Amerika
ABD Adalet Bakanlığı, “Trump” ismi verilmezse Kennedy Center’ı yıkmakla tehdit etti

ABD Adalet Bakanlığı, John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezine Başkan Donald Trump’ın adının verilmemesi halinde binanın yıkılabileceği uyarısında bulundu. The Washington Post’un ulaştığı belgelere göre yetkililer, Trump’ın adı ve imajının merkezin geleceği için hayati önem taşıdığını savunuyor.
ABD Adalet Bakanlığı, Başkan Donald Trump’ın adının yaşatılmaması durumunda John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezinin (Kennedy Center) yıkılabileceği uyarısında bulundu.
The Washington Post’un (WP) resmi belgelere dayandırdığı habere göre hükümet, Trump’ın merkeze “mali iyileşme” sağladığını, görevdeki başkanın adının ve imajının bu kurum için “kritik önemde” olduğunu savunuyor. Gazetenin aktardığı veriler ise mevcut ABD başkanının adının binaya eklenmesinin ardından bilet satış gelirleri ile bağış toplama faaliyetlerinin sert biçimde düştüğünü gösteriyor.
Başsavcı Yardımcısı Brett Shumate ile bakanlık bünyesindeki iki avukat, Trump merkezdeki yeniden inşa sürecine müdahale etmezse “yapısal olarak güvensiz, kökten emniyetsiz ve ülke başkentini utandıran” bu tesisin “kaçınılmaz bir çöküşle” yüz yüze kalacağını öne sürdü.
Shumate konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu çabalar olmadan merkez; yıkılması gerekecek, emniyetsiz ve köhne bir yapıya dönüşerek gerilemeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.
WP, söz konusu davanın Trump destekçilerinin merkezin yıkılma ihtimalini dile getirdiği ilk vaka olduğuna dikkati çekti.
CNN’in haberine göre ise bakanlık avukatları, mevcut merkezin yerine “Potomac Nehri manzaralı büyük ve açık bir amfitiyatro” inşa edilmesini teklif etti.
Eski ABD Başkanı John F. Kennedy’nin anısını yaşatmak amacıyla 1971 yılında kapılarını açan John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi, bünyesinde yedi ayrı tiyatro salonu barındırıyor ve her yıl 2 binden fazla gösteriye ev sahipliği yapıyor.
Beyaz Saray’a dönmesinin hemen ardından kurumun direktörü Deborah Rutter’ı ve yönetim kurulundaki bir dizi üyeyi görevden alan Donald Trump, merkezin yeni yönetim kurulu başkanlığını bizzat üstlendi.
Geçen yılın 19 Aralık gününde, başkan tarafından atanan yeni yönetim kurulu merkezin isminin değiştirilmesini oy birliğiyle kabul etti ve binanın tabelasına görevdeki ABD başkanının adı eklendi. Kurumun resmi adı “Donald J. Trump ve John F. Kennedy Sahne Sanatları Anıt Merkezi” olarak değiştirildi.
ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı Christopher Cooper, bu yılın mayıs ayında aldığı kararla Trump’ın adının merkezin isminden çıkarılmasına hükmetti.
Yargıç Cooper, anılan kurumun “yalnızca ve sadece Başkan Kennedy’ye” adanmış olması gerektiğine karar verdi. Mahkeme aynı zamanda tadilat gerekçesiyle merkezin iki yıl süreyle kapatılması yönündeki idari kararı da iptal etti. Beyaz Saray yönetimi mahkemenin bu kararına sert tepki gösterdi.
ABD Başkanı Trump, bu yılın şubat ayında yaptığı açıklamada, ABD’nin bağımsızlığının 250. yılı onuruna Kennedy Center’ın 4 Temmuz’da tadilat amacıyla kapatılacağını ilan etmiş; “yarı harabe” durumdaki merkezi “dünya standartlarında bir sanat, müzik ve eğlence kalesine” dönüştürmeyi hedeflediğini duyurmuştu.
Amerika
Büyük Teknoloji’nin 3 trilyon dolarlık AI kumarı

Google, Microsoft ve Nvidia’nın da aralarında bulunduğu yedi büyük teknoloji şirketi, bilanço dışı taahhütler kapsamında yapay zeka ile ilgili altyapıya harcamak üzere yaklaşık 3 trilyon dolar kaynak ayırmış durumda.
Morgan Stanley’in yeni bir analizine göre bu rakam, bilançolarda yer alan tahmini 770 milyar dolarlık borç ve kiralama yükümlülüklerine ek olarak söz konusu.
Analiz, yapay zekaya yönelik toplam harcama tutarının, halihazırda akıllara durgunluk veren manşetlerin ima ettiğinden çok daha büyük olduğunu ve daha da endişe verici bir şekilde, belki de tahmin edilenden daha fazla borçla finanse edildiğini ortaya koyuyor.
Bilanço dışı taahhütler, esasen bir şirketin sahip olduğu varlıklar ve borçlarının resmi kaydında yer almayan finansal yükümlülükler.
Bunlar resmi bir borç değil, gelecekte birine bir miktar ödeme yapma yükümlülüğü.
Morgan Stanley, “hiperskalerler” Google, Meta, Microsoft, Oracle ve Amazon’un yanı sıra çip üreticileri Nvidia ve Broadcom’un kamuya açık belgelerini inceledi ve bu şirketlerin bilanço dışı taahhütlerini ayrıntılı olarak ortaya koydu.
Hiper ölçekli şirketler, henüz başlamamış veri merkezi kiralamaları için 1,1 trilyon dolarlık ödeme taahhüdünde bulundu.
Yedi şirketin tamamı ayrıca çip, bellek ve ağ donanımı için toplam 1,7 trilyon dolarlık satın alma taahhütlerinde bulundu.
Araştırmaya göre, bu satın alma anlaşmaları bu yıl hız kazandı. Örneğin Google’ın taahhütleri, 2025 yılının tamamında 72,5 milyar dolar iken, son çeyrekte 707 milyar dolara ulaştı.
Bu, Micron gibi bellek çipi üreticileri için gelecekteki gelir anlamına geliyor ve bu sektördeki olağanüstü büyümeyi açıklamaya yardımcı oluyor.
Bu taahhütler, gelecekteki ödemelere ilişkin bu garantiyi temel alarak daha fazla kredi almak isteyen tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri için bir başlangıç noktası.
Araştırmacılar bunu şöyle açıklıyor:
“Tedarikçiler ve veri merkezi geliştiricileri, yatırım sınıfı hiper ölçekli şirketlerin uzun vadeli kira sözleşmeleri, garantileri veya satın alma taahhütlerini teminat göstererek kredi alabilirler; bu sayede, hiper ölçekli şirketler herhangi bir ödeme yapmadan veya yükümlülüklerini muhasebeleştirmeden önce kapasite oluşturulabilir.”
Bunun esasen anlamı şu: Kredi notları iyi olan büyük teknoloji şirketleri, bu statüyü kullanarak izlenmesi zor olabilecek muazzam miktarda kredi yaratıyor.
Ne var ki bu şirketlerin her biri, farklı risk düzeylerine sahip, birbirinden biraz farklı türde harcamalar yapıyor.
Ayrıca bu 3 trilyon doların hangi zaman diliminde harcandığı (ya da harcanıp harcanmadığı) tam olarak belli değil.
Bunlar taahhütlerdir, genellikle sözleşmelerdir ama teorik olarak yeniden müzakere edilebilirler.
Bir noktada bu yükümlülükler resmi bilançolarda yer almaya başlayacak. Soru ise şu: “O zamana kadar bu yatırımlar karşılığını vermiş olacak mı?”
Analizin ortak yazarlarından olan Morgan Stanley’in küresel değerleme, muhasebe ve vergi bölüm başkanı Todd Castagno, yatırımcıların aklındaki asıl sorunun zamanlama olduğunu belirtiyor.
Castagno, “Sanki daha önce bir arabanın neler yapabileceğini hiç görmemişken bir otomobil pazarı geliştiriyormuşuz gibi; herkes bir araba alacak. Peki bunu nasıl finanse edeceğiz ve o arabanın beş yıl sonra ne kadar değerinde olacağını nasıl bileceğiz?” diye soruyor.
Amerika
Meta, 1,4 trilyon dolarlık ceza davasında başsavcılarla masaya oturdu

Meta, sosyal medya platformlarını bilerek bağımlılık yaratacak şekilde tasarladığı ve kamuoyunu yanılttığı iddiasıyla açılan davada başsavcılarla uzlaşmayı gündeme getirdi. ABD’de 29 eyaletin taraf olduğu davada şirketin, piyasa değerine yakın seviyedeki 1,4 trilyon dolarlık rekor bir para cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Sosyal medya şirketi Meta, platformlarını kasten bağımlılık yapıcı nitelikte geliştirdiği ve yarattığı riskler konusunda kamuoyunu yanılttığı suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığı yüksek profilli davada eyalet başsavcılarıyla uzlaşma ihtimalini gündeme getirdi.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre görüşmeler, şirketin rekor düzeyde mali cezalarla yüzleştiği yargı sürecinde gerçekleşti.
ABD genelindeki 29 eyalet, tüketiciyi koruma yasaları ile federal gizlilik mevzuatının ihlal edildiğini ileri sürerek Meta’ya para cezası kesilmesini ve bünyesindeki Facebook ile Instagram platformlarının işleyiş prensiplerinin değiştirilmesini talep ediyor.
Eyaletler ayrıca şirketi, 13 yaş altındaki kullanıcıların verilerini toplayarak Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası’nı (COPPA) çiğnemekle suçluyor.
Yargı sürecini başlatan Kaliforniya, Colorado, Kentucky ve New Jersey başsavcıları, Meta’nın gençlerin platformları takıntılı ve uzun süreli biçimde kullanmasını teşvik eden özellikleri bilerek devreye soktuğunu ve aynı zamanda güvenlik mekanizmaları hususunda tüketicileri yanılttığını belirtti.
Davanın duruşmaları, Kaliforniya eyaletine bağlı Oakland’daki federal mahkemede ikinci haftasına girdi. İlk haftadaki oturumlarda jüri heyeti; Instagram Başkanı Adam Mosseri’nin yanı sıra platformların geliştirilmesinde ve gençlerin bu araçları nasıl kullandığının incelenmesinde görev alan mevcut ve eski Meta çalışanlarının ifadelerini dinledi.
Avukatlar, Meta’nın kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’in de ifade vermek üzere mahkemeye çağrılmasının planlandığını bildirdi.
Eyaletlerin suçlamalarını reddeden Meta, başsavcıların platform tasarımında haksız değişiklikler talep ettiğini ve fahiş düzeyde bir ödeme miktarında ısrarcı olduğunu savundu.
Şirketin değerlendirmelerine göre davanın kaybedilmesi halinde Meta, piyasa değerine yakın olan ve dava tarihindeki en yüksek meblağlardan birini teşkil eden 1,4 trilyon dolara varan para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.
Taraflar arasında bir uzlaşmaya varılması durumunda ise ödenecek miktarın bu seviyenin oldukça altında kalacağı ifade ediliyor.
Platformlarının zararlı olduğu yönündeki iddialara itiraz eden Meta, sosyal medya bağımlılığının resmi olarak tanınan bir psikiyatrik tanı olmadığını ileri sürüyor.
Şirket sözcüsü konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başsavcılar, eyaletlerindeki herhangi bir kişinin yanıltıldığına dair kanıt sunmuyor. Instagram’da ek bir hesaba sahip olmak gibi zararsız özelliklerin bir şekilde eyalet sakinlerine zarar verdiğini öne sürüyorlar ve yaş doğrulaması gibi tüm sektörü ilgilendiren sorunlar nedeniyle Meta’yı cezalandırmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
Daha önce New Mexico eyaletindeki bir mahkeme, Meta’nın 942 milyon dolar ödemesine ve reşit olmayan kullanıcıların Facebook ile Instagram’da geçirebilecekleri süreyi sınırlandırmasına hükmetmişti.
Amerika
Trump ön seçimlerde zafer elde etti: İki eyalette kritik ön seçim yarışları tamamlandı

ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde Donald Trump’ın desteklediği Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer elde etti. İki adayın galibiyeti, bu seçim döneminde Vali ve Temsilciler Meclisi seviyesindeki bazı ön seçim başarısızlıklarının ardından Trump’ın parti içindeki gücünü yeniden tescilledi.
ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinin ikinci turunda Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer kazandı. Bu sonuçlar, bu seçim döneminde bazı Vali ve Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde desteklediği adaylar kaybeden eski ABD Başkanı Donald Trump’ın parti üzerindeki etkisinin önemli bir sınavı olarak değerlendirildi.
Decision Desk HQ verilerine göre Graham, Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman’ı yaklaşık yüzde 5 puan farkla mağlup etti. Oklahoma’daki yarışta ise Mazzei, Eyalet Başsavcısı Gentner Drummond’u yaklaşık yarım puanlık bir farkla geride bıraktı.
Hayatını kaybeden ağabeyi Senatör Lindsey Graham’ın Senato’daki görev süresini tamamlamak üzere atanan Darline Graham, geçen hafta katıldığı bir münazara sahnesindeki gafının ardından siyasi tecrübesizliğiyle ilgili eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı. Ancak Trump’ın desteği, Graham ve Mazzei’yi kasım ayındaki ara seçimler öncesinde zafere taşıdı. Trump, salı günkü yarıştan önceki günlerde Mazzei’nin rakibi Drummond’a yönelik sert eleştirilerde bulunmuştu.
Aynı seçim gününde Oklahoma’da Demokratik Sosyalist bir aday Senato ön seçimini kazanırken, Georgia’da yeni bir Demokrat aday hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın görev süresini tamamlamak üzere Washington D.C.’ye gitmeye hak kazandı.
Güney Karolina’da Trump desteği belirleyici oldu
Graham’ın Güney Karolina’daki zaferi, Trump’ın muhtemel bir ön seçim yenilgisinden kaçınmasını sağladı. Trump, görevdeki adayı desteklemek amacıyla geçen hafta eyaleti ziyaret ederek Graham ile ortak bir miting düzenlemişti. Trump’ı destekleyen MAGA Inc. adlı süper PAC da bu yarışa 827 bin dolar harcayarak bu seçim dönemindeki en büyük tekil yatırımı gerçekleştirdi.
Darline Graham, salı gecesi yaptığı zafer konuşmasında destekçilerine hitaben, “Güney Karolina gerçekten Trump’ın ülkesidir” dedi. Konuşmasında doğrudan Trump’a seslenen Graham, “Lindsey sizi gerçekten severdi ve en yakın dostlarından biri olarak görürdü. Bu bağı takdir ediyorum ve ülkemiz için yaptığınız her şey için teşekkür ediyorum. Zaferimiz siz olmasaydınız mümkün olamazdı, minnettarız” ifadelerini kullandı.
Salı günkü yarış öncesinde yayımlanan anketler, geçen haftaki münazara gafının ardından Graham ile Norman’ın kafa kafaya olduğunu gösteriyordu. Münazara moderatörünün Tayvan ve Güney Çin Denizi ile ilgili sorusuna Graham, “Dürüst olacağım. Ulusal güvenlik konusunda o kadar bilgili değilim. Ancak orduyu destekliyorum” yanıtını vermişti.
Norman, Temsilciler Meclisi’ndeki yaklaşık 10 yıllık tecrübesini öne çıkararak Graham’ın siyasi tecrübesizliğine vurgu yaptı. Ancak Güney Karolina Senatörü Tim Scott ve Donald Trump da dahil olmak üzere birçok Cumhuriyetçi Graham’ı savundu. Trump cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “O çok zeki ve dürüst davranıyordu. Gıda fiyatlarıyla ilgileniyor… Ordunun ve gerçekten başkanın ne istediğini yapacak” dedi.
Graham’ın zaferi, Trump’ın eyaletteki önceki vali adayı Güney Karolina Vali Yardımcısı Pamela Evette’in kaybetmesinin ardından dikkat çekti. Trump yarışta Başsavcı Alan Wilson’ı da desteklemiş, bu durum Güney Karolina Cumhuriyetçilerinin Trump’ın adayını tekrar reddedip etmeyeceği sorularını gündeme getirmişti.
Cumhuriyetçi aday, genel seçimde çocuk doktoru olan Demokrat aday Annie Andrews ile karşılaşacak.
Oklahoma’da valilik yarışı sonuçlandı
Trump, Oklahoma’daki çekişmeli Cumhuriyetçi vali ön seçiminde Mazzei’nin Drummond karşısındaki zaferiyle eyalet düzeyindeki yenilgi serisini sonlandırdı.
Trump’ın bu yıl vali ön seçimlerindeki destek karnesi dalgalı bir seyir izledi. Minnesota, Iowa, Güney Karolina, Georgia ve Wyoming’deki ilk vali adayları ön seçimleri kaybetti. Ayrıca Temsilciler Meclisi üyeleri Andy Ogles (Tennessee) ve Cory Mills (Florida) dahil olmak üzere bu ay Temsilciler Meclisi düzeyinde de dikkat çeken mağlubiyetler yaşadı. Buna karşın Trump’ın Senato için desteklediği hiçbir aday bu yıl ön seçim kaybetmedi.
Yine de Trump hafta başında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Desteklerim her zamankinden daha güçlü” ifadelerini kullanarak ön seçim karnesiyle övündü.
Drummond, haziran ayındaki ilk ön seçimde Mazzei’nin az farkla önündeydi. İkili arasındaki yarış, Drummond’ın kamuoyu baskısının ardından Mazzei’nin uyuşturucu testi sonuçlarını açıklamasıyla sertleşti.
