Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Senatosunda Trump’ın İran politikasına destek azalıyor

Yayınlanma

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçi üyeler arasında, Başkan Donald Trump’ın İran ile yürütülen savaşa yönelik tutumuna muhalefet büyüyor. Demokratlar, ABD güçlerinin geri çekilmesini öngören bir savaş yetkileri karar tasarısını geçirmek için gereken çoğunluğu elde etmeye yaklaştıklarını savunuyor. Tasarının yasalaşması için Cumhuriyetçi senatörlerden beşinci bir desteğin arayışı sürüyor.

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçi senatörlerin, Başkan Donald Trump’ın İran ile yaşanan savaşı yönetme biçimine yönelik muhalefeti büyüyor.

Bu gelişme, Demokratların ABD güçlerinin geri çekilmesini öngören bir savaş yetkileri karar tasarısını geçirmek için yeterli oya ulaşmak üzere olduğuna inanmasını sağladı.

Tasarıyı Senato Dış İlişkiler Komisyonundan çıkarmak için şu ana kadar dört Cumhuriyetçi senatör oy kullandı. Demokratlar, tasarının geçmesi için gereken beşinci oyu bulmaya çok yakın olduklarını düşünüyor.

Tasarının Demokrat sponsoru Virginia Senatörü Tim Kaine, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Küçük bir farkla kazanabileceğimizi düşünüyoruz” dedi. Beşinci Cumhuriyetçi oyu bulma konusunda konuşan Kaine, “Henüz kesinleşmiş bir isim yok ancak yakın olduğumuzu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Trump’ın İran’a yönelik saldıları durdurmasını öngören karar tasarısına yönelik Cumhuriyetçi desteği, çatışma uzadıkça istikrarlı bir şekilde arttı.

Karar tasarısına destek veren ilk Cumhuriyetçi Kentucky Senatörü Rand Paul oldu. Çatışmanın 60’ıncı gününe ulaşmasıyla Maine Senatörü Susan Collins de tasarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.

1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası uyarınca askeri operasyonların bu süreyi aşması durumunda Kongrenin onayı gerekiyor.

Alaska Senatörü Lisa Murkowski tasarıya destek veren üçüncü Cumhuriyetçi olurken, Louisiana Senatörü Bill Cassidy de 16 Mayıs’taki ön seçimleri kaybetmesinin ardından tasarıya destek veren dördüncü isim oldu.

Trump, 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a yönelik ortak hava saldırıları talimatı verdiğinde, savaşın dört ila beş hafta süreceğini öngörmüştü. Ancak çatışma 15’inci haftasına girmiş durumda ve ufukta bir son görünmüyor.

ABD ve İran’ın karşılıklı saldırılar düzenlemesi ve Trump’ın Tahran’ı barış görüşmelerini yavaşlatması nedeniyle “bedel ödeyeceği” yönünde uyarmasının ardından, çarşamba günü borsalarda keskin düşüşler yaşandı, petrol fiyatları ise bu hafta yeniden yükselişe geçti.

Gazetecilere yaptığı açıklamada İran’ı “sert” bir şekilde vuracağını belirten Trump, Tahran yönetiminin kendilerini “enayi yerine koymasına” öfkelendiğini dile getirdi.

Senatör Paul ise ABD ve İran güçleri arasındaki çatışmaların artmasının, Cumhuriyetçi senatörlerin tasarıya desteğini daha da artırabileceğini söyledi.

Paul, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Çatışmalar devam ettikçe insanların bu tasarıya evet oyu verme olasılığı da artıyor” dedi.

Karar tasarısının yasalaşmasını sağlayabilecek potansiyel isimlerden biri, Cumhuriyetçi senatörlerin başkandan daha bağımsız bir duruş sergilemesi gerektiğini giderek daha yüksek sesle dile getiren Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis.

Bir diğer potansiyel kararsız üye ise savaşın 90 günü aşması halinde Kongre tarafından yetkilendirilmesi gerektiğini savunan Utah Senatörü John Curtis.

Trump’ın 2 Mart’ta Kongreye resmi bildirimde bulunmasıyla işlemeye başlayan savaş yetkileri süresi, bu hafta başında 100 günü geride bıraktı.

Çarşamba günü Senatodaki oylamaya katılırken yorum yapmaktan kaçınan Curtis, daha önce Kongre onayı olmadan askeri güç kullanımına yönelik bütçe desteği vermeyeceğini açıklamıştı.

Kamuoyu desteği savaş uzadıkça azalıyor

Savaşın süresi uzadıkça halkın bu askeri operasyona verdiği destek de zayıflıyor. Maryland Üniversitesi Kritik Konular Anketi tarafından 15-21 Mayıs tarihlerinde 1377 yetişkinle yapılan araştırma, bağımsız seçmenlerin yüzde 63’ünün, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 33’ünün savaşın ABD’nin çıkarlarına hem içeride hem dışarıda olumlu değil olumsuz yansıdığını düşündüğünü ortaya koydu.

Economist/YouGov tarafından 5-8 Haziran tarihlerinde 1568 yetişkinle yapılan bir diğer anket ise Amerikalıların yüzde 62’sinin Trump’ın İran politikasını onaylamadığını gösteriyor. Bu grupta bağımsızların yüzde 67’si, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 25’i yer alıyor.

Cumhuriyetçi senatörler arasında görüş ayrılıkları derinleşiyor

Daha önce Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri eylemlerini engelleyen bir savaş yetkileri tasarısının kuruldan çıkarılması yönünde oy kullanan Indiana Senatörü Todd Young ile Missouri Senatörü Josh Hawley, Demokratların hazırladığı İran tasarısına destek vermeyeceklerini açıkladı.

Young, oylamaların siyasi bir faaliyete dönüştüğünü belirterek, “Düşüncem değişmedi. Bunun siyasileştiğini düşünüyorum. Bu tarz tasarılar için oy kullanırken, geri çekilme durumunda ne olacağına dair bir cevabınız olmalı. Bunun sonuçları ne olacak? Bu sorunun cevabı henüz verilmedi. Kendi değerlendirmelerimi yaptığımda, aklıma gelen tek şey acil geri çekilmenin getireceği tehlikeler oluyor” dedi.

Hawley ise 8 Nisan’dan bu yana tarafların sınırlı saldırılarına rağmen kırılgan bir ateşkesin yürürlükte olduğunu ve Trump’ın anlaşma arayışını sürdürdüğünü belirterek, başkana çekilme talimatı verilmesi için bir neden görmediğini ifade etti.

Hawley, “Hala ateşkes pozisyonundayız ve bu iyi bir gelişme. Başkan taarruz operasyonlarını bir buçuk ay önce azalttı. Ben bu süreci sonlandırmaktan yanayım” dedi.

Buna karşılık bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın İran ile yürüttüğü barış görüşmelerinin etkisiz kaldığını savunarak askeri taarruzun yeniden başlamasını ve operasyonun tamamlanmasını talep ediyor.

Texas Senatörü John Cornyn, Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker ve Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham bu görüşü paylaşıyor.

Cornyn, “Başkan Trump’ın bu işi bitirmesini istiyorum. Bu radikal rejimle yapılacak herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyorum çünkü kurallara uymayacaklar. Onları Hürmüz Boğazı’nda bir kozla ya da bomba yapımına başlamak için kullanabilecekleri zenginleştirilmiş uranyumla bırakamayız” dedi.

Savaşın yeniden başlaması çağrısında bulunan Cornyn, İran’ın Barack Obama yönetimiyle imzalanan nükleer anlaşmaya uymadığını hatırlatarak, “Güvenemeyeceğiniz ve taahhütlerini yerine getirmeyen biriyle nasıl müzakere edebilirsiniz?” ifadelerini kullandı.

Amerika

ABD Kongresi’nde Tibet hazırlığı

Yayınlanma

ABD Kongresi, sürgündeki Tibet hükümetinin daha fazla uluslararası kuruluşa dahil edilmesi için tasarı hazırlıyor.

Semafor’da yer alan habere göre, Oregon’un Demokrat Senatörü Jeff Merkley ile Idaho’nun Cumhuriyetçi Senatörü James Risch tarafından bir tasarı hazırlandı.

Tasarı, Trump yönetimini, Tibet’in sürgündeki hükümeti olan Merkezi Tibet Yönetimi’nin Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsü alması ve diğer uluslararası kuruluşlara dahil edilmesine yönlendirecek.

