Diplomasi
ABD, Hindistan’ın Rus petrol alımını durdurması karşılığında gümrük vergilerini %18’e indirdi

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Hindistan’la bir ticaret anlaşması yapıldığını açıkladı. Buna göre, Hindistan’ın Rus petrolü satın alımlarını durdurması ve ticaret engellerini azaltması karşılığında, ABD’nin Hindistan menşeli mallara uyguladığı gümrük tarifeleri %50’den %18’e indirilecek.
Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından anlaşmayı sosyal medya üzerinden duyurdu. Trump, Hindistan’ın artık petrolü ABD’den ve potansiyel olarak Venezuela’dan satın alacağını da belirtti.
Beyaz Saray’dan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin Hindistan’ın Rus petrolü alımları nedeniyle tüm Hindistan ithalatına uyguladığı cezalandırıcı nitelikteki ilave %25 vergiyi geri çektiğini söyledi. Bu vergi, hâlihazırda yürürlükte olan %25’lik “karşılıklılık” (reciprocal) tarifesine ek olarak uygulanıyordu.
Haberin ardından ABD’de işlem gören büyük Hindistan şirketlerinin hisseleri yükseldi. BT danışmanlık firması Infosys günü %4,3 artışla kapatırken, danışmanlık şirketi Wipro %6,8 yükseldi; HDFC Bank %4,4 değer kazandı ve iShares MSCI India borsa yatırım fonu %3 yükseldi.
Trump’ın açıklaması, yarı iletken üreticileri ve yapay zekâ alanındaki olumlu havaya da eklenerek başlıca endekslerin gün içinde artı bölgeye geçmesine katkı sağladı.
Trump ayrıca, Modi’nin Hindistan’ı “çok daha yüksek bir düzeyde AMERİKAN MALI SATIN ALMAYA” (BUY AMERICAN) da bağladığını ifade etti. Bunun yanında Hindistan’ın, kömür de dahil olmak üzere ABD’den 500 milyar dolardan fazla enerji alımı yapmayı; ayrıca teknoloji, tarım ürünleri ve diğer ürünleri de satın almayı taahhüt ettiğini ekledi.
Trump, Hindistan için “ABD’ye karşı uyguladıkları tarifeleri ve tarife dışı engelleri de SIFIRA indirecekler” dedi.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre Hindistan, Trump’ın yeniden göreve dönüp geçen yıl ABD tarife oranlarını çift haneli seviyelere yükseltmesinden önce dünyadaki en yüksek tarifelerden bazılarına sahipti: basit uygulanan oran %15,6; fiilî uygulanan tarife oranı ise %8,2 idi.
AZ DETAY MEVCUT
Trump’ın Truth Social mesajında, indirimli tarifelerin başlangıç tarihi, Hindistan’ın Rus petrolü alımlarını sonlandırması için belirlenen son tarih, ticaret engellerindeki azaltımların kapsamı ve Hindistan’ın satın almayı taahhüt ettiği ABD ürünlerinin hangileri olduğu gibi kritik ayrıntılar yer almadı.
Pazartesi gününün ilerleyen saatlerine kadar Beyaz Saray, değişiklikleri resmîleştirmek için gerekli olan başkanlık kararnamesini ya da Federal Register (Federal Sicil) bildirimini yayımlamamıştı.
Beyaz Saray sözcüsü ek detay paylaşmazken, Hindistan’ın ticaret ve dışişleri bakanlıkları da mesai saatleri sonrası gönderilen sorulara hemen yanıt vermedi. Rusya’nın Washington Büyükelçiliği de yorum talebine derhal dönüş yapmadı.
Japonya ve Güney Kore gibi diğer büyük Asyalı ticaret ortaklarıyla yapılan önceki anlaşmalar, ABD sanayilerine yüz milyarlarca dolarlık yatırım taahhütlerini içermişti; ancak Hindistan’la ilgili açıklamada herhangi bir spesifik yatırım taahhüdünden bahsedilmedi.
Emkay Global ekonomisti Madhavi Arora, bu anlaşmanın Hindistan’ı “tarife oranları bakımından Asya’daki benzerleriyle genel olarak aynı çizgiye” getirdiğini söyledi; söz konusu oranların %15–%19 bandında olduğunu belirterek, anlaşmanın Hindistan ihracatı ile rupi üzerindeki orantısız baskıyı ortadan kaldıracağını ekledi.
Hindistan piyasaları, Washington’un tarifeleri yürürlüğe koymasından bu yana ağır darbe almış; 2025’te gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performans gösteren piyasa hâline gelmişti. Bu süreçte yabancı yatırımcı çıkışları rekor seviyelere ulaştı.
ABD’li iş dünyası grupları anlaşmayı temkinli ve eleştirel şekilde karşıladı. Uzun süredir Hindistan’la pazar açıcı bir ticaret anlaşmasını savunan ABD Ticaret Odası (U.S. Chamber of Commerce), Trump’ın açıklamasını bu hedefe doğru bir ilerleme olarak nitelendirdi.
Oda Başkanı Suzanne Clark, yayımladığı açıklamada şunları söyledi: “Bunun, daha kapsamlı bir ticaret anlaşmasına doğru atılan ilk adım olduğu konusunda iyimseriz. Bu anlaşma özel sektör iş birliğini daha da artıracak kapıları açacaktır ve anlaşmanın ayrıntılarını incelemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”
“We Pay the Tariffs” adlı ve 800’den fazla küçük işletmenin yer aldığı koalisyon ise Amerikalılara anlaşmayı kutlamama çağrısı yaptı. Grup, anlaşmayı “2024’e kıyasla Amerikan işletmeleri için %600 vergi artışı” olarak tanımladı. Koalisyon, o dönemde ABD’nin Hindistan ithalatına uyguladığı tarifelerin yaklaşık %2–%3 seviyesinde olduğunu; şimdi ise %18 olacağını ve Hindistan Rus petrolünden tamamen uzaklaşmazsa daha da yükselebileceğini belirtti.
MODİ’DEN “BÜYÜK TEŞEKKÜR”
Modi, X’te yaptığı paylaşımda “Bugün değerli dostum Başkan Trump ile konuşmak harikaydı. ‘Hindistan’da üretilen’ ürünlerin artık %18’e düşürülmüş bir tarife ile karşılaşacak olmasından mutluluk duyuyorum” dedi. “Bu harika açıklama için 1,4 milyar Hint halkı adına Başkan Trump’a büyük teşekkürler” diye ekledi.
Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, anlaşmanın ABD ve Hindistan ekonomilerini birbirine daha da yaklaştıracağını söyledi.
Goyal X’teki paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu anlaşma; çiftçiler, KOBİ’ler (MSME), girişimciler ve nitelikli çalışanlar için, dünyaya üretmek üzere Hindistan’da Üret (Make in India), dünyaya tasarlamak üzere Hindistan’da Tasarla (Design in India) ve dünyaya yenilik yapmak üzere Hindistan’da Yenilik Yap (Innovate in India) vizyonu doğrultusunda eşi görülmemiş fırsatlar yaratıyor. Hindistan’ın ABD’den teknoloji edinmesine yardımcı olacak.”
Anlaşma, Hindistan’ın Avrupa Birliği ile uzun süredir beklenen bir ticaret anlaşmasını imzalamasından bir haftadan kısa süre sonra geldi. Bu AB anlaşmasının, değere göre ticarete konu malların %96,6’sındaki tarifeleri kaldırması veya azaltması bekleniyor. Ancak bu anlaşma kapsamında AB’nin soya fasulyesi, sığır eti, şeker, pirinç ve süt ürünleri tarife indirimleri dışında tutuldu.
Trump yönetimi, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası (International Emergency Economic Powers Act) kapsamında uyguladığı “karşılıklılık” tarifelerini iptal edip etmeyeceğine ilişkin kararından önce, büyük ticaret ortaklarıyla çerçeve anlaşmaları hızla sonuçlandırmaya çalışıyor.
Trump yönetimi yetkilileri geçen ay Tayvan ile bir anlaşmaya vardıklarını ve mahkemenin kararından bağımsız olarak bu tür anlaşmaların devam etmesinin beklendiğini söylüyor. Yetkililere göre, mahkeme iptal kararı verse bile tarifeler başka yasal yetkiler kapsamında yeniden uygulanacak.
BATI YARIKÜRE PETROLÜ
Trump, cumartesi günü, ABD’nin ocak başında düzenlenen bir askerî baskınla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasının ardından, Hindistan’ın Venezuela petrolü satın almasına yönelik olası bir anlaşmaya işaret etmişti.
Bu anlaşma, dünyanın en büyük iki demokrasisi arasında aylar süren gergin ticaret müzakerelerinin ardından geldi.
Geçen ağustosta Trump, Yeni Delhi’yi Rus petrolü almaktan vazgeçmeye zorlamak amacıyla Hindistan’dan yapılan ithalata uygulanan vergileri %50’ye çıkarmıştı. Bu ayın başında ise Hindistan alımları kısmazsa oranın yeniden artabileceğini söylemişti.
Venezuela petrolü alımları, dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı olan Hindistan’ın Rusya’dan aldığı petrolün bir kısmının ikame edilmesine yardımcı olabilir.
Hindistan petrol ithalatına büyük ölçüde bağımlı: ihtiyacının yaklaşık %90’ını ithalatla karşılıyor. Rusya’nın 2022’de Ukrayna müdahalesinden ve Batılı ülkelerin Rus enerji ihracatına yaptırımlar uygulamasından sonra, daha ucuz Rus petrolü ithalatı Hindistan’ın ithalat maliyetlerini düşürmesine yardımcı olmuştu.
Reuters’ın haberine göre Hindistan son dönemde Rusya’dan petrol alımlarını yavaşlatmaya başladı. Ocak ayında alımlar günlük yaklaşık 1,2 milyon varil düzeyindeydi; şubat ayında yaklaşık 1 milyon varile, mart ayında ise 800 bin varile düşmesi bekleniyor.
‘Tüm Anlaşmaların Anası’ Hindistan-AB serbest ticaret anlaşması
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu








