Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD ve Ermenistan arasında stratejik ortaklık anlaşması ne anlama geliyor?

Yayınlanma

ABD ve Ermenistan, siyasi, güvenlik, savunma, ekonomi, enerji, bilim, eğitim, kültür ve insani alanlarda işbirliğini kapsayan bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Bu anlaşma, Ermenistan’ın askeri ve ekonomik reformlar için ABD’den destek almasını öngörüyor, ancak olası bir çatışmada doğrudan ABD müdahalesi anlamına gelmiyor. Rusya, anlaşmayı Ermenistan’ın egemen hakkı olarak görürken, bölgedeki dengelerin değişebileceğine dikkat çekti.

14 Ocak’ta Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ABD ziyareti sırasında Washington ve Erivan, iki ülke arasında stratejik ortaklık anlaşması imzaladı.

Anlaşmanın imza törenine ABD adına Dışişleri Bakanı Antony Blinken katıldı. Bu anlaşma, siyasi, güvenlik, savunma, ekonomi, enerji, bilim, eğitim, kültür ve insani alanlarda işbirliğini kapsıyor.

Aynı zamanda Ermenistan’ın askeri ve ekonomik reformlar için ABD’den destek almasını öngörüyor. Ancak anlaşma, olası bir çatışmada doğrudan ABD müdahalesi anlamına gelmiyor.

Ermenistan dışında, eski Sovyet ülkelerinden yalnızca Ukrayna benzer bir anlaşmaya sahip. Aralık 2024 başında Moldova hükümeti de ABD ile stratejik ortaklık görüşmelerine başladı. Ancak, 30 Kasım 2024’te Washington, Gürcistan ile olan benzer bir anlaşmayı, ülkede iktidarda olan Gürcü Rüyası partisinin “yabancı etkinin şeffaflığı” yasasını kabul etmesi nedeniyle “anti-demokratik eylemler” gerekçesiyle askıya aldı.

Ermenistan ve ABD, stratejik ortaklık anlaşmasını imzaladı

Blinken ve Mirzoyan’ın görüşmesinden önce Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ABD-Ermenistan stratejik ortaklık anlaşmasını “Ermeni dostlarımızın egemen hakkı” olarak nitelendirdi. Ancak Peskov, Washington’un Güney Kafkasya’da hiçbir zaman istikrar sağlayıcı bir rol oynamadığını, hatta tam aksine davrandığını ifade etti. Peskov, Rusya’nın Ermenistan ile sahip olduğu ikili ilişkilere değer verdiğini ve Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) gibi entegrasyon süreçlerindeki işbirliğinin önemine dikkat çekti: “Tüm bunlar, Ermenistan ve halkı için önemli kazanımlar sağlıyor.”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, 2024 yılı Rus diplomasisi değerlendirmesi sırasında yaptığı basın toplantısında, ABD ve Ermenistan arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının kendisinden ziyade sonuçlarının önemli olduğunu vurguladı.

Lavrov, Güney Kafkasya’daki güvenlik sorunlarının çözümü için en verimli platformun, Rusya, Ermenistan, Azerbaycan, Türkiye ve İran’ın yer aldığı 3+3 formatı olduğunu belirtti. Ancak Gürcistan, bu platforma katılmayı reddediyor.

ABD ve Ermenistan hükümetleri, Haziran 2024’te düzenlenen Ermenistan-Amerika Stratejik Diyaloğu toplantısında ikili ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine çıkarma planlarını içeren ortak bir bildiri yayımlamıştı.

Kasım 2024’te Rusya Dış İstihbarat Servisi, Washington’un Ermenistan’ı “ulusal intihara” sürüklediği uyarısında bulundu. ABD ise Ermenistan’daki sosyo-politik süreçlere “istikrarlı bir anti-Rus karakter kazandırmayı” hedeflediğini belirtti.

9 Ocak’ta Ermenistan hükümeti, ülkenin Avrupa Birliği’ne (AB) katılma sürecini başlatan yasa tasarısını destekledi. Kremlin, Erivan’ın hem AB hem de EAEU’ya aynı anda üye olamayacağı konusunda uyarıda bulundu.

IMEMO RAS Orta Asya Bölümü Başkanı Stanislav Pritçin, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, Ermenistan’ın Batı’ya yaklaşma ve Rusya ile ilişkilerini azaltma yönünde tutarlı bir politika izlediğini, ancak Moskova ile olan ekonomik avantajlardan tamamen vazgeçmek istemediğini belirtti: “[Nikol] Paşinyan hükümeti, Rusya ile işbirliği imkânlarını adım adım daraltıyor ve yalnızca ekonomik boyutu koruyor. Rusya-Ermenistan ilişkilerinin daha da bozulması hâlinde, bu imkânlar da daralacaktır.”

Güney Kafkasya uzmanı siyaset bilimci Artur Ataev ise, Ermenistan liderliğinin, Rusya’nın Ermenistan’a ihtiyaç duyduğundan daha fazla Ermenistan’ın Rusya’ya ihtiyaç duyduğu görüşünde olduğunu belirtti. Ataev’e göre, Erivan askeri-politik işbirliğinde Batı’ya yönelirken, EAEU ile ekonomik bağlarını korumayı sürdürüyor. Ermenistan’ın tüketim mallarının yüzde 70’ini Rusya’dan Gürcistan Askeri Yolu üzerinden aldığını ifade eden Ataev, Ermenistan ve ABD arasındaki işbirliğinin derinleşmesinin Moskova-Erivan ilişkilerinin niteliğini kökten değiştireceğini öne sürdü.

Ataev, Moskova’nın Erivan ile askeri-teknik işbirliğini kademeli olarak azaltacağını ve bu durumun Fransa’dan savaş ekipmanı tedariki nedeniyle başladığını belirtti. Ancak ABD’nin, Türkiye ile ilişkilerini bozmamak adına benzer bir yaklaşım sergilemeyeceğini tahmin etti: “Ermenistan-ABD ortaklığı, Gürcistan’da olduğu gibi yalnızca gösterişli ortak askeri tatbikatlarla sınırlı kalacaktır.”

Ataev, Ermenistan ile Azerbaycan arasında muhtemel bir askeri çatışma durumunda, Washington’un Türkiye nedeniyle Ermenistan’a ciddi bir yardım sağlamayı reddedeceğini ileri sürdü: “Maalesef Ermenistan, 20. yüzyılın başında yaşadığı trajik olaylarda olduğu gibi, yine ABD ve Avrupa’ya güveniyor.”

ABD Dışişleri: Ermenistan’ın Rusya’dan uzaklaşması için gerekli koşulları yaratıyoruz

Diplomasi

İran savaşı, ABD’nin enerji alanındaki liderliğini ortadan kaldırdı

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik askerî harekatı, küresel enerji tedarikinde yaşanan aksamalar nedeniyle ülkenin enerji alanındaki üstünlüğünü ve iç piyasadaki fiyat dengesini zora soktu. Financial Times’ın değerlendirmesine göre Ortadoğu’daki çatışmaların ardından tırmanan akaryakıt fiyatları, rekor kamu borcu ve yükselen faizler, iktidardaki Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki ara seçimlerdeki konumunu ciddi biçimde tehdit ediyor.

İran savaşı nedeniyle enerji üstünlüğü sarsılan ABD’de tırmanan akaryakıt fiyatları, Trump yönetimini ekonomik baskıya soktu.

The Financial Times gazetesinin aktardığına göre, Amerikalı enerji danışmanı Art Berman, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşın Washington’ın enerji alanındaki liderliğini fiilen ortadan kaldırdığını dile getirdi.

Berman, Ortadoğu’daki çatışmaların yol açtığı enerji arzı kesintilerinin, Beyaz Saray’ın iç piyasada fiyatları dizginleme aracı olarak öne sürdüğü ABD yerli petrol üretimindeki mütevazı artışı gölgede bıraktığını belirtti.

Trump’ın başlattığı savaşı ABD’nin enerji avantajını heba etmek olarak nitelendiren Berman, “Mevcut yönetimin ve muhtemelen Franklin Roosevelt’ten bu yana görev yapan her yönetimin enerjiyle ilgili sorunları anlamadığını düşünüyorum. Bu alandan kesinlikle anlamıyorlar” değerlendirmesini yaptı.

ABD dünyanın en büyük petrol üreticisi olma konumunu sürdürse de Enerji Enformasyon İdaresi cari yıl sonunda üretimdeki artışın günlük yalnızca 200 bin varil düzeyinde kalacağını öngörüyor.

Analistler ise Ortadoğu’daki çatışmalar neticesinde Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen günlük yaklaşık 20 milyon varillik sevkiyatın kesintiye uğradığına işaret ediyor.

Haberde aktarıldığı üzere Trump’ın ekonomi programı ağır sınamalarla karşı karşıya bulunuyor. ABD kamu borcu 40 trilyon dolarla tarihi zirvesine ulaşırken akaryakıt fiyatları hızla tırmanıyor ve konut kredisi faizleri yüzde 6,6 seviyesini aşıyor.

İran ile yaşanan savaş, Trump’ın enerji fiyatlarını düşürme vaatlerini de boşa çıkardı. Ülkede benzin fiyatları yüzde 40 artışla galon başına 4,11 dolara, dizel yakıt ise 5,58 dolara fırladı.

Yıllık tüketici enflasyonu mayıs ayında yüzde 4,2 ile son üç yılın en yüksek seviyesine çıktıktan sonra temmuz ayında yüzde 3,4 düzeyine geriledi.

Tüketici harcamaları ve teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısına yönelik büyük ölçekli yatırımlarıyla desteklenen ekonomik büyümenin direncini korumasına karşın fiili gayrisafi yurt içi hasıla verileri beklentilerin belirgin şekilde altında kalıyor.

ABD ekonomisi geçen yılı yüzde 2,1 büyüme ile tamamlarken 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 1,5 büyüdü. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise bu oran için yüzde 3 seviyesini hedefliyordu.

Financial Times adına Focaldata tarafından gerçekleştirilen bir anket, Trump döneminde seçmenlerin maddi durumunun kötüleştiğini ortaya koydu.

Araştırma sonuçlarına göre seçmenler enflasyonla ve hayat pahalılığıyla mücadele konusunda Cumhuriyetçilerden ziyade Demokratlara güven duyuyor.

Bu veriler, akaryakıt, mal ve kredi fiyatlarını artıran İran savaşına yönelik seçmen tepkisinin gölgesinde, Trump ve partisinin kasım ayındaki ara seçimlerde büyük zorluklarla karşılaşacağına işaret ediyor.

Analiz kuruluşu Decision Desk HQ (DDHQ) tarafından yapılan projeksiyona göre Demokrat Parti, Kongre’de Temsilciler Meclisi çoğunluğunu elde edecek ve Cumhuriyetçilerin Senato’daki gücünü zayıflatacak düzeyde sandalye kazanabilir.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump dev ekonomik yaptırımlarla tehdit etti, İran tüm petrol ihracatını durdurmakla yanıt vereceğini söyledi

Yayınlanma

ABD, pazartesi günü İran’ın ticaret ortaklarını hedef alan ekonomik yaptırımları devreye sokmaya hazırlanırken, Tahran’ı kendi ifadesiyle “şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı” ile tehdit etti.

İran ise buna karşılık, “ekonomik savaşın devam etmesi halinde” Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurma sözü verdi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a karşı daha da ağır önlemler açıklama vaatleri eşliğinde pazartesi günü ABD doğu saatiyle 13.00’te (17.00 GMT) basın toplantısı düzenleyecek.

Bessent, pazar günü Financial Times’ta yayımlanan görüş yazısında, “Şafakla birlikte ekonomik D-Day başlıyor — bir düşmana karşı şimdiye kadar seferber edilmiş en büyük mali saldırı,” diye yazdı.

Savaşan taraflar haftalardır birbirlerine karşı askeri saldırı düzenlemedi ancak altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek için anlamlı müzakerelere de girişmedi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta saldırılara başlamasından bu yana çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Saldırılar İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin büyük bölümünü zayıflatırken ekonomiye de ağır zarar verdi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlandı.

Ancak İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve ABD üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu. Bu durum, kritik önemdeki su yolundaki deniz taşımacılığını neredeyse durma noktasına getirirken küresel akaryakıt fiyatları üzerinde de baskı oluşturdu. Amerikalılar ve İsraillilerin tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediği İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.

Bessent, alınacak belirli önlemlere ilişkin ayrıntı vermeden, ABD’nin İran ekonomisi ve finans sistemiyle ilişki kurarak “yatıştırma” politikası izleyen “korkak ülkeleri” hedef alacağını söyledi.

Financial Times’taki yazısında, “Onu ayakta tutmanın sonuçlarını iyi düşünseler yerinde olur,” ifadelerini kullandı.