Yasa tasarısı, Tibet ile Çin arasındaki anlaşmazlığın çözülmesini talep ederek bunu “ABD için stratejik öneme sahip bir mesele” olarak nitelendiriyor.

Ayrıca tasarı, ABD hükümetine, müttefiklerini “Merkezi Tibet Yönetimi ile üst düzeyde ilişki kurmaya ve onu desteklemeye” teşvik etme talimatı veriyor.

Tasarının sahiplerinden Merkley şöyle konuştu:

“Tibet halkının insan hakları ve temel haysiyeti göz ardı edilemez. İki partinin ortak hazırladığı tasarı, ABD’nin bu temel özgürlükler ve geleceğe dair umutlar uğruna verdiği mücadelede Tibet’in yanında olacağına dair net bir mesaj veriyor.”

Risch ise tasarıya ilişkin olarak, “Çin’in otoriter yönetimine karşı direnişte kilit ortaklar olan Tibet halkını destekliyor ve Birleşmiş Milletler’de Çin’in zararlı etkisine karşı koyuyor,” dedi.

Senato tasarısına ayrıca Senatör Tim Kaine (Demokrat, Virginia), Senatör Todd Young (Cumhuriyetçi, Indiana), Senatör Jacky Rosen (Demokrat, Nevada) ve Senatör Rick Scott (Cumhuriyetçi, Florida) da ortak sponsor olarak imza attı.

Benzer bir yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde Temsilci Jim McGovern (Demokrat, Massachusetts) ve Temsilci Michael McCaul (Cumhuriyetçi, Teksas) tarafından sunuldu.

Yasa tasarısının akıbeti belirsiz olmakla birlikte, tasarının sunulması, Xi Jinping’in önümüzdeki ay Washington’a yapması beklenen ziyareti öncesinde Çin hükümetiyle gerginlikleri tırmandırabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tupac Shakur cinayetinde 30 yıl sonra yeni gelişmeler

Yayınlanma

Polis, neredeyse otuz yıl boyunca ünlü rapçi Tupac Shakur’un cinayetini çözemediğini söylemişti ama bir çete liderinin yeni açıklamaları gidişatı değiştirdi.

Eski bir çete lideri olan Duane “Keffe D” Davis konuşmaya başladı; röportajlarda ve anı kitabında arabadan ateş açılması olayını anlattı.

Washington Post’un aktardığına göre Davis, kamuoyunun ilgisini çeken bu çok ses getiren davada yargılanacak. Jüri seçimi, Shakur’un 7 Eylül 1996’da vurulduğu kavşaktan çok uzak olmayan Las Vegas’ta pazartesi günü başlayacak. Duruşmanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

Davis, cinayet suçlamasını reddetti ve arka koltuktaki bir yolcunun Shakur’a ateş açtığı sırada kendisinin de arabada olduğunu söyledi.

Yetkililer, Davis’i tetikçi olduğu iddiasında bulunmadan cinayeti planlamakla suçluyor.

Yetkililer, Davis’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar olmasaydı davanın hiç açılmayabileceğini belirtiyor.

Shakur, 25 yaşında öldüğünde şöhretinin zirvesindeydi ve dönemin en etkili sanatçılarından biri olarak anıldı. O yıl “California Love” gibi şarkılarla listelerin zirvesine çıkmıştı.

2017’de Shakur’un ölümünden sonra Rock & Roll Onur Listesi’ne kabul edilme töreninde konuşan rapçi Snoop Dogg, “Birçok kişi onu şimdi bir tür haydut süper kahraman olarak hatırlasa da, Tupac sadece bir insan olduğunu biliyordu ve müziği aracılığıyla daha önce hiç kimsenin yapamadığı şekilde kendini ifade etti,” demişti.

Yetkililer, silahlı çatışmanın Los Angeles bölgesindeki iki çete arasındaki rekabetten kaynaklandığını belirtiyor.

Mob Piru ve South Side Compton Crips. Polisin açıklamasına göre, Shakur’un plak şirketi Death Row Records, Mob Piru ile bağlantılıyken, Davis ise Crips’in “lideri ve karar vericisi” idi.

Her iki grubun üyeleri de çatışmanın yaşandığı gün, boksör Mike Tyson’ın MGM Grand Garden Arena’daki maçını izlemek üzere Las Vegas’taydı.