Seçim öncesindeki günlerde Trump, Eyalet Başsavcısı Drummond’ı sert bir dille eleştirerek onu “sahte Cumhuriyetçi” olarak niteledi. Çiftçi olan Drummond, eyalette Trump destekli bir alüminyum tesisine karşı çıkmış ve son günlerde başkanın sığır eti ithalatı ve Kanada mallarına yönelik gümrük vergisi kararlarını eleştirmişti.
Drummond pazar günü NewsNation’a yaptığı açıklamada, “Başkan haksız olduğunda onunla çelişmekten korkmam; gümrük vergileri ve ucuz sığır eti ithalatı konusunda haksız” diye konuşmuştu.
Mazzei, kasım ayındaki genel seçimde eyalet Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Demokrat Cyndi Munson ile karşı karşıya gelecek.
Oklahoma’da sosyalist adayın başarısı
Demokratik Sosyalistler salı günü Oklahoma’da bir zafer daha elde etti. Hemşire olan N’Kiyla Jasmine Thomas, merkez sol aday Jim Priest’i geride bırakarak Senato yarışında Cumhuriyetçi Senatör Kevin Hern’ün karşısına çıkmak üzere Demokrat Parti adaylığını garantiledi.
Oklahoma’da 1994’ten bu yana hiçbir Demokrat Senato seçimini kazanamadığı için Thomas’ın kasım ayında kazanma ihtimali düşük görülse de, bu zafer sol kanattaki yükselen enerjiyi gösteriyor.
İlericiler ve Demokratik Sosyalistler bu yıl ülke genelinde görevdeki isimleri mağlup ederek kritik parti adaylıklarını kazandı. Florida’da eyalet temsilcisi Demokratik Sosyalist Angie Nixon, Cumhuriyetçi Senatör Ashley Moody ile yarışmak üzere sürpriz bir zafer elde etti. Michigan’da ise kendisini sosyalist olarak tanımlamayan ilerici Abdul El-Sayed, ılımlı aday Haley Stevens’ı az farkla geride bırakarak Senato adaylığını aldı.
Öte yandan Demokrat yerleşik nizam temsilcileri, çekişmeli ve muhafazakar eyaletlerde genel seçimleri kazanmak için ılımlı adayların daha donanımlı olduğunu savunuyor. Buna karşın son anketler, Demokrat seçmenlerin sosyalizme kapitalizmden daha olumlu baktığını ve Demokratların üçte birinin kendisini Demokratik Sosyalist olarak tanımladığını gösteriyor.
Georgia’dan Kongre’ye yeni isim
Hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın kızı, Atlanta merkezli sandalye için düzenlenen özel seçim ikinci turunda mağlup oldu. Kongre’ye ilk kez 2002’de seçilen ve Temsilciler Meclisi Tarım Komisyonu’nun ilk siyahi başkanı olarak görev yapan David Scott, nisan ayında 80 yaşında hayatını kaybetmişti.
Gwinnett Eyalet Eğitim Kurulu eski başkanı Everton Blair, oyların yüzde 95’inin sayıldığı salı gecesi itibarıyla Marcye Scott’ı yaklaşık 6 puan farkla geride bıraktı. Marcye Scott, temmuz ayındaki ilk özel seçimde Blair’in 10 puan önündeydi. Marcye Scott’ı Temsilciler Meclisi Üyeleri Maxine Waters ve Nikema Williams desteklerken, Blair Georgia Temsilcisi Lucy McBath’in desteğini almıştı.
Blair, Kongre’de yalnızca birkaç ay görev yapacak. Demokrat eyalet temsilcisi Jasmine Clark, David Scott’ın sandalyesinin iki yıllık tam dönemi için mayıs ayındaki ön seçimi kazandı ve kasım ayında kolay bir zafer kazanması bekleniyor.
Blair, Temsilciler Meclisi tekrar toplandığında California’da eski üye Eric Swalwell’in sandalyesi için düzenlenen özel seçimi kazanan Demokrat Aisha Wahab ile birlikte 119. Kongre’ye katılacak. Swalwell, hakkındaki cinsel saldırı iddiaları üzerine istifa etmişti.
Blair ve Wahab’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tarafından hangi tarihte yemin ettirileceği henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi 31 Ağustos’ta tatilden dönecek. İki Demokrat adayın göreve başlamasıyla azınlıktaki Demokratların sandalye sayısı 212’den 214’e çıkacak. Cumhuriyetçiler ise 218 sandalyeyle çoğunluğu elinde bulunduruyor.
Amerika5 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi1 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Dünya Basını2 hafta önceNikkei Asia: ABD-Japonya yen müdahalesi Tokyo için bir başka yenilgi
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Görüş1 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var












