Amerika
Cumhuriyetçiler Trump’ın seçim yasası için formül arıyor

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Donald Trump’ın baskısı üzerine SAVE America Act seçim reformu yasası ile milyarlarca dolarlık ek savunma bütçesini geçirmek için formül arıyor. Demokratların engeli ve parti içindeki görüş ayrılıkları nedeniyle Cumhuriyetçi Senato çoğunluk lideri John Thune’un önünde zorlu bir süreç var.
ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Donald Trump ile bu hafta yapılan gergin toplantının ardından, kapsamlı seçim reformu öngören “SAVE America Act” yasa tasarısı ile 67 milyar ila 350 milyar dolar arasındaki savunma harcamalarını yasalaştırmak için strateji arayışına girdi.
Trump, Senatonun Mansfield Salonu’nda Çarşamba günü yapılan basına kapalı toplantıda Cumhuriyetçi senatörlere, kendi tercih ettiği seçim reformu tasarısını yasalaştırmanın bir yolunu bulmalarını kesin bir dille söyledi.
Toplantıya ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’i de getiren Trump, Pentagon için on milyarlarca dolarlık acil durum fonunun da onaylanması için baskı yaptı.
Trump’ın gündemindeki en önemli iki maddeye yönelik yürüttüğü bu yoğun baskı, Senato Çoğunluk Lideri John Thune’a, seçimlere kalan dört aylık sürede Demokratların Senatodaki “filibuster” olarak adlandırılan yasama engelini aşması için çok az zaman bırakıyor.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler, Thune’un SAVE America Act tasarısını basit bir oy çokluğuyla Senatodan geçebilecek bir bütçe uzlaştırma tasarısına eklemesini istiyor.
Bu yöndeki bir girişim, bu ayın başlarında Senato Yasama Danışmanı Elizabeth MacDonough’un teklifin “Byrd Kuralı” ile uyumlu olmadığına karar vermesiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Bütçe uzlaştırma tasarısına hangi düzenlemelerin eklenebileceğini belirleyen Byrd Kuralı çerçevesinde verilen bu karar Trump’ı öfkelendirmiş ve Trump, Thune’a defalarca MacDonough’u görevden alma çağrısında bulunmuştu.
Cumhuriyetçi Senatör John Kennedy, birkaç hafta önceki başarısızlığa rağmen Thune’u yasa tasarısı için bütçe uzlaştırma sürecini kullanmaya teşvik ettiğini belirtti. Kennedy, “Yasama danışmanı ‘hayır’ dedi diye duramayız, onun geri bildirimlerini alıp düzenlemeye devam etmeliyiz. Dünyada bize yardım edebilecek çok büyük hukuk beyinleri var” dedi.
Kennedy, danışmanı tasarıya veya en azından temel unsurlarına izin vermeye ikna etmenin ve filibuster engelini aşmanın en iyi yol olduğunu ifade etti.
Louisiana Senatörü Kennedy ayrıca Thune’a, SAVE America Act tasarısını, süresi 12 Haziran’da dolan Dış İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) yetki uzatımına bağlama önerisinde bulunduğunu da kaydetti.
Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson da Çarşamba günü yaptığı açıklamada, SAVE America Act tasarısını üçüncü bir bütçe uzlaştırma paketine koyarak Senatoya göndermeyi planladığını duyurdu.
Johnson bu açıklamayı, Trump’ın seçim reformu yasasının geçmemesini protesto ederek kongrede geniş destek gören partiler üstü konut tasarısını imzalamayı reddetmesinin ardından yaptı.
Johnson, yasama danışmanının kararını aşmak için eyaletleri SAVE America Act hükümlerini uygulamaya teşvik edecek hibeler kullanmayı içeren bir formül önerdi. Ancak her iki meclisteki muhafazakarlar, bu öneriyi tasarının tamamını yasalaştırmaya kıyasla zayıf bir alternatif olduğu gerekçesiyle reddetti.
Cumhuriyetçi Parti senatörleri ise Trump’ın istediği SAVE America Act versiyonunun Senatoda salt çoğunluğu bile elde edemeyebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Temel yasa tasarısı, kişilerin seçmen kaydı yaptırırken vatandaşlık belgesi göstermesini ve oy kullanırken fotoğraflı kimlik ibraz etmesini zorunlu kılıyor.
Trump, Çarşamba günkü toplantıda mektupla oy kullanmayı önemli ölçüde kısıtlayan, trans sporcuların kadın sporlarında yarışmasını engelleyen ve reşit olmayanlara yönelik cinsiyet uyum ameliyatlarını yasaklayan versiyonu istediğini açıkça belirtti.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham bu ayın başlarında geçen bütçe uzlaştırma tasarısına bu öneriyi bir değişiklik önergesi olarak sunduğunda, dört Cumhuriyetçi senatör karşı oy kullanmıştı.
Tasarıya “hayır” oyu veren Cumhuriyetçiler Susan Collins, Lisa Murkowski, Thom Tillis ve Mitch McConnell olmuştu.
The Hill gazetesine konuşan, Trump’ın Çarşamba günkü doğrudan talimatlarına aşina bir kaynak, Trump’ın senatörlere herhangi bir teklif sunmadığını, sadece “Bunu yapmalısınız” dediğini aktardı.
Kaynak, Trump’ın baskısının karşı oy kullanan dört Cumhuriyetçi üzerinde etkili olmadığını belirterek, “Amaç fikirleri değiştirmek idiyse bu işe yaramadı, aksine muhtemelen olumsuz bir etkisi oldu. Başkan filibuster ve SAVE yasası hakkında konuştu. Daha çok ‘Bunu yapmalısınız, nasıl yapmazsınız?’ tonundaydı” dedi.
Trump’ın bu talepleri, kendisinin yakın müttefiki olan Senato Yönlendirme Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Rick Scott’ın toplantının başında Senatoda ne filibusterı kaldırmak ne de SAVE America Act’i geçirmek için yeterli oy olmadığını söylemesine rağmen geldi.
Thune’un da aylardır Trump’a bunu anlatmaya çalıştığı ancak bu tavsiyelerin Trump’ın tasarıyı geçirme konusundaki ısrarını değiştirmediği belirtiliyor.
Trump’ın bütçe uzlaştırma paketine dahil edilmesini istediği diğer önemli talep ise Pentagon için talep edilen 67 milyar dolarlık acil durum fonu.
Beyaz Saray bu fonun, Afrika’daki Ebola salgınıyla mücadele ve artan yakıt ve gübre maliyetleri ile Trump’ın küresel gümrük vergilerinin ABD ihracatına etkileri nedeniyle zorluk yaşayan çiftçilere yönelik yaklaşık 20 milyar dolarlık yardımla birlikte paketlenmesini istiyor.
Birkaç Cumhuriyetçi senatör, Trump ile yapılan toplantının ardından ek savunma bütçesini geçirme stratejisini görüşmek üzere Kongre binasında Savaş Bakanı Hegseth ile bir araya geldi. Senatör John Hoeven, Bakan Hegseth ile ek bütçe üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker’ın da Hegseth ile ek askeri fon ihtiyacı konusunda görüştüğü bildirildi.
Demokratlar ise Trump, İran ile olan çatışma için Kongre’den yetki almadığı sürece acil durum savunma harcamalarına oy vermeyeceklerini açıkça ifade ediyor.
Demokrat senatörler daha önce çatışmayı sona erdirmek için 11 kez İran savaş yetkileri tasarısı yönünde oy kullanmıştı.
Senato Ödenek Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Senatör Patty Murray, Trump’ın acil savunma fonu talebine tepki göstererek, “Ailelerin geçinmesine yardımcı olacak hiçbir şey yapmak yerine, vergi mükelleflerinden faturayı üstlenmelerini ve denizaşırı ülkelerde savaş yürütmesi için kendisine milyarlarca dolar daha vermelerini istiyor” dedi.
Trump, 10 Haziran’da Cumhuriyetçi milletvekillerinden 350 milyar dolarlık savunma fonunu bütçe uzlaştırma süreciyle “derhal” ilerletmelerini talep etmişti.
Cumhuriyetçi senatörler ise bir bütçe uzlaştırma paketine dahil edilecek savunma fonunun, harcama kesintileriyle dengelenmesi gerekip gerekmediği konusunda bölünmüş durumda.
Seçim bölgesinde risk altında olan bazı Cumhuriyetçiler, seçimlerden sadece birkaç ay önce popüler programlarda yapılacak kesintiler nedeniyle zorlu oylamalarla karşı karşıya kalmaktan kaçınmak istiyor.
Senato Cumhuriyetçi liderlik ekibinin danışmanlarından Senatör John Cornyn, SAVE America Act ve savunma fonunun seçimlerden önce bütçe uzlaştırma süreciyle geçirilmesi fikrine sıcak bakmadığını belirterek, “Bunu uygulanabilir görmüyorum. Bütçe tahsisatçıları bundan nefret ediyor çünkü para tahsis etme yetkisini ellerinden alıyor. Bu noktada çok fazla zorluk yaratacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.
ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.
Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.
Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.
Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.
Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.
San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.
Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.
Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor
Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.
Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.
Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.
Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.
Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.
North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.
San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.
Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor
Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.
San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.
Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.
San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.
Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.
UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.
Amerika
ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.
ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.
Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.
Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.
Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.
Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi
JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.
Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.
Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.
Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.
Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.
Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.
Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı
ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.
ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.
Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.
Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.
İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.
Amerika
Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.
Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.
Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.
Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.
Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.
Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.
Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.
Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”
6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.
Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.
Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”
Küba lideri şöyle konuştu:
“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”
Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.
Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını1 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor











