Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de bütçe çıkmazı sürerken DHS için uzun vadeli geçici çözüm gündemde

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) finansmanına ilişkin Demokratlarla yürütülen müzakerelerin başarısız olacağı beklentisiyle uzun vadeli bir geçici bütçe seçeneğine odaklanıyor. Mevcut ödeneklerin 13 Şubat’ta sona erecek olması nedeniyle, Cumhuriyetçi liderler göçmenlik düzenlemelerindeki temel görüş ayrılıklarının kısa sürede giderilmesini uzak bir ihtimal olarak görüyor.

ABD Kongresi’nde Cumhuriyetçiler, 13 Şubat’ta süresi dolacak olan İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) finansmanı konusunda Demokratlarla önümüzdeki birkaç gün içinde göçmenlik reformları üzerinde bir anlaşmaya varılabileceği hususunda şüphe duyuyor.

Bu durum, pek çok milletvekilini bakanlık için uzun vadeli ve geçici bir çözüm arayışına itti.

Cumhuriyetçiler, Demokratların temel talepleri ile kendi kırmızı çizgileri arasındaki uçurumun bu kadar kısa bir süre içinde kapatılmasını imkansız olarak değerlendiriyor.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, adli arama kararı zorunluluğunun veya federal göçmenlik operasyonlarının kapsamının genişletilmesi ihtimalini kesin bir dille reddetti.

Adli arama kararlarını “uygulanamaz” ve “gereksiz” olarak nitelendiren Johnson, göçmenlik birimlerinin operasyonlarda maske kullanımını da savundu.

Johnson, olası bir uzlaşmanın federal birimlerle iş birliği yapmayan “sığınak şehirlerin” yasaklanmasını içermesi gerektiğini belirtti.

Liderler arasındaki görüş ayrılığı derinleşiyor

The Hill gazetesinin haberine göre Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, çarşamba günü yaptığı açıklamada Johnson’ın “mantıksız pozisyonlar ortaya koyduğunu” belirtti. Bu görüş ayrılığı, Cumhuriyetçilerin DHS’yi başlangıçta neden bir ila altı ay arasında fonlamak istediklerini de açıklıyor.

Beyaz Saray ise nihayetinde Temsilciler Meclisi’nin salı günü onayladığı iki haftalık geçici bütçe üzerinde mutabık kalmıştı.

Ancak Cumhuriyetçi Parti içindeki birçok isim, bir başka kısa vadeli “yara bandı” çözümüne sıcak bakmıyor.

Temsilciler Meclisi Özgürlük Grubu (Freedom Caucus) Başkanı Andy Harris, hızlı ve önemli bir ilerleme kaydedilmemesi durumunda bakanlığın mali yılın sona ereceği 30 Eylül’e kadar fonlanması gerektiğini kaydetti.

Bu adım, Trump’ın ikinci dönemine başlamasından bu yana yeni tam bütçe seviyeleri onaylanmayan DHS için bir başka tam yıllık geçici bütçe (CR) anlamına gelecek.

DHS bütçesi hükümetin finansman bekleyen son parçası

Minneapolis’te iki Amerikan vatandaşının göçmenlik memurları tarafından öldürülmesinin yarattığı siyasi tepkinin ardından DHS, hükümetin 30 Eylül’e kadar olan finansmanı onaylanmayan son bölümü olma özelliğini taşıyor.

Harris, “Gelecek haftanın ortasına kadar bu işi bitiremezsek bir geçici bütçe daha geçirmek zorunda kalacağız. Bu noktada, yılın geri kalanı için bir bütçe üzerinde durmalı ve bu konuyu artık geride bırakmalıyız” dedi.

Başkan Johnson ise müzakereler konusunda dışarıya karşı iyimserliğini koruyor.

Çarşamba günü yeni bir geçici bütçe ihtimali sorulduğunda Johnson, “Neden bir geçici bütçe hamlesi yapacağımı varsayıyorsunuz? İki taraf birbirinden oldukça uzak ancak üzerinde anlaşılan çok şey var; göreceğiz. Neden bir anlaşmaya varamıyoruz?” diye konuştu.

Senato Cumhuriyetçileri uzun vadeli seçeneğe açık

Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, mali yıl sonuna kadar bir geçici bütçenin gerekli olabileceğini ve Cumhuriyetçilerin buna büyük ölçüde destek vereceğini ifade etti.

Thune, “Bunu ihtimal dışı bırakmam, bence bir seçenek. Asıl soru Demokratların bunu destekleyip desteklemeyeceği. Şu an için hiçbir şeyi desteklemek istemiyor gibi görünüyorlar” dedi.

Özgürlük Grubu üyelerinden Keith Self de benzer bir çağrıda bulunarak, “Eğer geçici bütçe yoluna gideceksek bunun tam bir yıl olması gerekiyor. Bu kısır döngüden çıkmalıyız” ifadesini kullandı.

Demokratlar taleplerinden ödün vermiyor

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi ile diğer federal göçmenlik kurumlarına kısıtlamalar getirilmesini isteyen Demokratlar, taleplerinin hiçbirini karşılamayan bir geçici bütçeyi kabul etmeye yanaşmıyor.

Jeffries, DHS finansmanı için ikinci bir geçici bütçenin “masada olmadığını” belirterek Cumhuriyetçileri müzakereye çağırdı.

Mevcut fonların sona ereceği 13 Şubat’a kadar bir anlaşmanın mümkün olup olmadığı sorulduğunda Jeffries, “Bu, Cumhuriyetçilerin iyi niyetle müzakere edip etmeyeceğine bağlı. Gereken cesur ve dönüştürücü değişikliklerin neler olduğunu belirttik. Top artık Cumhuriyetçilerin sahasında” dedi.

Taraflar birbirini art niyetle suçluyor

Bazı Cumhuriyetçiler ise Demokratları iyi niyetli davranmamakla itham ediyor. Temsilciler Meclisi’nin en büyük muhafazakar grubu olan Cumhuriyetçi Çalışma Komitesi Başkanı August Pfluger, “Dört yıl boyunca iyi niyetten uzak bir süreç yaşadık; ülkemizi çok kötü bir duruma soktular ve bunun sorumlusu onlar” dedi.

Pfluger, özellikle Demokratların adli arama kararı talebine dikkat çekerek, “Bu kararlar tek başına asayişin sağlanmasını engelleyecektir. Bu, iyi niyetli bir müzakere değil” diye konuştu.

John Thune da bu görüşe katılarak iki haftalık sürenin “hiçbir anlamı olmadığını” belirtti.

Thune, Jeffries ve Schumer için “İkisi de kendi gölgelerinden korkuyor. Soldan çok fazla tepki ve baskı alıyorlar. Jeffries’in bir anlaşma yapmak istediğini hiç sanmıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Demokrat Parti saflarında strateji toplantısı ve bölünme emareleri

Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Demokrat liderler, çarşamba günü önceliklerini ve yol haritalarını tartışmak üzere bir araya geldi.

Bu toplantı, Senato Demokrat liderlerinin müzakere edip desteklediği finansman paketine Temsilciler Meclisi’ndeki sadece 21 Demokratın “evet” oyu vermesinden bir gün sonra gerçekleşti. Temsilciler Meclisi Demokrat yönetiminin tamamı pakete karşı oy kullanmıştı.

Toplantı sonrası Jeffries ve diğer liderlerle düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, “Aynı çizgideyiz” mesajı verdi.

Ancak Başkan Johnson, Demokrat taraftaki bölünmeye işaret ederek Jeffries ve Schumer arasında bir “güç savaşı” yaşandığını öne sürdü ve Cumhuriyetçi birliğinden övgüyle bahsetti.

Johnson, Demokratların hükümeti kapatmayı tercih etmesi durumunda Cumhuriyetçilerin elinin daha güçlü olacağına inanıyor.

Geçen yıl Trump tarafından imzalanarak yasalaşan “One Big Beautiful Bill” (Büyük Güzel Yasa) kapsamında ICE birimine dört yıl yetecek kadar, 75 milyar dolarlık bir kaynak sağlandığını hatırlatan Johnson, “Eğer Demokratlar hükümeti kapatmayı seçerlerse, engellemiş olacakları şey diğer tüm temel hizmetler olacaktır: FEMA, Sahil Güvenlik, TSA ve ulusal güvenliğin diğer unsurları” diye konuştu.

Trump’ın sınıf ittifakları: ICE operasyonları hangi şirketlere yarıyor?

Amerika

ABD, yapay zekayla 27 otonom hava önlemesi gerçekleştirdi

Yayınlanma

ABD Hava Kuvvetleri Pilot Test Okulu ile Lockheed Martin ve diğer sanayi ortakları, X-62A uçağının yapay zeka sistemiyle 27 özerk hava önlemesi gerçekleştirdiği test serisini tamamladı. Have Heat adı verilen testlerde yapay zeka algoritmaları kızılötesi sensör verilerini gerçek zamanlı işleyerek uçağı insan pilot müdahalesi olmadan hedefe yönlendirdi.

ABD Hava Kuvvetleri Pilot Test Okulu; Lockheed Martin ve diğer sanayi ortaklarıyla birlikte yürüttüğü test serisinde, yapay zeka tabanlı sistemle donatılan X-62A uçağının 27 özerk hava önlemesi gerçekleştirdiğini duyurdu.

TMZ’nin aktardığı habere göre Have Heat adı verilen testler kapsamında yapay zeka algoritmaları, kızılötesi sensörden gelen verileri gerçek zamanlı olarak işledi ve uçağı insan pilot müdahalesi olmadan özerk biçimde hedefe yönlendirdi.

F-16 savaş uçağının özel bir uyarlaması olan ve yapay zeka sistemi ile Legion Pod kızılötesi arama ve takip modülüyle donatılan ABD Hava Kuvvetleri’ne ait X-62A, testler sırasında T-38 tipi eğitim uçağını takibe alarak önleme yaptı.

TMZ, Legion Pod sisteminin ABD Hava Kuvvetleri’ndeki insanlı savaş uçaklarında hâlihazırda kullanıldığını ve benzer sistemlerle birlikte düşük görünürlüklü hedefleri tespit etme kabiliyetine sahip olduğunu aktardı.

Haberde, Legion Pod’un dahil olduğu kızılötesi arama ve takip sistemlerinin telsiz parazitlerine ve elektronik baskılamaya karşı dirençli olduğu, pasif çalışma esası sayesinde kendi konumunu açık etmeden görev yaptığı kaydedildi.

Yapılan denemeler, ABD Hava Kuvvetleri’nin Collaborative Combat Air (CCA) projesi kapsamında tedarik etmeyi planladığı ilk insansız savaş uçağı filosundan beklediği özerk hava muharebesi kabiliyetlerinin niteliğini ortaya koydu.

ABD’nin askeri yapay zeka yatırımları

Daha önce Reuters tarafından geçilen haberde, Pentagon’un OpenAI ve Anthropic dahil önde gelen yapay zeka geliştiricilerinden, teknolojilerini standart etik kısıtlamalar olmadan gizli ağlarda kullanmak üzere erişime açmalarını talep ettiği bildirilmişti.

Anthropic firmasının bu koşulları yerine getirmeyi reddetmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, şubat ayında federal kurumların şirkete ait teknolojileri kullanmasını yasaklamıştı.

Buna rağmen ABD Savunma Bakanlığı yapay zeka uygulamalarını askeri yapıya entegre etme hedefinden vazgeçmedi.

The Information’ın nisanda konuya vakıf bir kaynağa dayandırdığı haberde, bakanlığın Google ile şirketin yapay zeka modelinin gizli operasyonlar da dahil olmak üzere her türlü yasal devlet ihtiyacı için kullanılmasına yönelik bir anlaşma vardığı ileri sürüldü.

Reuters’ın mart ayında Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in mektubuna dayandırdığı haberde ise Palantir şirketine ait Maven yapay zeka sisteminin resmi Pentagon programı haline geleceği kaydedildi.

Söz konusu platform, muharebe sahasından gelen verileri analiz ederek hedeflerin tespit edilmesine yardımcı oluyor.

Bu adımların öncesinde, Aralık 2025’te ABD Savunma Bakanlığı, Elon Musk’ın xAI şirketiyle stratejik ortaklık kurmuştu. Ortaklık kapsamında şirketin Grok modellerinin GenAI.mil platformuna entegre edileceği açıklandı.

Bakanlık, bu entegrasyonun askeri personelin gizli olmayan hizmet içi bilgileri güvenli biçimde işlemesini sağlayacağını ve X platformundan gelen gerçek zamanlı analitik verileri kullanarak sistemin “günlük bir operasyonel kaynağa” dönüşeceğini duyurdu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD yönetimi akaryakıt fiyatları için Jones Yasası muafiyetini uzatabilir

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetiminin, iç limanlar arasındaki deniz taşımacılığına yönelik Jones Yasası kısıtlamalarını askıya alan kararın süresini önümüzdeki günlerde uzatması bekleniyor. Reuters’ın aktardığına göre bu adımla benzin fiyatlarının düşürülmesi hedefleniyor ancak düzenleme denizcilik sektörü ve bazı Cumhuriyetçilerin tepkisini çekiyor.

ABD’de Donald Trump yönetimi, akaryakıt fiyatlarını dizginlemeye yönelik temel önlemlerden biri olan deniz taşımacılığı muafiyetini sürdürmeyi hedefliyor.

Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray, ABD limanları arasındaki yük taşımacılığının yalnızca ABD yapımı, ABD bayraklı ve ABD mürettebatına sahip gemilerle yapılmasını zorunlu kılan Jones Yasası’nın askıya alınma süresini önümüzdeki günlerde uzatabilir.

Mevcut muafiyet kararının süresi 16 Ağustos’ta doluyor. Haberde, dört buçuk aylık süreçte söz konusu esnekliğin yaklaşık 200 kez uygulandığı ve bunun programın tüm tarihi boyunca gerçekleşen en uzun süreli istisna olduğu kaydedildi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, nihai kararın henüz alınmadığını bildirdi. Yönetim yetkililerinin, muafiyet mekanizmasını korurken kapsamını daraltma seçeneğini değerlendirdiği belirtildi.

Görüşmelere Beyaz Saray temsilcileri, denizcilik sektörü yetkilileri ve Kongre üyeleri katılıyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, uygulanan muafiyetin Kaliforniya ve ülkenin Doğu Yakası’nda enerji fiyatlarının düşmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Wright, yakıt maliyetlerinin önümüzdeki haftalarda gerilemesini beklediğini belirterek muafiyet süresinin yeniden uzatılmasının muhtemel olduğunu dile getirdi.

Trump yönetimi, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde galon başına ortalama 4 doları aşan benzin fiyatlarını düşürmenin yollarını arıyor.

Bu süreçte kamuoyu önündeki eleştirilerini artıran Başkan Donald Trump, petrol şirketleri Exxon Mobil ve Chevron’u hedef aldı.

Trump, söz konusu şirketlerin aşırı yüksek kârlar elde ettiğini belirterek bu gelirin bir kısmını akaryakıt fiyatlarını indirerek tüketicilere geri vermeleri gerektiğini ifade etti.

Diğer yandan denizcilik sektörü temsilcileri ile bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler muafiyetin uzatılmasına karşı çıkıyor. Karşıt görüştekiler, esnekliğin geniş çaplı uygulanmasının yabancı taşıyıcılara haksız avantaj sağladığını, ABD ticaret filosunu zayıflattığını ve Jones Yasası’nın ulusal güvenlikle ilgili hedeflerini zedelediğini savunuyor.

Trump yönetimi, İran ile yaşanan gerilimin ardından petrol fiyatlarında görülen artış üzerine Mart ayında Jones Yasası’nın şartlarını ilk kez geçici olarak esnetmişti. 1920 yılından bu yana yürürlükte olan yasa, ABD limanları arasındaki deniz nakliyatının yerli üretim gemiler ve yerli mürettebatla yapılmasını şart koşuyor.

Bloomberg’in daha önce aktardığı analizde, kısıtlamaların kaldırılmasının daha düşük maliyetle çalışan yabancı tankerlerin Meksika Körfezi kıyılarından ABD’nin Doğu Yakası’ndaki rafinerilere petrol ve işlenmiş akaryakıt taşımasına imkan tanıdığı belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi Çin menşeli veri merkezi cihazlarını yasaklamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Konuya yakın dört kişinin Reuters’a verdiği bilgiye göre Trump yönetimi, yapay zekâ alanındaki büyümeyi destekleyen altyapıyı koruma amacıyla Çin menşeli veri merkezi bileşenlerinin yeni modellerinin ABD’ye ithalatını yasaklayacak bir düzenleme hazırlıyor.

ABD telekomünikasyon sektörünü denetleyen Federal İletişim Komisyonu (FCC), verilerin veri merkezleri içindeki fiber optik kablolar üzerinden ışık hızında iletilmesini sağlayan yeni Çin menşeli optik alıcı-vericilerin ithalatını engelleyecek düzenleme üzerinde çalışıyor. Yetkililer, düzenlemenin bu yıl yayımlanmasını ve yayımlandığı anda yürürlüğe girmesini umuyor.

Daha önce kamuoyuna yansımayan bu adımın, Çinli şirketlerin veri çalmasını, kötü amaçlı yazılım yerleştirmesini veya yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılmasında kullanılan çipleri barındıran ABD’deki veri merkezlerinde hizmetleri aksatmasını önlemeyi amaçladığı savunuldu.

Hassas konuları görüşmek üzere isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynaklar, FCC’nin kısıtlamayı hâlâ değiştirebileceğini ya da tamamen rafa kaldırabileceğini vurguladı. Ancak söz konusu düzenleme, Trump yönetiminin Çin teknolojisinin ileri düzey ABD sanayilerine tedarik zincirine yerleşmeden önce girişini sınırlandırma çabalarının son örneğini oluşturuyor.

