Bizi Takip Edin

Avrupa

AB’den üye ülkelere enerji krizinde finansal risk uyarısı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, İran ile devam eden savaşın tetiklediği enerji krizinin bir finansal krize dönüşmemesi için üye ülkelere sübvansiyonları ve vergi indirimlerini sınırlama çağrısında bulundu. Komisyon, 2022’deki krizin yol açtığı yüksek enflasyon ve bütçe açığı senaryosunun tekrarlanmaması için harcamalarda koordinasyon ve ihtiyat gerektiğini vurguladı.

Avrupa Birliği (AB), İran ile yürütülen savaşın etkisiyle derinleşen enerji krizinin bir finansal krize dönüşmemesi konusunda üye ülke hükümetlerini uyardı.

Financial Times’ın haberine göre Avrupa Komisyonu; enerji sübvansiyonları, vergi indirimleri ve fiyat tavanı gibi önlemlere kısıtlama getirilmesi konusunda ısrar ediyor.

Brüksel yönetimi, kontrolsüz enflasyona ve bütçe açıklarının büyümesine yol açan 2022 yılındaki enerji krizinin tekrarlanmasını önlemeyi hedefliyor.

Mevcut durumun yaşanması halinde bu, Kovid-19 salgını ve 2022’de Ukrayna’da başlayan askeri hareketliliğin ardından AB’deki altı yıl içindeki üçüncü ekonomik kriz olacak.

AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Bu, komisyonun eşgüdümlü bir çabası” dedi. Jørgensen, ekonominin bir sektöründe meydana gelen gelişmelerin tüm topluma yayılabileceğine dikkat çekti.

AB ile ulusal maliye bakanlıkları arasında yürütülen görüşmelerde Komisyon, enerji fiyatlarındaki keskin artışı yumuşatmaya yönelik her türlü önlemde koordinasyon ve temkinli olunması gerektiğini vurguladı.

İtalya, Polonya ve İspanya gibi bazı ülkeler yakıt vergilerinde indirime giderken, diğer ülkeler devlet desteği kurallarının gevşetilmesi çağrısında bulundu. Roma yönetimi ayrıca Brüksel’in bütçe politikasını yumuşatması yönünde baskı yapıyor.

Jørgensen, Komisyonun ülkelere, kullanmak istedikleri politika araçlarını mali imkanları çerçevesinde şekillendirmeleri için teknik danışmanlık ve yardım sağladığını belirtti.

İran ile yaşanan savaş Avrupa’da petrol ve doğalgaz fiyatlarının yaklaşık yüzde 60 oranında artmasına neden olurken, dizel ve uçak yakıtı kıtlığı endişelerini de beraberinde getirdi.

Jørgensen, çatışmanın tüm olumsuz sonuçlarıyla birlikte büyük bir enflasyon riski taşıdığını kaydetti. Komiserin paylaştığı verilere göre, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk ayında AB’nin yakıt ithalatı maliyeti 14 milyar avro arttı. Avrupa’da doğalgaz fiyatları yaklaşık yüzde 70, petrol fiyatları ise yüzde 60 oranında yükseldi.

Finansal tablodaki bozulma verilere de yansıyor. AB’nin gayrisafi yurtiçi hasılası içinde kamu borcunun payı, 2019 sonundaki yüzde 77,8 seviyesinden geçen yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yüzde 82,1’e çıktı.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen ay yaptığı açıklamada, hedef odaklı kamu politikalarının enerji talebini azaltarak ve düşük gelirli haneleri destekleyerek krizin etkilerini yumuşatabileceğini belirtti.

Ancak Lagarde, “geniş kapsamlı ve sınırsız önlemlerin” talebi aşırı uyararak enflasyonu hızlandırabileceği, dolayısıyla ters etki yaratabileceği uyarısında bulundu. Lagarde, geçici, hedef odaklı ve uyarlanmış önlemlere odaklanılması çağrısında bulundu.

AB Ekonomiden Sorumlu Komiseri Valdis Dombrovskis de ulusal maliye bakanlarının yalnızca kısa vadeli olağanüstü önlemler alması gerektiği görüşüne katılıyor.

Dombrovskis; Kovid-19, Ukrayna krizi ve 2022’den bu yana artan savunma harcamalarının hükümetlerin mali imkanlarını daralttığını hatırlatarak, aşırı harcamaların ciddi finansal sonuçlar doğuracağını belirtti. Dombrovskis, “Hareket alanımızın sınırlı olduğunu vurguluyoruz, bu nedenle üye ülkelerin her türlü eylemi geçici ve hedef odaklı olmalıdır” dedi.

Reuters’ın haberine göre Almanya, İtalya, İspanya, Portekiz ve Avusturya maliye bakanları, AB İklim Komiseri Wopke Hoekstra’ya bir mektup gönderdi.

Bakanlar mektupta, İran savaşı nedeniyle artan enerji fiyatları karşısında enerji şirketlerine yönelik bir ek kazanç vergisi getirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki askeri hareketliliğin ardından 2022’de yaşanan enerji krizi sırasında da ek kazanç vergisi, gaz tüketiminde yüzde 15 indirim ve gaz fiyat tavanı gibi bir dizi önlemi hayata geçirmişti.

Avrupa

Macaristan, Ukrayna ve Moldova’nın AB üyeliği mektubuna onay vermedi

Yayınlanma

Macaristan, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin tamamının imzasıyla Ukrayna ve Moldova’nın birliğe katılımını desteklemek üzere hazırlanan ortak mektubun Avrupa Konseyi ile Avrupa Komisyonuna gönderilmesine karşı çıktı. Budapeşte’nin vetosu nedeniyle onaylanamayan taslak mektubun önümüzdeki hafta yeniden müzakere edilmesi bekleniyor.

Macaristan, Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Birliği’ne katılımını desteklemek amacıyla 27 üye ülke adına Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonuna gönderilmesi planlanan ortak mektubu reddetti.

Politico’nun konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre Kiev ve Kişinev’in katılım başvurularının bir sonraki aşamaya geçebilmesi için bu belgenin gönderilmesi gerekiyor.

Kaynaklar, Macaristan’ın mektubu desteklemeyen tek üye ülke olduğunu belirtti. Kararın onaylanması için üye 27 ülkenin tamamının rızası gerektiğinden, konunun önümüzdeki hafta tekrar ele alınacağı kaydedildi.

Daha önce Ukrayna’nın katılım müzakerelerini uzun süre engelleyen Macaristan’ın eski Başbakanı Viktor Orban olmuştu. Göreve gelen yeni Başbakan Peter Magyar ise müzakere sürecinin başlatılmasına karşı çıkmadı ancak mektup taslağında yer alan ve Kiev’in katılımına atıfta bulunan “en kısa sürede” ifadesinin metinden çıkarılmasında ısrar etti.

Magyar, Ukrayna’nın üyeliğini hızlandırmak amacıyla tüm müzakere başlıklarının aynı anda açılmasını doğru bulmadıklarını ifade etti. Macaristan Başbakanı bu tutumunu, “Kısmen, ilk başlığa ait belgelerin mürekkebi henüz kurumadığı için, kısmen de bu durum yıllardır Avrupa Birliği’ne üye olmak için çalışan Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ ve Kuzey Makedonya gibi Batı Balkan ülkelerine yanlış bir mesaj göndereceği için” sözleriyle gerekçelendirdi.

Avrupa Birliği, haziran ayında Ukrayna ve Moldova ile katılım müzakerelerinin ilk faslını resmen açmıştı. Lüksemburg’da üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen törenle başlayan süreç, farklı mevzuat ve politika alanlarını kapsayan altı tematik başlığa ayrılıyor.

Hukukun üstünlüğü, demokratik kurumların işleyişi ve kamu yönetimi gibi temel konuları içeren ilk başlığın açılması, hazırlık aşamasından üyelik koşullarına ilişkin pratik çalışmalara geçişi temsil ediyor.

AB’nin Ukrayna Büyükelçisi Katarina Mathernova, Kiev’in 2030 yılına kadar birliğe katılabileceğini ancak nihai takvimin Ukrayna makamlarının yasal ve kurumsal reformları tamamlama hızına bağlı olacağını açıklamıştı.

Mathernova, müzakerelerdeki 33 başlığın tamamının bu yaz açılabilmesini umduğunu da sözlerine eklemişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Çekya’da NATO zirvesine kim katılacak krizi

Yayınlanma

Çekya Başbakanı Andrej Babiš, ülkesinin cumhurbaşkanının önümüzdeki ay Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine katılımını engelledi.

Bu durum, Prag’ı yurtdışında temsil etme yetkisine kimin sahip olduğu konusunda anayasal bir tartışmaya yol açtı.

Eski bir NATO komutanı ve Ukrayna’nın sadık bir destekçisi olan Cumhurbaşkanı Petr Pavel, salı günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının yetkilerini ihlal eden ve “benzeri görülmemiş ve son derece talihsiz bir adım” olarak nitelendirdiği bu durumla ilgili olarak anayasa mahkemesine başvuracağını söyledi.

Bu çatışma, Pavel ile Babiš arasındaki iktidar mücadelesinde yaşanan en son tırmanışı işaret ediyor.

Trump’ın da müttefiki olan milyarder başbakan Babiš, Çek vatandaşlarının Ukrayna’nın silah masraflarını karşılamasına karşı kampanya yürüttükten sonra aralık ayında yeniden göreve dönmüştü.

Pavel, 2023’teki cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Babiš’i mağlup etmişti. Fakat Babiš, geçen yıl ANO partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından koalisyon hükümetinin başında yeniden iktidara gelmişti.

Prag’daki bu gergin ortak yaşam ortamına rağmen Pavel, NATO zirvesindeki temsil konusunda hükümetle “aylarca sürecek kamuoyu önünde tartışmaları” önlemek için defalarca çaba gösterdiğini belirtti.

Her ikisinin de Ankara’ya gidebileceğini, kendisinin gayri resmi bir akşam yemeğine katılmakla yetineceğini, resmi müzakereleri ise Babiš’e bırakacağını önerdi.

Pavel şunları söyledi:

“Bu anlaşmazlık aslında tek bir dış toplantıdaki tek bir koltukla ilgili değil. Bu, cumhurbaşkanını, silahlı kuvvetlerin başkomutanını ve eski bir NATO yüksek temsilcisini, Çek Cumhuriyeti’nin ve vatandaşlarının güvenliği yararına hayat boyu edindiği uzmanlığını kullanabileceği bir zamanda ittifakın zirvesinden dışlamak için hükümetin bilinçli olarak aldığı bir kararla ilgilidir.”

Pavel, Anayasa Mahkemesi’nden zirveye katılım konusunda kimin karar verebileceğini netleştirmesini ve hükümete cumhurbaşkanını engellememesini, bunun yerine onunla işbirliği yapmasını emretmesini istedi.

Ayrıca, Çek cumhurbaşkanlarının sağlık sorunları nedeniyle bir kez hariç, son 20 NATO zirvesinin 19’unda ülkeyi temsil ettiklerini de belirtti.

Pavel salı günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Bu gelenek herhangi bir nedenle değişecekse, bu yine müzakereler ve mutabakat yoluyla gerçekleşmeli, hükümetin tek taraflı bir kararıyla değil. Başbakan Andrej Babiš geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanının kendisinin üstü olmadığını söyledi. Bu konuda haklı. Ben sadece bunun tersinin de geçerli olduğunu eklemek isterim.”

Babiš, dışişleri ve savunma bakanlarıyla birlikte Ankara’ya gelmeye hazırlanıyor. Çek lider, Prag’ın NATO savunma harcamaları hedeflerini tutturamaması nedeniyle ABD başkanının öfkesinden kaçınmak için Trump’a olan yakınlığına güveniyor.

Babiš geçen ay Financial Times’a verdiği demeçte, hükümetinin bu yıl GSYİH’nın yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini “muhtemelen” tutturamayacağını ama bölgedeki ABD başkanını açıkça destekleyen son liderlerden biri olmanın “avantajına” güvendiğini söylemişti.

Çek başbakanı, Ukrayna’yı silahlandırma konusunda da daha az kararlı bir tutum sergiliyor. Oysa Pavel, 2024 yılında Prag öncülüğünde Kiev’e top mermisi sağlayan uluslararası bir girişimin başlatılmasına yardımcı olmuştu.

Babiš, projeye finansman sağlamayı durdurdu ve projeye katılan ülke sayısı geçen yıldan bu yana yarı yarıya azaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Aşırı sıcaklar Avrupa genelinde uyarıları artırdı

Yayınlanma

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın birçok ülkesini etkisi altına alırken, Fransa, İspanya ve İtalya’da yetkililer alarm seviyelerini yükseltti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, son beş günde ülkede 40 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı. Bazı ülkelerde okullar ve belirli işyerleri faaliyetlerini durdurdu.

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın çeşitli ülkelerini etkisi altına alırken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu salı günü yaptığı açıklamada, ülkede son beş gün içinde 40 kişinin aşırı sıcakların yaşandığı dönemde boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.

Avrupa’daki birçok ülkenin yetkilileri tehlike uyarıları yayımlarken, bazı okullar ve işyerleri faaliyetlerini durdurdu.

Dünya Meteoroloji Örgütüne göre Avrupa kıtası, küresel ortalamaya kıyasla iki kat daha hızlı ısınıyor. Bu durum, uzun süreli sıcak hava dalgalarının daha sık görülme olasılığını artırıyor.

Meteorologlar, mevcut sıcak hava dalgasının “omega blokajı” olarak bilinen atmosferik basınç sistemiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Adını şeklinin Yunan alfabesindeki omega harfine benzemesinden alan bu yapıda, yüksek basınç merkezinde sıcak hava bulunurken iki yanında daha serin hava kütleleri yer alıyor.

Meteorologların aktardığına göre bu durum, Batı ve Orta Avrupa üzerinde sıcak havanın hapsolduğu bir “ısı kubbesi” oluşturdu. Hapsolan sıcak hava nedeniyle sıcaklıklar her gün daha da yükseliyor.

Meteo France verilerine göre Fransa’nın neredeyse tamamında sıcak hava uyarısı yürürlükte bulunuyor. Ülkenin batısındaki bazı bölgelerde sıcaklığın 43 dereceye kadar çıkması bekleniyor.

İtalya Sağlık Bakanlığı, 15 kent için en yüksek alarm seviyesini ilan etti. Ülkedeki bazı üretim tesislerinde çalışmalar durduruldu.

Birleşik Krallık Meteoroloji Servisi, salı günü İngiltere’nin güneyinde sıcaklığın 37 dereceye ulaşacağını ve sonraki iki gün içinde daha da yükseleceğini öngördü.

Kuruma göre bu durum, haziran ayı için yeni bir sıcaklık rekoruna yol açabilir.

İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı ise bazı bölgelerde kırmızı alarm ilan etti. Bu bölgelerde hava sıcaklığının 44 dereceye kadar yükselmesi beklenirken, Andujar belediyesinde pazartesi günü sıcaklık 45 dereceyi aştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English