Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırdı

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla İran’a uygulanan deniz ablukası tamamen kaldırıldı ve limanlara yönelik gemi trafiği kısıtlamalarına son verildi. Karar, iki ülke arasında varılan mutabakat çerçevesinde yürürlüğe girdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD savaş gemilerinin bölgedeki anlaşma şartlarını izlemek üzere konuşlu kalmaya devam edeceğini açıkladı.

ABD, Başkan Donald Trump’ın talimatıyla İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırarak bu ülkenin limanlarına giren ve çıkan gemilere yönelik kısıtlamaları sonlandırdı.

Gelişmeyi duyuran ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD Silahlı Kuvvetlerinin artık İran limanlarına yönelik gemi geçişlerini engellemediğini ve deniz ablukasını sağlamaya yönelik tüm faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı.

Açıklamada ayrıca, ABD savaş gemilerinin varılan anlaşmanın şartlarına uyulmasını denetlemek amacıyla bölgede kalmaya devam edeceği belirtildi.

Ablukanın kaldırılması kararı, ABD ile İran arasında 18 Haziran günü imzalanan, savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmayı öngören mutabakat zaptının ardından geldi.

Trump, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da belgeyi imzaladıktan sonra anlaşmanın fotoğrafı onaylanmak üzere İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a iletildi.

İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, daha önce 19 Haziran günü Cenevre’de heyetler arasında yapılması planlanan resmi bir imza töreninin düzenlenmeyeceği bildirildi.

Müzakereler İsviçre’de devam edecek

Axios sitesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Hürmüz Boğazı’nın en kısa sürede ulaşıma açılması amacıyla mutabakat zaptının imzalanma süreci hızlandırıldı.

İsviçre’de ABD ve İran temsilcileri arasında yapılması planlanan görüşme ise iptal edilmedi. Toplantıda ABD Başkan Yardımcısı James David Vance ile İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf’ın, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin başlatılmasını ele alması bekleniyor.

CNN’in aktardığına göre, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptı; tüm cephelerde derhal ateşkes ilan edilmesini, deniz ablukasının kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının yeniden başlatılmasını, İran’a yönelik petrol yaptırımlarının kaldırılmasını ve ABD askerlerinin İran çevresindeki bölgelerden çekilmesini öngörüyor.

Anlaşma ayrıca, İran’ın ekonomik restorasyonu için 300 milyar dolar tahsis edilmesini, dondurulan 24 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasını ve nükleer programa ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması için 60 günlük bir müzakere sürecinin yürütülmesini içeriyor.

Bu süreç karşılığında Tahran yönetimi, nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulundu.

Diplomasi

SpaceX, AB’nin kendi uydu planına karşı Ukrayna kartını öne sürdü

Yayınlanma

SpaceX, AB’nin uydu spektrumuna erişimi kısıtlama planını sert bir dille eleştirdi ve bu adımın Ukrayna’da bağlantı kalitesinin düşme riskini beraberinde getirdiğini savundu.

Avrupalı yetkililerle paylaşılan ve Financial Times (FT) tarafından incelenen bir belgede, SpaceX şunları söyledi:

“Bu öneri, Avrupalıların cihaza doğrudan uydu hizmetlerinden mahrum kalma olasılığını önemli ölçüde artırıyor ya da yeni Avrupa operasyonlarının, Ukrayna’dakiler gibi acil durum hizmetleri de dahil olmak üzere küresel parazit sorunlarına yol açma ihtimalini artırıyor.”

AB, mayıs ayında sunduğu öneride, akıllı telefonların uydulara doğrudan bağlanmasını sağlayan spektrum bandının bir kısmı Avrupalı operatörler için ayrılmasını ve böylece ABD’li ve Çinli operatörlerin kullanabileceği frekansların sınırlandırılmasını tavsiye etmişti.

Şu anda, söz konusu 2 GHz frekans bandı, Viasat ve EchoStar adlı iki Amerikan şirketi tarafından kullanılıyor.

SpaceX, AB planının “iktisadi, teknik ve düzenleyici gerçekliklerin üzerinde bir operatörün kuruluş ülkesine” öncelik verdiğini savundu.

Teklifin açıklandığı sırada, AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen, bloğun “bu sektördeki Avrupa kapasitesini artırmak” istediğini fakat frekans bandının diğer kısımlarında uluslararası operatörlere açık kalacağını belirterek Avrupa’ya öncelik verilmesini savunmuştu.

Planla ilgili müzakerelere katılan diğer kişiler, bazı AB yetkililerinin Elon Musk’ın Starlink platformunu kasıtlı olarak sınırlamak istediğini söyledi.

Avrupa’nın önerisi, Washington’dan gelen bir uyarı atışının ardından geldi. Mart ayında, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), AB’nin Starlink gibi seçenekler yerine Avrupalı uydu operatörlerine öncelik vermesi halinde misilleme yapacağı uyarısında bulunmuştu.

FCC Başkanı Brendan Carr, o dönemde FT’ye verdiği demeçte, “Avrupa’nın uydu egemenliği konusundaki bazı tartışmalar bizi endişelendiriyor. Avrupa bu yolda ilerleyecekse, biliyorsunuz ki biz de karşılıklı önlemler almak zorunda kalacağız,” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun önerisi, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu ile henüz müzakere edilmedi.

SpaceX’e yakın bir kaynak, şirketler ve bazı Avrupa hükümetleri tarafından dile getirilen endişeler göz önüne alındığında, sürecin gidişatını etkilemeyi hâlâ umduklarını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve Kiev iki aşamalı barış planını görüşüyor

Yayınlanma

Ukrayna yönetimi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümü için günlük düzeyde temas yürütüyor. The Economist dergisinin aktardığı plan, çatışma bölgesinin sınırlandırılmasını ve ardından kapsamlı bir barış anlaşmasının yapılmasını öngörüyor.

Ukrayna makamları ile ABD Başkanı Donald Trump’ın ekibi, Rusya ile yaşanan ihtilafın çözümüne yönelik günlük temaslarını sürdürüyor.

The Economist dergisinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington ve Kiev yönetimleri iki aşamalı bir çözüm planını müzakere ediyor.

Söz konusu öneriler arasında ilk aşamada cephe hattının her iki tarafında 50 ila 70 kilometrelik bir alanda çatışmaların sınırlandırılması, ikinci aşamada ise daha kapsamlı bir barış anlaşmasının imzalanması yer alıyor.

Buna karşın üst düzey bir Ukraynalı yetkili, dergiye yaptığı açıklamada, Rusya’nın ekim ayından önce herhangi bir taviz vermesinin pek olası görünmediğini ifade etti.

Haberde, olası bir barış anlaşmasının önündeki engellerin oldukça ciddi olmaya devam ettiği vurgulandı.

Ancak Beyaz Saray’a yakın kaynaklar, Trump’ın konuya yaklaşımında değişimler yaşandığını belirterek bu savşaın kendisi için insani açıdan daha anlaşılır hale geldiğini kaydediyor.

Trump, 16 Haziran tarihindeki G7 Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki ihtilafın çözümü için kendi payına düşen her şeyi yapma niyetinde olduğunu dile getirmişti.

Trump, “Sekiz savaşı çözüme kavuşturdum. Bunun çözülmesinin en kolayı olacağını düşünmüştüm. Evet, elimden gelen her şeyi yapacağım” şeklinde konuşmuştu.

Moskova ve Kiev’den arabuluculuk rolüne temkinli yaklaşım

Diğer yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’ye Rusya-Ukrayna savaşının çözümünde bir arabuluculuk rolü biçilmesini basitleştirilmiş bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Zaharova, ABD’li özel temsilcilerin şu anda öncelikle Ortadoğu bölgesinde görevlendirildiğini vurguladı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Ukrayna meselesinin çözümü konusunda Washington ile yürütülen diyaloğun bir kısır döngü içinde ilerlediği görüşünü paylaştı.

Ukrayna basınına konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi kaynakları da Kiev’in, ABD’nin müzakere sürecindeki arabulucu rolüne temkinli yaklaştığını aktardı.

Bu gelişmelere rağmen Moskova ve Washington, ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile başkanın damadı Jared Kushner’ın Rusya’ya gerçekleştireceği ziyaret konusunda mutabık kaldı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, G7 Zirvesi’ndeki konuşmasında kış başlamadan önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme arzusu taşıdığını belirtmişti.

Kremlin yetkilileri ise Zelenskiy’e, “sorumlu ve ciddi şekilde konuşmaya hazır olması halinde” görüşme için Moskova’ya davetli olduğunu hatırlatmıştı. Putin, mevcut koşullarda Zelenskiy ile bir araya gelmenin bir anlamı olmadığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Sigorta sektörü için bağımsız savaş komisyonu kurulabilir

Yayınlanma

Dünyanın önde gelen sigorta şirketleri, büyük güçler arasındaki gerilimlerin artmasıyla birlikte “savaş” kavramının sigorta poliçelerinde nasıl tanımlanması gerektiğini yeniden değerlendiriyor. Financial Times’ın haberine göre, özellikle denizcilik ve havacılık sigortalarında kullanılan mevcut istisna hükümlerinin kapsamı yeniden ele alınıyor.

Financial Times’ın (FT) haberine göre, küresel sigorta sektörü, büyük güçler arasında doğrudan bir çatışma ihtimaline ilişkin risklerin artmasıyla birlikte “savaş” kavramına daha net bir tanım getirmeye çalışıyor.

İngiliz sigorta şirketi Lloyd’s bünyesindeki uzmanlar, denizcilik ve havacılık sigortalarında standart hükümler arasında yer alan “beş güç istisnası”nda değişiklik yapılması ihtimalini değerlendiriyor.

Söz konusu hüküm, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Çin veya Rusya arasında savaş çıkması halinde sigorta teminatının geçersiz hale gelmesini öngörüyor.

Lloyd’s, bu ülkeler arasında yaşanabilecek bir çatışmanın sonuçlarının son derece yıkıcı olacağını ve şirketlerin çok büyük zararlarla karşı karşıya kalabileceğini öngörüyor.

Ülkeler arasındaki gerilimin artması, “düşmanca eylemler” ile “savaş eylemleri” arasındaki sınırın daha net çizilmesine yönelik yeni girişimleri de beraberinde getirdi.

Sigorta brokeri Marcus Baker, FT’ye yaptığı açıklamada, “Beş güçten ikisinin dahil olduğu bir olayla karşı karşıya kalmaya tehlikeli derecede yakınız” dedi.

Baker, piyasa aktörlerinin “neyin büyük ve ciddi bir olay, neyin olmadığı konusunda daha fazla açıklığa ihtiyaç duyduğunu” ifade etti.

Habere göre Lloyd’s Market Association (LMA), savaş istisnasının uygulanmayacağı çeşitli senaryolar önerdi.

Gazeteye konuşan bir kaynak, bunlar arasında siber saldırılar, insansız hava araçları ve denizaltı sabotaj operasyonlarından kaynaklanan risklerin yer aldığını söyledi.

Ancak LMA’nın, sigortacıların kendi takdirleriyle uygulamaktan vazgeçebileceği bu düzenlemeyi yayımlayıp yayımlamama konusunda henüz karar vermediği belirtildi.

LMA Hukuk ve Düzenleme İşleri Direktörü Arabella Ramage, kuruluşun söz konusu istisnaya ilişkin “daha net açıklamalar” getirecek yeni bir hüküm eklemeyi planladığını söyledi.

Bağımsız komisyon önerisi gündemde

Değerlendirilen değişikliklerden biri de, belirli bir çatışmanın sigorta ödemeleri açısından resmen savaş sayılıp sayılamayacağına karar verecek bağımsız bir komisyon kurulması.

Bununla birlikte bazı hukukçular, böyle bir komisyonun vereceği kararların yargı yetkisi açısından sorun yaratabileceği görüşünde.

Hukuk firması Covington’da görev yapan avukat Marty Myers, “Londra’daki bir komisyonun bir eylemin savaş olmadığı yönündeki kararı, ABD mahkemelerinde hiçbir işe yaramayabilir” dedi.

Öte yandan Danimarka hükümeti geçen yıl mayıs ayında, ülkenin ticaret filosunun hem üçüncü ülkeler arasındaki savaşlara hem de Danimarka’nın doğrudan taraf olduğu çatışmalara karşı sigortalanmasına imkan tanıyacak bir yasa tasarısı sunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English