Diplomasi
ABD, İran’ın 12 milyar dolarlık dondurulan varlığını serbest bırakmayacak

ABD yönetimi, Tahran’ın dondurulmuş varlıklarından 12 milyar doların derhal serbest bırakılacağına yönelik iddiaları yalanladı. Axios’a konuşan Beyaz Saray yetkilileri, İran’dan gelen açıklamayı asılsız olarak nitelendirerek taahhütler yerine getirilmeden hiçbir fonun çözülmeyeceğini bildirdi.
ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İran’ın dondurulmuş varlıklarından 12 milyar doların derhal serbest bırakılacağına yönelik iddiaları yalanladı.
Beyaz Saray, söz konusu iddiayı asılsız bir dezenformasyon olarak nitelendirerek hiçbir kaynağın hemen serbest bırakılmayacağını bildirdi.
Axios muhabiri Barak Ravidin X sosyal medya platformundaki paylaşımına göre, üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Tahran’ın dondurulmuş fonlarından 12 milyar doları 60 günlük müzakereler başlamadan önce alacağına dair İran tarafından yapılan açıklamayı yalanladı.
Amerikalı yetkili, “Bu kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Bu, sonuçlara göre ödeme esasına dayalı bir anlaşmadır ve İranlılar yükümlülüklerini yerine getirmeden dondurulan hiçbir varlık serbest bırakılmayacaktır” diyerek İran tarafının iddialarını asılsız bir bilgi yayma girişimi olarak nitelendirdi.
İran basınında yer alan 14 maddelik taslak
İran’ın Mehr haber ajansı, ABD Başkanı Donald Trumpın açıklamalarının ardından 15 Haziran gecesi, barış anlaşması taslağında yer aldığı belirtilen 14 maddeyi yayımlamıştı.
Bu listede Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ateşkes sağlanması, ablukanın kaldırılması, Hürmüz Boğazının yeniden faaliyete geçmesi, yaptırımların kaldırılması ve müzakereler başlamadan önce dondurulmuş fonlardan 12 milyar doların derhal serbest bırakılması gibi maddeler yer alıyordu.
Financial Times gazetesinin bir kaynağa dayandırdığı habere göre ise anlaşma şartları uyarınca, anlaşmanın imzalanmasını takip eden ilk 30 gün içinde Hürmüz Boğazı mayınlardan temizlenecek ve kademeli olarak deniz trafiğine açılacak.
Ayrıca İran, 60 gün boyunca gemilerin geçişinden ücret almamayı taahhüt ederken, ABD de buna karşılık olarak deniz ablukasını kaldıracak.
Gelişmeler dünya liderleri arasında olumlu bir yankı buldu. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer anlaşmayı “savaşı sona erdirme yolunda son derece önemli bir adım” olarak nitelendirirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron boğazın açılması konusunda destek sözü verdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise anlaşmanın bölgede kalıcı barış ve güvenliğin kapısını aralayabileceğini ifade etti.
Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, AB’Dnin İran ile bir barış anlaşmasına varmasına yardımcı olduğunu açıkladı.
Diplomasi
AB, Ermenistan için acil ticaret desteği hazırlıyor

Financial Times’ın haberine göre Avrupa Birliği, Rusya’nın ithalat kısıtlamalarının ardından Ermenistan ekonomisini desteklemek amacıyla acil ticaret önlemleri hazırlıyor. Paket kapsamında yaklaşık 420 milyon avro değerindeki Ermeni ürünlerinde gümrük vergilerinin düşürülmesi öngörülüyor.
Avrupa Birliği, Rusya’nın ithalat kısıtlamalarının ardından Ermenistan ekonomisini desteklemek amacıyla acil ticaret önlemleri hazırlıyor.
Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Avrupa Komisyonu, Rusya’nın uyguladığı kısıtlamaların etkilerini telafi etmek için Ermenistan’a yönelik bir ticaret destek programı üzerinde çalışıyor.
Habere göre planlanan önlemler arasında Ermeni ürünlerinin Avrupa Birliği’ne ihracatında uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesi yer alıyor. Yaklaşık 20 ürün kategorisini kapsayan düzenlemenin yıllık toplam hacminin yaklaşık 420 milyon avro olduğu belirtiliyor.
Kaynaklar, söz konusu teklifin önümüzdeki haftalarda resmen gündeme getirilebileceğini aktardı.