Washington merkezli danışmanlık şirketi Beacon Global Strategies’da yapay zekâ politikaları uzmanı olan Divyansh Kaushik, “Alıcı-vericiler kesinlikle bir risk oluşturuyor” dedi.

Kaushik, “Veri merkezi yatırımları büyürken, veri merkezi tedarik zincirinin en başından itibaren güvenli olduğundan emin olmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Düzenlemeden fayda sağlayacağı düşünülen ABD merkezli alıcı-verici üreticilerinin hisseleri haberin ardından yükseldi. Lumentum’un hisseleri yüzde 7, Coherent’in yüzde 11 ve Applied Optoelectronics’in hisseleri yüzde 18 değer kazandı.

Çin Büyükelçiliği: Gerekirse karşılık veririz

Beyaz Saray ve FCC, yorum taleplerine yanıt vermedi. Çin’in Washington Büyükelçiliği ise Pekin’in ABD’ye “iki ülkedeki iş çevrelerinin nesnel ve akılcı görüşlerine kulak verme” ve “Çinli şirketleri karalamayı ve yaptırım tehditlerinde bulunmayı bırakma” çağrısı yaptığını bildirdi.

Büyükelçilik, “Çin, çıkarlarına somut zarar veren her türlü adıma karşı gerekli bütün tedbirleri alacaktır” açıklamasında bulundu.

Çin menşeli veri merkezi cihazlarının yeni modellerine getirilecek bir ABD yasağının, dünyanın en büyük alıcı-verici satıcılarından biri olan Çinli Zhongji Innolight şirketini etkilemesi bekleniyor. Şirket, haziran ayında Pentagon’un Çin ordusu tarafından desteklendiği iddia edilen şirketler listesine eklenmişti. Bu liste, daha sert tedbirlerin habercisi olabiliyor.

Yasak, Amazon Web Services gibi ABD’li bulut bilişim şirketlerinin maliyetlerini de artırabilir. Çünkü bu şirketler, ABD merkezli Coherent ve Lumentum gibi başka üreticilere yönelmek zorunda kalabilir.

Counterpoint Research verilerine göre Çinli Innolight, küresel veri merkezi alıcı-verici pazarında yüzde 27’lik payla lider konumda bulunuyor.

Foundation for American Innovation tarafından hazırlanan bir rapora göre Coherent ve Lumentum rekabetçi teknolojilere sahip olsa da Çinli tedarikçilerin yerini alacak üretim ölçeğine sahip değil.

Raporda ayrıca Innolight’ın gelirlerinin yüzde 90’ını Çin dışındaki pazarlardan elde ettiği belirtildi.

Reuters’ın daha önce bildirdiği üzere FCC, Çin menşeli insansız hava araçları, yönlendiriciler, robotlar ve invertörlere yönelik benzer kısıtlamalar uyguladı.

Kaynaklardan üçünün verdiği bilgiye göre kurum, bu kısıtlamalara paralel olarak bütün yeni alıcı-verici modellerinin ithalatını yasaklayacak, ardından Çinli olmayan birçok tedarikçiyi kısıtlamalardan muaf tutacak.

Trump, ilk başkanlık döneminde Çinli şirketlerin fikrî mülkiyet hırsızlığı yaptığı ve Huawei’nin devlet destekli casusluk faaliyetlerine karıştığı yönündeki iddiaları gündeme taşımıştı. Huawei ise bu suçlamaları reddediyor.

Ancak Pekin’in geçen yıl nadir toprak minerallerine yönelik ihracat kontrollerini devreye sokmasının ardından Trump, ikinci döneminde daha az saldırgan bir yaklaşım benimsedi.

ABD Ticaret Bakanlığı geçen ekimde ticaret savaşında sağlanan yumuşamanın ardından Çin’e yönelik bir dizi ithalat kısıtlamasını rafa kaldırdığını bildirmişti. Bunlar arasında Çin menşeli veri merkezi ekipmanlarını hedef alan bir düzenleme de bulunuyordu.

Ancak FCC devreye girerek aralık ve mart aylarında sırasıyla insansız hava araçları ve yönlendiricilere yönelik yasakları açıkladı.

Bu yasaklar, ürünleri ulusal güvenlik riski taşıyan yabancı şirketlerin gelecekteki ekipman satışlarını engellemek amacıyla Kongre tarafından oluşturulan “Covered List” kapsamında hayata geçirildi.

Çin menşeli invertörler ve robotlara yönelik adımlar da geçen hafta atıldı.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English