İran ise günlerdir yaptırımlara hazırlanıyor ve büyük çaplı bir askeri karşılığa işaret eden sert ifadeli bir dizi açıklama yayımlıyor.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü ekonomik misilleme ihtimalini gündeme getirdi.

Rızai sosyal medya paylaşımında, “Ekonomik savaş devam ederse ne Hürmüz Boğazı’ndan ne de Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek damla petrol ihraç edilecek,” dedi. “İran, herhangi bir ülkenin Amerika’nın İran halkına karşı yürüttüğü ekonomik savaşa katılmasını veya destek vermesini savaş eylemi olarak değerlendirecektir” diye ekledi.

Bessent daha önce Çin’e ABD ile işbirliği yapması çağrısında bulunmuş, Çin’in tarihsel olarak petrol ithalatının yarısını Körfez bölgesinden karşıladığına dikkat çekmişti. Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü ise buna, “yaptırımlar ve baskının sorunun çözümüne yardımcı olmadığını” belirten ve diplomasi çağrısı yapan bir açıklamayla karşılık verdi.

İran ekonomisi, ABD ve İsrail saldırılarının altyapının bazı bölümlerini tahrip etmesinden önce de uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı.

Ancak İran savaşa yüksek enflasyon, değer kaybeden para birimi, enerji kıtlığı ve yaptırımlarla girdi. Şimdi ise bunlara hasar görmüş altyapı, kesintiye uğrayan ticaret, üretim kayıpları ve yeniden inşa maliyetleri de eklendi.

ABD ile İran arasında, en son haziran ayında İsviçre’de gerçekleştirilen resmi yüz yüze görüşmelerin ardından yeni bir doğrudan müzakere yapılmaması üzerine Katar, Pakistan ve Türkiye dahil diğer ülkeler diplomatik süreci teşvik etmeye çalıştı.

İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yönelik çabalar kapsamında pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Pakistan çatışmada arabuluculuk yapıyor. Pakistan hükümetinden bir kaynak da Münir’in, ABD’nin yeni yaptırım tehdidi dahil son gelişmeleri ele alacağını söyledi.

Savaş sırasında ABD ve İsrail’in İran’a, İsrail’in de Lübnan’a düzenlediği saldırılarda binlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. ABD ise 18 askeri personelinin öldüğünü ve 750’den fazla personelinin yaralandığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran: Pakistan Genelkurmay Başkanı pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edecek

Yayınlanma

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bakanlık tarafından pazar günü yapılan açıklamaya göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabaları sürdürmek üzere pazartesi günü Tahran’ı ziyaret edeceğini söyledi.

Pakistan, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi amaçlayan İran-ABD müzakerelerinde arabuluculuk rolü üstlendi.

Pakistan hükümetinden iki kaynak, Münir’in ziyaretini Reuters’a doğruladı. Kaynaklardan ilki, İran ile Pakistan’ın doğrudan temas halinde olduğunu söyledi.

İkinci kaynak ise görüşmelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a daha ağır yaptırımlar uygulama tehdidi de dahil olmak üzere çatışmadaki son gelişmelerin ele alınacağını belirtti.

Kaynak, “Münir, İranlı liderlerle İslamabad’ın mutabakat zaptı çerçevesindeki barış girişimini, Trump’ın uyarısını, Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan Anlaşması sonrasındaki durumu ve Husilerle ilgili meseleleri görüşecek” dedi.

Ziyaret, İran’ın, İslam Cumhuriyeti’nin zaten zor durumda olan ekonomisi üzerindeki baskıyı daha da artırabilecek yeni ABD yaptırımları planına askeri karşılık verme tehdidinde bulunduğu ve gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleşecek.

Ziyaret ayrıca, ABD’li yetkililerin İran’a karşı “tarihin en ağır yaptırımları” olacağını söylediği planlanan yaptırımların ayrıntılarının pazartesi günü açıklanmasıyla aynı güne denk gelecek.

Trump, İran’ı tecrit etme çabaları kapsamında, “İran’a herhangi bir türden can simidi sağlayan” her ülkeyi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağı konusunda tehdit etmişti.

Hürmüz Boğazı’ndaki petrol sevkiyatları neredeyse tamamen durmuş durumda. Tahran, su yolu üzerindeki kontrolü elinde tutmaya devam ederken, ülke ekonomisi de hâlihazırda yaptırımların ağır baskısı altında.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English