Polis, etkinliğin ardından Death Row Records ekibinin Davis’in yeğenini dövdüğünü belirtiyor.

Davis, 2019 yılında yayımlanan anılarında, “Nevada, Las Vegas’ta geçen o kader gecesinde Tupac ve onunla takılmayı seçtiği ekibin sınırı aştığını ve yeğenim Baby Lane’e el kaldırdığını” anlatıyor.

Davis, “Bir plak şirketinin stüdyo gangsterlerinin bize böyle davranmasına izin veremezdik,” diye yazmıştı.

Davis, Death Row Records grubuyla yüzleşmeye karar verdiğini yazdı ve ekibinin “diplomatik yaklaşımın işe yaramaması ihtimaline karşı” hazırlıklı olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Ocasio-Cortez: Woke 1.0 çılgıncaydı

Yayınlanma

New York eyaletinden Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, insanların COVID-19 salgını sırasında benimsediği bazı “radikal” tutumların bu olağanüstü koşulların bir sonucu olduğunu kabul etti ve insanların tutumlarını değiştirme hakkını savundu.

Pazar günü ABC’nin “This Week” programına konuk olan Ocasio-Cortez’e sunucu Jonathan Karl, Wisconsin’in Demokrat vali adayı Francesca Hong hakkında soru sordu.

Hong, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yayılan protesto dalgası sırasında polise verilen fonların tamamen kaldırılmasını ve Şükran Günü’nün iptal edilmesini talep ettiği 2020-2021 yıllarına ait sosyal medya paylaşımlarından vazgeçtiğini açıklamıştı.

Ocasio-Cortez, görüşlerin zamanla değişebileceğini belirterek, New York Belediye Meclisi üyesi Chi Ossé’nin şu esprili sözlerini aktardı: “Woke 1.0 çılgıncaydı.”

Ocasio-Cortez şöyle devam etti:

“Aslında o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Bence bugün suçtan bahsederken, suçu azaltma konusundaki yaklaşımımız eskisine kıyasla temelden farklı, değil mi? Ve bence hepimiz suç oranını olabildiğince düşük tutma hedefini paylaşıyoruz. Biliyorsunuz, karantina döneminde kullanılan söylemler elbette bugün kullandığımız söylemlerle aynı değil.”

Program sunucusu Jonathan Karl, daha önce aktif olarak savunduğu bir suçla mücadele çözümü olan “polis bütçesinin kesilmesi” konusundaki güncel tutumunu sorunca Ocasio-Cortez şu cevabı verdi:

“Bence bu dönemde ve… özellikle COVID sırasında, Overton penceresi [toplumsal görüşlerin kabul edilebilirlik sınırı] büyük ölçüde genişledi. Hayat durma noktasına gelmişti. Bu kapanmalar nedeniyle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirme konusunda kapılar gerçekten açıktı; hatta o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.”

Ocasio-Cortez, Hong’u savunurken, Wisconsin seçimlerinde kimseyi desteklemeyi planlamadığını, bunun yerine “Kongre’yi geri kazanmaya” odaklandığını da belirtti.

Onun bu kararı, Hong’u desteklemekten kaçınan Senatör Bernie Sanders ve Amerika Demokratik Sosyalistleri’nin ulusal kanadının tutumuyla aynı çizgide.

Ocasio-Cortez, Hong’un görüşlerine ilişkin sorulara yanıt olarak, “Bence bu seçimlerin çoğu, şu anda bile olsa, ulusal bir boyut kazanma eğiliminde olacak. Fakat bu seçimler nihayetinde yerel ve tüm siyaset yerel. Anladığım kadarıyla Francesca Hong, seçim sürecinde varlığını açıkça ortaya koydu,” dedi.

AOC, Hong’un “eski görüşlerinden uzaklaştığını” da ekledi.

Ocasio-Cortez, karantina döneminde kullanılan söylemlerin “bugün kullanacağımız türden söylemler olmadığını” da sözlerine ekledi.

Demokrat Temsilci, “Bu adayların, seçmenlerine kim olduklarını ve şu anda hangi konularda kampanya yürüttüklerini anlatma fırsatına sahip olmalarından dolayı minnettarım,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English