı

ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde Donald Trump’ın desteklediği Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer elde etti. İki adayın galibiyeti, bu seçim döneminde Vali ve Temsilciler Meclisi seviyesindeki bazı ön seçim başarısızlıklarının ardından Trump’ın parti içindeki gücünü yeniden tescilledi.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinin ikinci turunda Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer kazandı. Bu sonuçlar, bu seçim döneminde bazı Vali ve Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde desteklediği adaylar kaybeden eski ABD Başkanı Donald Trump’ın parti üzerindeki etkisinin önemli bir sınavı olarak değerlendirildi.
Decision Desk HQ verilerine göre Graham, Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman’ı yaklaşık yüzde 5 puan farkla mağlup etti. Oklahoma’daki yarışta ise Mazzei, Eyalet Başsavcısı Gentner Drummond’u yaklaşık yarım puanlık bir farkla geride bıraktı.
Hayatını kaybeden ağabeyi Senatör Lindsey Graham’ın Senato’daki görev süresini tamamlamak üzere atanan Darline Graham, geçen hafta katıldığı bir münazara sahnesindeki gafının ardından siyasi tecrübesizliğiyle ilgili eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı. Ancak Trump’ın desteği, Graham ve Mazzei’yi kasım ayındaki ara seçimler öncesinde zafere taşıdı. Trump, salı günkü yarıştan önceki günlerde Mazzei’nin rakibi Drummond’a yönelik sert eleştirilerde bulunmuştu.
Aynı seçim gününde Oklahoma’da Demokratik Sosyalist bir aday Senato ön seçimini kazanırken, Georgia’da yeni bir Demokrat aday hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın görev süresini tamamlamak üzere Washington D.C.’ye gitmeye hak kazandı.
Güney Karolina’da Trump desteği belirleyici oldu
Graham’ın Güney Karolina’daki zaferi, Trump’ın muhtemel bir ön seçim yenilgisinden kaçınmasını sağladı. Trump, görevdeki adayı desteklemek amacıyla geçen hafta eyaleti ziyaret ederek Graham ile ortak bir miting düzenlemişti. Trump’ı destekleyen MAGA Inc. adlı süper PAC da bu yarışa 827 bin dolar harcayarak bu seçim dönemindeki en büyük tekil yatırımı gerçekleştirdi.
Darline Graham, salı gecesi yaptığı zafer konuşmasında destekçilerine hitaben, “Güney Karolina gerçekten Trump’ın ülkesidir” dedi. Konuşmasında doğrudan Trump’a seslenen Graham, “Lindsey sizi gerçekten severdi ve en yakın dostlarından biri olarak görürdü. Bu bağı takdir ediyorum ve ülkemiz için yaptığınız her şey için teşekkür ediyorum. Zaferimiz siz olmasaydınız mümkün olamazdı, minnettarız” ifadelerini kullandı.
Salı günkü yarış öncesinde yayımlanan anketler, geçen haftaki münazara gafının ardından Graham ile Norman’ın kafa kafaya olduğunu gösteriyordu. Münazara moderatörünün Tayvan ve Güney Çin Denizi ile ilgili sorusuna Graham, “Dürüst olacağım. Ulusal güvenlik konusunda o kadar bilgili değilim. Ancak orduyu destekliyorum” yanıtını vermişti.
Norman, Temsilciler Meclisi’ndeki yaklaşık 10 yıllık tecrübesini öne çıkararak Graham’ın siyasi tecrübesizliğine vurgu yaptı. Ancak Güney Karolina Senatörü Tim Scott ve Donald Trump da dahil olmak üzere birçok Cumhuriyetçi Graham’ı savundu. Trump cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “O çok zeki ve dürüst davranıyordu. Gıda fiyatlarıyla ilgileniyor… Ordunun ve gerçekten başkanın ne istediğini yapacak” dedi.
Graham’ın zaferi, Trump’ın eyaletteki önceki vali adayı Güney Karolina Vali Yardımcısı Pamela Evette’in kaybetmesinin ardından dikkat çekti. Trump yarışta Başsavcı Alan Wilson’ı da desteklemiş, bu durum Güney Karolina Cumhuriyetçilerinin Trump’ın adayını tekrar reddedip etmeyeceği sorularını gündeme getirmişti.
Cumhuriyetçi aday, genel seçimde çocuk doktoru olan Demokrat aday Annie Andrews ile karşılaşacak.
Oklahoma’da valilik yarışı sonuçlandı
Trump, Oklahoma’daki çekişmeli Cumhuriyetçi vali ön seçiminde Mazzei’nin Drummond karşısındaki zaferiyle eyalet düzeyindeki yenilgi serisini sonlandırdı.
Trump’ın bu yıl vali ön seçimlerindeki destek karnesi dalgalı bir seyir izledi. Minnesota, Iowa, Güney Karolina, Georgia ve Wyoming’deki ilk vali adayları ön seçimleri kaybetti. Ayrıca Temsilciler Meclisi üyeleri Andy Ogles (Tennessee) ve Cory Mills (Florida) dahil olmak üzere bu ay Temsilciler Meclisi düzeyinde de dikkat çeken mağlubiyetler yaşadı. Buna karşın Trump’ın Senato için desteklediği hiçbir aday bu yıl ön seçim kaybetmedi.
Yine de Trump hafta başında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Desteklerim her zamankinden daha güçlü” ifadelerini kullanarak ön seçim karnesiyle övündü.
Drummond, haziran ayındaki ilk ön seçimde Mazzei’nin az farkla önündeydi. İkili arasındaki yarış, Drummond’ın kamuoyu baskısının ardından Mazzei’nin uyuşturucu testi sonuçlarını açıklamasıyla sertleşti.
Seçim öncesindeki günlerde Trump, Eyalet Başsavcısı Drummond’ı sert bir dille eleştirerek onu “sahte Cumhuriyetçi” olarak niteledi. Çiftçi olan Drummond, eyalette Trump destekli bir alüminyum tesisine karşı çıkmış ve son günlerde başkanın sığır eti ithalatı ve Kanada mallarına yönelik gümrük vergisi kararlarını eleştirmişti.
Drummond pazar günü NewsNation’a yaptığı açıklamada, “Başkan haksız olduğunda onunla çelişmekten korkmam; gümrük vergileri ve ucuz sığır eti ithalatı konusunda haksız” diye konuşmuştu.
Mazzei, kasım ayındaki genel seçimde eyalet Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Demokrat Cyndi Munson ile karşı karşıya gelecek.
Oklahoma’da sosyalist adayın başarısı
Demokratik Sosyalistler salı günü Oklahoma’da bir zafer daha elde etti. Hemşire olan N’Kiyla Jasmine Thomas, merkez sol aday Jim Priest’i geride bırakarak Senato yarışında Cumhuriyetçi Senatör Kevin Hern’ün karşısına çıkmak üzere Demokrat Parti adaylığını garantiledi.
Oklahoma’da 1994’ten bu yana hiçbir Demokrat Senato seçimini kazanamadığı için Thomas’ın kasım ayında kazanma ihtimali düşük görülse de, bu zafer sol kanattaki yükselen enerjiyi gösteriyor.
İlericiler ve Demokratik Sosyalistler bu yıl ülke genelinde görevdeki isimleri mağlup ederek kritik parti adaylıklarını kazandı. Florida’da eyalet temsilcisi Demokratik Sosyalist Angie Nixon, Cumhuriyetçi Senatör Ashley Moody ile yarışmak üzere sürpriz bir zafer elde etti. Michigan’da ise kendisini sosyalist olarak tanımlamayan ilerici Abdul El-Sayed, ılımlı aday Haley Stevens’ı az farkla geride bırakarak Senato adaylığını aldı.
Öte yandan Demokrat yerleşik nizam temsilcileri, çekişmeli ve muhafazakar eyaletlerde genel seçimleri kazanmak için ılımlı adayların daha donanımlı olduğunu savunuyor. Buna karşın son anketler, Demokrat seçmenlerin sosyalizme kapitalizmden daha olumlu baktığını ve Demokratların üçte birinin kendisini Demokratik Sosyalist olarak tanımladığını gösteriyor.
Georgia’dan Kongre’ye yeni isim
Hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın kızı, Atlanta merkezli sandalye için düzenlenen özel seçim ikinci turunda mağlup oldu. Kongre’ye ilk kez 2002’de seçilen ve Temsilciler Meclisi Tarım Komisyonu’nun ilk siyahi başkanı olarak görev yapan David Scott, nisan ayında 80 yaşında hayatını kaybetmişti.
Gwinnett Eyalet Eğitim Kurulu eski başkanı Everton Blair, oyların yüzde 95’inin sayıldığı salı gecesi itibarıyla Marcye Scott’ı yaklaşık 6 puan farkla geride bıraktı. Marcye Scott, temmuz ayındaki ilk özel seçimde Blair’in 10 puan önündeydi. Marcye Scott’ı Temsilciler Meclisi Üyeleri Maxine Waters ve Nikema Williams desteklerken, Blair Georgia Temsilcisi Lucy McBath’in desteğini almıştı.
Blair, Kongre’de yalnızca birkaç ay görev yapacak. Demokrat eyalet temsilcisi Jasmine Clark, David Scott’ın sandalyesinin iki yıllık tam dönemi için mayıs ayındaki ön seçimi kazandı ve kasım ayında kolay bir zafer kazanması bekleniyor.
Blair, Temsilciler Meclisi tekrar toplandığında California’da eski üye Eric Swalwell’in sandalyesi için düzenlenen özel seçimi kazanan Demokrat Aisha Wahab ile birlikte 119. Kongre’ye katılacak. Swalwell, hakkındaki cinsel saldırı iddiaları üzerine istifa etmişti.
Blair ve Wahab’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tarafından hangi tarihte yemin ettirileceği henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi 31 Ağustos’ta tatilden dönecek. İki Demokrat adayın göreve başlamasıyla azınlıktaki Demokratların sandalye sayısı 212’den 214’e çıkacak. Cumhuriyetçiler ise 218 sandalyeyle çoğunluğu elinde bulunduruyor.
Amerika5 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi1 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Dünya Basını2 hafta önceNikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Görüş1 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var












