Diplomasi
ABD’nin Anthropic kararı Avrupa’da teknoloji bağımlılığı tartışmasını büyüttü

ABD’nin Anthropic’in en gelişmiş yapay zekâ modellerine yabancı kullanıcıların erişimini durdurması, Kanada ve Avrupa’da teknolojik bağımsızlık tartışmalarını hızlandırdı. Kanada Başbakanı Mark Carney, birkaç güçlü yapay zekâ modeline aşırı bağımlılığın risklerine dikkat çekerken, Avrupa’daki siyasetçiler yerli yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinin hızlandırılması çağrısında bulundu.
ABD’nin Anthropic’in en gelişmiş yapay zekâ modellerine yabancı kullanıcıların erişimini durdurma kararı, Kanada ve Avrupa’da teknoloji bağımlılığı ve yapay zekâ egemenliği tartışmalarını gündeme taşıdı.
Bloomberg’in aktardığına göre Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD’nin kararının birkaç güçlü yapay zekâ aracına aşırı bağımlılığın doğurabileceği riskleri ortaya koyduğunu söyledi.
Carney, “Mythos ve Fable nedeniyle şu anda hepimizin içinde bulunduğu durum, belirli modellere aşırı derecede güvenirsek yeniden yaşanabilir” dedi.
Carney ayrıca, “Bu durumda hiç kimse yanlış bir şey yapmadı” ifadelerini kullandı.
Kanada ile ABD arasında yapay zekâ alanında “iyi bir bilgi paylaşımı” bulunduğunu belirten Başbakan, Anthropic’in en yeni modeliyle bağlantılı bazı risklerin tespit edildiğini de kaydetti.
Bloomberg, 15-17 Haziran tarihlerinde düzenlenecek G7 Zirvesi’nde yapay zekâ konusunun da ele alınacağını bildirdi. Habere göre Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei ile OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman’ın çarşamba günü yapılacak toplantıya katılması bekleniyor.
Carney, “Yapay zekâ alanında ilerleme kaydetmemiz gerekiyor” derken, zirve sonunda belirlenen hedeflerin tamamlandığının ilan edilmeyeceğini de ifade etti.
Reuters’ın haberine göre ABD Ticaret Bakanlığı’nın yabancı kullanıcıların Anthropic modellerine erişimini askıya alma talimatı, Avrupa’nın Amerikan yapay zekâ modellerine ne ölçüde bağımlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Ajans, Avrupa’daki siyasetçilerin söz konusu kararın ardından yerli yapay zekâ modellerinin geliştirilmesini hızlandırma çağrısında bulunduğunu aktardı.
Fransa’da Ulusal Birlik Partisi lideri Jordan Bardella, “Bu ani karar bize yapay zekânın artık ulusal egemenlik açısından ciddi bir mesele olduğunu hatırlatıyor” dedi.
Bardella, kendi yapay zekâ modellerini geliştirmeye “acilen” başlamayan ülkelerin “diğer devletlerin kararlarına giderek daha fazla bağımlı hale geleceğini” söyledi.
Finlandiya’nın muhafazakâr partisinden Avrupa Parlamentosu üyesi Aura Salla ise, “Avrupa teknolojik altyapısını, yabancı bir hükümet tarafından bir gecede kesilebilecek erişime dayandırmaya devam edemez” değerlendirmesinde bulundu.
Bulgaristan’ın muhafazakâr partisinden Avrupa Parlamentosu üyesi Eva Maydell de Avrupa’nın “hangi saldırı ve savunma kapasitesini geliştirmek istediğini, bunu nasıl hızla gerçekleştireceğini ve güvenilir ortaklarla nasıl çalışacağını belirlemesi gerektiğini” ifade etti.
Reuters, birçok yorumcunun dikkatini Fransız yapay zekâ şirketi Mistral’a çevirdiğini belirtti. Ajansın aktardığına göre şirket, 20 milyar avro değerleme üzerinden 3 milyar avroluk yeni yatırım çekmek için görüşmeler yürütüyor.
Anthropic, 13 Haziran’da yaptığı açıklamada ABD hükümetinin, şirketten en gelişmiş yapay zekâ modelleri olan Fable 5 ve Mythos 5’e ABD vatandaşı olmayan tüm yabancı kullanıcıların erişimini kapatmasını istediğini duyurmuştu.
Daha sonra ABD’li yatırımcı ve ABD Başkanı’nın Bilim ve Teknoloji Danışmanları Konseyi eş başkanı David Sacks, kararın gerekçesini bu modellerde yer alan güvenlik mekanizmalarının aşılmasına imkân tanıyan bir yöntemin tespit edilmesi olarak açıkladı.
Diplomasi
Macron, Hürmüz’den geçiş ücreti konusunda uyarılarda bulundu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron İran’ı Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere geçiş ücreti uygulamaması konusunda uyardı.
Fars haber ajansı daha önce, Tahran’ın Orta Doğu savaşını sona erdirmeye yönelik ABD ile yapılan çerçeve anlaşmasına, açıklanmasından kısa bir süre önce denizcilik hizmet ücretlerinin uygulanmasına ilişkin bir madde eklediğini bildirmişti.
Macron, ABD Başkanı Donald Trump’ın da katılacağı Fransa’daki G7 zirvesi öncesinde TF1 televizyonuna verdiği demeçte, “Uluslararası hukuku savunuyoruz ve geçiş ücreti alınmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız,” dedi.
Anlaşmanın ayrıntıları kamuoyuna açıklanmadı. Macron, anlaşmanın “elektronik olarak” imzalandığını ve ana metne konacak eklerin cuma günü “son halini alacağını” söyledi ve “ayrıntılara girmek istemediğini” kaydetti.
Macron, Hürmüz’ün açılmasını sağlamak için Fransa-İngiltere ortak misyonunun “çok hızlı” bir şekilde harekete geçmeye hazır olduğunu, Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle’ün “iki ila üç gün içinde” bölgeye ulaşmaya hazır olduğunu söyledi.
Macron, “Bu anlaşmanın hayata geçmesi ve Hürmüz’ün yeniden açılması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz,” dedi.
Avrupa ülkeleri, enerji ve diğer malların fiyatlarını düşürmek için Boğaz’ın yeniden açılmasını sabırsızlıkla bekliyor.
Macron, anlaşmanın Tahran için bir zafer olduğu iddialarını reddetti ve “Sabırlı ve ihtiyatlı olacağım,” dedi:
“Bildiğiniz gibi, biz o saldırıya katılmadık. Dolayısıyla şu anki hedefimiz Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Ve elbette, iktidardakileri zenginleştirecek herhangi bir geçiş ücreti ya da benzeri bir şey olmamalı.”
Fransız lider, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının etkisiz hale getirilmesi ve BM nükleer denetim kurumunun gözetimi altına alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Macron, “Kalan zenginleştirilmiş uranyum kapasitelerinin uygun şekilde etkisiz hale getirilmesini sağlayacağız,” dedi.
Macron, hassas stokların “ya dışarı çıkarılması ya da seyreltilmesi” gerektiğini ve ardından Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Diplomasi
Estonya, Rus sunucularından gelen e-postaları filtreleyecek

Estonya’da devlet kurumları, 31 Ağustos’tan itibaren Rus sunucularından gönderilen e-postalara yönelik yeni bir güvenlik uygulaması başlatacak. .ru alan adlarından gelen iletiler doğrudan teslim edilmeyecek, ek inceleme için karantinaya alınacak. Hükümet, kararın gerekçesi olarak 2022’den bu yana Rus sunucularından gelen siber tehdit içerikli e-postalardaki artışı gösteriyor.
Estonya’daki devlet kurumları, 31 Ağustos’tan itibaren Rus sunucularından gönderilen elektronik postaların kabulüne kısıtlama getirecek.
Estonya Adalet ve Dijital Teknolojiler Bakanı Liisa Pakosta’nın ERR’ye yaptığı açıklamaya göre, .ru alan adından gönderilen e-postalar ek inceleme amacıyla karantinaya yönlendirilecek.
Pakosta, bu kararın gerekçesinin 2022 yılından bu yana Rus sunucularından gelen ve gerçek siber tehditler içeren e-postalardaki artış olduğunu belirtti.
Bakan, “.ru alan adına sahip e-posta adresleri yüksek siber risk oluşturuyor. Bunlar aracılığıyla kişisel veri tabanlarına sızılmaya çalışılması yönünde ciddi bir tehlike var” dedi.
Pakosta ayrıca Estonya Devlet Bilgi Sistemleri Dairesinin daha önce birçok kez uyarıda bulunduğunu ve Rus sunucularından gelen e-postaların sıklıkla zararlı yazılım yaymak amacıyla kullanılan kimlik avı mesajları olarak değerlendirildiğini söyledi.
Bakanın açıklamasına göre karantina mekanizması devlet kurumlarında halihazırda kullanılıyor ve başka nedenlerle şüpheli görülen e-postalara da uygulanıyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte Rus sunucularından gönderilmiş olması da bu risk göstergeleri arasına eklenecek.
Pakosta, “.ru uzantılı adreslerden gelen e-postalar artık Estonyalı kamu görevlilerinin posta kutularına doğrudan ulaşmayacak. Bu iletiler karantinaya alınacak ve her memur, kurumunun kuralları çerçevesinde bunları karantinadan açabilecek” dedi.
Bakan, bu nedenle söz konusu e-postalara verilecek yanıtların daha güvenli sunuculardan gelen iletilere kıyasla daha uzun sürede işleme alınacağını da ekledi.
Liisa Pakosta, yerel yönetimlere de devlet kurumlarının uygulamasını örnek almalarını tavsiye etti, ancak nihai kararın kendilerine ait olduğunu belirtti.
Estonya’daki devlet kurumlarıyla iletişim kurmak için .ru alan adına sahip e-posta adresi kullananlara da bu adresleri mümkün olan en kısa sürede, Rus makamlarının kontrolünde olmayan başka adreslerle değiştirmeleri önerildi.
Bakan, söz konusu kararı Estonya’dan Rus askerlerinin çekilmesinin yıl dönümüne denk getirdi. Bu yıl dönümü ülkede her yıl 31 Ağustos’ta anılıyor.
Diplomasi
Airbus, Ukraynalı drone üreticisi SkyFall ile ortaklık kurdu

Avrupalı havacılık ve savunma şirketi Airbus Defence and Space, Ukraynalı savunma şirketi SkyFall ile stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Berlin’deki ILA havacılık fuarında imzalanan mutabakat, Ukrayna’nın hava sahasını füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koruma kapasitesini güçlendirmeyi ve Avrupa savunma ekosistemini geliştirmeyi hedefliyor.
Avrupalı havacılık ve savunma şirketi Airbus Defence and Space, Ukraynalı savunma şirketi SkyFall ile stratejik ortaklığa yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.
Ağır saldırı tipi Vampire insansız hava araçlarıyla tanınan SkyFall’un ürünleri Ukrayna ordusunda yaygın olarak “Baba-Yaga” olarak adlandırılıyor.
Berlin’de düzenlenen ILA havacılık fuarında imzalanan anlaşmanın, Ukrayna’nın hava sahasını füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koruma kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi.
Airbus’ın açıklamasına göre işbirliği, Batılı teknolojiler ile Ukrayna’nın savaş sahasındaki deneyimini bir araya getirerek Avrupa savunma ekosisteminin geliştirilmesine de katkı sağlamayı hedefliyor.
Airbus, anlaşmanın Avrupa ülkeleri için ortak bir hava savunma sistemi oluşturmayı amaçlayan European Sky Shield Initiative (ESSI) girişiminin hedefleriyle uyumlu olduğunu vurguladı.
Şirket ayrıca ortaklığın Avrupa’nın teknolojik egemenliğini güçlendireceğini ve Ukrayna savunma teknolojilerinin Avrupa pazarına açılmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Airbus Defence and Space Üst Yöneticisi (CEO) Michael Schöllhorn, güncel tehditlerin yeni yaklaşımlar gerektirdiğini söyledi. Schöllhorn, “Avrupa genelinde dronlar ve diğer silah sistemleriyle gerçekleştirilen kitlesel ve düşük maliyetli saldırılar biçimindeki yeni tehditlere karşı koymak, teknolojik esneklik, uluslararası uyumluluk ve savaş koşullarında test edilmiş çözümlerin kullanılmasını gerektiriyor” dedi.
SkyFall CEO’su Nikolay Makoveyev ise işbirliğinin temel unsurlarından birinin, şirketin geliştirdiği P1-SUN önleme dronlarının Airbus Air C2 hava sahası yönetim sistemine entegrasyonu olacağını açıkladı.
Makoveyev, P1-SUN önleme dronlarının şimdiye kadar çeşitli tiplerde yaklaşık 10 bin Rus insansız hava aracını imha ettiğini belirterek, “İşte bu deneyim, hem Ukrayna hem de Avrupa hava sahasını korumaya yönelik yeni nesil çok katmanlı hava savunma sistemi geliştirmek için Airbus ile kurduğumuz ortaklığın temelini oluşturdu” ifadelerini kullandı.
Haziran 2022’de kurulan SkyFall, kısa sürede Ukrayna’nın en büyük insansız hava aracı üreticilerinden biri haline geldi.
Şirket, ağır saldırı tipi Vampire dronlarının yanı sıra Shrike FPV dronları ve Şahid (Rusya’daki adıyla Geran,) tipi insansız hava araçlarına karşı kullanılan P1-SUN önleme sistemlerini üretiyor.
Mutabakat zaptı, Ukraynalı savunma şirketlerinin Avrupa savunma projelerine entegrasyonunun son örneklerinden biri oldu. ILA Berlin fuarında Avrupa merkezli füze üreticisi MBDA da Ukraynalı “Ukrayna Zırhlı Teknolojileri” şirketiyle işbirliği başlattığını duyurdu.
Öte yandan Mercedes-Benz de Ukrayna için önleme dronları geliştiren Tytan Technologies girişimiyle işbirliğine başladı.
Mercedes-Benz CEO’su Ola Källenius daha önce Wall Street Journal’a verdiği röportajda Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini belirterek, “Mercedes bu konuda olumlu bir rol oynayabilecekse, bunu yapmaya hazırız” demişti.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi












