Diplomasi
ABD ve Japonya ticaret anlaşması imzaladı, gümrük vergisi yüzde 15’e düşürüldü

ABD ve Japonya, aylar süren müzakerelerin ardından, otomobil gümrük vergilerini ve Donald Trump’ın tehdit ettiği “karşılıklı” vergileri %25’ten %15’e düşürecek bir ticaret anlaşması imzaladı.
Salı gecesi Truth Social’da yazan ABD Başkanı Trump, “Japonya ile muhtemelen şimdiye kadar yapılan en büyük anlaşmayı tamamladık” dedi.
Çarşamba günü Tokyo’da basına konuşan Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba da, bunu “önemli bir başarı” olarak nitelendirdi. Otomobil ve otomobil parçalarına uygulanacak %15’lik gümrük vergilerinin “dünyanın geri kalanından önde” olduğunu ve miktar kısıtlaması olmadığını söyledi.
Japonya’nın %15’lik karşılıklı gümrük vergisi oranı, ticaret fazlası veren ülkelere uygulanan en düşük oran olduğunu belirtti. “Şubat ayından bu yana, ulusal çıkarlarımız söz konusu olduğu için müzakerelerimizi sürdürdük. Her iki taraf da otomobiller ve diğer ürünler konusunda son derece yoğun ve zorlu müzakereler yürüttü. Bu sonucun, bu çabaların bir yansıması olduğuna inanıyorum” diye ekledi Ishiba.
Ishiba, iki liderin “özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesinin korunması için çalışacaklarını” söyledi.“ Japonya ile ABD arasındaki yakın ilişkiler, sadece iki ülke için değil, Hint-Pasifik bölgesi ve uluslararası toplumun istikrarı ve refahı için de çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
Trump, Japonya’nın “benim talimatımla” ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapacağını yazdı ve ABD tarafının kârın %90’ını alacağı ve yüz binlerce iş yaratacağı bir anlaşmaya işaret etti.
“Böyle bir şey daha önce hiç olmadı” diyen Trump, “Belki de en önemlisi, Japonya ülkesini otomobiller, kamyonlar, pirinç ve bazı diğer tarım ürünleri dahil olmak üzere ticarete açacak” diye ekledi.
Japonya, 2 Nisan’da, yani Trump’ın Kurtuluş Günü’nde %24’lük karşılıklı gümrük vergisi ile karşı karşıya kalmıştı. Ticaret elçisi Ryosei Akazawa’nın Washington’a yaptığı birçok ziyaret, Hazine Bakanı Scott Bessent, Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ile görüşmelerine rağmen, Trump bu ayın başlarında Ishiba’ya tek taraflı olarak %25’lik bir gümrük vergisi uygulayacağını bildiren bir mektup gönderdi.
Salı günü açıklanan anlaşma, bu vergiden %10’luk bir indirim öngörüyor. Ancak bu oran, ülkeler arasında müzakereler sürerken uygulanan %10’luk gümrük vergisinden daha yüksek. ABD’ye ithal edilen araçlara %25’lik gümrük vergisi 3 Nisan’dan beri uygulanıyor.
Ishiba çarşamba günü yaptığı açıklamada, yarı iletkenler ve ilaçlar gibi ekonomik güvenlik açısından önemli malzemelere gümrük vergisi uygulanması durumunda, Japonya’nın diğer ülkelerden daha az elverişli muameleye tabi tutulmayacağına dair güvence aldığını söyledi.
550 milyar dolarlık yatırım
Ishiba, Japon şirketlerinin yarı iletkenler, ilaçlar, çelik, gemi inşa, kritik mineraller, havacılık, enerji, otomobiller, yapay zeka ve kuantum teknolojisi gibi “ekonomik güvenliğin kilit alanlarında dayanıklı bir tedarik zinciri oluşturmak” için ABD’ye 550 milyar dolarlık yatırım yapacağını söyledi. Tokyo, yatırım yapmak veya kredileri garanti altına almak için Japonya Uluslararası İşbirliği Bankası (JBIC) gibi devlet destekli kurumları kullanacak.
Bir Japon hükümet yetkilisine göre, 1962 tarihli Ticaret Genişletme Yasası’nın 232. maddesi uyarınca otomobillere uygulanan %25’lik sektörel gümrük vergisi %12,5’e indirilecek. ABD’nin %2,5’lik orijinal otomobil gümrük vergileriyle birlikte, ithal otomobillere %15 vergi uygulanacak. Akazawa, Japonya’nın ABD’ye en büyük ihracat sektörü olan otomobil sektörüne odaklanmıştı.
Benzer şekilde, karşılıklı gümrük vergileri mevcut ürünlere uygulanan gümrük vergilerinin üzerine eklenmeyecek. Bunun yerine, Japon mallarına uygulanan gümrük vergilerinin üst sınırı %15 olacak, diye konuştu yetkili gazetecilere.
‘Tarımı feda etmedik’
Akazawa, Beyaz Saray’da Trump ile 70 dakikalık bir görüşme yaptı ve iki taraf anlaşmaya vardı. Akazawa gazetecilere, Japonya’nın tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini indirmeyeceğini söyledi. Toplantıların ardından gazetecilere konuşan Akazawa, “Başbakan Ishiba savunulması gerekenleri savundu” dedi.
Akazawa, pirinç konusunda Japonya’nın 770.000 metrik tonluk gümrüksüz ithalat kotasını koruyacağını, ancak bu kotanın içindeki ABD pirinci oranını artıracağını söyledi. Anlaşmaya ilişkin yorumunda Ishiba, “Bunu, asgari erişim düzenlemesi kapsamında ABD’den satın alınan pirinç oranının artırılması olarak düşünebilirsiniz, ancak bu anlaşma tarımı feda edecek herhangi bir hüküm içermiyor” dedi.
Japonya yılda yaklaşık 7 milyon ton pirinç tüketiyor. Bunun 770.000 tonu, diğer ülkelere Japon pirinç pazarına ‘asgari’ erişim hakkı tanımak amacıyla yapılan uluslararası anlaşma kapsamında gümrüksüz olarak ithal ediliyor. Pirinç, asgari erişim kotası dışında da ithal edilebiliyor, ancak kilogram başına 341 yen gümrük vergisi uygulanıyor.
Savunma harcamaları anlaşmaya dahil değil
Akazawa, şu anda %50 gümrük vergisine tabi olan çelik ve alüminyumun bu anlaşmaya dahil olmadığını söyledi.
Akazawa, Japonya’nın savunma harcamalarının artırılmasının anlaşmanın bir parçası olmadığını da belirtti.
Nomura Araştırma Enstitüsü’nün baş ekonomisti Takahide Kiuchi, %15’lik gümrük vergisinin Japonya’nın GSYİH’sini toplamda %0,55 azaltacağını söyledi.
Bu, %25’lik karşılıklı gümrük vergisi uygulamasının yol açacağı %0,85’lik düşüşten daha az.
Dış İlişkiler Konseyi’nin Greenberg Jeoekonomik Araştırmalar Merkezi direktörü Matthew Goodman, Japonya ile ticaret anlaşmasının yakın olduğunu öngörmüş ve bunu Trump için “kolay bir kazanç” olarak nitelendirmişti.
Pazartesi günü Nikkei Asia‘ya verdiği demeçte, ABD-Japonya anlaşmasının özellikle ulaşılabilir olduğunu, çünkü her iki tarafın da sorunlarının net olduğunu söyledi. Trump’ın hedeflerinin ABD ihracatının artırılması, Japonya’da otomobil ve tarım standartlarının gevşetilmesi ve Japonya’nın ABD’ye yatırımlarının artırılması olduğunu belirtti: “Nihai olarak ticaret dengesizliğinin azaltılmasını istiyor.”
Öte yandan Japonya tarafının amacı, karşılıklı ve sektörel gümrük vergilerinin kaldırılması veya azaltılmasıydı.
Trump, “Bu, Amerika Birleşik Devletleri için çok heyecan verici bir dönem, özellikle de Japonya ile her zaman mükemmel ilişkilerimizi sürdürecek olmamız nedeniyle” diye yazdı.
Bu anlaşma, Japonya iktidar koalisyonunun geçen pazar üst meclis seçimlerinde çoğunluğu kaybetmesinin ardından, Ishiba’nın “itibarını” kurtarması için kritik görülüyordu. Japon Başbakan, istifa çağrıları sonrası ABD ile ticaret anlaşmasını tamamlamak için görevine devam edeceğini söylemişti.
Diplomasi
İran: ABD ile geçici barış anlaşmasının yeniden canlandırılmasında ilerleme yok

Üst düzey bir İranlı kaynağa göre İran ile ABD, Körfez’deki savaşa kalıcı bir son verme çabalarında karşı karşıya gelmeye devam ediyor.
Reuters’a konuşan kaynak, haziran ayında varılan geçici anlaşmanın yeniden yürürlüğe konulması ve uygulanması için bir takvim belirlenmesine yönelik görüşmelerde hiçbir ilerleme sağlanmadığını söyledi.
Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın salı günü bölgede deniz taşımacılığına yönelik yeni saldırıların ardından İran liderlerine karşı bir kez daha sert ifadeler kullanmasıyla geldi. Bu durum, krizin çözüme kavuşturulmasına yönelik umutlara bir darbe daha vurdu.
Haziran ayında varılan anlaşmada, “tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiği” ilan edilmişti. Ancak anlaşma kısa sürede çöktü. Trump, 7 Temmuz’da anlaşmanın “sona erdiğini” söylerken, İran Dışişleri Bakanlığı bir hafta sonra anlaşmanın “askıya alındığını” açıkladı.
ABD, İran’ı anlaşma kapsamında hayati önemdeki Hürmüz Boğazı deniz ulaşımını yeniden açma taahhüdünü yerine getirmemekle suçluyor. Tahran ise Washington’ın İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması da dahil olmak üzere kendi taahhütlerinden geri adım attığını söylüyor.
İranlı kaynak, “Arabulucular üzerinden görüşülen konulardan biri, ABD’nin geçici anlaşmaya geri dönmesi ve taahhütlerin uygulanması için bir takvim belirlenmesi. Bu konuda kesinlikle hiçbir ilerleme sağlanmadı,” dedi.
Trump çarşamba günü ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu iddia etti.
Ancak İran’ın su yolunu yönetmek üzere kurduğu Basra Körfezi Boğaz İdaresi, boğazın kapalı kalmaya devam ettiğini ve İran’ın koşulları kabul edilene kadar yeniden açılmayacağını açıkladı.
Trump, Truth Social platformunda, “İran sadece konuşuyor, icraat yok; artık Ortadoğu’nun Zorbası Değil,” ifadelerini kullandı.
Trump, çatışma boyunca bir yandan gerilimi tırmandırma tehditlerinde bulunurken diğer yandan bir barış anlaşmasının yakın olduğunu öne süren açıklamalar yaptı.
‘Uzatma söz konusu değil’
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları başlatmasından bu yana, çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi çatışmalarda hayatını kaybetti.
İran ise Umman, Ürdün, Kuveyt, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dahil çeşitli ülkelerdeki ABD varlıklarını ve altyapısını hedef aldı.
Hazirandaki geçici ateşkes anlaşması, tarafların karşılıklı mutabakatıyla uzatılabilecek 60 günlük bir süre öngörüyordu. Bu süre içinde İran ile ABD’nin, Tahran’ın nükleer programını sınırlandıracak ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını sağlayacak nihai bir anlaşmaya ulaşması bekleniyordu.
İranlı kaynak, çarşamba günü Anadolu Ajansı’nın Pakistan hükümet kaynaklarına dayandırdığı ve tarafların söz konusu 60 günlük süreyi uzatma konusunda anlaştığını belirten haberi reddetti.
Kaynak Reuters’a, “Bir uzatma söz konusu değil çünkü İran’ın bakış açısına göre başlamış bir süre yok ve dolayısıyla uzatılacak bir şey de yok. ABD, geçici anlaşmayı varılmasından 48 saat sonra ihlal etti ve birkaç gün sonra anlaşmadan çekildi,” dedi.
Deniz taşımacılığına saldırılar
İran ile Umman arasında yer alan ve Körfez’in girişini oluşturan dar Hürmüz Boğazı, savaştan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birine ev sahipliği yapıyordu.
Gösterge niteliğindeki Brent petrol vadeli işlemleri, savaşın şubat ayında başlamasından bu yana sert yükseliş kaydetti ve varil başına 126 dolarla savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 75 üzerine çıktı. Dalgalı işlemler, Körfez’den petrol arzında yaşanabilecek kesintilere ilişkin endişeleri ve barış görüşmelerinden gelen değişken sinyalleri yansıttı.
Salı günü iki ayrı olayda, Babülmendep Boğazı’nda küçük bir yük gemisine yönelik Husiler tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelenilen saldırıda dört mürettebat hayatını kaybetti. ABD ordusuna göre ayrıca bir ABD Donanması MH-60 helikopteri, Panama bayraklı bir yük gemisinin dümen tertibatını devre dışı bırakmak için iki Hellfire füzesi ateşledi.
Petrol fiyatları yükseldi ancak tahmin kuruluşlarının 2026 yılı petrol talebi beklentilerini aşağı çekmesinin ardından çarşamba günü dalgalı işlemlerde yataylaştı. Brent petrol vadeli işlemleri varil başına yaklaşık 88 dolardan, ABD Batı Teksas tipi ham petrolü (WTI) ise yaklaşık 83 dolardan işlem görüyordu.
Diplomasi
Putin, Britanya ve Fransa’yı “korsanlık” konusunda uyardı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Britanya ve AB’nin Rusya’nın “gölge filosu” olarak adlandırılan petrol tankerlerine yönelik baskılarına yanıt olarak İngiliz gemilerini ele geçirme uyarısında bulundu.
Pasifik Filosu tatbikatı sırasında bir savaş gemisinde açıklama yapan Rusya lideri, beş Rus ticari gemisine yönelik Batı operasyonlarını “korsanlık” ve “soygun” olarak nitelendirdi.
Hem Britanya hem de Fransa, “gölge filosu” gemilerine çıkarma yapıp bunları alıkoyma operasyonlarına katılmıştı.
Geçen ay kabul edilen yaptırımlar, AB üye devletlerine durdurulan Rus gemilerinden el konulan petrol ve yükü satma izni vererek gerginliği daha da tırmandırdı.
Putin şöyle konuştu:
“Bazı ülkelerin yetkililerinin, uluslararası deniz hukukunu ihlal ederek, iktisadi operatörlerimize ait gemilerin hareketini kısıtlamaya çalıştıklarını ve son zamanlarda gemilerimize el koyma ve bizden yağmaladıkları malları satma olasılığını bile değerlendirmeye kadar vardıklarını görüyoruz.
Elbette bu, korsanlık ve soygunun ta kendisidir. Ve eğer bu uygulamaya geçilirse, biz de aynı şekilde karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu, gemilerimize ve teknelere baskınların planlandığı sularda olmak zorunda değil; bizim gerekli ve uygun gördüğümüz her yerde olabilir.”
AB, alıkoyduğu “gölge filo” tankerlerinin petrolüne de el koyacak
Bu açıklamalar, Britanya ve AB’nin, Moskova’nın yaptırımları atlatmaya yönelik tanker operasyonlarına karşı yoğunlaştırılan yaptırımlar kapsamında beş Rus ticari gemisini el koymasının ardından geldi.
Rusya’nın Pasifik Filosu Komutanı Amiral Viktor Liina, füze kruvazörü Varyag’da Putin’e verdiği brifing sırasında, misilleme amaçlı deniz harekatı için potansiyel hedefler olarak Britanya ve Fransa’yı işaret etti.
Amiral, kuvvetlerinin Asya-Pasifik bölgesindeki deniz ticaret rotaları hakkında istihbarat topladığını, kargo gemilerini takip ettiğini ve bu gemilerin sahiplik yapılarını haritalandırdığını bildirdi.
Liina’ya göre, Güney Kuril Adaları yakınlarında Rusya’nın hak iddia ettiği sulardan yaklaşık 1.001 gemi geçti.
Bunların 379’u Moskova’nın “düşman” olarak nitelendirdiği ülkelere kayıtlıydı; 26’sı İngiliz bayrağı, 9’u ise Fransız bayrağı taşıyordu.
Amiral, “Düşman devletlere ve onların gölge filosuna ait gemileri denetleme ve alıkoyma yeteneğine sahibiz; kurumlar arası koordinasyon sağlanmış durumda ve bu görevleri yerine getirmeye hazırız,” dedi.
Hem Moskova’da hem de Kiev’de görev yapmış eski bir İngiliz savunma ataşesi olan John Foreman, Batı donanmalarının “gölge filo” tankerlerini durdurmaya başladığından beri Rusya’nın misilleme yapma tehlikesinin var olduğunu söyledi.
Foreman, Savunma Bakanlığı ve Kraliyet Donanması’nın bu tehdidin farkında olduğunu ve gemi sahipleriyle koruma önlemleri konusunda koordinasyon içinde olduklarını belirtti.
Foreman, Rusya’nın açık denizde gemileri durdurmak için hangi hukuki gerekçeye dayanabileceğini de sorguladı:
“Putin’in uluslararası sularda gemilere çıkmak için hangi hukuki dayanağı kullanabileceği net değil ama uluslararası hukuk daha önce de Rusya’yı durdurmamıştı.”
Batı ülkeleri, operasyonlarını Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 110. maddesi kapsamında meşrulaştırıyor.
Bu madde, savaş gemilerinin sahte bayrak altında seyrettiğinden şüphelenilen gemilere çıkmasına izin veriyor. Bu, gölge filo tankerleri arasında yaygın bir uygulama.
Foreman, Rusya’da önümüzdeki ay yapılacak parlamento seçimleri göz önüne alındığında, Rusya Devlet Başkanı’nın bu “savaş çığırtkanlığının” temel nedeninin iç politika olduğunu öne sürdü:
“Bence Putin’in bu havalı sözleri büyük ölçüde seçimlere odaklanmış durumda; kendisini, kötü niyetli Batı’ya karşı koymaya hazır, sert bir lider olarak göstermeye çalışıyor.”
Diplomasi
Polonya-Musk gerilimi yeniden alevlendi

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Varşova’nın Elon Musk’ın Starlink ağına yaptığı yıllık 50 milyon dolarlık harcamayı yeniden gözden geçirme tehdidinde bulundu.
Sikorski, X’te, “Hey, @elonmusk, koca adam, Starlink’in Polonyalı kullanıcılarına ayrımcılık yapmayı bırak, yoksa hizmetlerin için sana yıllık 50 milyon dolar ödemeyi yeniden gözden geçirebiliriz,” diye yazdı.
Dışişleri bakanının öfkesi, Starlink’in Polonya’yı Almanya, Çekya, Slovakya ve Litvanya dahil 30’dan fazla ülkeyi kapsayan ortak Avrupa dolaşım bölgesinden dışarıda bırakma kararının ardından geldi.
Bu bölge içindeki müşteriler, uluslararası kullanım kısıtlamalarını tetiklemeden terminallerini sınır ötesine götürebiliyor.
Fakat Polonyalı kullanıcılar artık seyahat ederken ek şartlarla karşı karşıya kalacak.
“Not: Polonya, yukarıdaki Avrupa bölgesine dahil değildir. Polonya’da kayıtlı hesaplar, yalnızca Polonya’da kullanım amaçlı olarak değerlendirilir,” ifadesi Starlink’in güncel kılavuzunda yer alıyor.
Polonya Dijital İşler Bakanı Krzysztof Gawkowski de Musk’a yüklendi. Starlink’in ana şirketi SpaceX’i Polonyalıları ikinci sınıf müşteriler olarak muamele etmekle suçladı ve bu değişikliğin yasal dayanağını açıkça belirtmesini istedi.
Gawkowski, X platformunda, “Polonya ikinci sınıf bir pazar değildir. Polonyalı müşteriler de ikinci sınıf müşteriler değildir” diye yazdı.
SpaceX’in “yerel düzenleyici gereklilikleri” gerekçe göstermesi halinde, Varşova’nın şirketten “genel açıklamalar” sunmak yerine spesifik kurallara işaret etmesini beklediğini de ekledi.
Yeni kurallar, 14 Temmuz 2026 tarihinden itibaren Starlink’e kaydolan yeni müşteriler için geçerli ve 17 Ağustos’ta mevcut Polonyalı kullanıcılara da uygulanacak.
Şirket, Polonya’nın sistemden hariç tutulmasına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.
Bazı haberlerde, bunun nedeninin Polonya’da kayıtlı terminallerin Ukrayna’da kullanılması olduğu öne sürüldü. Fakat Ukrayna, Starlink’in Avrupa “Roam” bölgesine dahil değil.
Sikorski ve Musk’ın Starlink konusunda çatışması bu ilk kez olmuyor.
Geçen yıl, Sikorski, Varşova’nın Ukrayna için finanse ettiği uydu hizmeti için alternatif sağlayıcılar arayabileceği konusunda uyarıda bulunduktan sonra, Musk Polonyalı bakana “sus, küçük adam” demişti.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Ortadoğu3 gün önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Asya1 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit











