Amerika
ABD’de enflasyon mayısta yüzde 4,1 ile zirve yaptı

Federal hükümetin açıkladığı mayıs ayı verilerine göre ABD’de yıllık enflasyon son üç yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 4,1’e ulaştı. İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerindeki artış ve genele yayılan fiyat yükselişleri, faiz indirimini bekleyen Fed ve Başkan Trump yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Perşembe günü açıklanan federal enflasyon verileri, fiyatların son üç yılın en hızlı yıllık artışını kaydettiğini gösterdi. Bu durum, Başkan Donald Trump ve ekonomi politikası yapıcıları için ciddi zorlukları beraberinde getiriyor.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tercih ettiği enflasyon göstergesi olan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) endeksi, fiyatların son bir yılda yüzde 4,1, sadece mayıs ayında ise yüzde 0,7 oranında arttığını ortaya koydu.
Artışın önemli bir kısmı İran savaşıyla bağlantılı yüksek enerji fiyatlarından kaynaklansa da, mayıs ayındaki fiyat artışlarının genele yayılması ekonomistleri endişelendirdi.
Açıklanan veriler ışığında öne çıkan beş temel unsur şu şekilde:
İran savaşının maliyeti giderek artıyor
Yeni PCE raporu, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından küresel petrol ve diğer temel emtia arzının sekteye uğradığı İran’daki savaşın net maliyetlerini gözler önüne serdi.
ABD’deki haneler mayıs ayında benzin ve diğer enerji ürünlerine 552,8 milyar dolar harcadı. Bu miktar şubatta 422,3 milyar dolar, mayıs 2025’te ise 401,6 milyar dolar seviyesindeydi.
Benzin ve enerji ürünleri fiyatları, mart ayındaki yüzde 20,9’luk ve nisan ayındaki yüzde 5,5’lik yükselişin ardından, mayıs ayında da yüzde 6,5 artış kaydetti. Mart ayı, İran savaşının tam olarak yaşandığı ilk ay olmuştu.
Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long hazırladığı analizde, “İran’daki savaş nedeniyle enflasyon son üç yılın en yüksek seviyesinde bulunuyor ve bu durum orta ile dar gelirli Amerikalılar için oldukça yıpratıcı bir süreç yaratıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın hayat pahalılığı sorunu derinleşiyor
Başkan Trump, geçen hafta İran ile varılan ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ticaretinin önemli ölçüde artmasını sağlayan anlaşmanın ardından enflasyonun hızla düşeceğine olan güvenini dile getirmişti.
Bu gelişmeye tepki olarak ham petrol fiyatları hızla gerilemiş ve haziran ayında benzin fiyatları da aşağı yönlü hareket etmeye başlamıştı.
Ancak Heather Long, mayıs ayı enflasyon verilerinin, Amerikalıların benzin fiyatlarının kalıcı olarak düşmesini beklerken çok daha derin bir geçim sorunuyla karşı karşıya olduğunu gösterdiği konusunda uyardı.
Gıda ve enerji harcamaları hariç tutulduğunda dahi yıllık çekirdek enflasyon mayısta yüzde 3,4’e ulaştı. Bu oran, sadece geçen ay yüzde 0,3 artış göstererek Fed’in yüzde 2’lik yıllık hedefinin oldukça üzerinde kalmayı sürdürdü.
Long, “Enflasyondaki yükseliş sadece petrol fiyatlarıyla sınırlı değil. Konut, sağlık hizmetleri ve elektrik de aile bütçeleri ve genel enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Trump, İran savaşını başlatmadan önce de seçmenlerin enflasyon konusundaki yoğun tepkisiyle karşı karşıyaydı. Başkan ve Cumhuriyetçiler, 2024 başkanlık kampanyası sırasında verdikleri fiyatları düşürme sözünün ardından, seçmenlere bu konuda güvenilebileceğini göstermekte zorlanıyor.
Trump ayrıca, Temsilciler Meclisi’nden bu hafta başında geçen partiler üstü konut tasarısı için çarşamba günü yapılması planlanan imza törenini ani bir kararla iptal ederek ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti için önemli bir koz olabilecek gelişmeyi sekteye uğrattı.
Trump başlangıçta, Senato’daki Cumhuriyetçilerle yaşanan oy hakları tasarısı anlaşmazlığı nedeniyle bu yasayı beklettiğini söylese de, çarşamba günü Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, konut piyasasını ancak daha düşük faiz oranlarının gerçekten canlandırabileceğini belirtti.
Trump, “Her şey faiz oranıyla ilgili. Faiz oranını düşürün” dedi.
Fed üzerindeki faiz baskısı artıyor
Gelen sıcak enflasyon verilerinin ardından Fed’in yakın zamanda faiz indirimine gitmesi uzak bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Fed’in faiz belirleme komitesi üyeleri, geçen hafta enflasyonun yükselmeye devam etmesi ve iş gücü piyasasının iyileşme belirtileri göstermesi üzerine faiz oranlarını sabit tutma yönünde oy birliğiyle karar almıştı.
Yüksek enflasyon ve güçlü ekonomik aktivitenin bir arada seyretmesi, Fed’in faiz indirimleri yoluyla ekonomiyi teşvik etme olasılığını zayıflatıyor. Hem enflasyonun hem de iş gücü talebinin artmaya devam etmesi durumunda, Fed faiz artırımına gitmek zorunda dahi kalabilir.
Fifth Third Bank Baş ABD Ekonomisti Bill Adams, konuya ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eylül ayında çekirdek enflasyon mevcut seviyelerde seyretmeye devam ederse veya iş gücü arzındaki sıkışıklıklar işsizlik oranını aşağı çekmeye başlarsa, bir faiz artışı muhtemel hale gelecektir. Kısa vadede enflasyon üzerindeki en büyük yukarı yönlü riskler, yapay zeka patlamasının elektronik ve enerji fiyatları üzerinde yarattığı baskıdan ve yabancı uyruklu çalışan oranının yüksek olduğu sektörlerin sunduğu iş gücü yoğun hizmetlerden kaynaklanıyor.”
Küresel çalkantılar görünümü gölgeliyor
İran’daki savaşa uzun vadeli bir çözüm bulunması, benzin fiyatlarının düşmesine ve enflasyon baskısının hafiflemesine yardımcı olabilir.
Ancak ABD-İran anlaşmasına ilişkin belirsizlikler ve İsrail’in Lübnan üzerindeki askeri baskısının sürmesi, gelecekte yeni gerilim noktalarının ortaya çıkma riskini canlı tutuyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu perşembe günü yaptığı açıklamada, uluslararası kuruluşların Körfez’deki normal deniz trafiğini yeniden tesis etme çabalarına rağmen, tankerlerin Hürmüz Boğazı’nda İran kontrolündeki rotaları kullanmak zorunda olduğunu, aksi takdirde saldırı riskiyle karşı karşıya kalacaklarını belirtti.
Veri ve analiz firması Kpler’in aktardığı bilgilere göre, Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü bu hafta başında boğazdan 11 binden fazla denizciyi tahliye etmek için bir operasyon başlattı ve perşembe günü boğazdan geçiş yapan gemi sayısının 70’e yükseldiğini doğruladı.
Ekonomik aktivite fiyat artışlarına rağmen sürüyor
ABD ekonomisi, tüketici harcamalarının artması ve haftalık işsizlik maaşı başvurularının düşmesiyle yüksek enflasyon karşısında direncini korumayı başardı.
Enflasyondan arındırılmış tüketici harcamaları, fiyatların daha hızlı yükselmesine rağmen mayıs ayında yüzde 0,3 arttı.
Bu durum, tüketicilerin harcamalarını büyük ölçüde tasarruflarından veya borsa kazançlarından karşıladığını gösteriyor.
Oxford Economics Baş ABD Ekonomisti Michael Pearce, “Kişisel tasarruf oranının son aylarda 2025’teki yüzde 4,6 seviyesinden yüzde 3’e gerilemesi, tüketicilerin harcamalarını finanse etmek için birikimlerini kullandığını veya servetlerine başvurduğunu gösteriyor. Artan finansal servet, yüksek gelirli hanelerin harcamalarını desteklemeye devam ediyor” dedi.
Amerika
OpenAI halka arzı 2027 yılına ertelemeyi planlıyor

ChatGPT geliştiricisi OpenAI, borsadaki dalgalanmalar ve SpaceX halka arzının ardından hisselerde görülen zayıf seyir nedeniyle ilk halka arzını (IPO) en az 2027 yılına kadar ertelemeyi planlıyor. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman liderliğindeki yönetimin, 1 trilyon dolarlık hedef piyasa değerini düşürmeye sıcak bakmadığı belirtiliyor.
Yapay zeka teknolojileri geliştiren OpenAI şirketi, ilk halka arzını (IPO) en az 2027 yılına kadar erteleme eğilimi gösteriyor.
The New York Times (NYT) gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberine göre, erteleme kararının arkasında borsa piyasalarındaki istikrarsızlık ve SpaceX şirketinin halka arz sonrası hisselerinde yaşanan zayıf seyir etkili oldu.
Haberde aktarılan bilgilere göre, ChatGPT geliştiricisi olan şirket daha önce 2026 yılının üçüncü veya dördüncü çeyreğinde borsaya kote olmayı planlıyordu.
Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman, danışmanlara halka arz sürecini 1 trilyon dolarlık bir hedef değerleme üzerinden hazırlama talimatı vermişti. OpenAI şirketinin son özel fonlama turundaki piyasa değeri ise 730 milyar dolar olarak belirlenmişti.
Ancak kaynaklar, OpenAI yönetiminin hisse senedi piyasalarındaki dalgalanmalar ve SpaceX’in halka arz sonrasındaki performansı nedeniyle bu planları yeniden gözden geçirdiğini bildirdi.
Şirket danışmanlarının, mevcut piyasa koşullarında yapılacak bir halka arzın bireysel yatırımcılar tarafından beklenen ilgiyi görmeyebileceği yönünde uyarılarda bulunduğu aktarıldı.
Altman değerlemenin düşürülmesine karşı çıkıyor
Gazeteye bilgi veren kaynaklar, danışmanların OpenAI yönetimine iki seçenek sunduğunu belirtti.
Bu seçeneklerden ilki, 2027 yılına kadar bekleyip halka arzı 1 trilyon dolarlık hedef değerleme üzerinden gerçekleştirmek, ikincisi ise daha düşük bir şirket değerlemesini kabul ederek borsaya daha erken adım atmak olarak belirlendi. Kaynaklar, Sam Altman’ın hedef değerlemenin düşürülmesine karşı çıktığını ve bu seçeneği desteklemediğini ifade etti.
OpenAI, haziran ayının başında ilk halka arz için gizli formatta ön başvuru yaptığını açıklamıştı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, özel şirket statüsündeyken tamamlanması daha kolay olan bir dizi hedefi öncelikle gerçekleştirmek istedikleri, bu nedenle borsaya çıkış takviminin henüz kesinleşmediği bildirilmişti.
Mayıs ayının sonunda da The Wall Street Journal gazetesi, OpenAI şirketinin halka arz hazırlıklarına başladığını fakat süreç öncesinde bazı zorluklarla karşı karşıya kaldığını yazmıştı.
Öte yandan, OpenAI şirketinin en büyük rakiplerinden biri olan Anthropic de haziran ayı başında benzer şekilde gizli formatta halka arz başvurusunda bulunmuştu.
Bloomberg’e göre, Anthropic şirketi bu sonbaharda borsaya adım atabilir.
Anthropic, söz konusu başvuru öncesinde gerçekleştirdiği yeni yatırım turunda 65 milyar dolar fon sağlamış ve şirketin piyasa değeri 900 milyar doları aşmıştı.
Bu değerleme ile Anthropic, piyasa değeri yaklaşık 730 milyar dolar olan OpenAI şirketini geride bırakmıştı.
Amerika
Yaralı ABD askerleri ordu yönetimini hedef aldı

Kuveyt’teki askeri üsse düzenlenen İHA saldırısında yaralanan ABD askerleri, Pentagon’un yaralarının boyutunu ailelerinden sakladığını ve hafif gösterdiğini açıkladı. Ordu yönetimi suçlamaları reddederken, sahada yaşanan yetersizlikler nedeniyle yaralıların sivil araçlarla taşındığı belirtildi.
ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü askeri gerilimde yaralanan iki ABD askeri, Savunma Bakanlığının (Pentagon) aldıkları yaraların boyutunu kamuoyuna önensiz gibi yansıttığını açıkladı.
CBS News televizyonu, 1 Mart tarihinde İran’a ait bir insansız hava aracının (İHA) Kuveyt’teki Şuaybe Limanı’nda bulunan askeri üssü vurması sonucu yaralanan Kıdemli Teknik Subay Rodney Bearman ve Birinci Sınıf Çavuş Cory Hicks ile özel bir mülakat gerçekleştirdi.
Altı askerin öldüğü söz konusu saldırı, Tahran yönetiminin bir gün önce Washington tarafından başlatılan “Destansı Öfke Operasyonu”na yanıt olarak, Körfez’deki ABD ve İsrail ittifakına yönelik düzenlediği geniş çaplı misilleme operasyonunun bir parçası olarak kayıtlara geçti.
CBS tarafından incelenen resmi tıbbi kayıtlara göre, 57 yaşındaki Subay Rodney Bearman saldırıda ağır şarapnel yaraları aldı.
Ayrıca beyin sarsıntısı geçiren, işitme ve görme kaybı yaşayan askerin akciğerleri de ciddi zarar gördü.
Tüm bu ağır tabloya rağmen ABD ordusu, Rodney Bearman’ın sağlık durumunu kayıtlara yalnızca “ağır yaralı değil” şeklinde geçti.
Askerin eşi Amy Bearman, saldırının ardından ordu yetkililerinden resmi bir telefon aldığını, kendisine eşinin yaralandığının ancak durumunun hayati tehlike arz etmeyen “NSI” (Ağır Yaralı Değil) kategorisinde olduğunun ve yakında görevine dönebileceğinin söylendiğini aktardı.
Bir gün sonra eşiyle doğrudan konuştuğunda durumun kendisine anlatılandan çok daha vahim olduğunu anlayan Amy Bearman, 18 Mart’ta ABD’ye geri getirilen ve Kuzey Carolina’daki Fort Bragg’da tedavi altına alınan eşine yönelik bu yaklaşımı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Aynı saldırıda yaralanan diğer 20 asker arasında yer alan 37 yaşındaki Birinci Sınıf Çavuş Cory Hicks de vücuduna isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle yerel bir hastanede tedavi altına alındı.
Cory Hicks’in ailesine de ilk etapta yaraların “hafif” olduğu bilgisi verildi.
Ancak sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle daha sonra uçakla Almanya’ya, ardından da Maryland’deki Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi’ne sevk edilen Cory Hicks, şu anda burada bulunan özel bir birimde tedavi görüyor.
Oldukça travmatik olarak tanımlanan bir beyin hasarı nedeniyle yoğun bakım aldığını belirten Cory Hicks, ordu yönetiminin ve Pentagon’un olayın vahametini örtbas etmek için kasıtlı olarak yaraları hafif gösterdiğine kesinlikle inandığını vurguladı.
Amerikan ordusundan bir sözcü ise CBS’e yaptığı açıklamada söz konusu suçlamaları kesin bir dille reddetti. Sözcü, yaralanmaları sınıflandırmak için kullanılan askeri tanımların ve bürokratik terimlerin aileler tarafından yanlış yorumlandığını savundu.
Ordu protokollerini savunan sözcü, bir askerin askeri kayıtlara “ağır” veya “çok ağır yaralı” olarak geçmesi için, aldığı yaralar nedeniyle ilk 72 saat içinde ölme riskinin bulunması gerektiğini belirtti.
Sözcü ayrıca, “Askerlerimizin bakımı ve sağlığı en yüksek önceliğimizdir. Ordunun bir askerin yaralarını önemsiz gibi göstermeye çalıştığı yönündeki iddialar tamamen asılsızdır” ifadelerini kullandı.
Saldırıdan sağ kurtulan diğer askeri personel de çarpıcı bir ihmali gündeme getirdi. Askerler, saldırı öncesinde komutanlıktan üsse ek tıbbi malzeme ve personel gönderilmesini talep ettiklerini ancak bu talebin geri çevrildiğini ifade etti.
Binbaşı Stephen Ramsbottom, bölgeye tıbbi destek sağlanmamasını “tam bir başarısızlık” olarak nitelendirdi.
Sahada yaşanan lojistik eksiklikler nedeniyle, patlamada yaralanan askerler ilk müdahaleyi geçici bandajlarla kendi aralarında yapmak zorunda kaldı.
Yaralıların yerel hastanelere taşınması için askeri ambulans bulunamadığından, çevredeki sivil araçlara el konularak hastanelere sevk yapıldığı ortaya çıktı.
Ordu sözcüsü, saldırının meydana geliş koşullarına ve sahadaki ihmal iddialarına ilişkin başlatılan resmi soruşturmanın tamamlandığını açıkladı.
Sözcü, saldırıda ölen askerlerin yakınlarına gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra kapsamlı raporun kamuoyu ile paylaşılacağını duyurdu.
Amerika
Gallup: Amerikalıların yüzde 77’si gidişattan memnun değil

Uluslararası araştırma şirketi Gallup’un yayımladığı son anket, ABD halkının büyük kısmının ülkenin mevcut sosyopolitik tablosundan memnun olmadığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 77’si, devletin kurucu kadrosunun ABD’nin bugünkü durumu karşısında hayal kırıklığı yaşayacağına inanıyor.
Uluslararası araştırma şirketi Gallup’un yayımladığı son anket sonuçları, ABD halkının büyük kısmının mevcut sosyopolitik tablodan rahatsızlık duyduğunu ve ülkenin bugünkü durumunun devletin kurucularını hüsrana uğratacağına inandığını gösterdi.
Donald Trump yönetimi, ABD’nin bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruluşuna giden tarihsel olayları anmak için düzenlenen 250. yıl kutlamalarına hazırlanırken, halktaki memnuniyetsizlik daha görünür hale geliyor.
4 Temmuz 2026 Cumartesi günü doruk noktasına ulaşması planlanan etkinlikler, Bağımsızlık Bildirgesi’nin kabulünün 250. yıl dönümünü simgeliyor.
Bildirge; George Washington, Benjamin Franklin, Thomas Jefferson, Alexander Hamilton ve John Adams gibi isimlerin öncülük ettiği ve “Kurucu Babalar” olarak bilinen 56 kişilik grup tarafından kabul edilmişti.
Ancak bu tarihi yıl dönümü, Trump’ın başkanlık döneminde derinleşen ırksal, etnik ve dini kutuplaşmaları yeniden canlandırarak Amerikan toplumunda yeni tartışmalara yol açıyor.
Gallup’un çarşamba günü paylaştığı verilere göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 19’u Bağımsızlık Bildirgesi’ne imza atan isimlerin ülkenin bugünkü gidişatını onaylayacağını düşünüyor.
Veriler, her dört Amerikalıdan üçünden fazlasının, devletin kurucu kadrosunun ABD’nin mevcut tablosu karşısında hayal kırıklığı yaşayacağına inandığını gösteriyor.
Ankete katılanların yüzde 77’si, bildirgeyi imzalayan liderlerin ülkenin son 250 yıldaki gelişiminden memnun kalmayacağı yönünde görüş bildirirken, kurucuların bu tablodan hoşnut olacağını savunanların oranı ise yüzde 19 seviyesinde kalıyor.
Gallup’un geçmiş yıllara ait verileri içeren analizi, ABD kamuoyundaki olumsuz bakış açısının düzenli olarak yükseldiğini ortaya koyuyor.
Ülkenin gidişatına dair olumsuz görüş bildiren Amerikalıların oranı 2001 yılında yüzde 42, 2013 yılında yüzde 71 seviyesindeyken, bugün bu oranın çok daha yüksek bir seviyeye ulaştığı görülüyor.
Farklı siyasi eğilimlerden seçmenlerin katıldığı ankette, kendisini Cumhuriyetçi olarak tanımlayan katılımcılar, Demokratlara kıyasla biraz daha az karamsar bir tablo çizdi.
Buna rağmen her iki siyasi partinin tabanından katılanların en fazla dörtte birlik kesimi, kurucu liderlerin ülkenin bugünkü durumuna onay verebileceğini belirtti.
Çarşamba günü kamuoyu ile paylaşılan bir diğer araştırma olan Marquette Hukuk Fakültesi anketi ise Amerikalıların yüzde 66’sının ülkesiyle en azından kısmen gurur duyduğunu ortaya koydu.
Ancak bu kitlenin sadece yaklaşık yarısı Amerikan demokrasisinin geleceği konusunda iyimser bir beklenti taşıdığını ifade ediyor.
Fox News tarafından yapılan ayrı bir ankete göre ise Amerikalılar, son yıllarda Amerika’nın dönüştüğü şeyle gurur duyduklarını söylemekten ziyade kendilerini vatansever olarak tanımlamaya daha yatkın duruyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa2 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








