Amerika
Trump, üçüncü dönem adaylığını gündemine aldı

Reuters’ın eski bir üst düzey Beyaz Saray yetkilisine dayandırdığı habere göre ABD Başkanı Donald Trump, çevresindeki görüşmelerde üçüncü kez başkanlığa aday olma ihtimalini gündeme getirdi. Haberde, Trump’ın görev süresinin sonuna yaklaşırken “topal ördek” konumuna düşerek siyasi etkisini kaybetmekten endişe duyduğu belirtildi.
Reuters’ın eski bir üst düzey Beyaz Saray yetkilisine dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray çalışanlarıyla yaptığı görüşmelerde üçüncü kez başkanlığa aday olma olasılığını gündeme getirdi.
Haberde, Trump’ın görev süresinin sonuna yaklaşan başkanların yaşadığı siyasi güç kaybına uğrayarak “topal ördek” konumuna düşmekten ve siyasi etkisini yitirmekten endişe duyduğu belirtildi.
ABD siyasetinde “topal ördek” ifadesi, görev süresi henüz sona ermemiş olsa da etkisi azalan ve kararlarını hayata geçirmekte daha fazla zorluk yaşayan seçilmiş siyasetçiler için kullanılıyor.
Trump, şubatta NBC News’e verdiği röportajda ikinci başkanlık döneminin ardından görevde kalmayı planlayıp planlamadığı sorusuna doğrudan yanıt vermemişti.
ABD Başkanı bu soruya, “Bu ilginç olurdu. Ama size aradığınız cevabı verirsem bu korkunç olurdu; hayat çok daha az heyecan verici, çok daha az ilginç hale gelirdi” sözleriyle karşılık vermişti.
Trump’ın ikinci başkanlık dönemi 20 Ocak 2029’da sona erecek. ABD Anayasası’nın 22. Değişikliği, bir kişinin iki defadan fazla başkan seçilmesini yasaklıyor.
Bu sınırlamanın kaldırılabilmesi için Kongre’nin her iki kanadındaki üyelerin üçte ikisinin onayı ve en az 38 eyaletin onayı ya da eyaletlerin üçte ikisinin talebiyle bir anayasa kongresi toplanması gerekiyor.
Reuters, Trump’ın siyasi etkisine ilişkin tartışmaların kasım ayında yapılacak ara Kongre seçimleri yaklaşırken yeniden gündeme geldiğini aktardı.
Görevdeki bir başkanlık danışmanına göre Beyaz Saray, Cumhuriyetçi Parti mensubu Kongre üyelerine Trump’ın siyasi gelecekleri üzerinde hâlâ etkili olabileceği mesajını vermeye çalışıyor.
Ancak aynı danışman, ara seçimlerin ardından başkanın etkisinin zaman içinde azalmasının kaçınılmaz olduğunu da kabul etti.
Beyaz Saray ise Trump’ın konumunun zayıfladığı yönündeki değerlendirmeleri reddediyor. Yönetim sözcüsü Olivia Wales, Trump’ın “Cumhuriyetçi Parti’nin tartışmasız lideri olduğunu ve Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı bulunduğunu” söyledi.
Reuters’a göre Trump’ın başkanlık görevi sona erdikten sonra siyasi ağırlığını korumasının yollarından biri de Cumhuriyetçi Parti’nin 2028 başkanlık seçimlerindeki adayının belirlenmesinde etkili rol oynamak olabilir.
Rice Üniversitesi’nde başkan biyografileri üzerine çalışan tarihçi Douglas Brinkley ise dünyanın Trump’ın başkanlığının son yıllarında yeni sürpriz adımlar görmeye hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.
Brinkley, “Demokratlar Kongre’nin kontrolünü ele geçirse de geçirmese de onun kaotik yönetim tarzı ortadan kalkmayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
ABD’de enflasyon son üç yılın en yüksek seviyesinde

ABD’de mayıs ayı enflasyonu, İran savaşından kaynaklanan enerji fiyatlarındaki şokun etkisiyle %4,2’ye ulaşarak Nisan 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.
Enflasyon, üç yıl sonra ilk kez %4’ün üzerine çıktı ama enerji fiyatlarındaki artışın ekonomiye ne kadar etki edeceği konusundaki endişeler nedeniyle bu artış beklentilere paralel gerçekleşti.
Bu oran, Nisan 2023’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviye olup nisan ayındaki %3,8’lik rakamı aştı.
Mayıs ayında aylık artış, nisan ayına kıyasla daha düşük oldu; bu da fiyat artışlarının en kötü döneminin geride kalmış olabileceğinin bir işareti olabilir.
Bir başka olumlu işaret ise, benzin fiyatlarının hafifçe düşmüş olması.
Dün Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun raporu hakkında sorulan bir soruya yanıt veren Başkan Donald Trump, “Enflasyonu seviyorum” dedi ve petrol varil fiyatlarının düşmesinin nedeninin “geçen gece 22 gemiyi imha etmemiz” olduğunu savundu.
Raporda, enflasyondaki artışın büyük bir kısmının enerji fiyatlarındaki %3,9’luk yükselişten kaynaklandığı ve bunun sonucunda 12 aylık artışın %23,5’e ulaştığı belirtildi.
Daha dalgalı seyreden enerji ve gıda fiyatlarını hariç tutan çekirdek TÜFE verisi, analistler tarafından gelecekteki enflasyonun daha iyi bir göstergesi olarak kabul ediliyor ve iyimserlik için nedenler sunuyor.
Çekirdek fiyatlar mayıs ayında %0,2 arttı. Bu artış, nisan ayındaki %0,4’lük artışın altında kaldı ve analistlerin tahmin ettiği %0,3’ün de altında gerçekleşti.
Çekirdek emtia fiyatları ise aylık bazda %0,1 düşüş kaydetti; bu da fiyat baskılarının sınırlı kaldığını gösteriyor.
Yıl bazında TÜFE, uzmanların beklentileriyle uyumlu olarak %2,9 arttı.
Kıyma, rosto ve biftek fiyatları geçen ay düştü ama geçen hafta ABD’de ortaya çıkan parazit sinek, çiftçilerin lojistik süreçlerini zorlaştırabilir ve fiyatların yükselmesine yol açabilir.
Gıda fiyatları sadece %0,2 oranında artarken, Fed’in para politikası için kilit öneme sahip konut maliyetleri %0,3 artarak nisan ayındaki artışın yarısında kaldı.
TÜFE ağırlığının üçte birinden fazlasını oluşturan konut fiyatları, yıllık bazda %3,4 arttı.
Hükümet ve sektör yetkilileri, telaffuzu eğlenceli olan bu zararlı böceğin gıda tedarikine yönelik acil bir tehdit oluşturmadığını vurguladı.
Diğer yandan, ulaşım hizmetleri %0,6 oranında geriledi; bu durum, yüksek enerji maliyetlerinin diğer alanlara yansımadığının potansiyel bir göstergesi olabilir.
Benzer şekilde, yüksek petrol maliyetlerinin etkisinin hissedilip hissedilmediğini gösteren bir diğer gösterge olan enerji hizmetleri hariç hizmetler, nisan ayında %0,5 artmasının ardından %0,3 artış kaydetti.
Yeni araç fiyatları %0,3 düşerken, ikinci el otomobil ve kamyon fiyatları %0,1 arttı.
Fakat, enerji maliyetlerinin fiyatlara yansıdığının daha net bir göstergesi olan uçak bilet fiyatları %2,7 artarken, motorlu taşıt sigortası fiyatları %1,7 düştü.
Faiz oranlarına gelince, çok az kişi, Fed’in önümüzdeki çarşamba günü yeni Başkan Kevin Warsh yönetiminde yapacağı ilk açıklamada bir indirim bekliyor.
İhtimaller, bu yıl tek bir faiz hareketi olacağını gösteriyor: Aralık ayında bir artış.
Amerika
ABD Senatosunda Trump’ın İran politikasına destek azalıyor

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçi üyeler arasında, Başkan Donald Trump’ın İran ile yürütülen savaşa yönelik tutumuna muhalefet büyüyor. Demokratlar, ABD güçlerinin geri çekilmesini öngören bir savaş yetkileri karar tasarısını geçirmek için gereken çoğunluğu elde etmeye yaklaştıklarını savunuyor. Tasarının yasalaşması için Cumhuriyetçi senatörlerden beşinci bir desteğin arayışı sürüyor.
ABD Senatosundaki Cumhuriyetçi senatörlerin, Başkan Donald Trump’ın İran ile yaşanan savaşı yönetme biçimine yönelik muhalefeti büyüyor.
Bu gelişme, Demokratların ABD güçlerinin geri çekilmesini öngören bir savaş yetkileri karar tasarısını geçirmek için yeterli oya ulaşmak üzere olduğuna inanmasını sağladı.
Tasarıyı Senato Dış İlişkiler Komisyonundan çıkarmak için şu ana kadar dört Cumhuriyetçi senatör oy kullandı. Demokratlar, tasarının geçmesi için gereken beşinci oyu bulmaya çok yakın olduklarını düşünüyor.
Tasarının Demokrat sponsoru Virginia Senatörü Tim Kaine, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Küçük bir farkla kazanabileceğimizi düşünüyoruz” dedi. Beşinci Cumhuriyetçi oyu bulma konusunda konuşan Kaine, “Henüz kesinleşmiş bir isim yok ancak yakın olduğumuzu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Trump’ın İran’a yönelik saldıları durdurmasını öngören karar tasarısına yönelik Cumhuriyetçi desteği, çatışma uzadıkça istikrarlı bir şekilde arttı.
Karar tasarısına destek veren ilk Cumhuriyetçi Kentucky Senatörü Rand Paul oldu. Çatışmanın 60’ıncı gününe ulaşmasıyla Maine Senatörü Susan Collins de tasarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı.
1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası uyarınca askeri operasyonların bu süreyi aşması durumunda Kongrenin onayı gerekiyor.
Alaska Senatörü Lisa Murkowski tasarıya destek veren üçüncü Cumhuriyetçi olurken, Louisiana Senatörü Bill Cassidy de 16 Mayıs’taki ön seçimleri kaybetmesinin ardından tasarıya destek veren dördüncü isim oldu.
Trump, 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a yönelik ortak hava saldırıları talimatı verdiğinde, savaşın dört ila beş hafta süreceğini öngörmüştü. Ancak çatışma 15’inci haftasına girmiş durumda ve ufukta bir son görünmüyor.
ABD ve İran’ın karşılıklı saldırılar düzenlemesi ve Trump’ın Tahran’ı barış görüşmelerini yavaşlatması nedeniyle “bedel ödeyeceği” yönünde uyarmasının ardından, çarşamba günü borsalarda keskin düşüşler yaşandı, petrol fiyatları ise bu hafta yeniden yükselişe geçti.
Gazetecilere yaptığı açıklamada İran’ı “sert” bir şekilde vuracağını belirten Trump, Tahran yönetiminin kendilerini “enayi yerine koymasına” öfkelendiğini dile getirdi.
Senatör Paul ise ABD ve İran güçleri arasındaki çatışmaların artmasının, Cumhuriyetçi senatörlerin tasarıya desteğini daha da artırabileceğini söyledi.
Paul, çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Çatışmalar devam ettikçe insanların bu tasarıya evet oyu verme olasılığı da artıyor” dedi.
Karar tasarısının yasalaşmasını sağlayabilecek potansiyel isimlerden biri, Cumhuriyetçi senatörlerin başkandan daha bağımsız bir duruş sergilemesi gerektiğini giderek daha yüksek sesle dile getiren Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis.
Bir diğer potansiyel kararsız üye ise savaşın 90 günü aşması halinde Kongre tarafından yetkilendirilmesi gerektiğini savunan Utah Senatörü John Curtis.
Trump’ın 2 Mart’ta Kongreye resmi bildirimde bulunmasıyla işlemeye başlayan savaş yetkileri süresi, bu hafta başında 100 günü geride bıraktı.
Çarşamba günü Senatodaki oylamaya katılırken yorum yapmaktan kaçınan Curtis, daha önce Kongre onayı olmadan askeri güç kullanımına yönelik bütçe desteği vermeyeceğini açıklamıştı.
Kamuoyu desteği savaş uzadıkça azalıyor
Savaşın süresi uzadıkça halkın bu askeri operasyona verdiği destek de zayıflıyor. Maryland Üniversitesi Kritik Konular Anketi tarafından 15-21 Mayıs tarihlerinde 1377 yetişkinle yapılan araştırma, bağımsız seçmenlerin yüzde 63’ünün, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 33’ünün savaşın ABD’nin çıkarlarına hem içeride hem dışarıda olumlu değil olumsuz yansıdığını düşündüğünü ortaya koydu.
Economist/YouGov tarafından 5-8 Haziran tarihlerinde 1568 yetişkinle yapılan bir diğer anket ise Amerikalıların yüzde 62’sinin Trump’ın İran politikasını onaylamadığını gösteriyor. Bu grupta bağımsızların yüzde 67’si, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 25’i yer alıyor.
Cumhuriyetçi senatörler arasında görüş ayrılıkları derinleşiyor
Daha önce Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri eylemlerini engelleyen bir savaş yetkileri tasarısının kuruldan çıkarılması yönünde oy kullanan Indiana Senatörü Todd Young ile Missouri Senatörü Josh Hawley, Demokratların hazırladığı İran tasarısına destek vermeyeceklerini açıkladı.
Young, oylamaların siyasi bir faaliyete dönüştüğünü belirterek, “Düşüncem değişmedi. Bunun siyasileştiğini düşünüyorum. Bu tarz tasarılar için oy kullanırken, geri çekilme durumunda ne olacağına dair bir cevabınız olmalı. Bunun sonuçları ne olacak? Bu sorunun cevabı henüz verilmedi. Kendi değerlendirmelerimi yaptığımda, aklıma gelen tek şey acil geri çekilmenin getireceği tehlikeler oluyor” dedi.
Hawley ise 8 Nisan’dan bu yana tarafların sınırlı saldırılarına rağmen kırılgan bir ateşkesin yürürlükte olduğunu ve Trump’ın anlaşma arayışını sürdürdüğünü belirterek, başkana çekilme talimatı verilmesi için bir neden görmediğini ifade etti.
Hawley, “Hala ateşkes pozisyonundayız ve bu iyi bir gelişme. Başkan taarruz operasyonlarını bir buçuk ay önce azalttı. Ben bu süreci sonlandırmaktan yanayım” dedi.
Buna karşılık bazı Cumhuriyetçiler, Trump’ın İran ile yürüttüğü barış görüşmelerinin etkisiz kaldığını savunarak askeri taarruzun yeniden başlamasını ve operasyonun tamamlanmasını talep ediyor.
Texas Senatörü John Cornyn, Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker ve Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham bu görüşü paylaşıyor.
Cornyn, “Başkan Trump’ın bu işi bitirmesini istiyorum. Bu radikal rejimle yapılacak herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyorum çünkü kurallara uymayacaklar. Onları Hürmüz Boğazı’nda bir kozla ya da bomba yapımına başlamak için kullanabilecekleri zenginleştirilmiş uranyumla bırakamayız” dedi.
Savaşın yeniden başlaması çağrısında bulunan Cornyn, İran’ın Barack Obama yönetimiyle imzalanan nükleer anlaşmaya uymadığını hatırlatarak, “Güvenemeyeceğiniz ve taahhütlerini yerine getirmeyen biriyle nasıl müzakere edebilirsiniz?” ifadelerini kullandı.
Amerika
SpaceX’in halka arzı 4 binden fazla çalışanı milyoner yapacak

Yatırım platformu Hill.com‘un analizi, Elon Musk tarafından kurulan SpaceX şirketinin gerçekleştirmeye hazırlandığı tarihi halka arzın ardından 4 bin 400’den fazla mevcut ve eski çalışanın milyoner olabileceğini gösterdi. Hisseleri elinde tutan personelin halka arz sonrasında büyük gelirler elde etmesi bekleniyor.
Yatırım platformu Hill.com tarafından yapılan ve New York Times (NYT) gazetesinde yer alan analiz, havacılık ve uzay şirketi SpaceX’in tarihi halka arzının ardından, şirkette hisse sahibi olan 4 binden fazla çalışanın milyoner olabileceğini ortaya koydu.
Elon Musk tarafından kurulan şirketin, hisse başına 135 dolar arz fiyatıyla yaklaşık 1,77 trilyon dolar piyasa değeri üzerinden halka arza hazırlandığı belirtildi.
Hill.com platformunun verilerine dayandırılan analize göre, SpaceX’in borsaya açılmasının ardından 4 bin 400’den fazla mevcut ve eski çalışan milyoner statüsüne kavuşabilir.
Şirkette hissesi bulunan yaklaşık 400 kişinin ise halka arz sonrasında 100 milyon dolar ve üzerinde bir servetin sahibi olacağı tahmin ediliyor.
Bu halka arzın teknoloji sektörü tarihindeki en büyük finansal işlemlerden biri olması, şirket kurucusunun ve erken dönem yatırımcılarının servetinde de önemli bir artış sağlaması bekleniyor.
Yaklaşık 22 bin kişinin istihdam edildiği SpaceX’te, mevcut personelin yanı sıra tazminat ve prim programları kapsamında hisse senedi alan eski çalışanlar da pay sahibi konumunda bulunuyor.
Personelin bir kısmının, şirketteki çalışma süreleri boyunca dönem dönem gerçekleştirilen likidite etkinliklerinde hisselerini sattığı, ancak birçoğunun paylarını planlanan halka arza kadar koruduğu aktarıldı.
NYT, bazı eski çalışanların ellerinde on binlerce hisse bulundurduğunu ve bu durumun şirketin borsaya açılmasıyla birlikte kendilerine milyonlarca dolarlık gelir sağlayabileceğini bildirdi.
Buna karşılık haberde, şirketin faaliyetlerinin ilk yıllarında görev yapan bazı çalışanların ise gelecekteki halka arz potansiyeline inanmadığı ya da hisse senedi yerine doğrudan farklı tazminat biçimlerini tercih ettiği bilgisine yer verildi.
Çalışanlardan finansal kuruluşlara karşı VIP ortaklığı
Bloomberg’in haberine göre de binden fazla SpaceX çalışanı, halka arz öncesinde finansal yönetim komisyonlarını düşürmek ve daha avantajlı sermaye yönetimi araçlarına erişim sağlamak amacıyla bir araya gelerek kolektif bir biçimde VIP koşullar elde etmeye çalışıyor.
Ajansın aktardığı verilere göre özel bankalar ve varlık yönetim şirketleri, yönetimleri altındaki varlıklar üzerinden standart olarak yüzde 1 oranında komisyon talep ediyor.
SpaceX çalışanlarından oluşan grup ise bu oranı yüzde 0,5 seviyesine çekmeyi hedefliyor. Sermayelerinin büyük oranda SpaceX hisselerinde yoğunlaşması nedeniyle çalışanların, halka arz sonrasında hisse senedi teminatlı kredilendirme, doğrudan endeksleme ve portföy çeşitlendirmesi gibi finansal stratejileri değerlendirdiği kaydedildi.
Haberde, şirket çalışanlarının genellikle halka arz süreçlerinin ardından bireysel finans danışmanlarına başvurduğu, ancak bu olayda gelecekteki servetin yönetimi için ilk kez kolektif bir yaklaşım sergilendiği vurgulandı.
Eski bir SpaceX mühendisinin liderliğinde, kapalı bir Slack sohbet kanalında başlayan girişimin başlangıçta toplam serveti 2 milyar doları aşan 200’den fazla üyesi bulunurken, bu rakamın daha sonra 20 milyar dolara ulaştığı bildirildi.
İç yazışmalara ve belgelere göre, grubun şimdiden 20’den fazla finansal danışmanlık firmasının teklifini incelediği belirtildi.
Reuters ajansı daha önce yayımladığı haberinde, SpaceX’in halka arz sürecinde yaklaşık 1,75 trilyon dolarlık bir piyasa değerine ulaşabileceğini bildirmişti.
Ajans ayrıca şirketin uydu interneti kolu olan Starlink’in, SpaceX bünyesindeki tek karlı operasyonel birim olmaya devam ettiğini kaydetmişti.
2002 yılında kurulan SpaceX, uzun yıllar boyunca halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal performans verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.
Şirketin, tarihinin en büyük halka arzını gerçekleştirerek yaklaşık 1,5 trilyon dolar ila 1,77 trilyon dolar arasında bir değerleme üzerinden 50 milyar dolara kadar kaynak yaratmayı hedeflediği belirtiliyor.
Görüş1 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Diplomasi1 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş3 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Asya1 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi









