Amerika
ABD’de bütçe çıkmazı sürerken DHS için uzun vadeli geçici çözüm gündemde

ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) finansmanına ilişkin Demokratlarla yürütülen müzakerelerin başarısız olacağı beklentisiyle uzun vadeli bir geçici bütçe seçeneğine odaklanıyor. Mevcut ödeneklerin 13 Şubat’ta sona erecek olması nedeniyle, Cumhuriyetçi liderler göçmenlik düzenlemelerindeki temel görüş ayrılıklarının kısa sürede giderilmesini uzak bir ihtimal olarak görüyor.
ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçiler, 13 Şubat’ta süresi dolacak olan İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) finansmanı konusunda Demokratlarla önümüzdeki birkaç gün içinde göçmenlik reformları üzerinde bir anlaşmaya varılabileceği hususunda şüphe duyuyor.
Bu durum, pek çok milletvekilini bakanlık için uzun vadeli ve geçici bir çözüm arayışına itti.
Cumhuriyetçiler, Demokratların temel talepleri ile kendi kırmızı çizgileri arasındaki uçurumun bu kadar kısa bir süre içinde kapatılmasını imkansız olarak değerlendiriyor.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, adli arama kararı zorunluluğunun veya federal göçmenlik operasyonlarının kapsamının genişletilmesi ihtimalini kesin bir dille reddetti.
Adli arama kararlarını “uygulanamaz” ve “gereksiz” olarak nitelendiren Johnson, göçmenlik birimlerinin operasyonlarda maske kullanımını da savundu.
Johnson, olası bir uzlaşmanın federal birimlerle iş birliği yapmayan “sığınak şehirlerin” yasaklanmasını içermesi gerektiğini belirtti.
Liderler arasındaki görüş ayrılığı derinleşiyor
The Hill gazetesinin haberine göre Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, çarşamba günü yaptığı açıklamada Johnson’ın “mantıksız pozisyonlar ortaya koyduğunu” belirtti. Bu görüş ayrılığı, Cumhuriyetçilerin DHS’yi başlangıçta neden bir ila altı ay arasında fonlamak istediklerini de açıklıyor.
Beyaz Saray ise nihayetinde Temsilciler Meclisi’nin salı günü onayladığı iki haftalık geçici bütçe üzerinde mutabık kalmıştı.
Ancak Cumhuriyetçi Parti içindeki birçok isim, bir başka kısa vadeli “yara bandı” çözümüne sıcak bakmıyor.
Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu (Freedom Caucus) Başkanı Andy Harris, hızlı ve önemli bir ilerleme kaydedilmemesi durumunda bakanlığın mali yılın sona ereceği 30 Eylül’e kadar fonlanması gerektiğini kaydetti.
Bu adım, Trump’ın ikinci dönemine başlamasından bu yana yeni tam bütçe seviyeleri onaylanmayan DHS için bir başka tam yıllık geçici bütçe (CR) anlamına gelecek.
DHS bütçesi hükümetin finansman bekleyen son parçası
Minneapolis’te iki Amerikan vatandaşının göçmenlik memurları tarafından öldürülmesinin yarattığı siyasi tepkinin ardından DHS, hükümetin 30 Eylül’e kadar olan finansmanı onaylanmayan son bölümü olma özelliğini taşıyor.
Harris, “Gelecek haftanın ortasına kadar bu işi bitiremezsek bir geçici bütçe daha geçirmek zorunda kalacağız. Bu noktada, yılın geri kalanı için bir bütçe üzerinde durmalı ve bu konuyu artık geride bırakmalıyız” dedi.
Başkan Johnson ise müzakereler konusunda dışarıya karşı iyimserliğini koruyor.
Çarşamba günü yeni bir geçici bütçe ihtimali sorulduğunda Johnson, “Neden bir geçici bütçe hamlesi yapacağımı varsayıyorsunuz? İki taraf birbirinden oldukça uzak ancak üzerinde anlaşılan çok şey var; göreceğiz. Neden bir anlaşmaya varamıyoruz?” diye konuştu.
Senato Cumhuriyetçileri uzun vadeli seçeneğe açık
Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, mali yıl sonuna kadar bir geçici bütçenin gerekli olabileceğini ve Cumhuriyetçilerin buna büyük ölçüde destek vereceğini ifade etti.
Thune, “Bunu ihtimal dışı bırakmam, bence bir seçenek. Asıl soru Demokratların bunu destekleyip desteklemeyeceği. Şu an için hiçbir şeyi desteklemek istemiyor gibi görünüyorlar” dedi.
Özgürlük Grubu üyelerinden Keith Self de benzer bir çağrıda bulunarak, “Eğer geçici bütçe yoluna gideceksek bunun tam bir yıl olması gerekiyor. Bu kısır döngüden çıkmalıyız” ifadesini kullandı.
Demokratlar taleplerinden ödün vermiyor
Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi ile diğer federal göçmenlik kurumlarına kısıtlamalar getirilmesini isteyen Demokratlar, taleplerinin hiçbirini karşılamayan bir geçici bütçeyi kabul etmeye yanaşmıyor.
Jeffries, DHS finansmanı için ikinci bir geçici bütçenin “masada olmadığını” belirterek Cumhuriyetçileri müzakereye çağırdı.
Mevcut fonların sona ereceği 13 Şubat’a kadar bir anlaşmanın mümkün olup olmadığı sorulduğunda Jeffries, “Bu, Cumhuriyetçilerin iyi niyetle müzakere edip etmeyeceğine bağlı. Gereken cesur ve dönüştürücü değişikliklerin neler olduğunu belirttik. Top artık Cumhuriyetçilerin sahasında” dedi.
Taraflar birbirini art niyetle suçluyor
Bazı Cumhuriyetçiler ise Demokratları iyi niyetli davranmamakla itham ediyor. Temsilciler Meclisi’nin en büyük muhafazakar grubu olan Cumhuriyetçi Çalışma Komitesi Başkanı August Pfluger, “Dört yıl boyunca iyi niyetten uzak bir süreç yaşadık; ülkemizi çok kötü bir duruma soktular ve bunun sorumlusu onlar” dedi.
Pfluger, özellikle Demokratların adli arama kararı talebine dikkat çekerek, “Bu kararlar tek başına asayişin sağlanmasını engelleyecektir. Bu, iyi niyetli bir müzakere değil” diye konuştu.
John Thune da bu görüşe katılarak iki haftalık sürenin “hiçbir anlamı olmadığını” belirtti.
Thune, Jeffries ve Schumer için “İkisi de kendi gölgelerinden korkuyor. Soldan çok fazla tepki ve baskı alıyorlar. Jeffries’in bir anlaşma yapmak istediğini hiç sanmıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Demokrat Parti saflarında strateji toplantısı ve bölünme emareleri
Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Demokrat liderler, çarşamba günü önceliklerini ve yol haritalarını tartışmak üzere bir araya geldi.
Bu toplantı, Senato Demokrat liderlerinin müzakere edip desteklediği finansman paketine Temsilciler Meclisi’ndeki sadece 21 Demokratın “evet” oyu vermesinden bir gün sonra gerçekleşti. Temsilciler Meclisi Demokrat yönetiminin tamamı pakete karşı oy kullanmıştı.
Toplantı sonrası Jeffries ve diğer liderlerle düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, “Aynı çizgideyiz” mesajı verdi.
Ancak Başkan Johnson, Demokrat taraftaki bölünmeye işaret ederek Jeffries ve Schumer arasında bir “güç savaşı” yaşandığını öne sürdü ve Cumhuriyetçi birliğinden övgüyle bahsetti.
Johnson, Demokratların hükümeti kapatmayı tercih etmesi durumunda Cumhuriyetçilerin elinin daha güçlü olacağına inanıyor.
Geçen yıl Trump tarafından imzalanarak yasalaşan “One Big Beautiful Bill” (Büyük Güzel Yasa) kapsamında ICE birimine dört yıl yetecek kadar, 75 milyar dolarlık bir kaynak sağlandığını hatırlatan Johnson, “Eğer Demokratlar hükümeti kapatmayı seçerlerse, engellemiş olacakları şey diğer tüm temel hizmetler olacaktır: FEMA, Sahil Güvenlik, TSA ve ulusal güvenliğin diğer unsurları” diye konuştu.
Trump’ın sınıf ittifakları: ICE operasyonları hangi şirketlere yarıyor?
Amerika
“Trump etrafında ördüğümüz ittifak artık yok”

ABD ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin yaşadığı ağır yenilgiden sonra, başkanlık seçimlerinde Trump ve çevresinde oluşturulan ittifaklar dağılmış görünüyor.
POLITICO’da yer alan değerlendirmeye göre Trump, iki yıl önce genç seçmenler ve azınlık grupları arasında önemli bir destek kazanarak yeniden göreve gelmişti.
PF Global tarafından yürütülen POLITICO Anketi’nin yeni sonuçlarına göre, popülerliği düşük olan İran savaşı ve düşen destek oranları nedeniyle bu kilit gruplar artık ondan uzaklaşıyor gibi görünüyor.
Geçen yılın sonunda, Hispanik Trump seçmenlerinin %56’sı kendilerini “MAGA Cumhuriyetçisi” olarak tanımlamıştı. Bu Ekim itibarıyla ise bu oran sadece %37’ye geriledi.
Geçen yılın sonunda, 20 ila 29 yaş arası genç Trump seçmenlerinin %50’si oy kullanacaklarından emin olduklarını belirtmişti. Bu Ekim itibarıyla ise bu oranı sadece %38’e düştü.
Seçim kampanyasındaki bu telaş, endişenin boyutunu ortaya koyuyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, salı günü Güney Teksas’ta son bir seçim turu düzenleyerek, Cumhuriyetçilerin bu bölgede, kitlesel sınır dışı etme ve ekonomi konusundaki Hispanik seçmenlerin endişelerini gidermek için çaba sarf etti.
Cumhuriyetçi Parti yetkilileri, süregelen enflasyon ve yüksek fiyatların, her ırktan işçi sınıfı seçmenler üzerinde yaratacağı etkiden endişe duyuyorlar.
Buna, sandığa yeterince güçlü bir şekilde gitmeyeceklerinden çok korktukları genç erkekler de dahil.
Ayrıca, seçmenlerinin rekor sayılarda sandığa akın ettiği görülen, siyah nüfusu yoğun bir dizi güney eyaletine (Mississippi, Güney Karolina ve hatta Louisiana gibi) son dakikada milyonlarca dolarlık kaynak aktardılar.
Cumhuriyetçilerin 2024 koalisyonunun dayanıklılığı, partinin geleceği için hayati bir sınav niteliğinde.
Cumhuriyetçilerin genç, Latin kökenli ve Siyah seçmenler arasında elde ettiği ilerlemeler, partiyi Washington’da üçlü iktidara (Başkanlık, Senato, Temsilciler Meclisi) taşımıştı.
Bu gruplardan gelen desteğin azalması, Cumhuriyetçileri 2028 başkanlık seçimleri için kazanma formülünü oluştururken yeniden başlangıç noktasına döndürebilir.
Üst düzey Cumhuriyetçiler, Teksas’ta yaşanan hezimet, Florida’daki kilit Temsilciler Meclisi koltuklarındaki kayıplar ve daha fazlasını önlemeye çalıştı ama Hispanik seçmenler üzerindeki etkilerini kaybetmelerini engelleyemediler.
Ankete göre, Trump’ın çekirdek tabanının bir parçası olan ve kendilerini MAGA olarak tanımlayan Hispanik Trump seçmenlerinin oranı, geçen Kasım ile bu Ekim arasında 19 puanlık bir düşüş gösterdi.
Bu seçmenlerin üçte ikisi ara seçimlerde hâlâ Cumhuriyetçilere oy verme niyetinde olsa da, Trump’ın gündemine duydukları memnuniyetsizlik açıkça ortada.
Anket, Hispanik Trump seçmenlerinin, Hispanik olmayan Trump seçmenlerine kıyasla son on yılda Demokratlara oy vermiş olma olasılığının daha yüksek olduğunu ve Trump yönetiminin toplu sınır dışı etme uygulamalarının fazla sert olduğunu düşündüklerini ortaya koydu.
Beyaz Saray’ın üst düzey yetkilisi Stephen Miller’ın öncülüğünü yaptığı Trump yönetiminin sert göçmenlik uygulamaları, ismini açıklamak istemeyen dört Kongre Cumhuriyetçisine göre, Hispaniklerin tepkisini tetikledi.
Bu durum, bir zamanlar Demokrat Kongre üyeleri Vicente Gonzalez ve Henry Cuellar’ı koltuklarından etmek için mükemmel fırsatlar gibi görünen fırsatlara zarar verirken, 2024 yılında başkanın 18 puan farkla kazandığı, yeniden çizilen bir seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Kongre üyesi Monica De La Cruz’u da tehlikeye attı.
Bir grup Hispanik Cumhuriyetçi Kongre üyesi, endişelerini doğrudan Johnson’a ve üst düzey Beyaz Saray yetkililerine iletmeye devam ediyor.
Ne var ki, isminin gizli tutulması şartıyla konuşan Teksaslı bir Cumhuriyetçi stratejist şöyle konuşuyor:
“Benzin fiyatı 3,30 dolar yerine 2,50 dolar olsaydı kendimi daha iyi hisseder miydim? Evet. Ama ICE amcasını gözaltına alırken birine durumun düzeldiğine ikna etmeyi denemekte bol şans.”
Uzun süredir Trump’ın müttefiki ve Arizona Cumhuriyetçi Partisi’nin eski başkanı Gina Swoboda, “Trump döneminde kurduğumuz koalisyon artık lanet olsun ki yok,” dedi.
Wisconsin’in eski Cumhuriyetçi valisi ve 2016 başkanlık adayı, şu anda muhafazakâr Young America’s Foundation’ın başkanlığını yürüten Scott Walker ise, “İki yıl önce, Trump ve diğer Cumhuriyetçiler, Biden ve Harris’ten bıkmış olan bu seçmenleri kendi lehlerine kullandılar; iki yıl sonra durum iki yıl öncesine göre daha az kötü olabilir fakat seçmenler hâlâ endişeli,” dedi.
Beyaz Saray sözcüsü Lauren Bis, Trump’ın Cumhuriyetçiler için seçim kampanyası yürütmek ve “radikal solcu Demokratlar” ile aradaki farkı vurgulamak amacıyla “ülkeyi boydan boya dolaştığını” söyledi.
Bis, “Başkan Trump, Cumhuriyetçi Parti için tartışmasız lider, en iyi elçi ve eşsiz bir motivasyon kaynağı,” diye ekledi.
Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi sözcüsü Natalie Baldassarre ise yaptığı açıklamada, “Trump yönetiminin Amerikan halkına verdiği sözleri yerine getirdiğini” ve başkanın “bu başarıları duyurmak için ülkeyi baştan başa dolaştığını” belirtti.
Amerika
ABD’li teknoloji devlerinin gizli yapay zeka borcu 3,2 trilyon dolara yükseldi

ABD’li teknoloji devlerinin yapay zeka ile ilgili yükümlülüklerinden kaynaklanan bilanço dışı borçları hızla artmaya devam ediyor.
Bu borçlar altı ayda neredeyse iki katına çıkarak yaklaşık 3,2 trilyon dolara ulaştı. Yatırımcılar ise bitmek bilmeyen bu harcamalardan giderek daha fazla endişe duyuyor.
Nikkei Asia, Google’ın sahibi Alphabet, Microsoft, Amazon, Meta ve Oracle’ın en son finansal sonuç açıklamalarından ve tahminlerinden verileri derledi.
Teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezlerini kurmak için tedarikçilerden çip setleri, sunucular ve elektrik tedarik ediyor.
Arz sıkıntısı nedeniyle erişimi güvence altına almak için genellikle birkaç yıllık sözleşmeler imzalıyorlar.
Bazıları ise kendi tesislerini kurmak yerine, bulut hizmeti sunan girişimlerden ekipman kiralıyor veya bilgi işlem kaynakları ayırıyor.
Henüz yerine getirilmemiş satın alma taahhütleri ve henüz başlamamış kiralama sözleşmeleri genellikle bilanço dışı kalemler olarak değerlendiriliyor.
Muhasebe kurallarına tam olarak uygun olsalar da, bunlar gelecekte muhasebeleştirilmesi muhtemel gizli borçlar olarak görülüyor.
Bu tür gizli borç, beş şirket genelinde yaklaşık 3,2 trilyon dolara ulaştı. Bunun yaklaşık %60’ı satın alma taahhütlerinden, %40’ı ise henüz başlamamış kiralama yükümlülüklerinden oluşuyor.
Toplam tutar şimdiden şirketlerin toplam varlıklarının yaklaşık %80’ine denk geliyor ve bu hız devam ederse yakında toplam varlıkları aşabilir.
30 Eylül itibarıyla en fazla gizli borca sahip olan şirket 1,05 trilyon dolarlık borçla Google. Bu rakam Mart sonuna kıyasla yaklaşık %160 daha yüksek.
Ne var ki, şirketin hesaplama metodolojisinin bir kısmını değiştirmiş olması nedeniyle doğrudan karşılaştırma yapmak zor.
Meta ikinci sırada yer alırken, onu Microsoft, Amazon ve Oracle izliyor.
Google, ana faaliyetlerinden elde ettiği gelirden daha fazla nakit akışını veri merkezlerine ve diğer sermaye harcamalarına yönlendiriyor.
Temmuz-Eylül çeyreğinde sermaye yatırımı kaynaklı nakit çıkışları 71,3 milyar dolara ulaştı.
İşletme nakit akışıyla birleştirildiğinde, bu hamleler yaklaşık 29 milyar dolarlık bir açık verdi ve bu, üst üste üçüncü çeyrekteki açığı işaret ediyor.
Şirket, güçlü talebi karşılamak için 2027’de harcamaları daha da artırmayı planlıyor.
Meta’nın bilanço dışı yükümlülükleri Eylül sonunda yaklaşık 810 milyar dolara ulaştı; bu rakam Mart sonuna göre %90 artış gösterdi.
Şirket, dış yatırımcı sermayesini kullanarak bilgi işlem kapasitesini artırıyor. Temmuz ayında, ABD’li yatırım şirketi BlackRock ile bir ortak girişim kurduğunu duyurdu ve veri merkezlerini kiralamak üzere bir anlaşma imzaladı.
Meta ayrıca Nisan ayında, ABD’li startup CoreWeave’den 2032 yılına kadar yaklaşık 21 milyar dolar değerinde bulut kapasitesi satın almayı kabul etti.
Bu şirketlerin gizli borçlarının bir kısmı, CoreWeave gibi girişimlerin kredi itibarını güçlendirmeye de hizmet etti.
Bilançoları daha zayıf olsa bile, bu şirketler teknoloji devleriyle yaptıkları sözleşmelerle desteklenen gelecekteki satışlara sahip oldukları için bankalardan ve yatırımcılardan finansman çekebiliyorlar.
Gelgelelim bu eşi görülmemiş altyapı yatırımı patlamasında artık değişim sinyalleri ortaya çıkıyor.
CoreWeave’in tahvil fiyatları Ekim ayında düşüş yaşadı ve bu durum, bazen “neocloud sağlayıcıları” olarak da adlandırılan, yapay zeka odaklı bulut girişimlerinin finansal sağlığı konusunda endişeleri artırdı.
Bu tür şirketlerin çoğunun bulut hizmetleri dışındaki gelir kaynakları sınırlı. Bu da, artan faiz oranlarının ek fon toplama sürecini zorlaştırması ve veri merkezlerine yönelik yatırımların devamını tehlikeye atması durumunda, bu şirketleri savunmasız bırakıyor.
Yatırımcıların endişeleri, kredi notu yüksek teknoloji şirketlerinin kendilerinin yapacağı devasa yapay zeka harcamaları konusunda da artıyor.
Geçen hafta açıklanan finansal sonuçların ardından, hem Alphabet hem de Amazon, 2027 ve sonrasında yatırımlarını genişletmeye devam etme planlarını ortaya koyduktan sonra hisseleri keskin bir düşüş yaşadı.
Beş şirket arasında en az gizli borcu olan Oracle, mali durumu konusunda özellikle ciddi endişelerle karşı karşıya. Şirketin hisseleri, yaklaşık bir yıl önceki zirve seviyesine kıyasla %60’ın üzerinde değer kaybetti.
Şirket, yatırımcıları rahatlatmak amacıyla, geçen hafta temel kazançlar ile sermaye harcamaları arasındaki dengeyi yansıtan serbest nakit akışını, Aralık 2027 ile Mayıs 2028 arasındaki dönemde pozitif seviyeye geri getireceğini açıkladı.
Günümüzün yapay zeka sektörü, teknoloji devleri, çip üreticileri, yapay zeka geliştiricileri ve yeni nesil bulut sağlayıcıları arasındaki uzun vadeli satın alma anlaşmaları ağı üzerine kurulu.
Yatırım, finansman ve garantiler birbirini pekiştirerek kredi itibarını artırıyor ve şirketlerin finansal piyasalardan büyük meblağlar toplamasına olanak tanıyor.
Fakat tüm bu kredi itibarı hâlâ birkaç teknoloji devine bağlı durumda. Yapay zeka yatırımları mevcut hızıyla devam ederse ve kârlar beklentileri karşılayamazsa, piyasanın bu şirketlere olan güveni sarsılabilir ve bunun yansımaları hem teknoloji sektörüne hem de daha geniş finansal sisteme yayılabilir.
Amerika
Kaliforniya’da sandık açıldı: Yüzde 5’lik servet vergisi geride kaldı

Kaliforniya’da milyarderlerin servetinden yüzde 5 oranında tek seferlik vergi alınmasını öngören yasa teklifi, sayılan oyların yüzde 56’sının ret çıkmasıyla düşme noktasına geldi. Karşıtlarının 330 milyon dolarlık kampanya yürüttüğü düzenleme, eyaletteki Demokratları ve teknoloji dünyasını böldü.
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde milyarderlerin servetine bir defaya mahsus yüzde 5 vergi getirilmesini öngören tartışmalı yasa teklifinin sandıktan geçmesi beklenmiyor.
New York Post gazetesinin haberine göre, oyların yaklaşık yarısının sayıldığı aşamada 40 Numaralı Teklif’e seçmenlerin yüzde 44’ü destek verirken, yüzde 56’sı ret oyu kullandı.
Eyalette halk oylamasına sunulan 14 konu arasında en sert tartışmalara yol açan düzenleme, varlıkları 1 milyar doları aşan mükelleflerin ve vakıf fonlarının mal varlıklarından tek seferlik yüzde 5’e varan vergi alınmasını içeriyor.
Sendikalar ile sol Demokratları teknoloji dünyasının önde gelen isimleriyle karşı karşıya getiren teklif, eyaletteki Demokrat partilileri de böldü.
Düzenlemeye karşı 330 milyon dolar harcandı
Vergi tasarısına karşı yürütülen kampanyanın maliyeti 330 milyon doları aştı. Teklifin düşürülmesi için 100 milyon dolardan fazla kaynak aktaran Google kurucu ortaklarından Sergey Brin, muhalefetin en görünür aktörleri arasında yer aldı.
Düzenlemenin eyalet ekonomisini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Brin, Building a Better California adlı siyasi eylem komitesini fonladı.
Söz konusu komite, yeni vergilerin getirilmesini sınırlandıran ve seçmen onaylasa dahi milyarderler vergisini geçersiz kılabilecek iki alternatif girişimi destekledi.
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Demokrat Parti’den vali adayı olan Xavier Becerra da tasarıya karşı çıktı.
Newsom ve Becerra, verginin zengin girişimcileri, şirketleri ve istihdamı eyalet dışına iteceğinden endişe ettiklerini dile getirdi.
Diğer taraftan Kaliforniya Demokrat Partisi ağustos ayındaki kurultayında teklife destek kararı aldı. Vermont Senatörü Bernie Sanders da tasarı lehinde açıklamalarda bulundu.
Gelir beklentisi ve harcama hedefleri
Teklifi hazırlayanlar, düzenleme sayesinde 100 milyar dolar gelir sağlanacağını hesaplıyordu. Bu gelirin yaklaşık yüzde 90’ının sağlık hizmetlerine, geri kalan kısmının ise eğitim ve gıda yardımlarına ayrılması planlanıyordu.
Bunun yanı sıra Kaliforniya Yasama Analiz Ofisi, potansiyel gelirin birkaç yıl içinde ancak on milyarlarca dolar düzeyinde kalacağını öngördü.
Eyaletten taşınan altı girişimcinin toplam vergi yükümlülüğü yaklaşık 30 milyar doları bulabilirdi.
Vergi girişimini, sağlık çalışanları sendikası SEIU United Healthcare Workers West’in başkanı Dave Regan başlattı. Sendika, konunun halk oylamasına taşınabilmesi için 20 milyon doları aşkın harcama yaptı, ardından teklifin kabul edilmesi amacıyla yaklaşık 33 milyon dolar daha topladı.
Regan, federal düzeyde sağlık bütçesinde yapılan kesintilerin eyalet sakinleri için risk oluşturduğunu, yeni verginin bu nedenle zorunlu hale geldiğini kaydetti.
Milyarderler eyaletten ayrılma hazırlığında
Teklifin gündeme gelmesiyle birlikte bazı zengin girişimciler olası ödemelerden kaçınmak amacıyla ikametlerini değiştirmeye yöneldi.
Fortune dergisinin aktardığı verilere göre, aralarında Google kurucu ortakları Larry Page ve Sergey Brin, yatırımcı Peter Thiel, yönetmen Steven Spielberg ile Uber’in eski tepe yöneticisi Travis Kalanick’in de yer aldığı en az altı milyarder, 1 Ocak 2026 tarihine kadar eyaletten taşınacağını açıkladı.
Meta kurucusu Mark Zuckerberg de eyaletten ayrılmayı değerlendiren isimler arasında yer aldı.
Ancak Wired’ın aktardığı bilgilere göre Zuckerberg, sekiz yıl boyunca Meta genel merkezinin bulunduğu Kaliforniya’da veya ilgili bölgede ikamet etmeyi taahhüt eden bir anlaşmaya imza attı.
Zuckerberg için hesaplanan potansiyel vergi yükümlülüğünün yaklaşık 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Öte yandan resmi adres değişikliği vergi muafiyeti için kesin bir güvence sağlamıyor.
Financial Times gazetesi, eyalet yetkililerinin milyarderlerin Kaliforniya’yı daimi ikametgah olarak görüp görmediğini denetleyebileceğini ve taşınmanın gerçeği yansıtmadığına hükmedilmesi durumunda ödemeleri tahsil edebileceğini aktardı.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu










