Amerika
ABD’de tüketim harcamalarını en zengin yüzde 10 sürüklüyor

ABD Başkan Donald Trump’ın ekonomisi, göreve döndüğü ilk yılında beklentileri aştı ama bu durum esas olarak Amerika’nın en zengin haneleri için geçerli.
Royal Bank of Canada’ya göre, ABD’deki en yüksek gelirli yüzde 10’luk kesim, 2025’in ilk yarısında 20,3 trilyon dolar harcadı ki bu rakam, diğer herkesin harcadığı 22,5 trilyon dolara neredeyse eşit.
Bu harcamalar, canlı borsa, yüksek emlak fiyatları ve zenginlerin sağlam ücret artışları tarafından tetiklendi. Bank of America, en yüksek hesap sahiplerinin geçen yıl net maaşlarının yüzde 4 arttığını, daha yoksul hanelerin gelir artışının ise sadece yüzde 1,4 olduğunu belirtiyor.
Bu harcama gücü, Trump’ın ekonomisini canlı tuttu. Ticaret Bakanlığı Salı günü, kişisel tüketimdeki artış sayesinde ABD’nin üçüncü çeyrekte %4,3 gibi göz alıcı bir oranda büyüdüğünü bildirdi. Başkan bunu “Trump Ekonomik Altın Çağı tam gaz devam ediyor” olarak nitelendirdi.
Fakat bu güçlü rakamlar, zenginlerin büyümeyi ne ölçüde yönlendirdiğini gizliyor. Manhattan’dan Güney Florida’ya kadar iş dünyası liderleri geleceğe iyimser bakarken bu görüş çoğu seçmen tarafından paylaşılmıyor.
Anketlerde, Amerikalıların çoğunluğu, artan yaşam giderleri ve zayıflayan işgücü piyasasının baskısı altında zorlandıklarını söylüyor. Boston Federal Rezerv Bankası, düşük gelirli tüketicilerin kredi kartı borçlarının pandemi öncesine göre “önemli ölçüde” arttığını belirtiyor.
Büyüme ve varlık fiyatları yükselirken, Trump’ın onay oranları düşüyor. Bazı müttefikleri için bu durum şaşırtıcı.
Ekonomist Stephen Moore, eski Trump danışmanı, “Geçim konusundaki tüm tartışmalar beni şaşırtıyor. Şu anda ekonomi gerçekten çok güçlü olduğu için bunu tam olarak anlayamıyorum. Eğer son altı aydaki eğilim devam ederse, Demokratların ekonominin iyi olmadığı yönündeki söylemini sürdürmesi giderek zorlaşacak,” iddiasında bulunuyor.
Kuşkusuz, genel olarak sağlıklı bir ekonominin geleneksel özelliklerinin çoğu mevcut. Wall Street bankaları ve hukuk firmaları için işler çok iyi gidiyor ve yatırımcılar, yeni bir milyarderler nesli yaratan riskli yapay zeka girişimlerine yüz milyarlarca dolar yatırıyor. Bir tahmine göre, birleşme ve satın alma faaliyetleri 2025 yılında 2,3 trilyon dolara ulaşacak; bu, geçen yılın rakamına göre yüzde 49’luk bir artış anlamına geliyor ve bu artışın faydaları orantısız bir şekilde yüksek net değere sahip yatırımcılara akıyor.
Şirket kârları, önceki üç ayda bildirilen 6,8 milyar dolarlık artıştan sonra, üçüncü çeyrekte 166 milyar doların üzerinde bir artış gösterdi.
Lüks oteller, İsviçre saatleri ve premium kredi kartları, tüketici anketlerinden gelen olumsuz sinyallere rağmen güçlü talep görmeye devam ediyor.
Goldman Sachs’ın büyük banka yatırım araştırma birimini denetleyen genel müdür ve ortağı Richard Ramsden, bu ayın başlarında gazetecilere verdiği demeçte, bankaların ve varlık yönetim şirketlerinin liderlerinin ABD’nin sağlam bir temele sahip olduğuna inandıklarını ve zenginlerin mali durumunun iyileşirken yoksulların mali durumunun kötüleştiği anlamına gelen K şeklinde ekonomiye ilişkin anlatının “verilerle desteklenmediğini” ileri sürdü.
Zengin tüketiciler daha fazla harcama yaparken, BofA’nın verileri, düşük gelirli hanelerin harcama artışının pozitif kaldığını ortaya koydu.
Ayrı olarak, S&P Global analistleri gelecek yıl tüketici harcamalarının ılımlı olmasını beklerken, ABD hanelerinin “on yıllardır güçlü” bilançolara sahip olduğunu da belirtiyorlar.
Hükümet yetkilileri, başkanın vergi politikaları daha fazla istihdam ve daha yüksek net maaşlara yol açarsa, havanın düzeleceğinden emin.
Ayrıca, yeni doğanlar için Trump markalı yatırım hesaplarının oluşturulması ve emeklilik planları için yatırım tekliflerinin genişletilmesi gibi önlemlerin, işçi sınıfı Amerikalıların Wall Street’in yükselişinden daha fazla yararlanmasını sağlayacağı umuluyor.
Trump’ın ilk döneminde baş stratejisti olarak görev yapan Steve Bannon, başkanın ekonominin nasıl büyüdüğünü “sürekli vurgulaması” gerektiğini ve daha yüksek ücretlerin, temmuz ayında kabul edilen Büyük Harika Yasa adlı yasadaki arz tarafı vergi indirimlerinden kaynaklanacağını söyledi.
Bannon bir röportajda, “Güçlü ekonomik büyüme, daha fazla ve daha iyi işler, zamlar: MAGA bunun için oy verdi, bunu bekliyorlar,” dedi.
Ekonomi mevcut gidişatını sürdürürse, bu mesaj boşuna kalabilir.
Analistler, istihdamın yavaş seyretmesi ve geçen ay yüzde 4,6’ya yükselen işsizliğin artmaya devam etmesi halinde tüketici harcamalarının zayıflayabileceği konusunda uyarıyor.
JPMorganChase Enstitüsü, özellikle yaşlı çalışanlar için bu yıl gelir artışının zayıf olduğunu ve banka hesap sahiplerinin bakiyelerinin sabit kaldığını tespit etti.
Tüketici kredi şirketlerini temsil eden Amerikan Finansal Hizmetler Birliği, bu ayın başlarında, subprime borçluların stres belirtileri göstermesi nedeniyle kredi verenlerin kredi performansındaki bozulmaya hazırlandıkları konusunda uyarıda bulundu.
Geçen hafta Manhattan’da düzenlenen Yale CEO Konferansında, Merkez Bankasının bir sonraki başkanlığı için yarışan finalistlerden biri olan Federal Rezerv Guvernörü Christopher Waller, bahar aylarından bu yana finansal uçurumun nasıl hızlandığını anlattı.
Eski St. Louis Fed ekonomisti Waller, Ziegfeld Ballroom’da toplanan şirket yöneticilerine, “Maaşlar değişmiyor. Fazlalıklar yok oldu. Banka hesapları, günlük maaş çeklerine daha yakın hale geldi,” dedi.
Buna rağmen, Trump yetkilileri, geçen yıl denetleyici olmayan çalışanlar için anlamlı bir ücret artışı gösteren son verilerden cesaret aldılar. Duygular geride kalmış olsa da, beklenenden daha güçlü bir tatil sezonu perakende satışları ve büyük perakendecilerin sağlam satış büyümesi, Amerikalıların hala sağlıklı bir şekilde harcama yaptığını gösteriyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent’in danışmanı Joseph Lavorgna, enflasyonun düşmeye devam etmesi halinde reel ücret artışının da hızlanacağını söyledi.
Lavorgna, “Bana göre bu, yüksek gelir grubuna odaklanmayan, daha geniş tabanlı ve dayanıklı bir ekonomi için bir reçete,” dedi.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