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Ulof Gill, “Avrupa Komisyonu, daha fazla Ermeni işletmesinin AB’de yeni pazar fırsatlarına erişmesine yardımcı olmak ve ülke ekonomisinin en fazla zarar gören alanlarını desteklemek amacıyla otonom ticaret önlemleri önerecek” dedi.
Ancak kaynaklar, planın bazı zorluklarla da karşılaşabileceğine işaret etti. Buna göre Ermeni konyağı ihracatı Fransız üreticilerle anlaşmazlıklara yol açabilir.
Ayrıca Ermenistan’ın denize çıkışının olmaması, çabuk bozulan ürünlerin taşınmasını zorlaştırıyor.
Rusya, mayıs ayının sonunda Ermenistan’dan çiçek ürünleri ithalatını yasakladı. Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), izin verilen iyon, klorür ve sülfat seviyelerinin aşılması gerekçesiyle Jermuk markalı tüm maden suyu partilerinin Rusya’ya girişini ve ülke içindeki dolaşımını da durdurdu.
Kısıtlamalar ayrıca üç Ermeni üreticinin zorunlu standartlara uymadığı belirtilen konyak ve şaraplarının satışını da kapsadı. Bunun yanı sıra taze domates, salatalık, yeşillik ve çilek ithalatına da sınırlamalar getirildi.
Ermenistan Gıda Güvenliği Denetim Kurumu daha sonra kısıtlamaların nedenlerini belirlemek ve sorunu çözmek için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.
Ardından Başbakan Nikol Paşinyan, zarar gören çiftçilerin kayıplarını karşılamaya hazır olduklarını söyledi.
Haziran ayının başında ise Ermenistan’dan çekirdekli meyveler ve üzüm ithalatına geçici kısıtlamalar yürürlüğe girdi. Kiraz, vişne, kayısı, erik, şeftali ve nektarin de yasak kapsamına alındı.
Rusya’ya ithal edilmek üzere gönderilen canlı balıklar için sertifikasyon işlemlerine yönelik geçici yasak da uygulanmaya başlandı.
Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, 11 Haziran’da yaptığı açıklamada, Erivan’ın Rusya’ya ürün ihracatında karşılaşılan engeller nedeniyle Avrasya Ekonomik Komisyonu’na (AEK) başvurduğunu bildirdi.
Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) üyesi olmaya devam ederken aynı zamanda Avrupa Birliği ile yakınlaşma politikası izliyor.
Rusya’nın uyguladığı kısıtlamaların ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’nin Erivan’a yönelik “ekonomik baskı” nedeniyle destek hazırladığını ve bunun 50 milyar avroyu aşan mali yardımı da içerdiğini açıklamıştı.
Diplomasi
AB, Çin’e karşı daha sert bir yaklaşım peşinde

Perşembe günü Brüksel’de bir araya gelecek AB liderleri, haksız ticaret uygulamaları iddiasıyla Çin’e karşı daha çatışmacı bir tutum talep ediyor.
AB Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič, pazartesi günü AB dışişleri bakanları toplantısının ardından, “Çin ile ticari ilişkilerimiz, bir yeniden düzenleme gerektiren bir noktaya ulaştı; bu bir çatışma değil, yeniden dengeleme. Mevcut durum sürdürülebilir değil, ne iktisadi ne de siyasi açıdan,” dedi.
Šefčovič, geçen yıl 360 milyar avroya ulaşan ve büyümeye devam eden ikili mal ticaret açığına atıfta bulunuyordu.
AB’nin en büyük ekonomisi ve uzun süredir ihracat gücü olan Almanya, Çin ile ticaret açığına düşen en son AB ülkesi oldu.
Bir AB diplomatı Brüksel’deki tartışmaya ilişkin olarak POLITICO’ya verdiği demeçte şunları söyledi:
“İvme, daha iddialı bir tutum sergileme yönünde kayıyor. Fakat bu tür konularda ayrıntılar her zaman çok önemlidir. Avrupa Konseyi’nde izlenecek yol konusunda anlaşsak bile, mesele bu yetkiyi nasıl hayata geçireceğimize gelir ve işte burada işler karmaşıklaşıyor.”
Çin’in kapasite fazlasına ilişkin endişeler artarken, Komisyon ticaret soruşturmaları başlattı, yeni savunma araçları önerdi ve piyasa bozulmalarını gidermesi için Pekin üzerindeki baskıyı artırdı.
Çin de aynı şekilde karşılık veriyor ve yabancı rakiplerini pazarından dışlamak için önlemler alıyor.
Yine de AB, ticaret “bazukası” olarak adlandırılan Zorlama Karşıtı Araç’ı (ACI) devreye sokmak gibi tam anlamıyla bir çatışmaya girmeyecek.
Popülerliği düşük hükümetler, zaten sarsılmış ekonomilerini tehlikeye atmaktan ve hayal kırıklığına uğramış seçmenleri daha da kızdırmaktan çekiniyor.
Bir başka AB diplomatı, “O kadar kırılgan durumdayız ki bu araçları kullanmak zor. Biri tüm endüstriyel üretiminizi durdurabiliyorsa, ACI’yi nasıl kullanabilirsiniz?” diye sordu.
Şu an için Komisyon, iki yönlü bir strateji izliyor: Pekin ile diyaloğu yoğunlaştırırken, gerekirse harekete geçmeye hazır olduğunu da ima ediyor.
Bu ayın başlarında Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Ling Ji, haziran sonunda Ticaret Bakanı Wang Wentao ile Šefčovič arasında yapılacak toplantının zeminini hazırlamak üzere Brüksel’e gitti.
Görüşmelerin nasıl geçtiğine aşina bir kaynağa göre, toplantı birkaç saat sürdü ve kolay geçmedi.
Ling, DG TRADE’deki muadili Ditte Juul Jørgensen’e AB’nin bir ticaret savaşı başlatmak isteyip istemediğini sorarak doğrudan bir soru yöneltti.
Kaynağın aktardığına göre, kısa süre önce ticaret departmanının başına geçen Juul Jørgensen, Ling’e bunun Avrupa’nın niyeti olmadığını garanti etti. Komisyon ise yorum yapmaktan kaçındı.
Perşembe günü yapılacak Avrupa Konseyi toplantısı, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in mayıs ayı sonunda bir strateji toplantısı düzenlemesinin ardından liderlere durumu değerlendirmek için ilk fırsatı sunuyor.
Herhangi bir karar alınması beklenmese de, Brüksel’de akşam yemeği sırasında yapılacak tartışma, liderlerin daha sert önlemler alma konusundaki istekliliğini ölçmek açısından kritik bir sınav olacak.
Seçeneklerden biri, kimya ve takım tezgahları gibi Çin rekabetinden en çok etkilenen sektörler için “koruyucu önlemler” olarak bilinen ithalat kotalarının daha geniş çapta kullanılması.
Bir diğer seçenek ise, hassas sektörlerdeki şirketlerin hammadde tedarikini en az üç uluslararası tedarikçiden sağlamasını zorunlu kılacak yeni bir “çeşitlendirme aracı.”
Üçüncü ve daha agresif bir seçenek ise, Çin’e kapsamlı gümrük vergileri uygulayacak bir kapasite fazlası önleme aracı olabilir.
AB, bu tür önlemlerin Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla bağdaşmasının zor olacağı gerekçesiyle şimdiye kadar buna direndi.
AB’nin diplomatik birimi olan Avrupa Dış Eylem Servisi’nin eski Asya-Pasifik genel müdürü Gunnar Wiegand, “Uyum düzeyi giderek artıyor,” dedi.
Şu anda Alman Marshall Fonu’nda misafir seçkin araştırmacı olarak görev yapan Wiegand’a göre Avrupa’daki tüm hükümetler için artık açık hale gelen şey, “Avrupa’nın endüstriyel tabanının tehlikede olduğu.”
Fransa, İtalya, Hollanda, Litvanya ve en son olarak Polonya, haksız ticaret uygulamaları sergileyen ortaklara karşı AB’yi daha sert bir tutum sergilemeye çağıran bir pozisyon belgesini destekledi.
Fransızların öncülüğündeki belge, koruma önlemlerinin daha geniş çapta uygulanmasını talep etmenin yanı sıra, ihracatçıların üretimi yurtdışına taşıyarak gümrük vergilerinden kaçınmalarını önleyecek adımlar atılmasını da istiyor.
Almanya, Pekin’in iktisadi ağırlığı nedeniyle geleneksel olarak bu ülkeyle ilişkilerini bozmaktan kaçınıyor.
Fakat Şansölye Friedrich Merz, Çin’i açıkça isim vermeden, “diğer devletlerin ticareti bozan uygulamaları”na karşı Berlin’in daha sert bir yaklaşıma açık olduğunu işaret etti.
Üçüncü bir AB diplomatı, “Sonunda önlemler alacağımızdan endişeli değilim. Durum o kadar vahim ki, Almanlar bile bu önlemlerin gerekliliğini kabullenmeye başlıyor,” dedi.
Bu arada Çin, nadir toprak elementleri tedarikinde hâlâ tam kontrolünü elinde tutuyor; bu elementler, üst düzey bilgisayarlardan silahlara kadar her alanda ihtiyaç duyuluyor.
Dördüncü diplomat, “Gerçekten ne kadar manevra alanımız var? Zaten zor durumda olan sektörlere zarar vermemek için çok dikkatli hareket etmek zorundayız. O kadar da fazla alanımız yok,” diyerek uyarıda bulundu.
Diplomasi
AI çılgınlığı gelişmekte olan ülkeleri borç batağına sürükleyebilir

Yeni bir Dünya Bankası raporu, yapay zekanın (AI) küresel ekonomiyi yeniden şekillendirmeye başladığı bir dönemde gelişmekte olan ülkelerin büyük bir kısmı için uyarılarda bulundu.
COVID-19 salgını, Ukrayna savaşı ve şimdi de İran savaşı gibi bir dizi sarsıntı, dünyanın en yoksul ülkelerini özellikle sert bir şekilde sarstı.
Bu ülkeler, AI kaynaklı verimlilik ve harcama süper döngüsünden yararlanmak için yeterince hazırlıklı olmama riskiyle karşı karşıya.
Dünyanın en yoksul ülkeleri, bu döneme borç yükü, zayıf yatırımlar ve yıllardır durgunlaşmış kalkınma ile girecek ve bu kazanımlardan pay alabilmek için gerekli altyapı ve becerileri geliştirme kapasiteleri çok sınırlı olacak.
Daha kısa vadede, Dünya Bankası küresel büyüme tahminini 2025’teki %2,9’dan bu yıl %2,5’e düşürdü.
Rapor ayrıca İran savaşının dalga etkileri finansal piyasaları bozacak kadar uzun sürerse büyümenin %1,3’e gerileyebileceğini belirtti.
Dünya Bankası baş ekonomisti Indermit Gill, kurumun küresel görünüm raporunda, “2020’lerin ilk yarısı artık geride kaldı ve bu on yılın çoktan kaybedilmiş olması muhtemel. Fakat 2030’lar henüz kaybedilmiş değil,” diye yazdı.
Gill şöyle devam etti:
“Şu anda bir araya gelen iktisadi güçler… önümüzdeki on yılda dönüştürücü bir ilerlemeyi tetikleyecek kadar güçlü.”
Ne var ki Gill, gelişmekte olan ekonomilerin bu teknolojiden yararlanmak için gerekli koşullara sahip olmaması halinde “yapay zeka devriminin zengin ve yoksul ülkeler arasındaki uçurumu daraltmak yerine daha da genişletebileceği” uyarısında bulundu.
Bankanın iktisatçıları, birçok gelişmekte olan ekonominin AI teknolojisinden tam olarak yararlanmak için gerekli olan bilgi işlem altyapısı, teknik uzmanlık ve yerel dilde verilere sahip olmadığını belirtti.
Raporda şöyle deniyor:
“Gelişmekte olan ekonomiler, küresel veri merkezi kapasitesinin dörtte birinden azını oluşturuyor. Dünyanın en yoksul 24 ekonomisi ise bu kapasitenin yüzde 1’inin onda birinden azını oluşturuyor.”
Bankanın tahminine göre, gelişmekte olan ve yeni ortaya çıkan piyasalardaki büyüme bu yıl %3,6’ya gerileyecek ve kişi başına gelir artışı, pandemiden bu yana en düşük seviyeye inecek.
Grubun uzun vadeli tahminine göre ise yapay zeka, temiz enerji yatırımları ve daha sıkı bölgesel ticaret bağlarıyla birlikte, nihayetinde bu gidişatı tersine çevirebilir, verimliliği artırabilir ve 1970’lerden bu yana en refah dolu on yılın zeminini hazırlayabilir.
Dünya Bankası, tekrarlanan şokların gelişmekte olan ülkelerin büyük bir kısmına şimdiden on yıllık bir ilerleme kaybına mal olduğunu savunuyor.
2030’lu yıllara ilişkin iyimser tahminleri, 2020’li yıllardaki krizlerle zayıflayan ülkelerin, bir sonraki büyüme dönemini şekillendirecek gibi görünen teknolojilere ve yatırımlara hâlâ hazırlanabilmeleri durumunda gerçekleşebilir.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Çin’in yükselişi küresel kapitalizmin tüm dengelerini sarsıyor
Asya2 hafta önceJaponya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?










